31 Aralık 2008

kayalarım vaar


aysun kayacı güzel kadın mı değil mi bilmiyorum ama çok hoş olduğu kesin. benim için.
allah sahibine bağışlasın diyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum
(o da hani bana hani bana demiiiş...)

cemiyet

geldi güzel haber
dün ufak çaplı fiyaskodan sonra bugün daha büyük çaplı bir fiyasko mu olacak derken övgüyle kabul edildim koroya.
dünkü thm korosu çalışması iptalmiş ama haberim yoktu. gidip döndüm kös kös. nota eğitimine filan yeni başlayacaklarmış. illa ki alınırım oraya diye düşünüyorum. tanburla olmazsa yaylı tanbur veya sesle katılırım.
tsm korosuna ise tanburla iştirak edeceğim.
biraz çaldıktan sonra söylemesine göre şef erhan bey tınımı beğenmiş. aralarında görmek istermiş.

tangodan da güzel övgüler aldım. acayip bir ego tavanı yaşıyorum son günlerde. biri beni durdursun anacım. ya da durdurmayın. şahane gaza geldim, koşarak gidiyorum isteklerim doğrultusunda
elleşmeyin hiç

30 Aralık 2008

1 2 son 2 3 4

odamın camı karla örtülmek üzere
sadece 2 kat kaldı. kar seviyesi 2 kat daha yükselirse camdan atlıyorum

29 Aralık 2008

ebruli

yakında ebruli oyuncular olarak ebru abilere baskına gitmeyi düşünüyoruz
kaç kişi oluruz bilmiyorum ama hiç kimse gelmezse bile 3 kişi gideriz

ebruli ne ayak diyenler için yıllar önce yaptığımız site geliyor: www.yedakickbox.com/ebruli şimdilik çalışmıyor. kodlamasında hata var ama 1-2 haftaya kadar -üşenmezsem- bakar düzeltirim.
çalışmayan şeyi niye yazdın demeyin. sonra yazmayı da unuturum. unutkanlık üzerine ynei bi hayat kurayım diyordum onu da unuttum
şimdi de tarkandan geliyor... unutmamalı o güzel günleri anılarla gönülleri hoş tutmalı...

beyazıt

her yer kar oldu baa
yarına kadar devam ederse camın önüne kadar kar dolacak sokaklar

28 Aralık 2008

vay anasını be

uzun sürdir geçmediği gibi güzel bir gün geçti
4-5yıl önceki gibi tangojeande kahvaltıyla başlayıp 8 saat dans ettim.
sağ olsun derya diye birisiyle tanıştım. 4-5tandalık dans ettik kendisiyle. genç gösterdiğimi söyledi. (tam ömrümün baharındayken 18-19 yaşında sanıldım. iyi bişey tabii)
onun haricinde de epey insan tanımışım be bu kadar yılda. sürekli birileriyle selamlaşmak garip geldi. çok zamandır olmuyordu.
daha da güzel bir haber var aslında ama onu önümüzdeki günlere saklıyorum. belki de günün güzel geçmesinin asıl sebebi kendisi olabilir.

aç ve yorgun olarak çıkıp eve dönerken mköyde tükürük köfte yedim. güzeldi. belki de ben çok açtım. tam olarak hatırlamıyorum. hala açım, yorgunum, uykusuzum, tanburumun düzgün eşiği yok.
vay be. kederlendim şimdi bunları yazınca. n'olcak benim tanbur be blogosfer?

nedir bu? kimdir bu? nasıl bir şeydir bu? nasıl biridir bu? şey midir kişi midir bu?
hepsi yakında açıklanacak. sabredin ey kitlem.

kaçın

şimdi ana sayfayı açınca gördüm
birisi ha koçuma delisi yapmış beni.
zillere basıp kaçmasanıza çocuklar

yorgunum dostlarım yoruldum artık
hemen yatıp yere uyuyorum artık

bülbül

dede efendi'de özer hoca şarkı söylerken ben de kendi çapımda söylüyordum. dinleti bittikten sonra yanımdaki beyefendi önce önümüzdeki ayın programını sordu sonra da "sesiniz çok başarılı" dedi. beni ne haddime deyince de "yok yok benim kulağımdan kaçmaz, gayet güzeldi" dedi.

hayatımda ilk defa sesime dair övgü aldım.
kesinlikle sesini kullanamayan biri için nasıl bir mucize iltifattır anlatamam.

sesim güzelmiş lan blog. hep söylerim artık. aldım gazı
saana düüün biiirrr teepedeeenn baakdımm aziiizz ııısstanbuuulll

dön baba dönelim

çok garip gündü. iyi mi kötü mü anlamadım
uykusuzluk alt yapı yaptı, kahvaltısız başladı, çok verimli tanbur dersiyle ilerledi, öğle yemeksiz devam etti, yahya kemal ile gelişti, sesim ile renk buldu, dergi ile çözüldü, sırasıyla tren ve vapurla kaçtı, haydarpaşa'dan meydana kadar taksi bulamayarak karardı, altunizade'de patlayan eşikle söndü, 2.güzel konserle şenlendi, yurdal abi ile zenginleşti

yat zıbar özgür

25 Aralık 2008

buuzz gibi soğuuk sudan iiçeenn

oha lan otopark tamamen buz kaplıydı
çüşkolik

24 Aralık 2008

meri kırismıs

kendime fevkalade bir hediye hazırlıyorum.
yılbaşına yetişir mi bilmiyorum ama bişeylerin başıyla yakın münasebette bulunacağım kesin.
haydi hayırlısı

denizleri aş da gel

geçen gece deniz'de kaldık.
deniz, melis, selin, ben.
epey uzun süredir görüşmemişliğin görgüsüzlüğüyle hayvanlar gibi geyik ve dedikodu. sabah yatıp sabah kalktık. üstüne bir de hastalık öncesi kırgınlık gelince dün akşamüstü yatıp akşam kaltım. sonra akşam yatıp sabah kalktım.
niye söyledim, konu nerden açılmıştı hatırlamıyorum ama nerde okuduğumu unuttuğum enfes şahane bir sözü de yazayım tam olsun: "Her 10 erkeğin 9'u iri göğüslü kadınlardan; 1'i ise diğer 9 erkekten holanır."

22 Aralık 2008

olmaz olmaz bu iş olamaz

Her güzele koşma demedim mi?
Her tatlı söze kanma demedim mi?
Aldatır seni inanma demedim mi?
Olmaz, olmaz bu iş olamaz

Bu kadar çapkın olma demedim mi?
Göğsünü böyle açma demedim mi?
Gözler manalı süzeme demedim mi?
Çalım satma bu iş olamaz
Hiç yalvarma bu iş olamaz

El oğlu bakmaz gözün yaşına
Ne işler açar sonunda başına
Kimseler koşmaz imdadına
Pişman olur dönersin bana

(Fatma Fikret Şeneş)

20 Aralık 2008

sazvesoz.net

yeni sayımız ocak ayında çıkabilecek.
okan'ın babasına acil şifalar diliyorum

dediler

son 2-3 gündür bi dedelik geldi bana
hatta imkanım olsa çile dolduracağım da maalesef o kadar lükse sahip değilim.
tanbur, notalar ve ufak bi müzik çalarla azıcık da katık versinler yeter.
çok melankolik ve ergen gelebilir ama günün birinde tanbur çalabilmekten başka hayalim yok çok uzun süredir.
bugün kafaya koydum, borç harç bi şekilde yeni tanbur yaptıracağım. 1-2 haftaya giderim özgür abi'ye.
isteyenlere banka hesap numaramı verebilirim.

ohyşş

halam muazzam bi ganimet yollamış
özel börek, kek, başka börek
3 torba
camış gibi yerim artık
gelsin sodalar

19 Aralık 2008

ay! cacik dokuldu

tam bir denyo gibi az önce fark ettim ki ayça'nın da blogosferi varmış.
mal gibi diyorum çünkü 2007den beri varmış

not: parlak yeşiller okunmuyor bacım

tarço

ilerde bi gün sokakta filan çocuk bulur da alırsam adını tarçın koyabilirim gibi bi his var içimde

tchaikovsky

fazla çay içmek iyi değilmiş
mideyi bozarsınız alimallah

tarçın güzel

18 Aralık 2008

sun

sabah çıktığımda sokak ay ile aydınlanıyordu.
eve girdiğimde yine ay ile aydınlanıyor.
bütün gün yorucu ama oldukça da güzel geçti.
2 anaokulunda 3 sunum, sahilde balık ekmek (yıllar sonra ilk defa kılçıksız balık ekmek yedim), çişimiz olmasına karşın yolun ortasında serkan'la 1,5saat kadar konuştuktan sonra memo'nun gelmesi ve onunla da 1 saate yakın muhabbet etmek.
bunların üzerine yeda için de verimli bi toplantı oldu. daha ne olsun
anam ağladı

14 Aralık 2008

hamamcı

hamam gittik bugün
ercan amca, erdem, onur ve orçun vardı.
orçun'un ilk tecrübesiydi ama müdavim olacak potansiyeli gördüm kendisinde.
temizlik bakımından çok temiz hissi uyandırmadı ama mimarisi güzel. büyükçene.
yakın zamanda tekrar gitmeli.
ayrıca erdem'in ve orçun'un "kese"lerine bereket demeyi de eklemek durumundayım.
kesenize bereket lan.

13 Aralık 2008

duygular dönüştü söze

Erenler zehir getirin, bal ilen öldürmen beni
Bağrıma diken batırın, gül ilen öldürmen beni

Yar diyerek yana yana, can teslim ettim canana
En yakınım kıysın bana, el ilen öldürmen beni

Hiçlik aleminde mestim, varlık sevdasını kestim
Yokluk benim eski dostum, malınan öldürmen beni

Bir aşktır düştü özüme, yanarım kendi özüme
Leyla görünüp gözüme, çöl ilen öldürmen beni

Duygular dönüştü söze, yanık seda işler öze
Dertli dertli vurup saza, tel ilen öldürmen beni

Hüdai'yim daldım gama, saldı beni demden deme
Asın, kesin, yüzün ama dil ilen öldürmen beni
(Aşık Hüdai)

gönül

Gönlümün ezhar içinde gül gibi dildarı var
Neyleyim her sevgisinde bir yığın ağyarı var
Gül sevenler katlanır hârın dilazâr cevrine
Her gülün bir goncası, her goncanın bir hârı var
(Fehmi Tokay)

mandalina kasa

dün gitar çaldı burçin abi.
yeni gitar
yıllardır hayal ettiği gitar.
çalmakla kalmayıp gitarı almış da.
ciscillop ibanez art serisi(ndenmiş) archtop gitar almış.
manyetik vs gibi değişikliklerini de tamamlamak üzere.
çook mutlu oldum çoook

11 Aralık 2008

resmen facebook

facebooku resme boğdum bugün.
bilgisayarda olmayan eski resimlerden bile tarayıp kodum

10 Aralık 2008

kiralık

sana yazmadım ama çok hüzünlü bir şey öğrendim geçen hafta
suzilerin evi, milango merkezi, dostluk kalesi(oha tabire bak) artık yok.
geçen hafta oradan geçerken camda kocaman kocaman kiralık yazılarını gördüm. içim yandı.

ortak çalışma

Muhteşem bir tablo bu
Seyrettim doya doya
Kör müydüm ki orada?
Çok tatlı bir hatun var burada
Hatun tatlıdır hayattan
Et aldılar dün kasaptan
Sildim artık onu hesaptan
Kalmadı para hatuna kaymaya
Hangi aksesuarı taksam arabaya
Senin ki dönmüş armut başına
Çekmiş kalemi başına
Sürmüş jöleyi saçına
Çekmiş arabayı altına
O hep babalarda babalarda…

(Özgür - Mehmet)

09 Aralık 2008

bayram dansözü

kayaların tepesi, ağaç, deniz, mehtap, soğuk, süt, negro, muhabbet ve tabii ki müzik
peheeyt de heyt heyt. ancak girebildim eve.

08 Aralık 2008

görgüsüz

şunu gördüm
çevreciliğinden dem vuran birisi yolda giderken ağzındaki sakızı yere atar. bunun üzerine oharengiz tepki verilince ne olacak doğal bir şey falan filan der. arabaların lastiğine yapışacak, her yere dağılacak dendiğinde de işte böylece yok olması kolaylaşacak der aynı kişi. peki o zaman yerlere tükürmek de normal, sonuçta o sakızından daha doğal deyince göz büyüten cevap alınır.
-ama o görgüsüzlük!

rüyalandım

muhteşem güzel rüyalar gördüm dün gece. normalde nefret etmeme karşın kedi bile seviyordum. garip bi kediydi. sanki içi doldurulmuş gibi, çok az hareket ediyordu. zaten ilk başta bebekti. puşet mi ne diyorlar, öyle bir şeyin içinde taşıyordum. sonra eve girip çıkıyoruz karton torba içinde hareketsiz çok güzel renkli kediye dönüşüyor. bebek çok güzeldi. bol bol öptüm kendisini. sevimliydi kerata. işin garibi bebek, bebek olmadan önce tanburdu. böyle garip ama çok duygu patlaması yaşatan bi rüyaydı. uyandığıda tanbur-bebek-kedi yerine alf'i seviyordum. çok duygulu rüyaydı çook.

ayrıca bayram diye kesmeyin lan hayvanları. günümüzdeki yoksul insanların ete değil, başka şeylere ihtiyacı var.

07 Aralık 2008

harajuku

anne ben harajuku oldum

05 Aralık 2008

yeni

farklıymış...

03 Aralık 2008

erdem

dün gece erdemlerdeydim.
sıcak şarap yapmayı öğrettim kendisine(ben nerden biliyorum?)


s- salı akşamı bekliyoruz.
e- tamam. inşallah geliyoruz.
daha sonra
e- sen gelecek misin?
ö- müsait olursam gelirim.
e- peki salı hangi gün oluyor?
ö- ?!

01 Aralık 2008

ben kurdum oldu

Kimi zaman aklına çok güzel bir şey gelir de hemen kendince hayâller üretirsin ya, işte öyle bir gündeydim.
Muhteşem bir cümle geldi aklıma. Harika da bir nota yakıştırıp yapıştırdım kafamda. Kurdum, kurdum, kurdum…
Muhteşem ve harikanın birleşmesinden şahane çıkması gerekir ama olmadı.
Hiçbir şey çıkmadı. Çıkamadı.
Uğraştıkça cümlem silikleşti, kayboldu.
Keşke uğraşmasaydım diye lanet ettim.
Keşke o güzel hisle, hayâli duyguyla kavurduğum cümleyi öldürmeseydim.
Nasılsa cümlem öldü; hiç olmazsa o duyguyu notayla yaşatayım dedim.
Çaldım. Tıngırdadı. İki nota, üç nota, dört, beş, altı derken çoğaldı.
Belki bin tane nota oldu ama içimdeki bir tane duyguyu anlatamadı.
Notalar uğultu olmaya başladı sadece.
O uğultuları hayâlimde bile o duyguya yakıştıramadım.
Bak yine hayâl dedim. Ne çok hayâlim varmış meğer.
O kadar kurdum, o kadar yaşadım bitmedi.
Zaten hayâl de garip bir şey. İnsan hayâli yüzünden niye acı çeker anlamam.
Belki herkes çekmiyordur ama benim hayâllerim acı veriyor. Hayâlimdekiler de çoğu zaman acı çekiyor.
Şimdi yaptığım gibi yazmak için uğraştım.
Çalmak için uğraştım.
Hayâlime uzanmak için uğraştım.
Onu biraz olsun veya bir an olsun yaşamak için uğraştım.
Hayâli görürken yaşadığım duygu hep içimde kaldı.
Gerçeğe dönemedi.
Gerçeğe döndüğünün hayâlini kurdum birden.
Hayâlin gerçekleşme hayâli apayrı bir güzellik taşır.
Hayâlim gerçekleşince ne olacaktı diye kurdum bu sefer.
Dedim ya hayâllerinde acı çeken biriyim diye.
Hayâlimde hissettiğim o duyguyu gerçekleştirince birden düşürdüm elimden.
Korkup kaçtım sonra. Suçluluk duygusundan, üzüntüden, kaybetmekten…
Ne çok korkum varmış meğer tek bir hayâldeki tek bir duygu üzerine bile.
Utandım kendimden.
Hani erkek adam korkmazdı.
Kaçmazdı da.
Hayâl ya bu; erkek adam korkar da kaçar da.
Hayâllere gem vuracak halimiz yok ya. Varsın korkup kaçsın.
Hatta dilerse ağlasın bile.
Orada rahat rahat yaşasın hissettiği duyguyu.
Çoğunluğun yaşadığı dünyada duygusunu yeterince gizliyor nasılsa.
Kendisi de istemezdi belki gizlemeyi.
Korktuğu için saklamak zorunda kaldı küçüklüğünden beri.
Nasıl da üçüncü tekil kişiye çevirdim kendimi.
Hayâl dünyasındayız ya. İstersek üçüncü istersek ikinci tekil şahıs olalım. Ne fark eder ki sanki.
Aslında hayâl dünyasıyla ilgili değil bu şahıs karmaşası.
Gerçekçi insan, bene sen diyebilen insan değil mi çoğu zaman.
Kendisine dışarıdan bakıp yargılayabiliyorsa daha gerçekçi değil midir insan.
Soru işaretini kullanmayarak soru cümlelerini bile bir dayatmaya çevirirken kimin gerçekliğinden bahsediyoruz ki.
Benimki başka gerçek seninki başka gerçek.
Herkes kendi gerçeği peşinden koşup diğerlerini de o gerçeğe çekmeye çalışır.
Hayâller hariç.
Oradaki her şey gerçektir.
Çünkü hayâlinin tek tanrısı sensin.
Orada istediğin kaderi yazarsın. İstediğin insanlarına istediğin duyguyu verirsin.
Kim ne diyecek ki.
Yalnızca 3 saniye içinde bir sürü ömrü yaratırsın, harcarsın.
Ne kadar kudretli oldu böyle deyince.
Kendi gerçeğini ve çoğunluğun gerçeğini karıştırdığın zaman da adın meczup oluyor.
Sendeki tanrılığın birazını gördükleri için deli demeye korkuyorlar. Meczup diye geçiştiriyorlar.
Halbuki onların hayâlinde sadece sıradan bir delisin. Hatta hiçbir şey değilsin.
Oysa ortak hayâl kurmak mı?
Keşke

first aid kit

dünya aids gününüz mübarek olsun.
dilerim tez zamanda çare bulunur "hiv"neye.

unutmayın ki en güvenli cinsellik yalnız olanıdır.

soba borusu

  1. Blog yazmaya ne zaman başladın?
  2. Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyor musun?
  3. Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?
  4. Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden senin için bir zorunluluk haline geldi mi ?
  5. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun ?
  6. Bloga yazılan yazıları ve yorumları en fazla yazarının okuması gerçeği hakkındaki fikirlerin nedir?
  1. Hemen açıp bakıyorum. On Blogger Since June 2005. Yani çok zamandır buradayım. Niye başladığımı hatırlamıyorum. Yine esmiştir bi gün başlamışımdır. Kısacası demem odur ki öpün aganızın elini. Siz yokken ben vardım.
  2. İlk başta "tabii ki evet" diyesim gelmişti ama sonra düşününce düz çizgiden ziyade sinüs eğrisi gibi olduğunu fark ettim. Çizgiyse o da bi çizgi. Eski yazılarımı pek hatırlamadığım için çok doğru yanıtlayamayacağım sanırım. Elimden geldiğince lakayıt yaklaşmaya çalışıyorum. Türküler, deyişler yazmaya çalışıyorum. Sevdiğim şarkıları illa ki yazıyorum. Görüşemediğim/görüşmediğim insanlara kendimden haberler vermeye çalışıyorum. Böyle işte.
  3. blogspot.com kapanana kadar veya kendisine kızana kadar olabilir. Delikanlılık yapıp başka yere yazmam gibi geliyor. Temamı bile hiç değiştirmedim. Sadece bir özellik sebebiyle gelişmiş sürüme geçtim geçen gün o ka'.
  4. Diğer soba temizlikçileri gibi mütevazı yaklaşmayacağım. Tabii ki geldi ama gelmesi daha da zevkli kıldı işi. ekimden beri 1785 (statcounter.com verileri. 500ü ben olsam yine de kimseye haber etmemiş biri için iyi denebilir bi sayı) sayfa görüntülenmesi varsa ve görüştüğüm kişilerin çoğu blogla ilgili göndermelerde bulunuyorsa okunuyorum demektir. Bu kadar da alt benlik üst benlik arası biriyim.
  5. Feragat da civcivler yesin. Feragat etmem gerektiği durumlarda yazmak aklıma gelmez ki. Oturmuş tanbur çalşırken, film izlerken, tango yaparken, cima ederken, yemek yerken, göbeğimi kaşırken filan ulan hemen yerimden kalkıp blog efendiye yazmalıyım diyecek halim yok ki. Bunu diyen de yalan söylüyordur. Belki de ben yalan söylüyorumdur. Hatırladığım kadarıyla şimdiye dek yapmadım. Sonrasında da yapacağımı sanmam ama büyük de konuşmam. Son 3-4 yılda öğrendiğim en büyük oyun bu. İlerde ne yaparım bilmiyorum deyip harika bi hamleyle kurtuluyorum.
  6. Yalan. En fazla kendim okumam gerekse oturur defterime yazarım. Kimse kimseyi kandırmasın. Hepimiz buraya yazıyoruz çünkü hepimiz teşhirciyiz. İtiraf edin artık şunu. Gerisi yalan. Ya iyi bir şey yapmışızdır onu yazarız, ya reklamımızı yapmak isteriz onu yazarız, ya kendimizi başkalarına karşı haklı çıkarmak isteriz onu yazarız, ya da yalancıyızdır onları yazarız. Önceki sorulardan birinde belirttiğim gibi eski yazılarımı bilmem bile. Çok nadirdir açıp baktığım. 40 ayı geçmesine karşın 40 etmemiştir bile. deyişler, şarkı sözlerini filan yazacağım zaman tekrar olmasın diye bakmak zorunda kalıyorum. onda da arama seçeneğini kullandığım için pek bakmış ve okumuş olmuyorum.
harika kalçaları olan bir tangocuya taktim etmek istiyorum soba borusunu
aannndd boru gooooeesss toooo http://serkan-yildiz.blogspot.com

(çaamlak çöömlek patlaadııı. kimse yapmadan önce ben yapayım istedim
ayrıca soruların taşınması kolaylaşsın, halkıma hizmet ulaşsın diye uğraşıyorum.)

30 Kasım 2008

mal oldum

bir sevda şarkısı

Bir sevdayım candan içre
Akar gider katre katre
Gece gündüz dolup boşluktan

Biraz susuz, biraz yorgun
Tende sıkkın, düşten sıkkın
Kuş misali boşlukta, bilinmez

Ne lokmandadır ne de sende
Ne sazlardadır ne de sözde
Ne göklerdedir ne de çöllerde
Ne neylerdedir ne meyhanede

O sonsuzdan bu sonsuza
Misafirim ben misafir
Kiminleyim, kimim bilinmez

Hayat bildik biz bu tadı
Dünyaya geldik geleli
Pervaneyiz biz
Bilinmez

(Fikret Kızılok, Erkan Oğur)

29 Kasım 2008

okumayazmaanlamaoranı

günümüzde okuma yazma oranı düşük olmasa da okuyup anlama oranı epey düşük.
rahat rahat anlayamayanları zorlamamak için arşivi kapattım. sadece son 10günlük yazılar duracak artık.
böyle de garip bi adamım işte.
(isteyenler ileti yollasın da arşivin gizli sayfasını vereyim. tabii keyfim isterse)

mihrimah tangosu

bu seneki tango grubu bizim dönemi hatırlattı.
iyi insanlar. kaynaşıldı topluca.
çocuklarımı alıp mihrimah sultana bile götürdüm dün.
yalnız dün derste de anormal yavşaktım. bilmiyorum niye öyleydim. cozuttum epey.
rahatsız olmuş olan varsa özür dilerim.
veya dilemem be banane
olmasaydılar.

yavşak, -ğı

is. hlk. 1. Bit yavrusu, sirke. 2. mec. Geveze, yılışık kimse: “Sonra aynı yavşak, teklifsizlikle Binbaşı Ferit’in kadehini dikiyor.” -A. İlhan. Güncel Türkçe Sözlük

27 Kasım 2008

vah vaaahh

kahroldum kederimden be blog.
ıssız adama gidemedik yine.
bi üzüldüm, bi yıkıldım ki sorma gitsin.
şimdi üzüntümden uşşak saz semaisi çalışacağım. ne kadar dertlyim anlatamam

26 Kasım 2008

bröheeeytt

sıkıldım
elim ilaçlı diye tanbur da çalışamıyorum. vay anasını be

24 Kasım 2008

21dk

tanburda 21dk aralıksız çarpma yaptım.
toplamda 8mızraplık ara verdim sadece. saniyede yaklaşık 3 vuruştan hesap yaparsak o da normal karşılanabilir.
aslında daha uzatırdım ama inat yüzünden zarar vermemek istedim. bi de daha sonra rekorumu kırmam kolay olsun diye bıraktım.
duy sesimi özer hoca'm!

öğretmenler günü hediyeniz olsun.

isimsiz günler

İsimsiz günler yaşadık.
Kâh bir köfteci de, kâh bir büfede tost yerken.
Bazen otobüste tıklım tıkış giderken,
Bazen de Eminönü’nden Üsküdar motoruna binerken.
Kısa bir ömrü uzatmak için her yolu denedik;
Yolları uzattık,
Biraz daha beraber olabilmek için iki sokak öteden dönüp durduk.
Biraz daha fazla duymak için seslerimizi telefon şirketini zengin ettik.
Cebimizde kuruş olmasa da zengindik,
Yediğimiz bir simit bile mükellef bir masaydı hep.
Böyle bir zenginlikti bizimkisi.
Bakmadık bir başkasına;
Ne başka erkek vardı hayatta, ne de bir başka kadın.
Koklamadık başka saçları,
Bakmadık başka rengarenk gözlere,
Söylemedik söylenmesi olanaksız sevda sözcüklerini bir başkasına.
Dünyayı kendi çevremizde döndürdük arsızca,
Güldük, ağladık, bağırdık, çağırdık hesapsızca.
Gönülden istedik bunları,
Kalpten…
Kadere inanmadık,
Kendi kaderimizi ancak bizim kalemlerimiz yazardı.
Tanrı’nın dua kutusunu yalnızca biz doldurduk birbirimizi kutsayan temennilerle…
Olur da bir gün vuslat hayal olur,
Sevdalar yarım kalırsa,
Sen de unutma benim gibi;
Biz seninle isimsiz günler yaşadık.
Etraftaki çirkefliğe inat;
Kalpten,
Sevda dolu
Ve
Sahici.
İsimsiz günler yaşadık…

çok zaman büyük zenginlik isimsizlik…

ebru yaşar seçen 2008
kış

parka gidelim

bu sene 3 sefer ceketten daha kalın şey giyerek dışarı çıktım.
3ünde de pişman olup elimde taşıdım.
hele geçen gün gerizekalı gibi ntvnin haftasonu kar geliyor uyarısıyla dışarı çıkınca hepten dellendim.
ne karı be. kollarımı sıyırıp yine de kan ter içinde eve döndüm.

23 Kasım 2008

tükür yala

daha önce yazdığım gibi hiç istemesem de facebooka yeniden gireceğim.
mayıstan beri açmıyordum. kısmet kasımaymış.

22 Kasım 2008

son ders

filmin afişinde fotoşopla öğrenci klonlaması yapıldığı için uyuz olmuştum ve izlememiştim. önyargıyla yaklaşıp ayıp etmişim.
az önce izledim. şahane film.
ferhan şensoy'u seviyorum zaten

mehmet uğur yağcıoğlu'na teşekkürler

göbekleme

son dönemler çok acayip bir göbeğe sahip oldum. günün belirli saatlerinde şişiyor. şişkin olduğunda da kasları (kaslı kuvvetliyim anam) sıktığım zaman içeri kaçıyor, normale dönüyor.
anlamadım nedir, niyedir. bir de sürekli çişim geliyor.
bitki çaylarını azaltmam gerekiyor sanırım.
1tane tarçınlı adaçayı daha içeyim de sonra azaltırım

mavilim mavişelim

gündüz belgin hanım elif hanım'a "otobüsteyim, karşımda 3 tane yakışıklı var birinin gözleri lacivert, öbürünün yeşil, diğerininki de mavi. gözlerim alamıyorum kendilerinden" gibi bir şeymiş.
buraya kadar olan kısımda bi gariplik yok. 2 bayan arasındaki sıradan konuşma.
elif hanım'ın cevabı ise biraz düşündürücü olmuş. "o zaman biri senin, biri benim, öbürü de özgür bey'in olsun"
kendisi de bilmiyormuş niye öyle dediğini ama sağ olsun bana layık görmüş.
bu kadar samimi olarak benimsenmek güzel ama cinsiyetimden memnunum ya hu.

bunun haricinde keyifli bi ders geçti. merve hanım kızımızı diğer derslere de bekliyoruz.
tangonun en büyük sırlarını ifşa ettim.
elif ve emrve hanımlar sayesinde kadın erkek eşitliği sağlanmış oldu.

20 Kasım 2008

gmail

kendimi çok şanslı hissediyorum
gmailin giydirme (skin) özelliğini daha çıkarken fark ettim.
henüz arkaplan grafiğinin tamamı yüklenmemişti açtığımda. daha sonra sayfayı yeni deyince düzeldi.
enfes şahane olmuş.
planets mılenıts filan var. deneyelim gari.
çocuklar oynasın.

kıllısını isteme

tüm vücut için(saç, kaş, kirpik?) lazer epilasyon yaptıracak bi arkadaş muhteşem bi uyarıyla karşılaşmış
lazerci abla tenasül organındaki kılları yok etmek istediğine emin misin gibi bir soru sormuş.
ardından da "henüz evli değilsin, kimisi kıllı sever" demiş.

höh dedim duyunca.
siz de deyin.


höh!

19 Kasım 2008

sakın reddetme

bi' datmak isterim, sakın reddetme
2 dudağından, bir gerdanından
bi' datmak isterim, sakın reddetme
reddedersen beni sebep olursun
kıyarım canıma kanlım olursun

bi' datmak isterim, sakın reddetme
2 dudağından bir gerdanından

bi' sarmak isterim, sakın reddetme
ince bellerini, kokulu boynunu
bi' sarmak isterim sakın reddetme
reddedersen beni canım sevdiğim
her şeyimi senin yoluna verdiğim
evet de bana canım sevdiğim
gitmesin yabana bari öldüğüm
bi' sarmak isterim, sakın reddetme
ince bellerini, kokulu boynunu
bi' datmak siterim, sakın reddetme
2 dudağından, bir gerdanından

(Cem Karaca)

18 Kasım 2008

yâr saçlarım güle güle

saçlar kesildi yine

16 Kasım 2008

çayın öte yüzünde

kara üzüm çekirdeği tozu, biberiye, bergamot, karanfil, yeşil çay, fesleğen, rezene, nane, adaçayı, ıhlamur, karabiber, zeytin...

tango üzerine farmakolojik deneyler

cuma günü eczacılıktaki dans dersleri başladı
elif hanım ile birlikte afalladık biraz.
bayan yoktu derste. sadece erkekler geldi. 5yılı devirdim tangoda ama böyle bir duruma şahit olmamıştım. bu kadar sürede sadece 2 dersi böyle görmüştüm. onlar da yıl sonu olduğu için çalışkan bayanlarımız okul derslerine çalıştığından ötürü gelmemişti.
ilk derste böyle bir durum olması şaşırtıcı.
en azından haftaya bilge ve semra gelecekmiş. öyle dediler. arkadaşları da varmış. onları bilmiyorum.
değişik bir psikoloji bir felsefe idiotloji
idiot idiot idiotloji

09 Kasım 2008

yaşasın ego

egom iyice tavan yaptı artık
ozguraltun.net

yeniden tango

uzun bir aradan sonra, elif hanımefendinin daveti üzerine milongaya gittim.
özlememişim dersem yalan olur.
dans etmeyi hatırlayıp hatırlamadığımdan bile emin değildim giderken.
en azından hala yürüyebildiğimi gördüm.
süreyya hoca da oradaydı. kadın gerçekten de efsane olacak birisi. bildiğimiz ruh hastası işte. koltuk değneğiyle gelmiş ama piste çıktığımızda oturmak bile istemedi. yürüdükçe açıldı.

tabi anladım ki fıtık isimli güzide arkadaşımız tangoyla pek barışık değilmiş. bir de absürd hareketler yapmayı denesem n'apardı acaba.

az önce eczacılıkta başlayacak tango derslerinin tanıtım yazısını yazarken bi denyoluk yaptım.
1-2saate(belki de güne) kadar açıklayabilirim.

eczacılıktaki derslerimiz cuma akşamaları 17:45'te başlayacak. 8-10 derslik katılım ücreti 60ytl


İletişim: F.Elif KARAGÖZ / 0533 7219896
Kayıt İşlemleri: Hande SOYDAN / Farmakognozi A.D.
(geçen seneki bilgiler bunlar. değiştiyse belirtirim tez zamanda)

06 Kasım 2008

dütdüt

devrim arabaları'nı mutlaka izleyiniz, izlettiriniz
önemli bir film. önemli oyuncular. önemli yönetmen. önemli senarist.
izleyin laynnn

04 Kasım 2008

165

mustafa'yı izleidm dün
2.yarıda yanımdaki ibibiğin teki ağlamaya başladı. çıktık hala ağlıyordu. garip geldi.
vah garibim çok acı çekmiş diyor bi' de.
tüm kötü eleştirilere karşın sevdim. yani sevdim değil ama karşı gelinecek bir film değil. tabi tüm siyasi filmler gibi gerçekten de çocukların izlemesinin sakıncalı olabileceği gibi filmler. ben ata'mın orada geçen her eşyini zaten biliyordum. olumlu yönlerinin de çoğunu biliyorum. o zaman benim gibiler için sorun yok
ama sabi sübyan henüz atatürk'ü ve icraatlarını tanımadan onun özel hayatını görürse orada terso durumlar oluşabilir.

her alanda muhalefet iyidir. böyle düzeyli olduktan sonra sakıncası yok.
sıradaki isteğim öbür mustafa için yapılması. muhammed mustafa
o da insandı değil mi?

03 Kasım 2008

ehli

insan arasına karıştım bugün. hatta o kadar karıştım ki elif'e bile kötü davranmadım.
şaka maka bi yana da ne zamandır insanlık yapasımv ardı elife denk geldi bugün. hatta unutmuş olmasaydım neşe'nin doğumgününe bile çağıracaktım.
elif'e güler yüz göstermem aslı'ya da göstermem gerektiği gibi bir durum doğurmaz. şeytan görsün yüzünü.
ehlileşme sebebim hande'nin birkan'ın doğumgünü için olan çağrısıydı. gittim, gezdim, dönüşte eğlendim, şimdi de yatacam.
bu kadar işte.

derginin yeni sayısı çıkmak üzere.
sazvesoz.net

01 Kasım 2008

sinek

gece yatmadan önce birazcık sinek ilacı sıkın odaya. sadece koku verecek kadar. odanın havası anında yaza dönecektir.

tarçay

çay olasım var şu sıralar
çeşitli bitkiler ve illa ki tarçın
içini ısıtarak içilmek

ünlendim

geçtiğimiz hafta epey görüşmeli geçti
erkan oğur ile görüştüm yine. hatta kendisi ile aynı sanede tanbur çaldım. ve daha da hatta kendi sandalyesini verdi bana. onun yerine oturup, onun mikrofonlarına çaldım. tabi bu sırada henüz konserin başlamamış olması ve mikrofon seslerini uzaktan duymak için beni kullanmış olması aramızda kalacak bir şey. velhasıl kelam(?) titretici bir drumdu benim için. zaten tanburu akort bile edemedim karşısında. yakında bi tanbur yapacam ben de dedi. böyle işte

salı günü de cenk erdoğan ile bilirkteydik. ne yalan söyleyeyim hayran kaldım kendisine. o kadar disiplin ve özveri için maşallahtan başka diyecek söz bulamıyorum. o günden beri her gördüğüme anlatıyorum. adamın başına bi iş gelecek kendimden bilecem sonra. yakında derginin yeni sayısında okuyabilirsiniz uzun bir mülakatı.

selçuk erarslan'la da görüşecektik ama hava koşulları izin vermedi. internet üzerinden hazırladık mülakatımızı. o da yeni sayıda yayınlanacak. kimdir kim değildir diye bakılabiler

31 Ekim 2008

memo

29ekim sabahı çapa'ya toplantıya giderken telefonuma mesaj geldi. okuldaki törene gelecek misin yazıyordu. hatta memo kaplan göndermişti mesajı.
ben de toplantıya gecikip törene gittim. bayrak tutmadım bu sefer. zaten tören de yoktu. vatan caddesindeki yürüyüşe gidilecek diye 1 gün önce yapmışlar töreni. seval yardım ve osman hocadan başka kimse yoktu tanıdık.
sınıflara baktık ve kallavi bi oha dedik. sınıf kapılarını çelik kapı yapmışlar. kapılarda dışardan içeriye bakmak için gözetleme deliği (bi adı vardı onların ama unuttum) bile var. sınıfların içinde projektör var. ne bilem böyle türlü türlü gariplikler var. kendi sıramı bulmak isterdim ama sıraların da hepsi değişmiş.
12 yıl önce, hazırlıkta çok paraya aldığımız tahta hala duruyor. o parayı hak etmiş.
böyle işte

27 Ekim 2008

bye bye tschüss öptüm hadi byee

tangomio ve iusdans ile ilşiğim kesilmiş durumdayım.
sebepleri özel dedikodu seanslarında anlatırım. yeni sloganım.

kahrolsun yasakçı hukukçuluk!
yaşasın tam bağımsız eczacılık!

(bu demek oluyor ki eczacılıkta varım. yapılana karşı misilleme yapar mıyım? uğraşmaya değecek olsa yapardım. salla gitsin. onca yıllık arkadaşlıklar var. 1-2 kişi yüzünden herkesi kötü yapmaya gerek yok)

yıllık 18/18

Hayalci ol ama hayalin boş olmasın, hedefin olsun ama hedefin hayalinde olmasın; hayaller hedefleri, hedeflerdeki başarı da seni belli eder. Başarı; akıl, inanç, disiplin, çalışma, hırs ve ufkun ötesini görmeyi gerektirir.
Sen bu kudrete sahipsin. Yolun açık olsun...
(Tamer Serbest)

26 Ekim 2008

yıllık 17/18

Kardeşim, 7 senemiz dolu dolu geçti. Oynadığımız birdirbirler, uzun eşekler, Mehmet ile yaptığımız muhabbetler :) Saçlarımızın ve ten rengimizin müthiş uyumu. "Özgür" dendi mi aklına ne geliyor deseler ben "her şey" diyebilirim. Ama efsane 8-B'nin etrafı parçalamadan sorumlu devlet bakanı en ağır basanıdır. İnşallah bütün hedeflerini 12den vurur ve beni hiç unutmazsın.
(Onur)

ninni

ah yine o menekşe gözler aralı
oya kirpiklerde yaşlar sıralı
uyu ey gönlümün nazlı maralı

susun garip kuşlar ötmeyin susun
güzeller güzeli yavrum uyusun
susun garip kuşlar ötmeyin susun
yetimler güzeli yavrum uyusun

uyu yavrum ninni diyeyim sana
şu mahzun gönlümü salma hicrana
sen kaldın gidenden hatıra bana

yıllık 16/18

Arkadaşım Özgür. Yedi sene boyunca aynı serviste olmamız ve seni bu okulda en iyi tanıyan insanlardan biri olmam sayesinde içimde sana karşı özel bir sevgi oluştu. Belki kardeş, belki yakın bir arkadaş gibi. Bir de yol boyunca anlattığım ilginç mevzulara ve hiç tutturamadığım hava tahminlerime katlanabilmene hayrandım. Okuldan ayrıldıktan sonra kafamı çevirdiğimde aklımda olacak insanlardan birisin. Hayatın boyunca mutlu olman dileğiyle sevis arkadaşın
(Özhan)

telekoma kafam girsin

mallar tarafından yönetilmek böyle bi durum olsa gerek. şimdi benim bu yazım yüzünden de kapatsınlar.
sırf kafam yetmez. bacağım da girsin kuruma

halbuki o kadar çok yazacak şeyim vardı ki.
peehh. konuları yazam;
dergi, elif hanım, tanbur, erkan oğur, doğumgünleri, play station zırvası

içimde muhteşem bi duygu var şu sıralar.

22 Ekim 2008

yıllık 15/18

Okulun bilgisayar konusundaki sayılı dehalarından, eli çizime yatkın, kabiliyetli, espriden anlayan, tiyatrosal faaliyetlere yatkın kişiliklerinden. Bu akdar tanımlama bile 7 yıldır önümüze serdiğin yönlerinden sadece birkaçı. Nitekim çok yönlü kimliğin ile okulun her konuda aranan elemanı oldun. Tabii ki Abdullah, sen ve benim "-1" formatında oluşturduğumuz daltonlar da unutulmaz. İddi aediyorum ki tam 4 yıl -halen de öyledir- okulun arkadaşlık bağları en sağlam grubu olduk. Bu ben çukura düştüğümde de böyleydi, Abdullah'ın kafasına mermer düştüğünde de ve tüm bunlar benim ne snei ne 7 yılı unutmama izin verecektir. Hep hatırlanmak dileğiyle.
(Şansal)

ayı desene

can sıkıntısından keman çalmaya başladım.
entonasyon filan yok tabi ama olsun. zevkliymiş yine de.
dikkatimi çekti; tanburun sapının yarısı kemanın tamamına eşit. garip geldi.

nedim nalbantoğlu'nu istiyorum. kapışacam

21 Ekim 2008

tango dersleri

bu sene hukuk fakültesinde yokum. ara sıra uğrarım belki hal hatır sormak için o kaa
eczacılık ne olur onu da bilmiyorum. açıkçası çok gidesim yok oraya da. tangoya ayıracağım vakitle müzik çalışırım.
hoş sosyalleştiğim nerdeyse tek yerdi tango ama onu da istemiyorum pek. insan sosyal hayvan mıdır sanki. havanım ulan ben
bildiğin hayvan. sosyali mosyali yok. it gibi, koyun gibi, inek gibi hayvanım işte. çok da memnunum.
çok boş boş yazar oldum bugün (eskiler ne kadar doluydu halbuki). esti işte bugün. rakımı getir reks. terliklerimin yanında

hüooopp

şttt size diyorum insanlar
bak hiç dinliyorlar mı... kime diyorum ben hoooopp...
susmasın telefon. sabah, akşam, gece ve gündüz mesaj sesleriyle inlesin... çanların sesini duymayan kalmasın.. hiç oralı oluyor mu... hergele misin lan... pşşştt bak, sen... sen... he evet arkadaki arkadaşım... sana diyorum... duymuyor musun...

2 gün sonra da terslerim ya neyse. gelecek de bir gün gelecek
bunu diyince aklıma geldi. sigorta yaptırsanıza biraz. para kazanayım. keyfim yerine gelir belki. nereme sokacaksam parayı...

tanburumun telleri

tanbur çalışmalıyım
daha çok
en çok
hep çok

temel içgüdü

sapkınlık her yönde ilerliyor tabi ki.
bi hatun gördüm. enfes şahaneydi. fantezi dünyam hemen devreye girdi sokak ortasında. çok sonraları fark ettim kurduğum hayalde bi yanlışlık olduğunu
soyunup yatağa yattıktan sonra sırtımı ve başımı hatır hutur kaşımasını değil de sevişmeyi hayal etmem gerekirdi. sağlığımı yitiriyorum günbegün. belki de eskisi bozukluktu ama altuğ'a anlatınca gerizekalı deyip güldüğüne göre ya o da sağlıksız ya ben sağlıksız.
sollukluyum.
sokullu mehmet paşa

hart

canım sıkılıyo be yav
çok yalnızım çook diye anırasım geldi ama kolpa yani. başka bi sıkıntı bu sıkıntı.
ilgi gösterin, avutun beni.
ısırın ensemden enik gibi

20 Ekim 2008

yıllık 14/18

Okulumuzun delisi Özgür. Senin kadar fırlama, hayatı umursamayan, karşısındakinden hiçbir menfaat beklemeyen bir adam görmedim, göreceğimi de sanmıyorum. Okulda ve nette yaptığımız geyik muhabbetleri unutulmaz. Kendine iyi bak, "deja vu"suz kalma. Move your hands up in the aaaaaiirrrrrr...
(Umay)

uy saa dolanayum

yine düşündüm taşındım da karadeniz insanını seviyorum. lazlık iyidir, güzeldir.
artık ben de kastamonulu veya rizeli olacam.
hatta en yakın zamanda gidip kökenlerimi araştıracam. kimim neyim öğrenecem. kastamonu'da dedemin akrabaları varmış hâlâ. rize'yi soruşturmadım henüz.
bi ara gidecem de.
ellerini öperim, bağrınıza basın beni derim

purejoan

pürcan hanım abla teyze ile buluştuk bugün.
çok sevdim kendisini. çatlak, akılllı, görmüş geçirmiş, iyi biri.
derdimi açtım kendisine ve öyle öğüt verdi ki allak bullak oldum ben nasıl göremedim o açıdan diye.
sonra 1saat erken gittiğimiz havaalanında tatlı yerken uçağı kaçırdık
sanki yıllardır tanıyorum hatta öz teyzem de bi süreliğine amerika'ya gidip gelmiş gibi. niye öyle bilmiyorum.
teyze istiyorum lan blogaviç

19 Ekim 2008

yıllık 13/18

Ne yaptıysam şu gıdıkçılık huyundan vazgeçiremedim seni. "İlerde bana dua edeceksin" diyorsun ya valla ben de o günü iple çekiyorum sakin çocuk. Ben telaşlanıp oraya buraya koşarken senin soğukkanlı takılışlarını, beni katılasıya gıdıklamalarını bile özleyeceğim. En SAF arkidişini unutma. Seni çok seviyorum ÖSKÜR'çüm
(Melis)

cesaretin var mı aşka

Bir gün bir çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem
Alay edip güler misin yoksa sen de sever misin?
Cesaretin var mı aşka
Çarpıyor kalbim bir başka
Sen de böyle sevsen keşke
Desen bana 'yâr'
Konuşmadan gözlerinle beni sevdiğini söylesen
Yüreğime gözlerini ölene dek mühürlesem

(Gülay)

17 Ekim 2008

erkek güzeli

-cano! gurban! bu çiçegi senin için goparmışhim
+çiçegi gıçhına sogkh sefil bilo

3hürel

3 hatun kişiyle tanışıklık ettim dün.
iyiler hoşlar ama sokağa para saçma huyları kötü
tekrar görüşmemek için bahane değil tabi. görüşülebilir

ilk defa kan verdim bi de. nil ablanın anası bypass olacakmış bugün. güzel bişeymiş. artık veririm 3 ayda bir filan.
a rh(+)
ihtiyacı olan haber versin

yıllık 12/18

Muzur evlat! Okula yayılan en bomba haberin kaynağı sensen inanmazdım :) Napayım öyle çok keklendim ki... Oynamaya herkesin cesaret edemeyeceği bir rolde birleştik. Rol arkadaşım olman; tam arkamda ensemde nefesini hissetmek müthiş güven verdi bana... Net kurdu, kickbox şampiyonu, en iyi oyuncu... Bunlar boş... Sen bir çocuk kadar masum ve sevimli, en baba dostsun... Oynanan körepeler, ip atlamalar, metro doğaölamaları untulmaz. Ömrümce ensemde nefesinle kendimi güvende hissetmek istiyorum. Beni yalnız bırakma.
(Selin)

16 Ekim 2008

yıllık 11/18

Ya sana ne desem ki. Sen insanın sinir olduğu noktalarını çok iyi tespit ederek kızdırmayı en iyi şekilde başaran sayılı insanlardansın. Ancak beni kızdırırken kızgınlığım yerini gülmeye bırakırdı hep. Çünkü iyilikle, arkadaşlıkla yaptığını bilirdim. Tiyatroda palaştığımız güzelliklerin yerini üreğimde hep farklı kalacak. Aynı heyecanı, aynı coşkuyu paylaşmalarımızın ve okulda özellikle teneffüslerde yarattığın çılgınlıkların da tabii. Neyse seni bu satırlara sığdırmak zor ama şunu söylemeliyim ki o çılgın çocuğun yüreğindeki sevgiyi, güzel arkadaşlığını, çılgınlığını paylaştığın, bazı deliliklerin ortak ettiğin -Göreme Apt.- için çok teşekkürler. Tiyatronun bana kazandırdığı, çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri oldun her zaman. Eminim ki sen hepimizi bir gün uçuracaksın... Mutluluğun en güzeli senin olsun canım kardeşim.
(Gamze)

15 Ekim 2008

aşk olmadan meşk olmaz

ilk meşkimi aldım bugün

büzük

düşündüm taşındım ve yüzük almaya karar verdim
daha önce de 1-2 sefer düşünmüştüm ama alamadan hevesim kaçmıştı. yüzük seçiminde yardımcı olabilecek her ferde ihtiyacım var.
benim gibi enfes bir adamı daha da şahane yapabilecek birşey arıyorum.

bi de ucuz olsun. 2067285karatlık şeyler alamam. zaten kaç sefer takacağım şüpheli. gözümü korkutmayın gari.
evde yorganın altında takarım lan. kimse görmez.

yıllık 10/18

Kavgayla başlayan bir dostluk bizimkisi. Hoş sonrasında da kavgayla devam etti ya neyse. Sayenizde ağalmakla gülmeyi birarada yaşadım. Ama sen şanslısın sana patlamak hiç kısmet olmadı. Bunların yanında çok güzel muhabbetlerimiz de oldu. Tabi senin uyumadığın zamanlarda. Okulda uyumayı senden öğrendim. Bir şey itiraf edeceğim sen uyurken hep senin yüzünü boyamak istedim. Bir de şunu söylemeliyim ki uyurken çok masum oluyorsun. Aslında senin iç dünyanla dış dünyan o kadar farklı ki. Umarım ilerde içindeki güzellikleri dışarıya çıkartırsın ve istediğin gibi çok başarılı bir pilot olursun. Unutmadan inşallah evde kalmazsın canım arkadaşım.
(Ferda)

14 Ekim 2008

yıllık 09/18

Bir sıra kavgasıyla başlayan arkadaşlığın bugünlere gelebilmesi şaşırtıcı. Senin gibi değişken ruhlu bir insana 2 yıl nasıl katlanabildim bilemiyorum! Bazen dalgasız sıcak ummanlar gibi sakin ve sessiz, bazen de kara bulutlarla kaplanmış okyanuslar gibi hırçın. Uslu olduğun zamanlarda -çok nadiren- paylaştığımız hoş muhabbetin, bitmek bilmeyen ani saldırıların ve beni incitemek için gösterdiğin yoğun çaba için çok teşekkür ederim. İlerde snei gökyüzünde selamlamak dileğiyle.
(Saniye)

ceronimo

ilke de kimmiş yeaa
ceren diye bi arkadaş var bizim. nasıl bi kız anlamıyorum. ne dans eder ne spor yapar ohooo. evde arkadaşlarıyla kahve içsin fal baksın. bi de dedikoducu sorma gitsin. birini mi tanıdı anında yedi düvele duyurur. tam patavatsız yani. bi de küçük bişey. ufaklık yani.

ilkelerin olmalı, seni satın alamamalılar

ilke hakkındaki her şeyi öğrendim ama henüz kendisine söylemiyorum.
çok fena şaşırtacağım kendisini.

13 Ekim 2008

vecihi

şu hayatta vecihi olmak varmış
tuttuğunu koparacan kardeşim

camdan sakız akıyor

çamdan sakız akıyor
camdan meyve geliyor

gripin

öyle sanıyorum ki grip kapıda
boğazda yanma ve baş ağrısı yeterli delilleri oluşturuyor.
hep annem yüzünden. yüzümüze gözümüze öksürüp duruyo kaç gündür. bulaştırıyo bana da.
bu sefer olmayacam ama. direnecem sonuna kadar

yıllık 08/18

Sevgili Bonus; hayatımın en eğlenceli ve sıra dışı dakikalarında yanımda hep sen vardın. Birlikte palyaço olduğumuzda sen çocuklardan dayak yerken ben oldukça eğleniyordum. Servisten hoplayarak inip hayatının kızlarının kahkahalarıyla karşılaştığında da eğlenmiştim. Senin gibi tanıması biraz güç ama tanıdıkça renklenen biri hiç olmadı... Karşılık beklemeden güvendiğim biri daha yok! Seni bekleyen hayallerin var, unutma! Ve ben hâlâ başaracağına inanmaktayım. Seni çok seviyorum
(İnci)

12 Ekim 2008

sigortalarım attı yine

bundan sonra ciddi ciddi sigorta işine bulaşacağım bir süreliğine.
trafik, kasko, konut, sağlık zart zurt poliçelerinizi bana yaptırın ulan.
sitemiz de www.altunsigorta.com.tr

ürünlerde ne ararsan var. zengin çeşit uygun fiyat avantajlarıyla...

basın açıklamayı

hatıra defterindeki her yazıda uçmam için dua edilmiş ama insanlara hiç anlatamadığım veya çekinip anlatmadığım bir şeyi açıklamam gerekiyor. Ben uçucu olayım diye yanıp kavrulmuyordum. Benim isteğim askerlikti sadece. Karacılığı deneyemezdim çünkü annemi o kadar da ezip geçmeyi yedirememiştim kendime. Denizcilikten ise kendi deniz korkum sebebiyle tırsıyordum. E geriye havacılık kalıyor sadece. Pilot olmak tabi ki çok güzel bir şey, nadide insanlardan oluyorsun, daha iyi kazanıyorsun falanfişmekan (cümle içinde kullandım). Lakin asıl hedefim uçuculuktan ziyade askercilik oynamaktı.
Sebebini de çok taze olarak açıkladım birisine. Gerisini de ilgilendirmez (şimdilik).
Askeriyeye kabul edilmediğim için çok mü üzgünüm diye düşünüyorum da. Evet çok üzüldüm ama üzüntüm farklıydı. Nedenlerin başında beklentileri yıkmış olmak ve ilerde o sayfayı okuduğumda utanacak olmam var illa ki. Onun haricinde biraz hayal kırıklığından gayrı üzüntüm olmadı. Depresyonumun sebebi apayrıydı. Onu da bilen bilir. Çok kişinin bilmesine gerek yok.
Böyle işte
Yine de herkesin temennisi için çok teşekkür ederim. su akar yolunu bulur.

yıllık 07/18

Öncelikle hayatımda sahip olduğum, değer verdiğim nadide dostlarımdan bir tanesisin. Her ne olursa olsun böyle kalacaksın. Şu hayatta lastik atlayabildiğim, kollarımı morartana kadar taş-kağıt-makas oynayabildiğim başka kimim var! Başka kim beni birer dakika arayla kandırabilir. Antalyalara yolladığın mektupları başka kim yollardı? Gerek tiyatroda gerek başka yerde yani seninle birlikteyken her zaman yanından gülerek ayrıldım. Ben de bunun için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Başının sıkıştığı, derdini anlatmak istediğin her an yanı başında olacağım. Bu kardeşin seni dinlemeye her zaman hazır! Umarım o hayalini kurduğun mavi göklerine ve içinden gçeirdiğin belki de kimseye anlatamadığın tüm güzelliklere kavuşmanı dilerim. Dostluğumuzu daha uzun yıllara taşımak ümidiyle...
(Tuğçe)

11 Ekim 2008

yıllık 06/18

Son derece güvenilir ve çevresine pozitif enerji yayan bir şahsiyet olan seni tanıdığı için kendime "aferin" diyorum. İnsan sana güvenip HER ŞEYİNİ teslim edebilir. Yüzsüzlüğün, delidoluluğun, soğukkanlılığın ve sahne performansınla milyonların sevgilisi oldun. "Özgüür" çığlıklarını duyar gibi oluyorum. Toplumun temel taşı olan aileni seviyorsun bu da seni mutlu yapıyor. Ben de ailemi seviyorum -ne kadar çok ortak yönümüz var-. Neyse hadi hoşça kal, evdekilere selam söyle, görüşürüz. Ben düğüne gidiyorum, sen kendine iyi bak; olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...
(Deniz)

nihayet

nazan en sonunda kurtuldu. böbrek nakli yapılmış. 15 güne kadar hasaneden de çıkacakmış. şükür.
bu arada ayça bu bilgiyi de vererek kendini epey aşmış oldu. son dönemlerin bilgi kaynağı oldu benim için.
(duygu, yusuf, nazan)

10 Ekim 2008

tarkan özel

özer hoca'nın çaldığı parçayı bulacam diye tarkan diskografisi edindim.
tek tek bakarken de pek çok "ulen ne güzelmiş aslında" parçası buldum
evet tarkan da dinliyorum.

sorma kalbim

sen önce tanı, bil kendini
sarıl da kalbine
sonra beni sev dedi
hepimiz yalnızız bu yolda
hayat denilen oyunda
önce seni sonra beni bul dedi

kırılma
yapma kalbim, darılma
nedeni var her şeyin
suçlu, sorunlu arama
sorma
sorma kalbim, sorma
bilirsin sen aslında
yok ki kaybeden aşkta

içime süzülür gizlice
mahsun gözyaşlarım
sesiz kalırım haklı gidişine
dedi ki yalnızız bu yolda
ömür denilen rüyada
sen sen ol tutsak etme aşkı zamana

(Tarkan)

10ekim

tarihi görünce hatırladım (neyi hatırladın be)
bugün özel gün ve haftalardan bi' şey.
ya birisinin doğumgünü ya da öyle bi durum var. çok tanıdık bi tarih. bilen varsa çaktırmadan uyarsın beni.

yıllık 05/18

Tırtıl'a
"Hayatımda -bütün insan kalabalığını düşünürsek- çok az değerli insan var. Yani sayabiliyorum biri sorduğunda ve sen bu az insanlardansın."
Seninle biz radikal bir geçmişten güzel bir şimdi yarattık ve sahip olduğumuz 'şimdi'den güzel bir gelecek yaratacağız. Hayatımızın her anında birlikte mutlu olmaya çalışacağız. Sen beni anlamaya devam edeceksin biliyorum. Devam edeceksin diyorum; çünkü ben anlatamasam da sen hep anlardın beni. Canım ağlamak istediğinde ağlamam için bana mantıklı nedenler sunardın. İçim sıkıldığında, seninle konuşur rahatlardım. Ben seni anlatamayacağım bir sevgiyle sevdim. Bu yüzden mi bilmem bunca zorlanıyorum sana bir "iyi ki varsın" yazısı yazarken. Hep yanımda olmanı istedim. Niye sana böyle ayrıcalık verdiğimi bilmediğimi zannederdim. Ama biliyorum! Bunları bilebilmek sana daha sıkı tutunmamı sağlıyor. Sende bitip tükenmeyen bu enerji olmasa, o insanı deli eden inadın olmasa, her an her dakika insanı uyuz edecek anti-tezlerin olmasa, ilk aşık olduğum adam olmasan sever miydim seni? Cevabımdan adım gibi eminim, evet, seni sevmek çok güzel çünkü... Senin dürüstlüğün, iyi niyetin ve varlığın başka bir 'sen'de yok diye... Çünkü sen, gidince bu okulda yeri doldurulamayacak olanlardansın. Veda etmenin zor durağı insanlardansın...
Uçmayı düşledin sen hep -ben bildiğimden beri-, zaten bir tırtıl kanatlanıp kelebek olmayı düşlemezse adam akıllı tırtıl sayılmaz. Kanatlanacaksan kanatlan ama ayakların yere basmayı da bilsin. Bedenin bir metal yığını içinde uçuşup dururken varlığını yanımıza bırak. Geçen sene de istemiştin seni anlatmamı, o zaman da söylemiştim: Sen uzun süreli uğraştığım tek şeysin. Ve annem her şeyden çabuk vazgeçiyorsun dediğinde... 'Bak özgür'e hâlâ vazgeçmedi ondan' diyeceğim yıllar geçse bile. Hiç eksiltme benden varlığını, sevgini, desteğini ve ruhunun güzelliğini... Varlığım varlığına armağan olsun!
(Ayça)

09 Ekim 2008


soldan 4'e bak
bildin mi kim olduğunu?

yıllık 04/18

Can dostum diyerek başlayayım.... aslında nerden başlayacağımı da tam olarak bilemiyorum. Okulu birbirine kattığımızı desem yok milleti nasıl uyuz ettiğimizi anlatsam..? Garip geyiklerimizi, iğrenç esprilerimizi unutamayacağıma emin olabilirsin. Kronolojik olarak devam edelim. Lise1'de tanıştığımız gün hâlâ hatırımda -aslına bakarsan orta sonda hamster getirmiş ve beni terslemiştin ya onu ilk konuşmamız olarak sayabiliriz- Lise2'ye gelindiğinde bir baktık ki beraber oturuyoruz -hâlâ da öyle, umarım aynı sırada oturmasak bile hep sırt sırta oluruz-. Kurt D. Cobain dinlerdim büyük bir sevgiyle ama sen bu sevgiyi bin kat daha arttırdın. İyi de oldu. Böylece ikimizde de gitar, grup hevesi iyice kabardı. Çok hevesliydik ama gitarımız yoktu. Lise sona geldiğimizde ise artık gitarlarımız vardı. Ama çalamıyorduk. Kaderin bir oyunu mu anlayamadım gitti. Sonra bir de insanlar bizi psikopat gibi görüyor, niye bilmiyorum! Bir de yüreğimiz boş. Hem de bomboş. Ama yine de mutluyuz (mu?). Şunu da belirtmek isterim ki sürüyle arkadaşım var. Belki yüzlerce ama dost diyebileceğim birkaç kişi var. Beş parmağı geçmez -veya dört parmak-. İlki sensin. Seneye izin günlerinde görüşürüz. 'Ölü Melek' sonsuza kadar sürecek. 'Boşluk'ta silinmeyecek. Selam sana asker, selam sana dost!
(Mehmet)

flash gordon

insanlık ölmemiş blogosman.
bugün kadıköyde filaş beleğimi düşürmüşüm. az önce bilmediğim bi numara mesaj yolladı "sanırım bugün bulduğum bellek size ait" diye.

hayır işin kötüsü içinde şahin k ve hülyalı geceler vardı. rezil oldum. bi yanda saz ve söz bi yanda şahin k diğer tarafta özgeçmişim.

pehyy içinden resim istemiştim şimdi gönderdi. isim de ilke. ortak isim olması ne kadar kötü. kız mı erkek mi. şahin k'lara da bakmış. tüh tüh tüüüühhh. tam rezil oldum

08 Ekim 2008

yıllık 03/18

Bonusum, Dejin'im, Özgür'üm,
Bir hareketi diğerini tutmayan; ne yapacağını bir türlü önceden kestiremediğim insan. Şu okul yılları boyunca bütün derdimi çektin, en kötü zamanlarımda beni asla yalnız bırakmadın. Belki de sana olan sınırsız güvenim yüzünden hep yanımda olmanı istedim. Birlikte geçirdiğimiz tiyatro ve okul zamanlarını, kilometrelerce süren yürüyüşlerimizi, şanssızlıklarımızı(!), yiyip yiyip kilo almamanı, kick-box şortunu, çocuk sevgini kısacası seninle ilgili hiçbir şeyi asla unutmayacağım. Bana harcadığın her ana teşekkürler. İlerde gökyüzüne baktığımda bir Hava Kuvvetleri jetinde olacaksın. Bense gökyüzünün gölgesinde hep yanındayım..
(Duygu)

temsil et beni

bu kadarına da yuh diyorum.
haberim olmadan neler olmuş neler

Fakülte Yönetim Kurulu Üyeleri
Dekan Prof.Dr. Seyhan Altun
Prof.Üye Prof.Dr. Şehsuvar Zebitay
Prof.Üye Prof.Dr. H. Hüseyin Menteşe
Prof.Üye
Doç.Üye Doç.Dr. Filiz Gürel
Doç.Üye Doç.Dr. Hüsamettin Balkıs
Y.Doç.Üye Yard.Doç.Dr. Hulusi Gülseçen
Araş.Gör.Temsilcisi Araş.Gör.Dr. Gökhan Algün
Öğrenci Temsilcisi Özgür Altun
http://www.istanbul.edu.tr/fen/yonetim/akademik/akademik.html

07 Ekim 2008

parkta yatıyorum

yıldızlardan yapılmış bir yorgan örttüm üstüme
yaslamışım başımı o güleç yüzlü mehtaba
tıkamışım kulaklarımı şehrin keşmekeşine
sarılmışım geceye bir sevgili niyetine

ben mekanımı çoktan seçmişim
ne ev sahibi ne pul ne senet
ne suyun derdi ne de elektrik
ben artık parkta yatıyorum
ben artık parkta yaşıyorum

ben mekanımı çoktan seçmişim
ne çatı katının merdiveni
ne de bodrum katının hücresi
ben artık parkta yatıyorum
ben artık parkta yaşıyorum

yıldızlardan yapılmış bir yorgan örttüm üstüme
uzanmışım yeşil çimenlere boylu boyunca
derin derin çekmişim sıcak geceyi içime
yaşamanın tadını çıkarıyorum böylece

ben mekanımı çoktan seçmişim
ne mutfak derdi ne de kapıcı
ne konu komşu ne çoluk çocuk
ben artık parkta yatıyorum
ben artık parkta yaşıyorum

ben mekanımı çoktan seçmişim
ne kasap ne de bakkal hesabı
ne borcun var ne de alacaklın
ben artık parkta yatıyorum
ben artık parkta yaşıyorum

(Tanju Okan)

gmailden sarı kart

dün akşam gmail'dan çok fena ayar yedim. tek seferde 100den fazla kişiye ileti gönderdiğim için 24 saat posta yollama yasağı verdiler.
yeni bitti cezam.
aklınızda bulunsun. çok kişiye göndermeden önce kişileri sayıp küçük gruplara ayırın.

İnternetten yayın yapan ilk Türk müziği dergisi Saz ve Söz tekrar yayında.
Dergimize www.sazvesoz.net adresinden ulaşabilirsiniz.

şıllık 01/686

şimdi bu yıllık yazıların niye yazıyoru diye bi soru takılabilir okuyanların(varsa) aklına.
hiç arkamdan konuşmayın. tek sebebi popomu kaldırmak.
bu tip hatıra deferivârizımbırtılara kötü şeyler yazılmaz. yazılsa bile eğlenceli olarak yazıldığından kişiyi incitmez.
halbuki bunu söylemeyip hava atsaydım fena olmazdı gibi geldi birden. ama hangi salak yer ki. (bunları da yazıp kendimi yeriyorum ki "ama özgür sen hakikatten şöyle iyi böyle muhteşemsin" diyesiniz)

uyku tulumunda uyumanın çok avantajı varmış. onu keşfettim. yatmak için yatağın üstündeki şeyleri kaldırma derdi yok. uyanınca yatak toplama derdi yok. yataktan aşağı yastık yorgan düşürürüm de tanbura, gitara bi iş gelir mi derdi yok. yataktan düşme derdi yok. üstüm açıldı derdi yok. sinek derdi yok. derdiyoklar

yıllık 02/18

Özgür'üm; canım oğulcanım, bir annenin yüreğinden geçenleri ne bir kalem yazabilir ne de bir dil konuşabilir. Yedi yıl önce seni okuluna yazdırdığım günü hatırlıyorum da, bugünler ne kadar uzak geliyordu. Bitti işte. Bir gün bakacağım ki karşımda rütbeli asker olarak duracaksın. Ama evlatlar annenin gözünde hep miniciktir. Sen benim yaşam kaynağım, gururumsun. Dürüstlüğün, yardımseverliğin, azmin... daha pek çok güzel huyların, sağlam bir karakterin var. Hep böyle kal. Ne mutlu bana.
(Annen)

06 Ekim 2008

sıdkı sıyrıldı

özgür cozuttu
yatak yerine camın hemen altında, halının üstünde, uyku tulumunda, sabah yatıp sabah kalkmaya başladım.
hadi hayırlısı

gün olur

Gün olur aramak istersen beni,
Sormam sana neden aradın diye,
Sadece açarım kollarımı, kocaman,
Bir de kanatlarımı,
Varsa eğer; söyleyeceklerini dinlerim,
Susarım, almam tek nefes,
Dinlerim.
Sadece dinlerim…

(ebru yaşar seçen 2008 / kış)

yıllık 01/18

İnsanlar akrabalarını kendileri seçemiyorlar. Özgür'ün sadece adını seçebildim. Ancak; seçme imkanım olsaydı çocuklarımı seçerdim. Çok şanslıyım.
(Ömer Altun)

kaç yıllık

eski tanıdıklarla bu kadar sık görüşmüş olunca dönüp ortaokulv e liseye dair nelerim var diye baktım. yıllıktan başka pek bir şey bulamadım.
düşündüm taşındım (2-3sn) her gün veya her güne yakın birisinin resmimin altına yazdığı yazıyı yazma kararı aldım. ne kadar doğru bi davranış bilmiyorum ama sıkılana kadar yaparım. sonra hızımı alamazsam başkalarına yazdıklarımı da yayınlarım. yayıncılık işi sardı beni.

erkan can öyküsü de yolda. onu yazıp yazmama konusunda kararsızım ama utanma ve arlanmadan yoksun biri olarak yazarım gibime geliyor. bilememko

05 Ekim 2008

rahat

www.sazvesoz.net nihayet açıldı
normla şartlar altında benim kapanmış olmam gerekidi bu saatte. alışkanlığa binecek artık sabahlamalar diye korkuyorum
bugün çok insan gördüm
duygu gördüm.
ayça gördüm.
orçun gördüm.
hande gördüm.
birkan gördüm.
serkan gördüm.
cansu gördüm.
ahmet gördüm.
erkan can gördüm.

(sana girsin diyene kafam...)

04 Ekim 2008

gecikmeli sahurlar

3-4 gündür lise dönemlerim aklıma geliyor.
gün doğarken yatıp az uykuyla güne devam ediyorum.

bitirsem dergiyi bu gece ta fecre kadar (cümle içinde kullandım. mutlu oldum)
dergi bitti. ufak tefek içerik değişiklikleri yapılıyor sadece. son onayı verdiğimiz zaman www.sazvesoz.net açılmış olacak. en fazla 2 günü var diyorum.

yatarken gökhan semiz ve grup vitamin dinliyorum sanrısal rüyalarda dolanıyorum.
inan ki teksin sen benim bi' tanemsin yanımda yoksun alkole sebepsin telefonu çektim direkten ben o kızı sevdim yürekten ya uyuyor sanmıştım öptürmedi göbekten boş haşhaş bol kokain bol marijuana az vitamin babababababaldız yapamam yalnız babababababaldız olamam lanız akraba sayılırız yapamam baldız magandalık ırsi mi bacılar benden tırsi mi duydum ki bir yıl önce evlenivermişsin seni böyle bilmezdim hakkaten kerizmişsin

02 Ekim 2008

koklayamadım saçlarını

saçlarımı özlediğimi fark ettim. eserse yeniden uzatabilirim






30 Eylül 2008

olur olur

önceden birisi kalkıp da "5dk.lık yürüme mesafesindeki yere özer özel tarafından zorla arabaya atılarak götürüleceksin. kaçan metrobüsün ardından merdivenleri berabercene koşturarak çıkıp sonraki durağa ralli yaparak gideceksin ama baktın orda da kaçmak üzere, hzını alamayıp daha sonraki durağa giderken mecidiyeköy çağlayan arasında e5in en sol şeridinde arabadan atılıp bariyerlerin üzerinden atlayarak metrobüs durağına gireceksin. o da yetmezmiş gibi 100mt ilerde emniyet şeridinde dörtlüleri yakıp korna çalarak camdan kolunu çıkarıp el sallayacak" dese küfür ederdim.
şimdi gülüyorum

26 Eylül 2008

kanatların hafifliği

halkından kopmamış biri olarak yazıyorum. uyarı mahiyetinde

aman kızlar diyeyim. canım kızlar diyeyim.
siz güvenmeyin orkidin molpedin reklamlarına.
hele beyaz pantol hiç giymeyin. üst geçit merdiveninden çıkarken önünde iç çamaşırı çizgilerinin yanından lekelenmiş pantol görmek iç burkuyor. durdurup söylesen "götüme mi bakıyosun ayı" der kafaya geçirir çantayı. söylemeyince ayrı bi vicdan azabı.
yapmayın etmeyin. güvenmeyin pis reklamcılara. beyaz çarşaflardaki, beyaz koltuklardaki, beyaz taytlı, o kadar hoppidik zoppidik hayatı kaldıramaz o "hijyenik kadın bağı"
çocuk bezi belki...

25 Eylül 2008

Dersim dört dağ içinde

Dersim dört dağ içinde
Gülü bardağ içinde
Dersim'i hak saklasın
Bir gülüm var içinde

N'oldu ağama n'oldu
Sarardı benzim soldu
Ağam burdan gideli
Bu yerler viran oldu

Pertek'in önünde kelek
Harput'a gidek gelek
Elin elimde ola
Kapı kapı dilene

N'oldu ağama n'oldu
Sarardı benzi soldu
Ağam burdan gideli
Bu yerler viran oldu

Bu dağın ensesine
Uyandım yâr sesine
Yâr gider ben giderim
Düşmüşüm gölgesine

Oy n'edem n'edem
Evi barkı ter edem
Gel seni alam gidem

N'oldu ağama n'oldu
Sarardı benzi soldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu

(Elazığ, Anonim)

23 Eylül 2008

liselim


orçun'un nadide hikayesi olan güzel bir resmi.
hikayeyi bilenler gülsün. diğerleri sadece baksın

21 Eylül 2008

facebooh

yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim
kullanmıyorum diye beni meraklandırmaya kalkmayın. zırt pırt yok biri tagledi biri yorum kodu uyarıları alıyorum. mayıstan beri kullanmıyorum ey canlar. acaba hangi resim, acaba neye yazdı bunu diye zıplatmayın beni.
hoş, bi ihtimal 1-2 iş bağlantısı için kullanmak zorunda kalabilirim yakında. onu da yine zaman amca gösterecek.

19 Eylül 2008

saz ve söz

az kaldı

108

Susmaya görsün gönül ağacım
Yıldızlar gizli bulutların üstünde
Ay ışığı nazlı, hiç görünmüyor

Susmaya görsün gönül ağacı
Şeker bile tatsız
Denizler sessiz
Geceler insafsız, hiç konuşmuyor

Susmaya görsün gönül ağacı
İlişkiler kaçamak
Anılar hiç dost değil
Son şarkılar güzel ama çalınmıyor

Susmaya görsün gönül ağacı

(Bülent Ortaçgil)

bir ömürlük misafir

Ah efendim
Önemi yok halimin
Ah efendim
Seyrederim hayret ile şu alemi
Ne bilinir kıymet ne kıyamet
Allaha emanet
Ne gelir elden
Ne sahibim bu yerde ne kiracı
Sadece bir ömürlük misafirim ben
(Bülent Ortaçgil, Sezen Aksu, Erkan Oğur)

dönmez geri

dün şebnem dönmez'le konuştum.
nasıl heyecanlandım anlatamam. konuşması yine kadife gibiydi. kısa bi konuşmaydı. bi daha da konuşmam imkansız ama on yıl yeter bana.
hayranıyım üleyn bebeklikten beri.

15 Eylül 2008

iftariye

2 gün üst üste iftar toplantısı çok geldi bünyeye ama eğlenceli oldu ikisi de.
dün spor ekibi olarak 47 kişiydik.
bugün de biraz garip oldu. deniz 'le geçen hafta konuşmuştuk geleneksel hale getirdiğimiz iftar için. 2-3 gün önce de nazan 8b olarak toplanıyoruz diye haber verdi. önce deniz'e söz verdiğim için gelemem ama taksimde oluruz biz de, iftar sonrası uğrayabilirim dedim. taksime gittiğimde deniz konak'tayız dedi. sonra nazan'ı aradım nerdesiniz diye; çiçek pasajı'nın çaprazında konak diye bi yerdeyiz dedi. 1 taşla 25 kuş filan vurmuş oldum. 8b masasına çok az uğrayabildim ama nasılsa kalabalıklardı. sonra mihrimah sultan'a gittik. elif hanım da geldi. geçmiş zamanı epey özlemişim. elif, suzi, orkun... gece milonga, sabaha karşı evde tango, sabah kalkınca tango, öğlen tango, akşamüstü tango, akşam milonga...

d.n. dergiyi yarına yetiştiremedik, canım sıkıldı. belim de ağrıyor zaten anasını satayım. yatam bare be yav

14 Eylül 2008

dizim

1 veya 2 oyuncu bile baştan sona kitlenmeye sebebiyet verebiliyor hakikatten.
2yıl önce yarım kalan hırsız polis seyrimi tamalama gayretindeyim. sırf 35'ten 50'ye kadar indirmek için rapidshare 'e para bile verdim.
evet, uğur yücel ve erol günaydın'ın hastasıyım. uğur yücel için hayatımın kadınısın'ı dahi izlemiştim.
baş tacı olarak erkan can var tabi bi de. onun için de düğün şarkıcısı'nı izlemek durumundayım. konusuz porno gibi dizi. kıytırık bi senaryo etrafında iyi oyuncular.
settar tanrıöğen'i unutmamak lazım. gece gündüz de sayesinde izleniyor. alacakaranlık vardı bi ara. uğur yücel'le birlikteydiler. hatta olgun şimşek de vardı. ama o diziyi izleyememiştim. internetten indirme olayından bi haberdim o devir. e televizyondan da bi şey izlediğim çok nadirdir. nadir, nadir özkurt, aksak, uğur yücel..
oha lan ne çok dizi izliyorum hee. biraz da seda sayan izleyem gari

10 Eylül 2008

uydurma

akşamüstü uydurmuşum. valide hanım kalp spazmı filan geçirmemiş. enfarktüsmüş (10dk öncesine kadar enfaktüs diye biliyordum. meğer r varmış arada. çok cahil hissettim kendimi. halbuki yazmak için esprim bile hazırdı. en-fuck-tüs yazacaktım. kısmet değilmiş)
o, bu değil de tanbur güzel bir şey be

fadik

fizik tedavi ardından götümü bacağımı filan mıncıkladılar yine. bi halta yaramamış tedavi. zaten her gün 40dk filan uyumayla geçiyordu. bu havada infrarouge (bildiğin kızılötesi) zımbırtısının altında 20dk yatmak ne demek bilin mi gulüm?
saunada uyumak gibi. üstüne buz gibi jeli yiyerek ultrason. üstüne lazer kılıçlarıyla mücadele. ardından da 2. şube işleri başlıyor. elektrik ve bel gerdirme. tek başıma kaldığım 60dk'ların ne kadarında horladım hiç bilmiyorum.
doktorun demesine göre 3hafta epey yüzecekmişim ondan sonra ameliyat var mı yok mu söyleyecekmiş.
8madalya alır gelirim.

bi de az önce haber aldım ki valide gidiciymiş sanırım. kalp spazmı, insanın kendine yakışanı geçirmesidir (höh)

koklasam saçlarını

Koklasam saçlarını bu gece ta fecre kadar
Acı duysam, gözünün rengine dalsam da senin
Kanatır ruhumu mazide kalan hatıralar
Doyamam ömrüme ben, kalbini çalsam da senin
(Mustafa Nâfiz Irmak)

05 Eylül 2008

oh y

az önce birisiyle konuştum, içimi döktüm, rahatladım. taş gibi oturmuş meğer bünyeye.
gerçi aldığım haberler pek de hoş değil ama olsun.
bakalım n'olacak
akıbetim ne olur hiç bilmiyorum

insan geleceğine dair ufacık bi tahminde bile bulunamıyor ya işte şahane bi durum olmuş oluyor. jm'in de dediği gibi "iğşallah" olayı değil. olup olmamasını geçtim, geleceğe dair en ufak bi plan dahi yapamıyorum.
tam bir dana gibi su akar yolunu bulur demekten başka yol bulamıyorum.
mızrap olasım geldi.
bitti

04 Eylül 2008

parlaibik olimpiyatı

dediklerine göre kaydımı sildirip 24saat içersinde yine aynı bölüme kayıt yaptırarak fakülte rekorunu kırmışım. hatta demelerine göre sadece fen fakültesinin rekoru da değilmiş
asıl üzüldüğüm şey biraz daha önce başvurmamak oldu. eski numaramı 7kişiyle kaçırdım

02 Eylül 2008

renatadaninsky

sevgili üniversiteme diplomamı vermiş bulunmaktayım

01 Eylül 2008

nicolegraves

sevgili üniversitemden diplomamı almış bulunmaktayım

26 Ağustos 2008

kayıp

bir adet yusuf bir adet de duygu'nun numarasını arıyorum. bilen duyan varsa bi zahmet yollayıversin e-postama. telefonla pek fazla ulaşamayabilirsiniz bu aralar.

pörteçine

okul değiştirme işim tırtladı ama ben yine de astronomiden kaydımı sildiriyorum. sevgili öss sonucu sayesinde ilk tercihim olan enfes bir bölüme yerleştirildim. istanbul üniversitesi fen fakültesi astronomi ve uzay bilimleri bölümü.
5 yıl okur gibi yaptım kesmedi. bi 7 yıl hakkı daha alayım diyorum.
önümüzdeki yıla allah kerim diyorum ancak. henüz karar verebilmiş değilim. uzun 1 yıl var nasılsa.

diğer tırtlama da belimde oldu. tek fıtık da kesmedi. paraya kıyıp çifter çifter aldım.

çocuk da aldım çifter çifter. ayla ve arife geldi. 2 hafta birlikteyiz.
şimdilik böyle. bakalım zaman n'apacak

05 Ağustos 2008

Ms. Hande

ulan salak hande
senin ne işin var m.s.le memesle. at çöpe de gel bakem.
sana göre bi hastalık değil. uğraşamazsın hiç.

01 Ağustos 2008

gitti çükünün yarısı

yazmayı unuttuğum esas dumur da söz yüzüklerini evde unutmaları

bi de az önce öğrendim ki babam da boş durmamış. baba da gece uyurgezerlik yaparak çiçek teyzenin uyuduğu odaya dalmış çiçek teyzenin sesiyle uyanmış.

daha önce de helaya gittiğini sanarak kafama işeyecekti az kalsın. allahtan ki henüz uyumamıştım...

31 Temmuz 2008

unuttum

geçen gün yazmayı unuttum. ablam nişanlanıyor cuma akşamı
eleman gibi sağa sola koşturtuluyorum
hadi alışveriş, hadi müzik, hadi taşı, hadi ses, hadi temizle, hadi getir, hadi götür...
baydım iyice. tanbur çalışamıyorum ulan!

d.n. sevgili adi pınar hanımefendi, hani yusuf'un numarasını yollayacaktın

29 Temmuz 2008

soz ver

etrafımdaki sözlü/nişanlı/evli sıfatlı kişiler artıyor blogosfer. etrafımdakilerin o 3lüden 1ine dahil olması niye bilmiyorum ama tedirgin ediyor beni.
dün pınar taş'la buluştuk 1,5 saat filan oturduk (meal: otobüste karşılaştık ve 1,5 saat kadar yol gittik). epey havadis aldım. şansal'ı tebrik ederim. özellikle de 47kişi içinden en özelini bulduğu için.
yusufa da ulaşmak üzereyim sanırım.
böyle işte

bi de daha farklı bir haber var ama unutmazsam yazarım işim var şimdi

18 Temmuz 2008

cacık

sözüm meclisten dışarı dostlar
bugünlerde kendimi 'hıyar' gibi hissediyorum
hani, dilim dilim doğrasalar beni,
marmara, ege, karadeniz, ve hatta akdeniz 'cacık' olur diyorum

derdim öylesine büyük ki dostlar
kırka yarıp yine kırka bölseler
ve kırk bostana gübre diye serpseler,
kırk bin tane ot biter de, kırk bin derde deva olur diyorum

ne oldu bana böyle durup dururken
oğlan, aldı başını gitti.
kız, zaten lafımı dinlemezdi
düğmem kopuk, paçam sökük
oramda buramda çengelli iğneler
bir de "çengelli iğne nazar bozar" derler
hanımın çorabı kaçık, başında bigudiler
karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor...

övünmek gibi olmasın ama dostlar
kendimi 'hıyar' gibi hissediyorum

hani ince kıyım doğrasalar beni,
akdeniz 'cacık' olur diyorum
ve hatta atlas okyanusu
ve hatta hint oykanusu
ve, hatta hatta büyük okyanus bile cacık olur diyorum.
böyle cacığa rakı mı dayanır

"çivi çiviyi söker" derler, soğuktan donanı buzla ovarlar
ben zaten yanmışım dostlar
peki beni fırına mı koysalar?
zeytin suyuna kuru ekmek
böyle gelmiş
böyle gidecek...

yayında ve yapımda emeği geçenler

aklıma gelmişken etmek istiyorum
son dönemler için (alfabetik) cansu bacı, elif hanım ve güler
ne kadar hödük davransam da hal hatır soruyorlar. nasıl olduğunu anlamıyorum.
bir gün ben de becerebilmeyi isterim.. belki de istemem.. bilmem.. belli olmaz.. yalnızlık da fena değil.. arkadaşlar iyidir.. yalnızlık değişilmezdir.. az.. öz...

kel alaka: sabahları gülşen abi vardı ama bi süredir denyo kantarlar var. gülşen abiyi geri istiyorum. nihat da gelmişti...

kavanoz

şu dünya gerçekten de kavanoz götlüymüş be
engeller, sorunlar azıcık uzak dursa neler olacak kim bilir.
çulsuzum, mis gibi düzeliyor derken sakatlandım, meteliğe kurşun atıyorum, kulağıma sçayım, kırk param bile yok, burçin abi boka battı, tın tın ötüyorum, tanburumun perdeleri bozuk ve hemen hepsini tekrar bağlamam gerekiyor ama vaktim ve imkanım yok, kokoz kaldım, biliyorum ki belim geçse elim sakatlanır...

12 Temmuz 2008

tilkiler

önümüzdkei yıl için 2 proje fikrim var ama biri oldukça zor. öbürü de bu sene olacaktı aslında ama kültür bakanlığının 2008bütçesi müsait değilmiş, 2009a kışş kışladılar.
2sinden 1i bile olsa yeterli benim için. şu öss zımbırtısı filan da geçti nasılsa. istediğim bölüm de olursa uğraşmak için pek bi engel kalmıyor önümde. bedava gezme olayına feci alıştım anasını satayım.
bu kadar alıştıktan sonra tatile para vermek kerizlik gibi geliyor. hatta sırf tatile dğel. her şeye para vermek kerizlik gibi. yaşasın şirinler hayatı. öpücükle, menfaatle işler hallolsun. sen benim işimi yap, ben senin işini yapayım parayı ortadan kaldıralım.

09 Temmuz 2008

ezel bahar olmayınca

ezel bahar olmayınca
kırmızı gül bitmez imiş
kırmızı gül bitmeyince
dertli bülbül ötmez imiş

bülbül havastır ötmeye
güle sarılıp yatmaya
bahçıvan gülü satmaya
gül kadrini bilmez imiş

bahçıvan satma bu gülü
haramdır parası pulu
ağlatma dertli bülbülü
gözyaşını silmez imiş

bülbül güle hayran olur
hayran olur seyran olur
bazı insan gafil olur
gafil arif olmaz imiş

şah hatayım ölmeyince
tenim turap olmayınca
dost dosttan ayrılmayınca
dost kadrini bilmez imiş

(şah ismail / hatayi)

tek başıma

3tane tek başınayı yazdım ama benim için geçerli olan ilk yazdığımdır.
diğerlerini aynı durumun farklı yorumlamaları olarak şeettim.

zehra diye bi serseriyle tanıştım geçenlerde. kız burnundan soluyor.
yemek yerken birden bire dağıttı masayı. fırlattı her şeyi. tam asi.

02 Temmuz 2008

tek başına

uzun zamandır hasret kaldım yüzüne
muhtacım inan senin bir tek sözüne
yalvarsam, ağlasam, kapansam dizine
döner miyiz yine eski günlere

söyle
buldun mu aradığın aşkısöyle
yoksa yalnız mısın sen yine
benim gibi boynu bükük gözü yaşlı tek başına

yine eskisi gibi beraber olsak
ne olur sanki geçenleri unutsak
hayat bitse, dünya dursa, ölüm bile olsa
biz hiç ayrılmasak

(Ülkü Aker)

tek başına

bir sevda çekerdi kalbim
sessiz tek başına
varamaz dokunamazdı elim umutsuz yarasına
biliyorum kavuşmak imkansız
anlıyorum yaşamalıyım sensiz
tek başına
tek başına

her gece hayalimde düşümde
her kadehin bitişinde
bir buruk, bir gariptir içim
aklımdan her geçişinde
biliyorum kavuşmak imkansız
anlıyorum, yaşamalıyım sensiz
tek başına
tek başına

(Fikret Kızılok)

tek başına

kim olursan ol
ne istersen yap
sen de bu dünyada
tek başınasın
anne kolunda
baba yolunda
kardeş yanında
tek başınasın
tek başımıza
hep tek başımıza

sözler altında
gözler altında
yaşam kavganda
tek başınasın
nefes alırken
nefes verirken
gülüp, ağlarken
tek başınasın
tek başımıza
hep tek başımıza

tek başımıza kalmışız
hani anan hani baban
gördüklerin sevdiklerin
hani kardeşin ve arkadaşın

bir baştan öbür başa
dağılmışın bu dünyaya
bir uçtan öbür uca
yayılmışın bu dünyaya
tek başımıza
hep tek başımıza

(Nuri Kurtcebe)

18 Haziran 2008

lonely land


yunan müziği sevenler için albüm
Christos Tsiamoulis, Lizeta Kalimeri'nin üzerine bi de Erkan Oğur, Ercan Irmak ve Halil Karaduman eklenmiş

16 Haziran 2008

freefaceonesbook

bi süredir facebooka giremiyorum
ne zaman adres yazmak için f'ye bassam freeones yazıyorum. nasıl otomatiğe bağlamışsam çözemedim.
hayır o kadar giriyorum orda da daha bi tane ilkokul veya ortaokul arkadaşıma rastlamadım. onları geçtim üniversiteden tangodan filan da insan yok.
bakalım belki bi gün tanıdık birileri çıkar karşıma

12 Haziran 2008

sensei öss

bugün perşembe
yarın cuma
sonraki gün de öss için son gün
çalışmalar ne alemde?
bugün başlıyorum
epeydir diyorum bunu ama bugün galiba gerçekten başlıyorum.

bari bi yemek yiyeyim de öyle başlayayım

10 Haziran 2008

neydin güzelim sen

Neydin güzelim sen, dün gece neydin
Ateş gibi, afet gibi bir korkulu şeydin
Tâkat komadın sen beni bir yay gibi eğdin
Neydin güzelim sen, dün gece neydin

(Ali Paşa, Şerif İçli)

05 Haziran 2008

memeliyiz ezelden

dün emin oldum ki insan ırkı gerçekten memeliymiş.

bolluca sunum

bol bol sunum oldu bu aralar
ctesi günü de geçen sene gidemediğim bolluca çocuk köyü'ne gidiyorum/z.
allahtan ki özer hoca'nın yurt dışına gidişine denk geldi. yoksa bu sene de benim yüzümden yatardı.

02 Haziran 2008

gecti gitti

etkinlik de bitti, gösteri de bitti, aöf de bitti
sırada şartlı kademeli olarak öss, ve mülakatlar var. öss için bişeylere bakmak gerekir herhalde. 5yıldır kendisi adına gördüğüm tek bi soru bile yok. soruyu geçtim konuları dahi bilmiyorum.
sçabilirim.

21 Mayıs 2008

AAK Mayıs'08

29 Mayıs 2008, Perşembe
17:00 – 17:15 Açılış,

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Amatör Astronomlar Kulübü Tanıtımı “Serkan Yıldız”

17:15 – 17:40 Kulüp Tanıtımları

Ankara Üniversitesi Astronomi Araştırma Topluluğu (Asart) Zeynep Avcı

Doğuş Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Kulübü “Derya Sözen”

İstanbul Teknik Üniversitesi Astronomi Kulübü “Utku Borataç”

17:50 – 18:20 Gezegen Oluşumu “Serkan Yıldız”

18:30 – 19:00 Hubble Uzay Teleskopu ve Güneş Sistemi Araştırmalarına Katkısı “Arş. Grv. Sinan Aliş”

19:10 – 19:40 Venüs’ün Gizemli Tarihi “Gaye Danışan”

19:50 – 20:20 Uzay Araştırmaları Tarihi “Arş. Grv. Korhan Yelkenci”

20:30 – 21:00 Bilinen İlk 100 Güneş Sistemi Dışı Gezegen ve Özellikleri “Yrd. Doç Dr. Hasan Esenoğlu”

21:00 – 23:00 Gece Gözlemi ve Canlı Müzik Dinletisi Doğudan Batıya”

30 Mayıs 2008, Cuma
17:00 - 17:30 Cassini – Huygens’in Gözüyle Satürn Sistemi “Özgecan Önal”

17:40 – 18:10 Titan “Orkun Gökçeoğlu, R.Özgür Altun”

18:20 – 18:50 Geçmişten Günümüze Mars “Serkan Yıldız”

19:00 – 19:30 Mars’ta Yaşam İzleri “Metin Can Sarıkaya”

19:40 – 20:10 Mars’ın Dünyalaştırılması “Mehmet Durgel”

20:30 – 23:00 Gece Gözlemi ve Canlı Müzik Dinletisi 3dem ve Emir Altuğ Karakaya

İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Program (Etkinliğin her iki günü için tekrarlanacaktır):

11:00 - 12:00 İstanbul Üniversitesi Gözlemevi’ni Ziyaret

12:00 - 12:30 SOHO’nun Gözü İle Güneş’imiz “Metin Can Sarıkaya

12:40 - 13:10 Gölcük – Ulaşlı Nurettin Bermek İ.Ö.O. Uzay Şenliği “Yrd. Doç. Dr. Hulusi Gülseçen”

13:20 - 13:50 Güneş Sistemi ve Evren “İrem Erk, Tuğçe İşler”

14:00 - 14:30 Yıldızların Hayatı “Yeliz Aksoyu”

14:40 - 15:30 Mira’nın Yaşamı “Bahar Ünsal”

15:40 - 16:10 Başka “Dünya”lar “Onur Şatır”

16:20 – 16:50 Stellarium ile Takım Yıldızları ve Hikayeleri “R. Özgür Altun”

Yer : İstanbul Üni. Fen Fak. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü, Beyazıt

Tel. : +90 (212) 440 0000 (10398)

Faks : +90 (212) 440 0370

E-posta: iuffaak@gmail.com

: http://astronomi.istanbul.edu.tr

Adres : İ.Ü. Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü, 34119 Üniversite-İstanbul

şıllık

galiba ben şıllıkları seviyorum
bak mesela elveda rumelideki bihter hemşire karakteri,
biraz cesur olsun, biraz atılgan olsun bi de güvenilir olsun işte.
ha yeni bölümlerini izlemedim bilmiyorum ne olur ama o şekil hatunları seviyorum.
kötü şıllıklık değil yani şıllıklık.

18 Mayıs 2008

gerizekalı blog
az önce fark ettim ki yaz gelmiş. saat neredeyse 21 oldu ama hava aydınlık.

bi' de cuma günü nazan gördüm ben
görmekle kalmayıp dans ettim

bi' de hasarlı sabit diskimden 3günlük çalışma sonucu pek çok resim kurtardım

bi' de salak mısın sen yaa

bi' de 29-30mayısta etkinliğimiz var. bekleriz. 17:00'da başlıyor diye hatrlıyorum. sunumlar, gözlemler filan olacak. 2günde de canlı müzik var

bi' de 30mayısta ms hastaları derneği'nin mi ne öyle bir yerde dans edecekmişiz süreyya hoca ile. saatleri etkinlikle çakışmaz inşallah

bi' de geçen hafta necdet yaşar'ın sunumu vardı. sunum sonrasında özer hoca için güzel şeyler söyledi. bilgisayara aktarınca unutmazsam atarım buraya.

bi' de bendir aldım

bi' de insanlarla hiç görüşmüyorum artıksadece tangodan tangoya görüyorum. tango harici insan görmüyorum ve görmeyi de çok istemiyorum. aslında istiyorum ama isteyemiyorum. karışık hallerdeyim. isteyemeyeceğim için istiyorum aslında. laf ola beri gele

bi' de mal mısın nesin anlamıyorum.

12 Mayıs 2008

sereserpe

Uzanıp yatıvermiş sereserpe
Entarisi sıyrılmış hafiften
Kolunu kaldırmış kolluğu görünüyor
Bir eliyle de göğsünü tutmuş
İçinde kötülük yok biliyorum
Yok, benim de yok ama
Olmaz ki
Böyle de yatılmaz ki

-orhan veli kanık

25 Nisan 2008

suzinak

tesadüfse güzel oldu, değilse topsun suzi
buraya yazdıktan gün sonra suzi aradı.
blogda fizik ötesi bi güç olduğuna inanmaya başlıyorum yakında.

(para yolla bana blog. her şeye yeten kudretin olduğunu biliyorum artık. yap bi kıyak)

hediye

bugün hediye aldım kendime
bayağı bildiğimiz hediye, kutulattım, paketlettim, kurdele bile taktırdım.

ayrıca logda bi sorun olduğuna eminim artık. ne yazsam içimde patlıyo. tanbur çalışamıyorum artık. topsun blog top. çorap girsin.

bunların yanında eczacılık fakültesi dans kulübü farmadans'ın ilk dersini yaptık. az kişi var ama iyi insanlar.

20 Nisan 2008

bulaşık çok şık

düşündüm de hayatım boyunca yıkadığım en keyifli bulaşıklar suzilerdeydi sanırım
eğlencenin diyetiydi çünkü ordaki bulaşıklar.
deniz, eti, elif, gurbet (belgini, orkunu filan daha sık görüyorum diye yazmıyorum)

ben öleydim suzi suzi
deniz ve mehtap sordular seni
tamam şimdi buldum, eti eti eti
iliklemiş düğmeleri, çözer elif elif diye
gideceğim gurbet eldir

selam

aklıma geldi de blogoş, söylemezsem içimde kalır
seninağzınasçayımçorapsokayım

sana ne yazsam içine ediliyo kısa sürede

tanbur çalışıyorum dedim 2-3 gün içinde teknesi 1karış çatladı.

yok artık sana yeni haber.
eskilerle idare edeceksin. olup bitenleri söylerim sadece (yalan aslında. yazarım illa ki)

bu cuma eczacılıkta tango 1 başlıyor. aklında bulunsun.

2mayıstan itibaren de bi sürü konser var itü'de.

mp3 çalarım da bozuldu. topsun be. nonoş şıllık blog

04 Nisan 2008

unuttum

unuttum seni be blogcan. kusuruma bakma
bu zaman zarfında epey hareketlenmeler oldu
en son ne yazdığımı unuttum, geri gitmek de zor geliyor. tekrar olursa affola.
polonyaya gittik geldik. rusya için uğraşıyoruz şimdi. program ve başvuru yapıldı. kabul edilip edilmeyeceğini bekliyoruz şimdilik.
tango ve spor hak getire.
tanbur çalışıyorum bolca.
hee bir de okulu bırakma kararı aldım. baktım bitecek gibi değil, siz kovmadınız ben bırakıyorum dedim. tekrar öss zımbırtısına girmeyi düşünüyorum.
ordumuz olsun daim muzaffer
tamamını yazayım bari nerden çıktıysa şimdi

ey şanlı ordu, ey şanlı asker
haydi gazanfer, umman-ı safter

bir elde kalkan, bir elde hançer
serhadde doğru ey şanlı asker

deryada olsa her şey muzaffer
dillerde tekbir, allahü ekber

allahü ekber, allahü ekber
ordumuz olsun daim muzaffer

06 Mart 2008

değişim

yıllardır istediğim şeyi nihayet gerçekleştiriyorum. sürgülü dolabı boydan boya ayna kaplıyorum. şu anda içerideki odada üzerinde ağırlıklarla birlikte silikonun kurumasını bekliyoruz. sonradan düşüp de kafamı gözümü patlatmazsa şahane olacak.

geri tepme

sanırım bu sefer proje ile ilgili bir sorun yok. ulaşımımızda sorun çıkmadığı sürece sorun yok en azından. biletler hazır, konaklama tamam. pazar günü yolcuyuz
elimize yüzümüze bulaştırmadan döneriz inşallah

05 Şubat 2008

s5

projesinin akıbeti belli değil.
16sındaki gidiş iptal.
seri gelecek diyorum da nankörsün diyosunuz.
hızlı hızlı geçsin bari.
rüyamda hülya hoca'yı gördüm ayrıca. iyileşmişti. kızdı bana.
oturup ders çalışmam lazım galiba.

02 Şubat 2008

s2, 3, 4

seri gelecek dedim
piranha kayboldu
ertesi gün philips bozuldu
maddi olarak göçtüm, manevi olarak zaten cıbıldaktım

27 Ocak 2008

Alpay - Adalı

video

adalı

ben adalıyım
adada doğdum
saçımın beyazı
yüzümün çizgisi
anlatır eski beni
bendeki beni

yeşili dalında
kuşu havalarda
denizin mavisini
özgürce görmek
ah ne güzeldir adayı solumak
ah ne güzeldir adada solumak

rüzgar birden patladı
dalgalar hazırdı
yağmur bulutlarının kaşları çatıldı
balıkçılarda bir telaş adaya doğru
balıkçılarda bir telaş limana doğru

ben adalıyım, adada doğdum
adada çocuk oldum, delikanlı oldum
adada aşık oldum,
adalı oldum
yeşili dalında, kuşu havalarda
çiçeği kırlarda özgürce görmek

ah ne güzeldir adayı solumak
ah ne güzeldir adada solumak

birden güneş açtı,
liman telaşlandı
oltalar hazırdı,
tekneler çalıştı

balıkçılarda bir telaş
balığa doğru
balıkçılarda bir telaş
kısmete doğru

(zafer cımbıl)

23 Ocak 2008

kenan doğulu

kim ne derse desin seviyorum kenan doğulu'yu
ilk 3 albüm + buçuk albümleri gayet güzel


video

(teknolojik oldum)