17 Mart 2009

dün gece başka biriyle

dün çok garipti.
akşam için enfes planlarım vardı önce georgios'un mülakatını bitirecektim, ardından da kendi özel hayatımla ilgili yapmam gerekenleri halledip erkenden uyuyacaktım.
akşamüstü Onur aradı. babasının hayrına aramaz ki herifçioğlu. nerdesin dedi, dükkandayım sen nerdesin dedim. sizin apartmandayım dedi. anlamadım. ha!? dedim. sizin apartmandayım yukarı çıkıyorum şimdi dedi veya buna çok benzer şeyler söyledi işte.
neyse akşam olup da ben eve gelene kadar unuttum bu herifin buralarda olduğunu. eve girer girmez oturdum yorgonun yazısının başına. 3-4 dakikalık bölümü yazdıktan sonra annem gelip "oğlum arkadaşın aşağıda, ayıp değil mi git uğra bari" dedi. aa Onur gelmişti di mi deyip aradım. "Altuğlara gidiyoruz, öpüp geri geleceğim" dedi. "ben dün gece öptüm, size iyi öpüşler" dedim. yalan da değil. önceki gece sabaha karşı eve gelmiştim Altuğlar'dan. nasıl gideceksiniz filan deyince "otoparktayız daha sen de gel istersen" dedi. gaza geldim salak gibi üstümü başımı değiştirmeden gömlek ceketle gittim. yeme bile yememiştim lan.
neyse işte gittik çay içip laklak yaptıktan sonra hadi çıkıp Onur'a etrafı gezdirelim dedik. neresini gezdireceksek. bildiğin büyükçekmece sahili işte.
kıyıda mal gibi yürüdükten sonra "yürüyün bizim mekana gidelim" dedik Altuğ ile birlikte. bizim mekan dediğimiz de sadece sevişmeye gelen 1-2 çiftin, bazen de içmek için gelen baltaların olduğu, ıssız, izbe kayalıklarımız. ne hikmetse sürekli oraya gidiyoruz. sonunda biri öldürecek kayalarda. günler sonra çıkacak cesetlerimiz. Onur, Neşe, Altuğ ve ben olan şahane kadro kayalıkların oraya kadar gidemedi çünkü yol çamurdan geçilmez durumdaydı. biraz saplanır gibi olup çıktık.
dahiyane bir fikirle çok güzel bir yer olduğunu iddia ettiğim beylikdüzü sahiline gidelim dedim. dedim de oraya hiç gitmediğimi ilk başta söylemedim. sadece 1-2 kişiden duymuştum. yolu bulamayınca hiç laf çevirmeden itiraf ettim zaten bilmediğimi. ta ebesinin nikahına kadar gittik. güzel, fıstık gibi sahil vardı. kum, sandallar filan... sert kuma park ettik arabayı indik aşağı. ohh mis gibi. şahane yer. yeni mekanımız burası olsun vs dedik.
denizin sıcaklığına bakmak için elimi sokayım dedim. kumsala geliyor dalga; 2-3 tanesini izledim, vardığı en uzak noktayı gözüme kestirip ıslanmayacağımdan emin olduğum için sylvester'ın köpeğin zincirli olduğu kulübenin önüne çizgi çekerek yaklaşması kıvamında ilerledim ve eğildim. hesaplarımda yanılmadım. dalga düşündüğüm yerden bile geride durdu. elimi ıslatamadım. biraz daha yaklaştım dalga çekilirken. biraz daha, biraz daha... sonra baktım ki ayaklarımda bir ıslaklık var. ne kadar hoplayıp zıpladıysam da kâr etmedi. ayağım sırılsıklam oldu. bundan gaza geldim çıkardım papucu çorabı girdim suya. biraz üşüyünce arabaya koştum. sobayı sonuna kadar çalıştırıp ayakları kurutmaya çalıştım. ayak kurudu ama çorap nanay. ıslak ıslak giydim. böylelikle denyoluklar faslını başlatmış oldum. gecenin matemini üzerimize çöktürdüm.
