31 Aralık 2008

kayalarım vaar


aysun kayacı güzel kadın mı değil mi bilmiyorum ama çok hoş olduğu kesin. benim için.
allah sahibine bağışlasın diyerek huzurlarınızdan ayrılıyorum
(o da hani bana hani bana demiiiş...)

cemiyet

geldi güzel haber
dün ufak çaplı fiyaskodan sonra bugün daha büyük çaplı bir fiyasko mu olacak derken övgüyle kabul edildim koroya.
dünkü thm korosu çalışması iptalmiş ama haberim yoktu. gidip döndüm kös kös. nota eğitimine filan yeni başlayacaklarmış. illa ki alınırım oraya diye düşünüyorum. tanburla olmazsa yaylı tanbur veya sesle katılırım.
tsm korosuna ise tanburla iştirak edeceğim.
biraz çaldıktan sonra söylemesine göre şef erhan bey tınımı beğenmiş. aralarında görmek istermiş.

tangodan da güzel övgüler aldım. acayip bir ego tavanı yaşıyorum son günlerde. biri beni durdursun anacım. ya da durdurmayın. şahane gaza geldim, koşarak gidiyorum isteklerim doğrultusunda
elleşmeyin hiç

30 Aralık 2008

1 2 son 2 3 4

odamın camı karla örtülmek üzere
sadece 2 kat kaldı. kar seviyesi 2 kat daha yükselirse camdan atlıyorum

29 Aralık 2008

ebruli

yakında ebruli oyuncular olarak ebru abilere baskına gitmeyi düşünüyoruz
kaç kişi oluruz bilmiyorum ama hiç kimse gelmezse bile 3 kişi gideriz

ebruli ne ayak diyenler için yıllar önce yaptığımız site geliyor: www.yedakickbox.com/ebruli şimdilik çalışmıyor. kodlamasında hata var ama 1-2 haftaya kadar -üşenmezsem- bakar düzeltirim.
çalışmayan şeyi niye yazdın demeyin. sonra yazmayı da unuturum. unutkanlık üzerine ynei bi hayat kurayım diyordum onu da unuttum
şimdi de tarkandan geliyor... unutmamalı o güzel günleri anılarla gönülleri hoş tutmalı...

beyazıt

her yer kar oldu baa
yarına kadar devam ederse camın önüne kadar kar dolacak sokaklar

28 Aralık 2008

vay anasını be

uzun sürdir geçmediği gibi güzel bir gün geçti
4-5yıl önceki gibi tangojeande kahvaltıyla başlayıp 8 saat dans ettim.
sağ olsun derya diye birisiyle tanıştım. 4-5tandalık dans ettik kendisiyle. genç gösterdiğimi söyledi. (tam ömrümün baharındayken 18-19 yaşında sanıldım. iyi bişey tabii)
onun haricinde de epey insan tanımışım be bu kadar yılda. sürekli birileriyle selamlaşmak garip geldi. çok zamandır olmuyordu.
daha da güzel bir haber var aslında ama onu önümüzdeki günlere saklıyorum. belki de günün güzel geçmesinin asıl sebebi kendisi olabilir.

aç ve yorgun olarak çıkıp eve dönerken mköyde tükürük köfte yedim. güzeldi. belki de ben çok açtım. tam olarak hatırlamıyorum. hala açım, yorgunum, uykusuzum, tanburumun düzgün eşiği yok.
vay be. kederlendim şimdi bunları yazınca. n'olcak benim tanbur be blogosfer?

nedir bu? kimdir bu? nasıl bir şeydir bu? nasıl biridir bu? şey midir kişi midir bu?
hepsi yakında açıklanacak. sabredin ey kitlem.

kaçın

şimdi ana sayfayı açınca gördüm
birisi ha koçuma delisi yapmış beni.
zillere basıp kaçmasanıza çocuklar

yorgunum dostlarım yoruldum artık
hemen yatıp yere uyuyorum artık

bülbül

dede efendi'de özer hoca şarkı söylerken ben de kendi çapımda söylüyordum. dinleti bittikten sonra yanımdaki beyefendi önce önümüzdeki ayın programını sordu sonra da "sesiniz çok başarılı" dedi. beni ne haddime deyince de "yok yok benim kulağımdan kaçmaz, gayet güzeldi" dedi.

hayatımda ilk defa sesime dair övgü aldım.
kesinlikle sesini kullanamayan biri için nasıl bir mucize iltifattır anlatamam.

sesim güzelmiş lan blog. hep söylerim artık. aldım gazı
saana düüün biiirrr teepedeeenn baakdımm aziiizz ııısstanbuuulll

dön baba dönelim

çok garip gündü. iyi mi kötü mü anlamadım
uykusuzluk alt yapı yaptı, kahvaltısız başladı, çok verimli tanbur dersiyle ilerledi, öğle yemeksiz devam etti, yahya kemal ile gelişti, sesim ile renk buldu, dergi ile çözüldü, sırasıyla tren ve vapurla kaçtı, haydarpaşa'dan meydana kadar taksi bulamayarak karardı, altunizade'de patlayan eşikle söndü, 2.güzel konserle şenlendi, yurdal abi ile zenginleşti

yat zıbar özgür

25 Aralık 2008

buuzz gibi soğuuk sudan iiçeenn

oha lan otopark tamamen buz kaplıydı
çüşkolik

24 Aralık 2008

meri kırismıs

kendime fevkalade bir hediye hazırlıyorum.
yılbaşına yetişir mi bilmiyorum ama bişeylerin başıyla yakın münasebette bulunacağım kesin.
haydi hayırlısı

denizleri aş da gel

geçen gece deniz'de kaldık.
deniz, melis, selin, ben.
epey uzun süredir görüşmemişliğin görgüsüzlüğüyle hayvanlar gibi geyik ve dedikodu. sabah yatıp sabah kalktık. üstüne bir de hastalık öncesi kırgınlık gelince dün akşamüstü yatıp akşam kaltım. sonra akşam yatıp sabah kalktım.
niye söyledim, konu nerden açılmıştı hatırlamıyorum ama nerde okuduğumu unuttuğum enfes şahane bir sözü de yazayım tam olsun: "Her 10 erkeğin 9'u iri göğüslü kadınlardan; 1'i ise diğer 9 erkekten holanır."

22 Aralık 2008

olmaz olmaz bu iş olamaz

Her güzele koşma demedim mi?
Her tatlı söze kanma demedim mi?
Aldatır seni inanma demedim mi?
Olmaz, olmaz bu iş olamaz

Bu kadar çapkın olma demedim mi?
Göğsünü böyle açma demedim mi?
Gözler manalı süzeme demedim mi?
Çalım satma bu iş olamaz
Hiç yalvarma bu iş olamaz

El oğlu bakmaz gözün yaşına
Ne işler açar sonunda başına
Kimseler koşmaz imdadına
Pişman olur dönersin bana

(Fatma Fikret Şeneş)

20 Aralık 2008

sazvesoz.net

yeni sayımız ocak ayında çıkabilecek.
okan'ın babasına acil şifalar diliyorum

dediler

son 2-3 gündür bi dedelik geldi bana
hatta imkanım olsa çile dolduracağım da maalesef o kadar lükse sahip değilim.
tanbur, notalar ve ufak bi müzik çalarla azıcık da katık versinler yeter.
çok melankolik ve ergen gelebilir ama günün birinde tanbur çalabilmekten başka hayalim yok çok uzun süredir.
bugün kafaya koydum, borç harç bi şekilde yeni tanbur yaptıracağım. 1-2 haftaya giderim özgür abi'ye.
isteyenlere banka hesap numaramı verebilirim.

ohyşş

halam muazzam bi ganimet yollamış
özel börek, kek, başka börek
3 torba
camış gibi yerim artık
gelsin sodalar

19 Aralık 2008

ay! cacik dokuldu

tam bir denyo gibi az önce fark ettim ki ayça'nın da blogosferi varmış.
mal gibi diyorum çünkü 2007den beri varmış

not: parlak yeşiller okunmuyor bacım

tarço

ilerde bi gün sokakta filan çocuk bulur da alırsam adını tarçın koyabilirim gibi bi his var içimde

tchaikovsky

fazla çay içmek iyi değilmiş
mideyi bozarsınız alimallah

tarçın güzel

18 Aralık 2008

sun

sabah çıktığımda sokak ay ile aydınlanıyordu.
eve girdiğimde yine ay ile aydınlanıyor.
bütün gün yorucu ama oldukça da güzel geçti.
2 anaokulunda 3 sunum, sahilde balık ekmek (yıllar sonra ilk defa kılçıksız balık ekmek yedim), çişimiz olmasına karşın yolun ortasında serkan'la 1,5saat kadar konuştuktan sonra memo'nun gelmesi ve onunla da 1 saate yakın muhabbet etmek.
bunların üzerine yeda için de verimli bi toplantı oldu. daha ne olsun
anam ağladı

14 Aralık 2008

hamamcı

hamam gittik bugün
ercan amca, erdem, onur ve orçun vardı.
orçun'un ilk tecrübesiydi ama müdavim olacak potansiyeli gördüm kendisinde.
temizlik bakımından çok temiz hissi uyandırmadı ama mimarisi güzel. büyükçene.
yakın zamanda tekrar gitmeli.
ayrıca erdem'in ve orçun'un "kese"lerine bereket demeyi de eklemek durumundayım.
kesenize bereket lan.

13 Aralık 2008

duygular dönüştü söze

Erenler zehir getirin, bal ilen öldürmen beni
Bağrıma diken batırın, gül ilen öldürmen beni

Yar diyerek yana yana, can teslim ettim canana
En yakınım kıysın bana, el ilen öldürmen beni

Hiçlik aleminde mestim, varlık sevdasını kestim
Yokluk benim eski dostum, malınan öldürmen beni

Bir aşktır düştü özüme, yanarım kendi özüme
Leyla görünüp gözüme, çöl ilen öldürmen beni

Duygular dönüştü söze, yanık seda işler öze
Dertli dertli vurup saza, tel ilen öldürmen beni

Hüdai'yim daldım gama, saldı beni demden deme
Asın, kesin, yüzün ama dil ilen öldürmen beni
(Aşık Hüdai)

gönül

Gönlümün ezhar içinde gül gibi dildarı var
Neyleyim her sevgisinde bir yığın ağyarı var
Gül sevenler katlanır hârın dilazâr cevrine
Her gülün bir goncası, her goncanın bir hârı var
(Fehmi Tokay)

mandalina kasa

dün gitar çaldı burçin abi.
yeni gitar
yıllardır hayal ettiği gitar.
çalmakla kalmayıp gitarı almış da.
ciscillop ibanez art serisi(ndenmiş) archtop gitar almış.
manyetik vs gibi değişikliklerini de tamamlamak üzere.
çook mutlu oldum çoook

11 Aralık 2008

resmen facebook

facebooku resme boğdum bugün.
bilgisayarda olmayan eski resimlerden bile tarayıp kodum

10 Aralık 2008

kiralık

sana yazmadım ama çok hüzünlü bir şey öğrendim geçen hafta
suzilerin evi, milango merkezi, dostluk kalesi(oha tabire bak) artık yok.
geçen hafta oradan geçerken camda kocaman kocaman kiralık yazılarını gördüm. içim yandı.

ortak çalışma

Muhteşem bir tablo bu
Seyrettim doya doya
Kör müydüm ki orada?
Çok tatlı bir hatun var burada
Hatun tatlıdır hayattan
Et aldılar dün kasaptan
Sildim artık onu hesaptan
Kalmadı para hatuna kaymaya
Hangi aksesuarı taksam arabaya
Senin ki dönmüş armut başına
Çekmiş kalemi başına
Sürmüş jöleyi saçına
Çekmiş arabayı altına
O hep babalarda babalarda…

(Özgür - Mehmet)

09 Aralık 2008

bayram dansözü

kayaların tepesi, ağaç, deniz, mehtap, soğuk, süt, negro, muhabbet ve tabii ki müzik
peheeyt de heyt heyt. ancak girebildim eve.

08 Aralık 2008

görgüsüz

şunu gördüm
çevreciliğinden dem vuran birisi yolda giderken ağzındaki sakızı yere atar. bunun üzerine oharengiz tepki verilince ne olacak doğal bir şey falan filan der. arabaların lastiğine yapışacak, her yere dağılacak dendiğinde de işte böylece yok olması kolaylaşacak der aynı kişi. peki o zaman yerlere tükürmek de normal, sonuçta o sakızından daha doğal deyince göz büyüten cevap alınır.
-ama o görgüsüzlük!

rüyalandım

muhteşem güzel rüyalar gördüm dün gece. normalde nefret etmeme karşın kedi bile seviyordum. garip bi kediydi. sanki içi doldurulmuş gibi, çok az hareket ediyordu. zaten ilk başta bebekti. puşet mi ne diyorlar, öyle bir şeyin içinde taşıyordum. sonra eve girip çıkıyoruz karton torba içinde hareketsiz çok güzel renkli kediye dönüşüyor. bebek çok güzeldi. bol bol öptüm kendisini. sevimliydi kerata. işin garibi bebek, bebek olmadan önce tanburdu. böyle garip ama çok duygu patlaması yaşatan bi rüyaydı. uyandığıda tanbur-bebek-kedi yerine alf'i seviyordum. çok duygulu rüyaydı çook.

ayrıca bayram diye kesmeyin lan hayvanları. günümüzdeki yoksul insanların ete değil, başka şeylere ihtiyacı var.

07 Aralık 2008

harajuku

anne ben harajuku oldum

05 Aralık 2008

yeni

farklıymış...

03 Aralık 2008

erdem

dün gece erdemlerdeydim.
sıcak şarap yapmayı öğrettim kendisine(ben nerden biliyorum?)


s- salı akşamı bekliyoruz.
e- tamam. inşallah geliyoruz.
daha sonra
e- sen gelecek misin?
ö- müsait olursam gelirim.
e- peki salı hangi gün oluyor?
ö- ?!

