27 Şubat 2009

ver git

şimdi diyeceksin ki hep böyle yorgunum, uyum var filan yazıyorsun ama yorgunum lan. yatıyorum

yarın dede efendi evinde Mustafa Nafiz Irmak söyleşi ve dinletisi var. Necdet Yaşar konuşmacı olarak katılacak.
ayrıca önümüzdeki hafta deli gibi bir sürprizim olabiler aybalam.
pazartesi günü de Georgios ile mülakat yapacağım.
bugün Aziz gördüm. Aziz'in makedonya'ya gitme ve Onur'un almanya'ya gitme sebebi tamamiyle bilimselmiş. ben yanlış biliyormuşum. birisi sunum yapacakmış öbürü de kongreye katılacakmış. onur ne vakit orada anlatılanları anlayacak kadar almanca öğrendi hala anlayamadım ama koskoca yüksek lisans öğrencisi. halletmiştir kaşla göz arasında.
kaş deyince aklıma geldi (yalan. aslında bu parantezden sonraki cümleyi üsttekinden daha önce yazdım)kaşsız ters bacak Barkın da tesadüf eseri Altuğ'un öğrencisi olmuş.
kısacık ama ne ka' öz bilgi verdim.
çav bella coni vayt

25 Şubat 2009

istanbul'u düşlüyorum

süreyya hoca vesilesiyle hiç ilgim olmayan bir projeye gayet yetkili olarak iliştim.
hadi bakalım hayırlısı.
bizi bekle 2010 kültür boş kenti

ara beni

serkan beni arıyor.
ben aramadığımda da arıyor.
şu dünyada 1 serkan daha olsa sırtım yere gelmez anasını satayım.

23 Şubat 2009

3 gün 3 gece

cuma gününden beri bilgisayar kullanmıyordum. benim için rekor süre.
şimdi yazasım yok, zaten grip başlangıcı mevcut.
yakında yazacak epey mevzu vuku bulacak merak etmeyin anacım.
üşenmez ve unutmazsam yazarım.
hasta la vista baby (shake it and dance, i see you baby)

20 Şubat 2009

düğünüme bekliyorum

bi erkeğin sünnet ve evlilikten başka ne düğünü olur?
düğün yapasım var ama biri için geç öbürü için erken.
bi' çare bulun bana a dostlar. biçare kaldım (2sini de devrik cümle yapaydım ne kıyak kafiye olurmuş. ha bunu yazana kadar onları silip tekrar yazsam daha koalydı ama ne bilem. zor geldi.)
ya sahnelere çıkartın beni ya da düğün ayarlayın. o tip şeyler yapasım var.

yoksa gidip evlatlık erkek çocuk alsam da onu mu sünnet ettirsem.

19 Şubat 2009

hayda

gazamız mübarek olsun. sınava gidiyorum
akşam da Erdem'le birlikteyiz. Deniz'in evde toplanıyoruz.

şebek

bugün şebeğe döndüm resmen. sabah ekmek yoktu. gidip almaya üşendim. yeni unla olan ekmek de hoş olmadığı için yapmadım.
kahvaltıda muz ve mandalina yedim.
normal insalar gibi öğlen acıktım. ama niye bilmiyorum yine ekmek yoktu. gitim muz yedim.
akşamüstü midem kazındı biraz. değişik bi'şeyler yapayım dedim. gittim erzak dolabını karıştırdım. sonra tezgahın üsütnden muz alıp yedim.
allahtan akşam dışarı çıktım da döner yedim. hem de 2 farklı mekandan, 2 farklı kıtadan(eminönü ve kadıköy; avrupa ve asya)
az daha dayansaydım muzıçar olacaktım.

ayrıca gündüz ders çalıştım. hocanın sözel sormasıyla birlikte beter geçen astronomi sınavından sonra fizik çalışayım bari dedim.
anasını satayım. oturdum geçen gece (sana yazdıktan sonra) bütün koordinat dönüşümlerini hallettim lakin sınavda 1 tane bile çıkmaz mı hacı. olur mu böyle hasan? söyle olur mu hasan?
yarın da benzeri bi durum olursa isyanım fen fakültesine der çıplak vatandaş olurum.

allllaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhh

18 Şubat 2009

güneşin oğlu

Yaşlanmak gerçekten büyük mucize.
Ama ben artık ondan daha büyük bir mucizenin olduğunu biliyorum. O da ölmek.
Çünkü hayat başlayan bir şey olduğuna göre biten de bir şey olmalı. Yaşadığınız en iyi seksi düşünün, yediğiniz en iyi yemeği, seyrettiğiniz en iyi maçı. Eğer bunlar hiç bitmeyip hala sürselerdi en iyi değil, en sıkıcı olacaklardı. Hayat da böyle işte; eğer bir noktada bitmezse insanı canından bezdirebilir.
İyi ki ölüm var da hayatta her şey, yerli yerine koyuyor. Nasıl diyorlar: Yaşasın ölüm!

