28 Aralık 2005

firari

firar etmek gerekir bazen..
gizli olmasa da,
herkes bilse de,
gözler önünde olsa da,
yine de firar etmeli..
yediği katıktan,
içtiği sudan,
okuduğu hayattan,
konuştuğu dilden,
duyduğu kinden,
evvelinden, sonrasından..
belki iki kişilik bi firar olur ama firar olmalı..
mukadder emirlerden uzaklaşmak için firar etmeli..
kolay iş değildir öyle firar etmek.
sıkı yürek gerekir.
sevenlerini, nefret edenlerini, üzülenlerini, üzenlerini hepsini
arkada bırakmaktır..
bi gecelik dahi olsa her şeyden kurtulup kendin için yaşamak..
firar etmek öyle sanıldığı gibi bedeni alıp uzaklaşmak da değildir sadece..
yorganını bi geceliğine kafana çek, hayata kıçını dön ve kendini düşünerek uyu..
var mı daha büyük firar?
hadi be git işine diyorsun değil mi?
hiç denemedin çünkü.
kendinle yüzleşmeye cesaret edemedin mi yoksa?
bağır hadi. avazın çıktığı kadar bağır.
sesini duyup yanına gelen kaç kişi var?
kaç tane canın var?
neşelendiğinde de, kederlendiğinde de hep yanında olan?
üçüncü bacağınmış gibi sana destek olup düşmeni engelleyen?
annen mi?
baban mı?
kardeşin mi?
amcan, dayın, halan, teyzen mi?
ne acı. hepsi geçici değil mi!
anneyle babanın görevi sana bekçilik etmek değil. tek görevleri seni büyütmek.
düşüş kalkışlarından sen sorumlusun her zaman. zaten erkenden gitmiyorlar mı ki?
kardeş desen nereye kadar yardım edebilir?
senden çok daha güçlü değil ki.
diğerlerine değinmiyorum bile.
şimdi firar etmeden önce bir kere daha düşünmeye başladın galiba
yok demek öyle bir şey.
firar edememek korkaklık demek ki.
dedim ya. firardan ne anlıyorsun ki.
en fazla bedenini alıp gidersin
korkup kaçan küçük böcekler gibi
yanılıyor muyum?
bedeninin yanında kafanı da götürüyorsun demek ki
aferin bekliyorsun demek ki şimdi de
aferin yerine affedin demen gerekir.
ben de kim mi oluyorum.
"sen"im ben.
belki biraz da "o"yumdur.
azıcık da "şu"nu ekleyelim.
şimdi de kendimle çelişmekle suçlanıyorum demek ki.
önce firar et deyip ardından da korkak diyorum firarilere..
sadece bedenen uzaklaşıp da firar ettim diyelere diyorum onu.
firar gerekli..
ufak firarlar..
anlık kayboluşlar..
hani kalbinin bi kasılışı senin içinse gevşemesi onun için ya..
onunla birlikte tek ruh olarak firar etmek lazım..
çaktırmadan götürmek gerek iki ruhu birlikte
iyi seçmek gerekia ikinci ruhu
öyle çok temiz olmamalı
kirlenmiş de olmamalı
zaman zaman birlikte kirlenip sonra birlikte arınmış olmalı..
çok körpe olmamalı ki seni taşıyabilsin..
çok yaşlı da olmasın ki taşırken kırılmasın..
sakın ha! yabancı olmamalı,
tanıdık, bildik ruh olmalı
bilmedik bi yolda nasıl gözlerin kapalı gidemezsen bilmedik ruhla da
huzura eremezsin..
ne güzel çayır çimen gözüküyor değil mi?
iki adım daha at bakalım
çekinme, yürü hadi
görmüyor musun ne kadar güzel etraf
çimenler rüzgarla birlikte dalgalanıyor,
papatyalar sanki hep birlikte sirtaki yapıyorlar,
nergisler yine sürmüşler parfümlerini,
ya ağaçlara ne demeli..
heybetli kollarını açmışlar, gel salıncaklarımda sallan diyorlar sanki
hele o ayçiçekleri, tsm korosu gibiler
günaydınım, nar çiçeğim...
hadi at sıradaki adımını
evet çok güzel,
bi adım daha.
oldukça başarılı.
korkunu yeniyorsun değil mi?
firarın güzelliğini gördün değil mi?
koş hadi ne duruyorsun ki?
hızlı koş
aman yakalanma
uçarcasına git.
*bum*
hadi şimdi de koşsana
koşamıyor musun?
nefes bile alamıyor musun?
demek söylenenleri bile duyamıyorsun.
gözlerin de görmez oldu demek.
korkacak bir şey yok.
ölmedin.
sadece mayına bastın
evet bacağının teki koptu.
ağır yaralısın. nefes alamaman gayet normal.
kulak zarın da patladı sanırım.
gözüne giren parçacıklar yüzündendir görememen de.
gözüne bir şey girmemişse bile başından süzülen kanlardan göremezsin zaten.
keşke gitmeseydin değil mi?
aldanmasaydın
yüzünü temizle de patlamadan sonra etrafı gör
çimenler gitti tabi ki.
bir iki tane yapraksız papatya kalmış olabilir,
salıncaklar ağaçlarla birlikte yandı
küllerle oynamayı seversen sürünebilirsin hala oraya doğru.
ay çiçekleri de "günaydınım"dan "makber"e geçti
merak etme o burun kıvırdığın
burun kıvırmana rağmen her türlü kıvrımını,
girintisini, çıkıntısını bildiğin ruh sana yardım eder
biraz bekle. gelecektir.
hep gelmedi mi?
daha önce traş olurken yüzünü kestiğinde,
düşüp bileğini incittiğinde,
ayağını masaya çarptığında,
en kötü kabusundan uyandığında hep yanında değil miydi?
babanı hakka yollarken de o yok muydu?
peki anacığını uğurlarken?
ilk maaşını aldığında sevinçle kime koştun?
kocaman sarılıp, başını sıcacık koynuna yasladığında
zaman dursun istediğin nasılsa koşar yanına
peki hak edecek ne yaptın desem?
çok sevdim dersin değil mi?
ama sevgi kaşrılık beklenmeden olmalı
kendi kendine doğmalı
isa gibi doğmalı, muhammed gibi son olmalı..
sahte peygamberler gibi durup durup türememeli.
evet evet şimdi de imamcılık oynuyorum
hep doktorculuk oynanmaz ya.
biraz imam, biraz öğretmen, biraz öğrenci, biraz serseri, biraz polis,
biraz da firari olmalı
ama bunlardan bir şey olurken akıllı olmalı.
orospu da olsan kaliteli ol derdi baban hatırlıyor musun?
firari de olsan kaliteli ol.
bilmediğin yerlerde saklanamazsın.
en iyi bildiğin yerde ol.
en iyi bildiklerinle ol.
hiç mi amerikan filmi izlemedin?
peki ya ucuz roman?
sıkıştığında güvendiklerinden başka kim kurtaracak seni?
güvendiklerin kim peki?
annen mi?
baban mı?
kardeşin mi?
amcan, dayın, halan, teyzen mi?
ne acı. hepsi geçici değil mi!

son vapur gitmeden koş hadi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür