22 Temmuz 2009

huzur

canım sıkkın lan.
bugün telefonu da evde unutmuşum zaten. aslında canım sıkkın değil. sadece bir huzursuzluk var içimde. o da çok değil ama yok da değil.
yarın Antalya yolcusuyuz. oraya da gidesim yok. bu sene biraz fantezi yapacağım. çadır madır götürmüyorum. kalın kıyafetler götürmeyi de düşünmüyorum. küçük bir sırt çantasıyla gideceğim. niye bimiyorum. öyle yapasım geldi sadece.
yeni işyeri tutuldu, kira sözleşmesi yapıldı. tez zamanda bürokratik zımbırtılar yapılıp taşınılacak. mutluyum. Zeytinburnu uzaktı ve sevmiyordum. dedem yaşarken iyidi hoştu da ondan sonra oraya bağlayan bir şey kalmamıştı ki. üstüne o kadar uzak olunca tam işkence oluyor. burası ise zorda kalsan yürüyerek bile gidebileceğin mesafede.
müzik yapmayı beceremiyorum ya canım ona sıkılıyor aslında. ben de yetenekli olabilmeyi isterdim. zorlamadan olsun isterdim. olmuyor işte anasını satayım. zorlayınca bile gıdım gıdım ilerliyor. ha böyle diye vaz mı geçeceğim? yoo ne münasebet. oha ne biçim atladım konudan konuya.
ha bir de bugün Ana ve Aziz İstanbul'a gelecekti ve onlarla buluşacaktık fakat bugünün o gün olduğunu saat sekizden sonra Serkan hatırlatınca hatırladım. ayıp oldu. sorry Ana. hope to see you soon again. (muhteşem ingilterece konuşurum)
o değil de bugün telefonu evde unuttum yaa. lazımdı lan. telefon bekliyordum. valideyi arayıp telefonu kapattırdığım için kimin arayıp aramadığını da bilmiyorum. her işte bir hayır vardır diyelim.
gündüz aklımda yazacak şeyler vardı ama unuttum bu saate kadar.
haydi kal sağlıcakla cancağızım.

d.n: tangoyu özledim lo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür