28 Temmuz 2009

2300

yazacak çok şey var ama hemen çalışmaya başlamam lazım. gereksiz yere çok fazla zaman kaybettim 5 gündür.
TUG ayağına Saklıkent'e gititk. zaten yazmıştım galiba gidiyorum filan diye. her neyse.
kamp alanı 2000mt'de.
ilk gece keten gömlek ve keçe olmayan yelekle durdum sadece. sabaha karşı benim olmayan çadırda benim olan tulumun üzerinde, benim olan şile bezi kıyafet zımbırtısını örtüp benim olan üşümeyle uyumaya çalıştım. Didem sağ olsun çadırına aldığı yetmezmiş gibi uyutmadı da lan. he yok bunu değil battaniyesinin bir kısmını paylaştığını yazacaktım. yazmış oldum. ertesi gün kamp alanı ve gözlemevi aralarında kaldığından ötürü yaklaşık bir yükseklik tahmini yaptığım tepeye çıktık Elif'le. sonra açlıktna ölmek üzere olduğumuz bir anda Orçun bize yemek getirdi. gelirken de düşüp elini delmiş. konserveleri ve çikolatayı yedik. orçun geri döndü biz kaldık. hava kararınca indik aşağı. sabaha karşı çıkıyoruz dendi. zaten bizim çıkma amacımız da daha önce çıkılmamış yerde keşif yapmaktı. sabah 4'te çıkılacaktı. yatmadan önce 3:30 olsun dedi Orçun. sonra da 2'yi 20 geçe uandırıp 2:30'da çıkıyoruz dedi.
küfür ettim. çünkü herkese 3:30 diye haber verdim. aleni bir satış yaptılar. isim verip hayvanların kendilerini rencide etmek istemiyorum. ipimle kuşağım deyip 3:30'da ilk "söz verilen" yerde buluşup çıktık. Burcu yeğeni yüzünden Emre ise kız arkadaşının rahatszlığı yüzünden geride kaldı. Elif'le gündüz çıktığımız en uç noktaya gittik. satıcılar daha gerideydi. hayvan gibi rüzgar vardı. şahane bir kuytu bulup yattık. 9 civarı püfür püfür uyandım. çadırda uyumaktan daha evla olduğunu anladım. sonra oyalanırken sol yanağımın yere doğru olmasından ötürü yüzümün sağ tarafının kavrulduğunu fark ettim. herhalde burnum da soyulacak zaten. bu sene epey yanmış oldum. haa bu arada güneş doğarken en uçtaki kayanın üzerinde bum-kari ayini yaptım.
öğlen aşağı indik. yorgunluk, açlık, oyun filan derken yine akşam oldu. 2gece de üşmenin sonucu olarak biraz hasta gibiydim. çorba içtim yattım. sabah da Begüm'lerle birlikte çıkacağız diye kararlaştırdık. 4'e doğru toplanıp tekrar çıktık. 1 gün önce gelmeyenlerden Aziz, Begüm, Burcu, Yadigar geldi. bol muhabbetli geçti. inişte de normal dikenli yol yerine kayalardan inmeyi tercih ettik. Aziz, Büyük Burcu(2 tane burcu olduğunu fark ettim şimdi. Çoban olana Büyük lakabını taktım hemen) ve Uğur dikenli yoldan inmeyi tercih etti.
Yadigâr sağ olsun Etiler'de gezinir gibi giyindiği için kendisinin kol çantası(!)nı ben taşımak zorunda kaldım. sırf kol çantası olsa iyi. yolun tamamı boyunca ya Yadigâr'ı ya da Burcu'yu taşıdım. Burcu göt üstü oturdu 2-3 defa. bacağı morarmış. kayalıkta çektirdiğim en eşcinsel resimlerimi de elime ulaşır ulaşmaz eklerim unutmaz ve utanmazsam.
off çok uzatmışım yazıyı yav. araları atlıyorum. toplu resim filan çekildi. teşekür edildi.
Begüm serinlesin diye başına soğuk su döktüm. sonra Burcu'ya dökecekken kaçtı. ben de ısrar ettim. ardımdan koşan birinin sesini duydum. ardından ılık ılık bir şeyler aktı ensemden aşağı. ılıklığın kaynar su olduğunu fark ettim. yandım anam diye feryat ederek çantayı yere atıp gömleği çıkardım üstümden.
akıllı Begüm sebilin soğuk su düğmesi yerine kaynar su bölmesinden su doldurup serinletmiş beni. daha 1 saat önce hazır çorba içmiştim lan ben o suyla. bildiğin cayır cayır su. Cadılak insanı sağ olsun bepanten(nasıl yazılıyordu bu?) sürdü hemen. şimdi boynumdan sırtımın ortasına doğru çok şahane bir dövmeye sahibim. yanması azaldı epey ama birazcık var hâlâ.
vallahi sıkıldım yazmaktan. halbuki bum-kari-kari ve kabak desem tüm etkinliği özetlemiş olurdum. telesiyejde 5 oturak(ne denir onlara), 10 kişi olmak üzere kabak oynadık lan. bağıra bağıra kabakladık.
sonra kafama eser, aklıma başka şeyler gelirse yazarım. resimler elime ulaşırsa ve yine üşenmezsem eklerim onlardan da. yallah

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür