20 Eylül 2009

dün

dün sinemaya gittim. Tarantino amcanın Soysuzlar Çetesi (Inglorius Basterds) filmine.
keyifli bir ikinci dünya savaşı fantesizi. dha doğrusu SS fantezisi.
izlemeyenler gidip, alıp izlesin.
uzun uzun yazacaktım ama çok üşendim şimdi.
gece eve dönerken de kısmen tecavüze uğradım.
gece bir civarlarında E5 üzerinde inip eve yürürken kısa yol olan sanayi sitesinin içini kullandım. sitenin içinde yürürken biraz ilerde hayvan gibi kaslı, iri yarı erkeğin teki pis pis bakmaya başladı. tırsıp abi çektim. ben dostum ayağına yatmaya çalıştım fakat asabi şekilde üzerime yürüdü. koşsam ağzıma sıçar, kaçamam. battı balık yan gider deyip gel baklaım dedim. geldi önümde dikildi. hiç konuşmadı. sırtına n'aber abi der gibi bir hamlede bulundum. baktım ters bir hareketi olmadı. el ense çektim. camış gibi sağlamdı. yine tepki vermeyince tırstım. acaba işin sonu ne olacak dedim. hiç ses etmedi. üşüdün herhalde abi diyerek biraz sırtında gezdirdim elimi. sonra göğsünü getirdi. mecburen bir süre de göğsünü sevdim. ardından bacaklarıma sürtünmeye başladı. hiç sesini çıkartmadı bunları yaparken. boku yedin Özgür derken bir iki adım atmayı denedim hemen hırçınlaşıp elimi yakalamaya çalıştı. reflekslerims ayesinde kurtardım elimi ve hiçbir şey olmamış gibi sırtını sıvazlamaya devam ettim. biraz sırt, biraz göğüs derken kollarına masaj yaptım. bu sefer bacaklarımın arasına girmeye çalıştı. bu gece buradan sağ sağlim çıkamazsın Özgür derken bir mucize oldu ve bir sonraki sokaktan köpekler havlamaya başladı. onlar havlayınca bu da celallendi. bu sıra da geçen tüm zaman boyunca toplam beş adım atamamıştım bile. neyse köpekler havlayınca bu hareketlendi. bana da kızıp ters bir hareket yapacak diye düşünüp kelime-i şehadet getirmeye başladım. keşke bugün de oruç tutsaydım filan diye geçirdim aklımdan. sübhaneke dinimiz amin dedim. ben bunları düşünürken o işemeye başladı. sonra diğerlerinin yanına gitti. ben hızlı hızlı yürüdüm. arkamdan bakıp bir iki hav dedi ama takip etmedi. ilerde daha fazla ve daha saldırgan köpekler vardı. Allah'tan ki çoğunluğu tellerin arkasındaydı. biri dışardaydı ama o da ne hikmetse peşimden koşmadı. bak peşimden koşmadı diyorum. demek ki ben koşuyordum. koşmak ne kelime altıma sıçıyordum lan. gece gece sanayi sitesinin ortasında, fabrikanın ve alış veriş merkezinin arka tarafında benim kadar bir köpek yolumu kesmiş, o kadar sevmeme karşın kuyruğu hala çok mutlu şekilde sallanmayan ve en ufak yürüme hamlemde önümü kesip elimi ısımaya çalışan bir köpekle baş başa siz kalın da sizi de görelim.tek köpek olsa eyvallah ama hem bir sürü var hem de hiçbiri sokak köpeği değil. bekçi köpeği olarak besliyorlar. köpeğin bacakları o kadar kalın ve kaslıydı ki köpek olmasına karşın benim bacağım kalınlığında bacağı vardı neredeyse. nihayetinde kazasız belasız geldim ki bunları yazıyorum işte.

bugün de bildiğiniz üzre bayram. sabah yine Barış Abi klasiği ile başladım. bayramı sevsem de sevmesem de seviyorum bayram sabahı şarkıyı dinlemeyi. yıllar üzerine dayımı gördüm. görmeyeli en azından yedi sekiz yıl olmuştur herhalde. uzakta oturuyorlar. yürüyerek 20 dakika filan sürer. araba ile beş dakika civarı olduğunu söylemiyorum bile. Enes ve Furkan kocaman olmuş. özlemişim kerataları. gerçi Enes'i görmeyeli o kadar zaman olmadı. altı yıl önce sokakta karşılaşıp üç buçuk dakika konuşmuştum bile.
sonra Çetin Abi ve Ender Abiler geldi. biz halama gittik. bol bol börek yedim. Eylül(4) ile kavga ettim börekler için. sonra da kendisi yiyemeden, ben hepsini bitirdim diye ağladı. pişman değilim. yine olsun yine yaparım. nasılsa safoz. hemen kandırıyorsun başka şeyle. Barış Abim 3 ekimde evleniyormuş.
yoruldum yazmaktan. dün gece sabaha karşı yattım zaten. şimdi biraz müzik dinleyip uyumak istiyorum izninle.
ne izni lan. istersem döverim bile seni.
gidiyorum.
Kıraç'ın gidiyorum diye bir şarkısı vardı. bunalımdı, güzeldi. bulup dinleyeyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür