20 Kasım 2009

ifade

yazı yazabilmeyi o kadar çok istiyorum ki. anlatamam. o kadar çok istiyorum.
aslında istediğim şey yazı yazabilmek değil pek tabii ki. derdim kendimi anlatabilmek.
illa yazı olmak zorunda değil. konuşabilsem o bile yeter. zaten konuşabiliyor olsam yazabilirdim de...
kendimi ifade edemiyorum. hiçbir şeyle, hiçbir şekilde ifade edemiyorum. olmuyor. sanat yeteneğim olmasını çok isterdim. çok fazla çok isterdim dedim. bu isteğimi dahi ifade edemiyorum işte. sadece bunu ifade edebilmeyi bile çok isterdim.
yazmak, konuşmak, çalmak, söylemek, dans edebilmek, iletişim kurmak... doğal olarak yapabilmek isterdim bunları. bil bakalım ne kadar isterdim? doğru. çok isterdim. daha önce başıma geldiği için peşinen uyarayım. "yaptığın şeyleri yazıp hava atma lan" diyenin de düşünenin de ağzına kürekle vururum. içlerinde herhalde tek "yaptığımla olması gereken birbirini birazcık andırıyor" diyebileceğim tangodur. ona da çok çalıştım. gerçekten çok çalıştım. bir buçuk yıl boyunca kıza çarpı yaptıramamış birisiyim. daha ne diyeyim. yanlış anlaşılmasın; hâlâ yapıyorum filan diyemiyorum. sadece anlamayanlara göre yapıyormuş gibi gözüküyorum. çalışacak çok şey var.
ifadenin de bir tane yolu yok ki. adama bakıyorsun çizmiş, anlatmış tüm meramını. diğeri gelmiş delirtircesine yazmış. öbürü bir konuşuyor ki resmen içine giriyor insanın. bir başkası sazına dokununca tüm feza titriyor.
sonra bizim tıfıla bakıyoruz ki üç tane mantık örgüsüyle sıralı cümle kuramıyor.
bazan kendimi avutuyorum. öyle böyle bir avutma değil. sürahiyi çok doldurursan bardağa su koyman zorlaşır ya. işte öyle bir durumv ar sende Özgür diyorum. o kadar dolusun ki iş yapmaya çalışınca etrafı batırıyorsun. sonra da gülüyorum kendi kendime. paragrafın başını da yanlış yazmadım. bazen yerine bazan yazmak istedim.
muazzam bir örnekleme geldi aklıma. birisi var diyelim. ya da bir şey. çok seviyorsun. baştan alalım. çocuksun. bayramlık pabuç alınmış. tertemiz, mis gibi, canından kıymetli. değil sokakta giymek evin içinde denemek için giymeye bile kıyamıyorsun. annen temizlik yaparken pabuçların yerini değiştirdi diye ortalığı ayağa kaldırıyorsun. pabuçlar birbirine çarpıp yanlışlıkla iz kalsa oturur ağlarsın. o kadar değerli. şimdi buradan nereye bağlayacağım. hiçbir yere. örneklerimi bir yerlere bağlayabilsem zaten yukarıda dert yanmazdım.
belki daha bağlanabilecek örnek bulsam daha hoş olur.
pabucu, gömleği, eteği bırakıp daha kanlı canlı bir şey bulalım. köpek olsun mesela. hatta daha canlı örnek olsun. ablamın köpeği, Orion, nam-ı diğer Orhan. aldıklarında küçücüktü. ablamın kazağının içinde gezebilecek kadar küçüktü. gariban sorunluydu. mide kanseri. muazzam bakıldı. ablamın hayatı kalmadı. gece gündüz onunla uğraştı. kemoterapiler, ilaçlar, özel bakımlar... neredeyse odasında yalnız kalmaktan bile korkan ablam ayrı eve çıktı. annemin korkusu yüzünden annemle görüşemez oldu. yetmedi, şikayetler sebebiyle her taşındığı yeni evden çıkmak zorunda kaldı. iyileşmesi için çok fazla bakıma ihtiyacı vardı. fazlasını gördü. etraftan bir kişi bile akıl sır erdiremedi ablamın kendi hayatını yıpratmasına. ablama sorsan en ufak bir pişmanlığı bile yok. sevdiğin şey için katlanmak kadar büyük bir haz olmasa gerek. binbir defa tekrarladığım gibi "Aşkından yanar yüreğim; yandığım bana hoş gelir." bak işte bunu da Özgür söylememiş. Yunus Emre söylemiş. ne de güzel söylemiş. Özgür söylese nasıl derdi acaba. "aşkından yüreğim yandı. su getir dök bana" manidar gibi ama osuruktan. olmuyor işte.
haydi biraz daha pembe dizi yapalım. pabuç ve köpecik birleşip insan olsun. ona aşık ol, kavrul fakat söyleyeme. söyleme. gizle hep. herkesten gizle. saçma sapan bahanelerle karşılaşmaya çalış. bahanelerle yaklaşmak zorundasın çünkü kendine bile söyleyemiyorsun ki ona söyleyebilesin. olmaz. ya hepten giderse. cüzdanındaki resimden başka şey kalmazsa... olmaz. en büyük hafiye numaralarıyla takip et. kimse anlamasın. veya sen öyle san. dolu sürahisin ya. bunda da kandırırsın işte. sana bir şey söylesin, bir şey yazsın diye gün gece birbirine girsin. hepsini karıştır. tüm hayatını karıştır. kendi hayatın yetmesin başkalarının da hayatını karıştır. mum dik. kendi kendine gelin güvey ol. başkası bilmesin. sen de bilme. unut. hiç görme. kaç. selamı sabahı kes. görmeyince sabah olmayacak ya zaten. çok da dert değil. varsın olmasın. yavaş yavaş alış. alışabileceğini san. sonra hepten yan. kendini dışla. sahte şeylerle uğraş. gerçeği kimse bilmemeli. oruçluyken masanın altına girip yemek yerdim küçükken de. her işim evvelden beri gizli kapaklı. o yemek ne kadar gizliyse bu da o kadar gizliymiş meğer. gizlemek için o kadar çok bastırırsın ki sonunda patlar.
bir, iki, üç derken anlatırsın sürekli. ona da. hâlâ korkacak bir şey yok. ciddiye almaz dediklerini. almak zorunda da değildir. sen ayrı birisin o ayrı. seni umursamak zorunluluğu yok ki. işte bu noktada ana konumuz devreye girer. sen her şeyi anlattın ya. o anlamadı ya. vay benim gamlı başım. işte öyle değil. anlattın sandım. geveledin. herhangi bir şey için talebin olmadı. nasıl olsundu? talip olmak kolay şey mi? belki olmalıydı. belki de olmamalıydı. nihayetinde ne oldu? olamadı. olmadı, olmamalıydı değil. olamadı. acizlik sardı dört yanı. tepende zaten aşkı var. aşağısı desen ne olduğu belli değil. her yanın kapalı kısacası. yapılacak en güzel şey çömelip beklemek. öyle düşündün. acizdin. tırmanmaya çalışmadın. elin kolun bağlı değil, doluydu.
bu kadar çok şey yazıp da bir yere bağlayamayacağımı söylersem en başta yazanlara hak verirsiniz diye umuyorum.
bağlayamayacağım, doluyum. ağlayabilmeyi ve bağlayabilmeyi çok isterdim ama çok doluyum.