01 Aralık 2008

ben kurdum oldu

Kimi zaman aklına çok güzel bir şey gelir de hemen kendince hayâller üretirsin ya, işte öyle bir gündeydim.
Muhteşem bir cümle geldi aklıma. Harika da bir nota yakıştırıp yapıştırdım kafamda. Kurdum, kurdum, kurdum…
Muhteşem ve harikanın birleşmesinden şahane çıkması gerekir ama olmadı.
Hiçbir şey çıkmadı. Çıkamadı.
Uğraştıkça cümlem silikleşti, kayboldu.
Keşke uğraşmasaydım diye lanet ettim.
Keşke o güzel hisle, hayâli duyguyla kavurduğum cümleyi öldürmeseydim.
Nasılsa cümlem öldü; hiç olmazsa o duyguyu notayla yaşatayım dedim.
Çaldım. Tıngırdadı. İki nota, üç nota, dört, beş, altı derken çoğaldı.
Belki bin tane nota oldu ama içimdeki bir tane duyguyu anlatamadı.
Notalar uğultu olmaya başladı sadece.
O uğultuları hayâlimde bile o duyguya yakıştıramadım.
Bak yine hayâl dedim. Ne çok hayâlim varmış meğer.
O kadar kurdum, o kadar yaşadım bitmedi.
Zaten hayâl de garip bir şey. İnsan hayâli yüzünden niye acı çeker anlamam.
Belki herkes çekmiyordur ama benim hayâllerim acı veriyor. Hayâlimdekiler de çoğu zaman acı çekiyor.
Şimdi yaptığım gibi yazmak için uğraştım.
Çalmak için uğraştım.
Hayâlime uzanmak için uğraştım.
Onu biraz olsun veya bir an olsun yaşamak için uğraştım.
Hayâli görürken yaşadığım duygu hep içimde kaldı.
Gerçeğe dönemedi.
Gerçeğe döndüğünün hayâlini kurdum birden.
Hayâlin gerçekleşme hayâli apayrı bir güzellik taşır.
Hayâlim gerçekleşince ne olacaktı diye kurdum bu sefer.
Dedim ya hayâllerinde acı çeken biriyim diye.
Hayâlimde hissettiğim o duyguyu gerçekleştirince birden düşürdüm elimden.
Korkup kaçtım sonra. Suçluluk duygusundan, üzüntüden, kaybetmekten…
Ne çok korkum varmış meğer tek bir hayâldeki tek bir duygu üzerine bile.
Utandım kendimden.
Hani erkek adam korkmazdı.
Kaçmazdı da.
Hayâl ya bu; erkek adam korkar da kaçar da.
Hayâllere gem vuracak halimiz yok ya. Varsın korkup kaçsın.
Hatta dilerse ağlasın bile.
Orada rahat rahat yaşasın hissettiği duyguyu.
Çoğunluğun yaşadığı dünyada duygusunu yeterince gizliyor nasılsa.
Kendisi de istemezdi belki gizlemeyi.
Korktuğu için saklamak zorunda kaldı küçüklüğünden beri.
Nasıl da üçüncü tekil kişiye çevirdim kendimi.
Hayâl dünyasındayız ya. İstersek üçüncü istersek ikinci tekil şahıs olalım. Ne fark eder ki sanki.
Aslında hayâl dünyasıyla ilgili değil bu şahıs karmaşası.
Gerçekçi insan, bene sen diyebilen insan değil mi çoğu zaman.
Kendisine dışarıdan bakıp yargılayabiliyorsa daha gerçekçi değil midir insan.
Soru işaretini kullanmayarak soru cümlelerini bile bir dayatmaya çevirirken kimin gerçekliğinden bahsediyoruz ki.
Benimki başka gerçek seninki başka gerçek.
Herkes kendi gerçeği peşinden koşup diğerlerini de o gerçeğe çekmeye çalışır.
Hayâller hariç.
Oradaki her şey gerçektir.
Çünkü hayâlinin tek tanrısı sensin.
Orada istediğin kaderi yazarsın. İstediğin insanlarına istediğin duyguyu verirsin.
Kim ne diyecek ki.
Yalnızca 3 saniye içinde bir sürü ömrü yaratırsın, harcarsın.
Ne kadar kudretli oldu böyle deyince.
Kendi gerçeğini ve çoğunluğun gerçeğini karıştırdığın zaman da adın meczup oluyor.
Sendeki tanrılığın birazını gördükleri için deli demeye korkuyorlar. Meczup diye geçiştiriyorlar.
Halbuki onların hayâlinde sadece sıradan bir delisin. Hatta hiçbir şey değilsin.
Oysa ortak hayâl kurmak mı?
Keşke

first aid kit

dünya aids gününüz mübarek olsun.
dilerim tez zamanda çare bulunur "hiv"neye.

unutmayın ki en güvenli cinsellik yalnız olanıdır.

