18 Ekim 2009

oturoğlum

hayat çok garip lan. en olmz denen şeyler bile oluyor. Orion (nam-ı diğer Orhan) bizdeydi bugün. annem de bizdeydi. o kadar garip yani. dışardan bakınca ne var bunda diyorsunuz ama annemin it korkusunu azıcık bilen nasıl bir mucize olduğunu anlar. bütün gün alt alta üst üste oynayıp durdular. garip lan. insan acaba diyor. sonu da soru işareti filan koyuyor. o kadar garip.

geçen gün yazrın anlatırım deyip de anlatmadıklarımı kabaca özetleyeyim. edebi yazı yazacak halim yok zaten ya. özet işte.

Vefa Lisesi'ne gittim. ortam çok garip. zaten uzun süredir değinmek istiyordum bu konuya. uzun süredir dediğim okullar açıldığından beri. okuldan kasıt ortaöğretim kurumları. MEB'in yönergelerinde mi vardır bilmiyorum lâkin her sene etek boyları ve ve ilikli gömlek düğmesi sayıları azalıyor. anlam veremiyorum. tutucu olduğunu iddia eden bir hükümet ve giderek artan cinsel görünüm. hoş elma şekerci Hüseyin amca gibi yavşak(bit yavrusu)ların da bağlı olduğu zümreler belli ya neyse...
ortaokullu, liseli kızları gördükçe hadi lan diyorum. sivilde görsem abla derim pek çoğuna. nasıl oluyor da cinselliği bu kadar ön plana çıkartabiliyorlar anlamıyorum. öğretmenlerini geçtim aileleri de mi bir şey demiyor acaba? kesinlikle tutucu değilim. hatta çıplaklık özgürlüktür diyorum ama her şeyin de bir yaşı var. daha on dört on beş yaşındasın lan. kıçını başını açmak senin neyine? hele bir reşit ol sonra git Reşatlarla ne yaparsan yap. ama büyüyün önce. semer vurup üstünüze binen çok olur. yazık günah. çok üzülüyorum böyle kızcağızları gördükçe. ten rengi çoraplar, mini etekler, daracık ve üstten pek çok düğmesi açık gömlekler... yüzdeki pudrayı, kalemi saymıyorum bile. her şeyin bir yeri var. kınıyorum. onları da onalra izin verenleri de. Melek Hocamın gözünü seveyim. en azından elinden geleni yapardı. "terbiye, ahlak giyim kuşamla olmaz insanın içinde olmalı" filan diyene uçan kafa atar yüzüne osururum. bu kadar açık söylüyorum. ulan konu nerden nereye geldi. iyi ki yazasım yoktu. fakat dolmuşum be. çok içerliyorum bu duruma. bundan on yıl önce bizim lise dönemimizde olaydı ya böyle gacılar (şaka lan şaka).
Vefa diyordum. tango derslerine başlıyorum. şimdilik Cumhuriyet Bayramı'na gösteri yetiştirmeye çalışacağız. belki daha sonra da çalışmaya devam edeceğiz.

gelelim astronomiye. okulu yine bırakıyorum. sonra yine kayıt oluyorum. fanırım fakülte rekorunu kırmış olacağım. en azından Veysel abiye söylediğimde beni alıp tüm öğrenci işlerinde gezdirdi. ikinci öğretime geçiyorum. harçları fenaymış. gözünüzü seveyim para kazandırın bana. yıllık harcı binikiyüzküsür lira.

Vefa Lisesi'ne girmeden önce bir berbere girip sakal tıraşı olayım dedim. adam geri çevirdi beni. saklaımı keserse cumaya gecikebilirmiş. yadırgadım. ayıpladım. dışarı çıkınca da küfür ettim adama.

otobüste yanımdaki adamın mp3 listesindeki sanatçıların isimleri gördüğüm sıra ile şu şekildeydi: Müslüm Gürses, Sagapo Kajmer, Yıldız Tilbe
nasıl bir bakış açısı besleyerek bu üç ismi arka arkaya dinliyordu çözemedim.

büyük bir proje peşindeyiz. kimlele ve hangi proje olduğunu yakında açıklarım. bazı şeyler biraz daha kesinleşsin de hele.

aa şimdi aklıma geldi. Aslı Hocam ameliyat olamadı. ertelendi.

1 yorum:

sana hayranım özgür