05 Mart 2009

özgür üstadımız

dernektekiler sağ olsunlar büyük tanburileri bana sürpriz yapmışlar bugün.
uzun süre gidemedikten sonra geçen gün gittiğimde parçaların değiştiğini öğrenmiştim. hatta galiba yazdım bile buraya. her neyse.
yeni eserlerin sadece 2-3 tanesine birazcık bakıp gittim bugün yine. aşmış tanburiyim ya deşifre çalarım nasılsa(vay anam vay). eseri ezberlememe ne hacet. zaten Özer Özel'in öğrencisi her akortta deşifre çalabilmek zorundadır (der hocam). eserin hızı filan da önemli değil. peşrevden sirtoya, meyhaneden tavernaya her şeyi deşifre, süslemeli, hatasız çalıyorum nasılsa (af buyur!?). dediğim gibi bolahenk nısfiye çalmamamız sorun değil(yerinden olsa çalacaksın sanki he mi?). her yerden her şekilde çalarım (ıslık çalmayı bile beceremiyorsun be). gerekirse deşifreyi bile gözüm kapalı yaparım (uçtu anacım. bizim çocuk uçtu gitti. balata malata kalmadı). ilk bölüm fasıl olarak geçildi. eser isimlerini verip kendilerini rencide etmek istemezdim ama yazayım bari.
1. yıllar ne çabuk geçti o günler arasından
2. aşkı seninle tattı hicranla yandı gönül
3. yad eller aldı beni
4. yeşil gözlerini ufkuma ger ki
5. ey büt-i nev eda olmuşum mübtela
6. sazlar çalınır çamlıcanın bahçelerinde
7. benim yarim gelişinden bellidir

biraz ciddi olalım arkadaşlar

ilk takım böyleydi. ey büt-i nev edaya kadar kör topal geldim. kah dinledim kah eşlik ettim ama koptum ordan sonra. sazlar çalınırda perdeleri bile bulamadım nerdeyse. ulan denyocuk özgür insan gitmeden bi bakar di mi parçalara. hangisi nerden nereye kadar gider gelir, aceliteleri ne alemdedir. yok anacım. evden çıkmadan önce notaları bulup yazdırdım. dosyama koyup senfoni orkestrasına gidiyorum deyip çıktım evden.
neyse ikinci bölümde daha edepli, daha kaliteli olarak nitelendirilebilecek eserler başladı.
1. sislendi hava tarf-ı çemenzare nem aldı
2. dil yaresini andıracak yare bulunmaz
3. zannım bu ki cana beni kurban edeceksin
4. kaçıncı fasl-ı bahar bu
bunlarda nispeten biraz daha çaldım. çünkü geçen gittiğimde bunları 4-5 defa geçmişlerdi. hem kulak aşinalığım var hem de orda çalışmış olmuştum. bi de zannım bu ki cana beni kurban edeceksine çalışmıştım dün. o parça olmasa namusumu kurtaramazdım zaten. insanlar biraz duysun diye iyice abana abana çaldım. kaçıncı fasl-ı bahar bu'yu hiç dinlemedim şimdiye kadar ama onun acelite kısımlarına bakmıştım dün. bildiğimiz beleşçi forvet misali sadece sazların olduğu hızlı kısımlara baktım eseri baştan sona geçmeden. o kısımlarda yüklenip sanki hepsini çalmışım izlenimi uyandırayım diye. çakalım ya. ama o parça çalınmadı. galiba hiç çalınmayacakmış da. o sebeple akıllarda vay anasını özgür tanburu inletti gibi kaldım resmen (he yaa. ah be özgür iki dakika özüne dönmüştün de şimdi nerden çıktı yine bu ego)
sonra ara verildi. hoca bana arka taraftan kalkıp ön uca geç ki ben de yarım dönük olmayayım dedi. allah allah anlam veremedim. gittim paşa paşa en başa(kafiye oldu), sahnenin dibine oturdum. o sırada öğrendim ki chp belediye başkan adayı ve heyeti gelecekmiş. onlara çalacakmışız ve takriben 15dk içnde başlanacakmış. herkesin bildiği şeyi bi ben bilmiyormuşum. içeri ilk girdiğimde de hocaya hayırdır hocam bugün çalışma yok mu. farklı bi kalabalık var demiştim. içime doğmuş demek (temiz kalplisin ya olur öyle şeyler).
çıplak vatandaş gibi allaaaaah diye bağırarak koşasım geldi ama Özer Özel'in öğrencisi olmak ağır sorumluluk gerektirdiğinden koşamadım. 2dk bakayım çalarım yaa deyip çalamadığım eserlerin (7tane filan) en çalamadığım kısımlarına göz attım. bakmadım yani. öyle göz ucuyla okşayıp geçtim. o sırada öztekin amcayla hicaz sirtoyu filan çalıp goygoyla zaman geçirdik. ben bu işi okulda da yaptığım için bitiremedim ya zaten. sınavdan önce 15dk baksam yeter mantığıyla yaşadım hep. yetti de vallahi. sınıfta kalmak için 15 dk bile fazlaymış. onu öğrendim. hiç uzun uzun zaman kaybetmeye gerek yokmuş.
adamcağız geldi. unuttum şimdi adını. temiz yüzlü birisi. kendisi de müzisyenmiş. piyano ve akordeon çalıyormuş. kızı yarı zamanlı konservatuvarı bitirmiş, çellistmiş. diğer çocuğu veya belki yine aynı kızı tiyatrocuymuş. sürekli turnelere filan gidiyormuş. falan filan işte.
başladık çalmaya. anam dedim yine. nasıl bir kendine güvenle çaldıysam insanlar ağlamaya başladı (yalan tabii ki. sadece benim içim kan ağladı). sazlar çalınıra kadar idare ettim yine ama orda yeniden koptum. sonra anladım ki dikkatle ilgili bir durum değilmiş. eser hızlı lan. bildiğimiz koştur dur. gam in gam çık.
neyse dedim ikinci bölümde kurtarırım nasılsa. naaah kurtarırsın. ikinci bölüm olmadı çünkü. son parçayı bile çalmadan kesti şef.
konuşmalar falan filan geçti. siyasete girmeyeyim şimdi

işler bitince Öztekin amca ile konuştuk biraz. ben tanburla gelmesem o tanbur çalacakmış. şimdi keman çalıyor benim yüzümden. Vecdi amca'nın başka türlüsü. çok iyi birisi. zaten nerdeyse sadece onunla muhabbetim var. asıl sazın hangisi Öztekin amca diye sordum. 50yıldır keman çalıyorum, 40yıl önce uda başladım son 30 yıldır da tanburla uğraşıyorum dedi. sonra yaptığı hesaba göre bu onluklar halinde söylediği yılların epey de küsüratları varmış. cevap olarak ben de 23 yaşındayım diyebildim (yaşımı küçültmedim. 2009a girdiğimiz sonradan aklıma geldi)
sonuç olarak parçaları ezberime alabilrisem dağıtırım ortalığı. herkes mahçup olur karşımda. o kadar yani
ne de olsa Özer Özel'in öğrencisiyim ben. dağılın şimdi. hocama söylerim ense kökünüze çığırır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür