11 Mart 2009

istanbul için itiraf vakti

büyük bi itirafta bulunacağım şimdi blogco
hani sürekli tanbur çalışıyorum filand iyorum ya yalana slında hee. yok öyle bir şey. yani tamam alıyorum elime ama o kadar. seyirden başka bir şey yaptığım yok.
şimdi adam gibi çalışmaya çalışınca ne kadar gerilediğimi fark ettim. kondüsyon bitmiş. elde derman kalmamış. geçen sene 3-4 ay gerçekten çok sıkı çalışmıştım ama neredeyse 1 yıldır köfteden çalışıyorum.
niyetim yeniden çalışmaya başlamak. artık aşama kaydetmek.
böyle işte. içimi döküp rahatlayayım dedim. yoksa gerizekalı filan değilim yani o kadar çalışmaya hala çalamayayım. yetenekli olduğumu iddia etmem asla. hatta yeteneksiz olduğum bile aşikar fakat saz çalmak yetenekten ziyade disiplin işidir.
yetenek tabii ki çok büyük bir hızlandırıcı ama ben çok çalışan mı yoksa çok yetenekli mi daha çok çalabilir dersen çok çalışan derim. hatrı sayılır kişilerin de git 100tanesine sor 80'inden fazlası bunu söyleyecektir.
yetenek işi ayrı bir olay. işin sanatsal kısmında devreye giriyor, taksimlerde devreye giriyor, güzellemelerde devreye giriyor. ben temel olarak sazını yenmekten bahsediyorum.
eğer bu kadar süre adam gibi çalışsaydım şimdiye çoktan uçmuştum. ciddi söylüyorum.
yetenekleri çok kısıtlı birisi olarak bunu görebiliyorsam yetenekli olanların ta eline...
kıskanıyorum lan. ne diyeyim daha.
keşke yalancılıktan başka şeyde de yeteneğim olsaydı.
spor için deliler gibi çalıştım vaktiyle. öyle böyle değil. yıllarca sabah güneş doğarken, karda, çamurda çıktım sporumu yaptım. millet uyanıp okula gitmeye üşenirken ben çıkıp koşup yıkanıp giderdim. idmanlarda deliler gibi çalışırdık Tamer hocamla. çoğu zaman çift idman yapardık arka arkaya. son 3-4 yıldır spor yapmamama rağmen hala o günlerin ekmeğini yiyorum. yetenekli değidim ama hayatımda herhalde hiçbir şeye çalışmadığım kadar çalıştım spor için.

dans desen keza öyle. 1,5 yıl geçtikten sonra baktım yürümek şöyle dursun ritmi bile duyamıyorum; bırakıyordum. hatta bırakmıştım ama İlkan ve Aykan kardeşler sağ olsunlar geri döndürdüler. ardından ona da deli gibi çalıştım/çalıştık. geceli gündüzlü tango yapar oldum. az buçuk yürüyebilir olunca maddi ve manevi bazı sebeplerden ötürü bırakmak zorunda kaldım. 6yıl oldu ama hala dengeli bir dansçı değilim. yeterince idare edemem karşımdakini.

tiyatroda yetenek metenek yok zaten. oynadığım roller dikakt çekiciydi sadece. o yüzden oynuyormuşum gibi gözüküyordu. yoksa ne anlarım oyunculuktan. telaffuz zaten yok. kelimelerin yarısını yuvarlarım. duruş desen hepten bozuk. e daha ne olsun anacım. yalan söyleyebilmekten yırtıyordum biraz. doğaçlamalarda işe yarardı o kadar. (hayat bir sahne değil mi şekerim ha ha haayyt)

müzik desen hep fiyasko oldu. çünkü hiçbir zaman istikrarı yakalayıp da ben bunu yapacağım diyerek çalışamadım. bünyeye yerleşmiş tembellik sayesinde -müzik ulan bu, müzik, sanat yani- müzik ödevlerimi bile son anda ya yaptım ya da derste bakıp yapmaya çalıştım. ilk defa tanburda bu istikrarı gösterdim. bundan sonra da sazımın değişeceğini sanmam. eklenir tabii başka şeyler ama tanbur tamamdır artık. belirli bir seviyeye gelmeden bulaşamam başka saza. işte zaten tüm bunları yazmama sebep olan durum da az önce vuku buldu. ben böyle çalışıyorum diyerek kendimi kandırırsam nah gelirim o arzuladığım seviyeye. oturup adam gibi çalışmam gerek.
interneti mi azaltırım, ne yaparım bilimiyorum ama yeniden verimli çalışmaya başlamak zorundayım. hırs yaptım. becereceğim bu işi. ama öyle ama böyle olacak bir türlü.

kazmayım mazmayım ama bak vallahi çok güzel yalan söylerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür