17 Aralık 2009

itiraf

daha sonra düşünerek, kelimeleri tek tek seçerek yazacaktım ama şimdi sersem kafayla yazayım. hiç düşünme fırsatım olmasın. yoksa vazgeçerim muhtemelen.
bir altta yazdığı gibi aşığım. yeni değil. çok eskiden beri. o yüzden böyle duygusuz, ruhsuz biri gibiyim. ne alâka aşk ve duygusuzluk diyenleri duyar gibiyim. sıfır puan veriyorum. aşık olduğunu aşık olduğun kişiden bile gizlemen gerekiyorsa o hisleri bastırmak için tam aksi yönde hızla koşman gerekiyor. yıllardır öyle yapıyordum. geçen seneye kadar. önce Ebru Abidir, Erdem'dir, Elif'tir ufak ufak çevremdekilere anlattım. sonra da Erkan Can'a anlattım. yani ona anlatmadım ama o bana anlattı. o kısım karışık biraz. kendisini tanımam etmem. çok severim sadece. konuya dönüyorum. iyice doldum, doldum, doldum ve bu zat-ı muhteremi arayıp şu kadarcıklıktan beri şunları bunları hissediyorum dedim. "Allah belanı vesin Özgür. neden daha önce söylemedin. yıllardır senin için yanıyordum ben de" diyeceğini bir an bile düşünmemiştim.
demedi de zaten. "iyiymiş" dedi sadece. kendisini bıktıracak kadar müptezel davranarak her gün durumumu hatırlattım. bir bok olsun diye değil. kendimi rahatlatmam gerekiyordu. kazan kaynayınca suyun birazı taşar da rahatlar ya öyle olur diye düşündüm ama elimi çekmeyi unutmuşum. taşan sulardan ellerim yandı. daha beter oldum. iş bu noktaya kadar geldi işte. duymayan kalmasın. konuyla ilgili kimse soru sormasın, tahminde bulunmasın. şimdiye kadar bu konuyla ilgili kimleri aldattıysam da topluca özür dilerim. evet, günah çıkartıyorum. belki bu sefer elimi yakmadan boşlatırım kazanı.
arkamdan ne konuşursanız konuşun. bunca yıl ben sizleri nasıl kandırdıysam siz de beni öyle kandırın.
o biliyor, ben bliyorum. şimdi burayı okuyan etrafımdaki pek çok kişi de biliyor.
kendisine herkesin huzurunda tekrardan teşekkür ederim. bugün uğraştığım neredeyse her şey kendisi sayesinde oldu. ne garip lan. o bunları hiç okumayacak. benimle ilgili bir şeyi merak edip de bakacak kadar bile umursamıyor çünkü.
işin kötüsü tüm bunları kabullenip de başka insanı kabullenememek. boşa kürek sallıyorum diyeceğim ama kürek de sallamıyorum. akışına bıraktım. kiminle uğraşıyorsun lan. eşek kadar hayat var karşında. sana bi' çarptı mı var ya Allah'ın şaşar.

Sebeb sensin gönülde ihtilâle
Sürüklersin beni sonsuz melâle
Bilirsin müptelayım ben ezelden
Belay-ı ateşe belki hayâle
(Ratip Aşir Bey)

10 yorum:

  1. Aksi istikamete koşmak yok evlat, koştuğunu sanmak var. Kaçamazsın seviyorsan yürekten... Eninde sonunda mutlaka yorulursun ve bir bakarsın ki aynı yerdesin. E, hani istikamet tersti? Mühim olan bu beyhude koşuda ne kadar yorulduğun ve soluklanmak istediğinde de doğru omzu bulup bulamayacağındır. İtiraf ise, bu koşuda yorgunluğun had safhaya ulaşaması ve sonunda istifra etmendir sadece, ardını etrafındaki gerçek insanlar toparlar, sen merak etme...

    YanıtlaSil
  2. ama .. :(

    oysa ki hala umudum vardı.. öyle olsun.

    YanıtlaSil
  3. etrafımdaki gerçekler olmasaydı zaten çoktan pes etmiş olurdum herhalde. istifra zehri atmaya yardımcı olur ama bakalım bu sefer de işe yarayacak mı


    kimliksiz; parazit yapma. herkesin hayâli kendine.

    YanıtlaSil
  4. ben zaten bana aşık olduğuna hiç inanmamıştım problem yok, özrün kabul edildi.

    aşk güzel şey daim olsun!

    YanıtlaSil
  5. kaldı ateşler içinde yine sevdalı serim..
    nereden gördü seni kahrolası didelerim..
    görsem azar-ı sitem görmesem artar kederim..
    nereden gördü seni kahrolası didelerim.


    ...

    YanıtlaSil
  6. şşt kişiliksiz;
    şöyle yapalım
    sen burayı meşgul etme ben de kalbini kırmayayım. yakında fena kırılacak yoksa.
    yazdıklarından çıkartılacak sonuç "kırdın ya daha ne kadar kıracaksın" gibi bir şey olacak. kişiliği belli olmayan birisi için "ipimle kuşağım..." diyebilirim.
    bu da şahsına(!) verdiğim son yanıt olsun.
    yaylalar yaylalar diyerek uzaklaş şimdi.

    YanıtlaSil
  7. tereddüt...
    "sarahaten, acaba, söylesem darılmaz mı?
    darılmak adeti, bilmem ki çapkının naz mı?
    desem ki: 'ben, seni...' yok, dinlemez ki, hiddet eder!
    niçin? bu sözde ne var? sanki hiddet etse ne der?
    desem ki: 'ben, seni pek...' ya kızar, konuşmazsa?
    derim: 'bu çektiğim insaf edin, eğer azsa...'
    desem ki: 'ben, seni pek çok...' hayır, kızar bilirim,
    tereddütüm acaba hiddetinden az mı elim?
    desem ki: 'ben, seni pek çok...' sakın gücenme emi,
    sakın gücenme, eğer anladınsa sevdiğimi.



    ...tamam o zaman

    ''hoşçakal''

    YanıtlaSil
  8. şimdi yeniden okudum yazdıklarımı. nasılsa okuma demişim ya. okudu lan.
    keşke okumadan önce biraz değişiklik yapsaydım.
    geçmiş ola. geçmişe müdahale edemiyok

    YanıtlaSil

sana hayranım özgür