23 Haziran 2005

yov yov ben suzinem.. yov

road runner, bugs bunny, sylwester ve tweety
tazmanya canavarı, dafidakla ileri
saçıma yüzüme her yerime
şampuanım benim arkadaşım
yıkanırken oynayacağım
jöle sürdüm havalandım
parfüm sıktım kokulandım
parfüm, jöle, şampuan
ben onlarsız yapamam...
bizim için...

ışın kılıcım nerde

22 Haziran 2005

ispanyolca2

Y nerede? = ¿Dónde está ...?(tekil) / ¿Dónde están ... ?(çoğul)
Y'ye nasıl gidebilirsin? = ¿Por dónde se va a ... ? veya ¿Cómo puedo llegar a ... ?
Haritada nerdeyiz? = ¿Dónde estamos aquí en el mapa?
Uzak mı? Buraya yakın mı? ¿Está lejos? ¿Está por aquí?
y için bakıyorum = Busco ...
Nerden taksi(otobüs)ye binebilirim? = Dónde puedo coger un taxi (un autobús)?
Kayboldum. = Estoy perdido (bayanlar için perdida)
İspanyolcadan pek anlamıyorum =
No entiendo bien el español
Lütfen daha yavaş konuş =
Hágame el favor de hablar más despacio.
İngilizce konuşabilen kimse var mı? =
¿Hay alguien que hable inglés?
kuzey, doğu, batı, güney =
norte, este veya oriente, oeste veya occidente, sur

ispanyolca1

1. uno
2. dos
3. tres
4. cuatro
5. cinco
6. seis
7. siete
8. ocho
9. nueve
10. diez
11. once
12. doce
13. trece
14. catorce
15. quince
16. dieciséis
17. diecisiete
18. dieciocho
19. diecinueve
20. veinte
21. veintiuno
22. veintidós
23. veintitrés
24. veinticuatro
25. veinticinco
26. veintiséis
27. veintisiete
28. veintiocho
29. veintinueve
30. treinta
31. treinta y uno
32. treinta y dos
33. treinta y tres
40. cuarenta
41. cuarenta y uno
42. cuarenta y dos
50. cincuenta
60. sesenta
70. setenta
80. ochenta
90. noventa
100. ciento
101. ciento uno
102. ciento dos
103. ciento tres
110. ciento diez
199. ciento noventa y nueve
200. doscientos
201. doscientos uno
202. doscientos dos
203. doscientos tres
251. doscientos cincuenta y uno
252. doscientos cincuenta y dos
300. trescientos
400. cuatrocientos
500. quinientos
600. seiscientos
700. setecientos
800. ochocientos
900. novecientos
1.000. mil
2.000. dos mil
3.000. tres mil
3.333. tres mil trescientos treinta y tres
1,000,000. un millón
1,000,000,000. mil millones

tango

arjantin insanlarinin düğünlerde toplanıp "gel dayıoğlu, biz biliyoz da mı oynuyoz"(tabi ispanyolca
söyleyince siz de karizmatik bişey dediğini sanıyorsunuz) demesinin akabinde karşılıklı olarak
sarılıp ayrılamamalarının -yine anlamadığımız için- karizmasıdır. Arada sırada bacaklarına filan
tekme atarlar ve "oo kayınço"(gancho) diye kahkahalar savururlar düğün salonunun ortasına. İlerleyen saatlerde sıkılmaya başlayan çift birbirine türlü şakalar yapar. mesela en sık yapılanlardan biri karşındakini kandırıp "aha aha ha ha nasıl kandırdım" demek için yapılan harekettir. bunun yapılması durumunda dans eşiniz "kandırmaya çalıştın ama aha ben de böyle yapar toparlarım"(boleo) der. diğer bir şaka unsuru ise kısaca "soktum ayağımı cart diye araya" (sacada) olarak tabir edilen bir nevi çelme takma hareketidir. evet çelme takmaktır asıl kasıt fakat alkol ve yorgunluğun etkisiyle bir türlü adam akıllı tutturamaz ve eşlerini düşüremezler

sorarım sizlere; hepimiz bir dayıoğlu, kayınço, birader, hemşeri değil miyiz zaten şu fani hayatta..?

milango vs. milonga

milonga'nın dans klüplerinde, balo salonlarında vs (profesyonelce) olduğunu
biliyoruz. ama bilmediğimiz birşey var o da milangonun aslında yanlış bir
söylem olmadığı, böyle bir şeyin gerçekten varolduğudur. eski dönemlere
bakarsak (bkz: lale devri) dans gecelerinin ihtişamlı saraylarımızın
bahçelerinde, balo salonlarında yapıldığını görürüz. lakin burjuvaziden
uzak, halk çocuğu insanların böyle ortamlara girebilmesi imkansız gibidir.
onlar da bu "milonga"lara alternatif olarak "milango"lar düzenlemeye
başlarlar kendi aralarında. bu "milango"lar kulübelerinin bahçelerinde,
apartmanlarının bodrumlarında ve hatta evlerinin salonlarında; küçük
ortamlarda samimice düzenlenirdi. öyle ki insanlar bermuda ve sandaletle
bile katılabilirlerdi isterlerse. tabi ki buralarda "milonga"ların ihtişamı,
gösterişi, yüksek kalitesi yoktu lakin "milango"larda yakalanan samimiyet ve
eğlence hiçbir sarayda yakalanamamıştır. insanlar dans etmenin yanında
oturup bi bardak çaya bisküvi banıp, simitin içine peynir koyarak yerken öte
yandan birbirleriyle kaynaşıp dostluklar kurarlardı. belki müzik imkanları
çok iyi değildi fakat hepsi eğleniyordu. dans gecesinden ziyade dans
hakkında toplanmak da denebilirdi ama hepsi bildiklerini tekrar edip
birbirlerinden yeni şeyler öğrenebiliyordu. çünkü aralarında sahte samimiyet
ve gösteriş merakı yoktu. bağdaş kurup yere oturabilirlerdi birlikteyken.
bu kadar avamlık tangonun ruhuna ters diyebilirsiniz fakat tangonun doğuşunun
bir bar fahişesi için iki erkeğin yaptığı bir tür düello varsayımını
hatırlatmak isterim.

hoooo

blog blog blog