Onur her zamanki gibi resim çekip duruyordu. taş kaydırmadan konu açıldı Onur taş aldı yerden. veya o yerden taş alınca taş kaydırma konusu açıldı. emin değilim...
gülle gibi taşı fırlattı denize. o taşı atarken Altuğ ve ben başka bir şey yapıyorduk. hatırlamıyorum. denize bakınca taşın düştüğü yeri gördüm. o esnada Neşe ve Onur kahkaha atmaya başladı. anlamadık niye güldüklerini. sonra Neşe'nin demesine göre o kadar gerinip attığı taş denize bile gidememiş, kumsala düşmüş. yalan lan. gözümle gördüm denize düşüp foşurt diye su fışkırtmasını. allah allah filan derken Onur gidip olayı araştırmaya yeltendi. gerçekten de kıyıya düşmüş ama düşen attığı şey değil fotoğraf makinesiymiş. taşla birlikte cebindeki fotoğraf makinesini de fırlatmış denyo.
zaman ilerledi, üşüdük hadi dönelim dedik. tıkıştık arabaya fakat ufacık bir sorun sezinledik. araba kuma batmış. azıcık itsek kurtulur filan derken nah kurutul gibi kesin bir sonucumuz olduğunu kavradık.
Neşe'yi arabaya oturtup üçümüz hayvan gibi arabayı zıplata zıplata itmeye çalıştık. 1-2 metre başarılı şekilde ilerlettik. sonra Neşe'den dâhiyane bir fikir çıktı. ne kadar saçmalama desem de deneyeceğim dedi ve arabayı tamamen kuma sapladı. hem de ilk olduğumuz yerden çok daha beter bir yere. 2adım ötede dünyanın sayılı limanlarından biri, öbür taraf alabildiğini ıssız. gelen hepimizi öpse kimsenin ruhu duymaz. polis molis gelsin desen hak getire. zaten olduğumuz yeri tarif etme ihtimalimiz de yok. biz bilmiyoruz ki nasıl geldiğimiz, kimse tarif edeceksin.
tek bir iyi gelişme vardı benim için. çoraplarımın ıslaklığı önemsiz olmuştu. çünkü kum gibi muhteşem bir katmanla doluydu ayakkabımın içi. yalnız benim değil. arabayı iten herkesin aynı şekildeydi. 1,5 saat kadar uğraştıktan sonra pes edip sigorta şirketini arayıp çekici istedik. hemen geliyorlar dediler. nah gelirler. yolu bilmiyorlar ki.
o sırada arabanın biri geldi 20mt ötemize. aha dedik bizi doğramaya geldiler. içinde sırık gibi bi çocuk indi elinde bira kutularıyla. neyse içmeye gelmişler deyip rahatladık biraz. ardından arabanın iç ışığı yandı ve sarışın bi gacı belirdi içerde. haaa dedik. sevişmeye gelmiş çift. baktık sevişmiyorlar, çekici de aradı arayacak. gitik bunların yanına. yaklaşırken "size güzel bir soru sorabilir miyim" dedim. gayet kibarca tabii ki dediler. "biz nerdeyiz?" diye sordum. anlam veremediler. durumu açıkladık. anaa gelip itelim filan gibi oldukça candan bir teklifte bulundular. 1,5 saattir yeterince ittik ettik birşeyler yaptık dedik. neyse öğrendik ki kuzenmiş bunlar. candan erkek arkadaşından ayrıldığı için kafa dağıtmaya gelmişler. kimsiniz nesiniz diye konuşurken trt gençlik korosundan olduğunu öğrendik. bizim Bekir'i tanıyormuş. oha lan deyip epey muhabbet kurduk. o sırada çekici aradı ama tarif etme imkanımız yok. gittik Candan'ın arabasıyla çekiciyi aldık. Emin abi sağ olsun gelip çıkardı arabayı. hadi gidip kokoreç yiyelim dedim. gaza geldim herkese ısmarlayayım diye. önce Candanlar, ortada biz, arkada emin abi ve çekicisi gidiyoruz. bizim arabadan garip sesler gelmeye başladı. lastik biraz inikti o yüzdendir dedim. girdik benzinciye. gittim hava pompasını aldım, arka tekere doğru gittim sonra acaba pompayı nereye basabilirim diye düşünmeye başladım. zira lastik mastik yoktu anasını satayım. bildiğimiz dış lastik çok dış lastik olmuş. 2ye ayrılıp parçalanmış. patlamış filan değil, damdan düşen karpuz gibi yarılmış ikiye.
Canan gelip bedevilerle akrabalığımızın olup olmadığını sordu. akrabalığım olmadığını, bizzat kutup ayısıyla yakın ilişki kurduğumu söyledim.
bu bahsettiğim zaman gece 3 dolayları.
açık lastikçi nerden buluruz derken bulunduğumuz benzincinin hemen 2 metre yukarsında lastikçi olduğunu fark ettik. gidip cep telefonu filan baayım belki 24 saat hizmet vardır dedim. çıktım yukarı, araç girmesin diye gerilmiş belim seviyesindeki zincirin üstünden yavaşça geçip kapıya doğru gittim. telefon numarası ararken garip bi ses duydum, ardından üzerime koşan 2 tane bekçi köpeği gördüm. o girişteki yüksek zincir minicik kaldırım taşı oldu benim için. nasıl uçarak atlayıp kaçtım bilmiyorum. arkama bakarken köpeklerin boyunlarının zincirli olduklarını gördüm ama çok geç oldu anasını satayım. karizma marizma hak getire. bildiğin olimpiyatçı gibi engelli koşuyu dereceyle bitirip arabaya gelmiştim. kime ne diyeceksin.
Onur ve Neşe'yi Cananlara kakalayıp Altuğ ile birlikte Emin abi'nin çekiciye bindik. gittik yaptırdık beylikdüzü migrosun arkalarında bir yerde. hadi kokoreç yemeye gidiyoruz dedik ama Emin abi istemedi bu sefer. bu saatte boşverin dedi. halbuki saat daha 4e geliyordu. biz de Onur'u arayıp in aşağı dedik. onu da alıp gittik kokoreççiye. 2şer yarım yedik. 5gibi eve girdik. sırayla yıkanıp (aynı anda değil hee) zıbardık.
sabah 8de de işe gittim.
hafiften midemi üşütmüş olmaktan başka şikayetim yok. Georgios'u da unutmamak lazım. bitemedi hâlâ. çok uykum var ve mideyi üşüttüm.
derneği arayıp midemin kötü olduğunu söyledim. kötü de gerçekten. çok kere helaya gittim içimi döktüm.
ıhlamura yüklendim şimdi. böyle işte. buraya kadar okuyan olduysa helal olsun. işiniz mi yok kardeşim. milletin özel hayatını niye okuyorsunuz.
pis sapıklar
(şimdi aklıma geldi. Cananlar da bizi sevişmeye gelmiş insanlar diye düşünmüşler. hatta yazık lan kıza demişler. sonuç olarka ne onlar sevişti ne biz.)

17 yorum:

  1. bi de bana dersin uydurma diye. hayatın uyduruk olmuş oğlum.
    1-2 metre başarılı şekilde ilerlettik de sonra tıkanmadık mı? koca bi kaya vardı üzerine çıkamadığımız. imkansız hâle gelince ben devreye girdim. sen yalı kazığı gibi çekil dediğim halde dikilmeseydin daha açıktan alacaktım ve kurtulacaktık. hıh. ayrıca şoförlüğüme kusur bulmaya çalışırken düştüğün çukurları da hatırlatmak isterim.

    neşe ve onuru kakaladık ne demek? candana ben dedim bizi eve bıraksana 4 kişi uğraşmanın anlamı yok diye. bu durumda biz size lastiği kakaladık koçum. evde huzur içinde ayaklarımızı uzatmaya gidip :)

    *yazının başlarında candan sonda olmuş canan.

    YanıtlaSil
  2. canı candanı bütün varımı alsın da...

    YanıtlaSil
  3. süpersiniz ya; ben nasıl üşendim yazmaya. Direk link vereyim buraya ve Neş'e nin yazısına:)))

    ve gerçekten eğlendim.

    Aaaa ben de resim ve ivdeo da var. ben onları da koyayım.

    Bu arada Alamanyadan bildiriyorum len:)))

    YanıtlaSil
  4. bin bir direk sarnıcı
    (direkt)

    şimdi tübitak'ın madrid posta güvercini sevenler ve koruyanlar derneği ile ortaklaşa düzenlediği konferansı yerinde inceleyip gelişmeleri aktaracak olan muhabiriiz Onur'a bağlanıyoruz. evet Onur söz sende. ne gibi gelişmeler oluyor bilim dünyasında

    YanıtlaSil
  5. aynen ben de üşendim detaylı anlatmaya nasıl olsa diğerleri anlatır diye :)

    dün seni arayacaktım uçağa binmeden ama tahmin edersin ki sızmışım o saate kadar :)

    YanıtlaSil
  6. Ohooo, insan da bekliyor acaba "ben gittim, iyiyim" diyen olacak mı diye.. Pehey nerdeee... Biz anca meraktan ölelim..

    Ben venedik raporlarını istiyorum sevgili temsilcimizden.. Dönüşte de öpücükle rapor verecek zannedersem burada, zira hoca sabırsızlıkla bekliyor, "Neyse gelsin bakalım o, nasıl böyle gitmiş, hem ticaret, hem ziyaret" diyerekten..

    Bu arada herşeyi geçtim de, fotoğraf makinesinin durumu nedir? Hani benim olduğu için değil, meraktan soruyorum... :D

    (sonuna kadar da okudum, özel hayatımı kaldı Onur'un benim yanımda dura dura, hah... )

    YanıtlaSil
  7. makinen, yarılan lastiği resimlerken çalışıyordu. son durumunu bilemiyrum

    YanıtlaSil
  8. Makine iyi; hâlâ çalışıyor.

    Ben ve haber vermek; hâlâ tanımadınz mı yahu:)) Ayrıca birileri de Makedonya'dan haber vermemişti:p

    YanıtlaSil
  9. uluslararası haber alma örgütü gibi olmuşuz anasını satayım.
    almanya, makekonya, polonya, osurukya, pısırıkya...
    ay yay ya ko ko cambo ay yay yee

    YanıtlaSil
  10. Bu günde tek birşey eksikmiş lan. :((
    BENNNN.

    YanıtlaSil
  11. geliyorum geliyorum deyip gelmezsen öyle eksik kalırsın işte.
    bak millet kayseri'den geliyor. sen bakırköy'den gelmeye üşeniyorsun.

    YanıtlaSil
  12. Orası öyle tabi. SEn de haklısın ama sanki gelmemi de döçrt gözle bekliyormuşsun gibi konuşma lan:)

    Ben geliyorum diyorum haa doğru bugün sen gelcektin diyorsun sonra:)

    YanıtlaSil
  13. döçrt gözüm olsa beklerdim ama düşün yani geliyorum dediğinde o kadar sallamıyorum artık. yıllardır geliyorum deyip duruyorsun

    YanıtlaSil
  14. Geç boşalma sorunu var ondan işte.

    Olm dağda bayırda oturuyorsun ya. Çok uzak. Ama çok gelmek istiyorum. urşşş...

    YanıtlaSil
  15. burş... ben serkandan önce gelebilirim belki tabi bir buçuk ay içinde gelmezse..

    YanıtlaSil
  16. senden önce gelebileceğini hiç sanmıyorum

    YanıtlaSil

sana hayranım özgür