8 yorum:

  1. Evlat,
    Sanır mısın her yazan, bozan, çalıp, söyleyen ifade eder kendini gönlünce? Yok, öyle değil. Esas sen kendine bu itirafları yapabiliyorsan -ki çok açıkça yapıyorsun uzun zamandır- zaten "ifa" ediyorsun demektir, her ne düşünüyor ve bekliyorsan geleceğe dair... yasu vre pediki mou...
    e.

    YanıtlaSil
  2. aşkınla yanan sineme el sürme yanarsn
    ömrüm sona ersin beni sen öyle ararsın
    yıllar geçiyor anlamadın aşkımı hala
    ömrüm sona ersin beni sen öyle anarsın


    ...




    bekliyorum günlerdir gelmiyorsun sen a GÜZEL
    hayalinle sevginle yalnız kaldım ben a GÜZEL
    buluta mı büründün görünmüyorsun a GÜZEL
    hayalinle sevginle yalnız kaldım ben a GÜZEL

    ...

    YanıtlaSil
  3. Hayyam dedi ki;
    Leylâ isteyen kişi mecnun olmalı
    Kendisinden de dünyasından da geçmeli
    Sevenlerin sofrasına çağrılınca
    Ben körüm, ben dilsizim demeli...
    e.

    YanıtlaSil
  4. ifa etmek de adım tabii ki ama işte nasıl desem bilmiyorum. yetersiz. daha ritmik adımlar gerekiyor. hatta yerse koşmak lâzım.

    güftekârlar önemli.
    Aşkınla yanan sineme el sürme yanarsın (Halil İbrahim Akçam)

    "Bekliyorum günlerdir gelmiyorsun sen a güzel" ise meçhul.

    buraya yazan desek hepten meçhul.

    YanıtlaSil
  5. Refik Fersan'ın diye biliyorum...sanırım meçhul durumundan bunu kurtardık,ama yazana gelince..bu bi sır olarak kalsın bakalım bi süre daha:)


    ...

    YanıtlaSil
  6. Refik Fersan bestekârı.
    sözlerin kime ait olduğu bilinmiyor.
    baktığım tüm nota nüshalarında aynı şekilde.

    istediği kadar sır olarak kalabilir. pek önemli değil. saklambaç oynayasım pek yok. istediğin zaman kendini kurt ilan edip çıkarsın.

    YanıtlaSil
  7. tamam o zaman ben etrafında bi yerlerde saklanıyo olucam.istersen bulursun


    ...

    YanıtlaSil
  8. ben arkadaşlarla bumkari oynuyorum. istediğin kadar izleyebilirsin.

    YanıtlaSil

sana hayranım özgür