soba borusu

  1. Blog yazmaya ne zaman başladın?
  2. Blog yazısı konularının belli bir çizgide olmasına özen gösteriyor musun?
  3. Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?
  4. Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken, şimdi artan bekleyiş yüzünden senin için bir zorunluluk haline geldi mi ?
  5. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun ?
  6. Bloga yazılan yazıları ve yorumları en fazla yazarının okuması gerçeği hakkındaki fikirlerin nedir?
  1. Hemen açıp bakıyorum. On Blogger Since June 2005. Yani çok zamandır buradayım. Niye başladığımı hatırlamıyorum. Yine esmiştir bi gün başlamışımdır. Kısacası demem odur ki öpün aganızın elini. Siz yokken ben vardım.
  2. İlk başta "tabii ki evet" diyesim gelmişti ama sonra düşününce düz çizgiden ziyade sinüs eğrisi gibi olduğunu fark ettim. Çizgiyse o da bi çizgi. Eski yazılarımı pek hatırlamadığım için çok doğru yanıtlayamayacağım sanırım. Elimden geldiğince lakayıt yaklaşmaya çalışıyorum. Türküler, deyişler yazmaya çalışıyorum. Sevdiğim şarkıları illa ki yazıyorum. Görüşemediğim/görüşmediğim insanlara kendimden haberler vermeye çalışıyorum. Böyle işte.
  3. blogspot.com kapanana kadar veya kendisine kızana kadar olabilir. Delikanlılık yapıp başka yere yazmam gibi geliyor. Temamı bile hiç değiştirmedim. Sadece bir özellik sebebiyle gelişmiş sürüme geçtim geçen gün o ka'.
  4. Diğer soba temizlikçileri gibi mütevazı yaklaşmayacağım. Tabii ki geldi ama gelmesi daha da zevkli kıldı işi. ekimden beri 1785 (statcounter.com verileri. 500ü ben olsam yine de kimseye haber etmemiş biri için iyi denebilir bi sayı) sayfa görüntülenmesi varsa ve görüştüğüm kişilerin çoğu blogla ilgili göndermelerde bulunuyorsa okunuyorum demektir. Bu kadar da alt benlik üst benlik arası biriyim.
  5. Feragat da civcivler yesin. Feragat etmem gerektiği durumlarda yazmak aklıma gelmez ki. Oturmuş tanbur çalşırken, film izlerken, tango yaparken, cima ederken, yemek yerken, göbeğimi kaşırken filan ulan hemen yerimden kalkıp blog efendiye yazmalıyım diyecek halim yok ki. Bunu diyen de yalan söylüyordur. Belki de ben yalan söylüyorumdur. Hatırladığım kadarıyla şimdiye dek yapmadım. Sonrasında da yapacağımı sanmam ama büyük de konuşmam. Son 3-4 yılda öğrendiğim en büyük oyun bu. İlerde ne yaparım bilmiyorum deyip harika bi hamleyle kurtuluyorum.
  6. Yalan. En fazla kendim okumam gerekse oturur defterime yazarım. Kimse kimseyi kandırmasın. Hepimiz buraya yazıyoruz çünkü hepimiz teşhirciyiz. İtiraf edin artık şunu. Gerisi yalan. Ya iyi bir şey yapmışızdır onu yazarız, ya reklamımızı yapmak isteriz onu yazarız, ya kendimizi başkalarına karşı haklı çıkarmak isteriz onu yazarız, ya da yalancıyızdır onları yazarız. Önceki sorulardan birinde belirttiğim gibi eski yazılarımı bilmem bile. Çok nadirdir açıp baktığım. 40 ayı geçmesine karşın 40 etmemiştir bile. deyişler, şarkı sözlerini filan yazacağım zaman tekrar olmasın diye bakmak zorunda kalıyorum. onda da arama seçeneğini kullandığım için pek bakmış ve okumuş olmuyorum.
harika kalçaları olan bir tangocuya taktim etmek istiyorum soba borusunu
aannndd boru gooooeesss toooo http://serkan-yildiz.blogspot.com

(çaamlak çöömlek patlaadııı. kimse yapmadan önce ben yapayım istedim
ayrıca soruların taşınması kolaylaşsın, halkıma hizmet ulaşsın diye uğraşıyorum.)