(Güneş'in Oğlu filminden)

güneşin oğlu

Hayatta duyduğum en büyük yalan gerçeğin görece olduğu yalanı. Neymiş efendim; gerçek güya kişiden kişiye göre değişirmiş. Herkes nasıl algılarsa öyle inanır. Hâlbuki mühim olan nasıl algıladığımız değil, neyi algıladığımız. Mesela bir insanı düşünün; siz onu aptal olarak gördüğünüz için aptal olduğunu düşündüğünüz anda gırtlağınıza kadar kibre batmışsınız demektir. Bunu nerden mi biliyorum?
Ben o adamım.
Aptal filan da değilim ben. Sadece sizin kadar hızlı düşünemiyorum. Bunun belki de yaşımla ilgisi olabilir. İnsanlar, bilhassa da kadınlar, malum belli bir dönemden sonra yaşlarını gizleme gereği duyarlar. Bunun aslında yaşlılık korkusuyla bir ilgisi yoktur. Ölüm korkusuyla ilgisi vardır ve işiniz öldürmekse ölmekten en çok siz korkarsınız. Öldürülmekten mi demeliyim yoksa. Peki, öldürülmekten diyelim. Ölüm korkusu için hiç kimsenin yapabilecek hiçbir şeyi yok fakat bu sabahtan beri yaşadıklarım bana öyle öğretti ki öldürülmekten korkanların yapabilecekleri bir tek şeyleri var. Kendini hapsetmek. Mesela kendinizi bir odaya kilitleyip dört duvar arasına hapsolabilirsiniz veya bir koruma ordusu beslersiniz, etten bir duvarın arkasına hapsolursunuz. Ama hem özgür olayım hem de duvarın içindeki gibi güvende olayım diyorsanız size önerebileceğim bir tek hapishane var. Kendiniz. Bir doktor arkadaşım anlatmıştı; insan korkuya kapıldığında ilkin kendine kaçarmış ve bir süre sonra kendine yepyeni bir âlem yaratıp orda yaşamaya başlarmış. Fakat demişti doktor arkadaşım; insan çabuk sıkılan bir hayvandır. Zamanla yalnızlıktan bunalmaya başlar ve gömüldüğü kendisinde yeni yeni insanlar yaratır. Sonra onlarla dertleşmeye, giderek didişmeye ve en sonunda da çatışmaya başlar. Peki, o zaman n'apar diye sormuştum. Dışarı kaçar demişti... Ama artık başka bir insan olarak.


(Güneş'in Oğlu filminden)

16 Şubat 2009

ders çalışma problemi

niye çalışamadığımla ilgili sorunumu buldum
defter çamıyormuşum ki hiç.
şidi yumurta kapıya dayanınca defter açıp yazayım bari dedim. daha astronomi 1 diye başlık atarken bile heveslendim. hemen bunu bloga yazmalıyım deyip kapattım notları

anaa... 1dk yaa... hmm... yine olmamış galiba... ama az kalsın çözüyordum sorunumu
tekrar deneyeyim bakalım ne olacak bu sefer
çalışacağım şey de alt tarafı koordinat sistemlerinin dönüşümü. 3 tanecik bağıntı yani.
hadi bakalım hayırlısı

kuramı kerim

And not only do stars emit energy, in accordance with E = mc²; the whole process actually creates life itself. Eventually, a massive star dies, the debris floats around, clusters together, gets pulled into the orbits of another star and becomes a planet. We, humans and the earth we stand on are made of stardust; we are a direct product of E = mc².
(Michio Kaku)

Duygu is made of stars...
(Duygu Yılmaz)


koskoca fizik kuramcısı kaku, einstein'den yola çıkıp hayat oluşumunu açıklasın ama Duygu Hanım facebook durumuyla hepsini özetlesin.
pesbook doğrusu (böahh)

bi de ajda pekkan var ki hiç haz etmem kendisinden.

15 Şubat 2009

ders

yok anacım benden adam olmaz
ders çalışmayı beceremiyorum.
tanburu bile kılıfından çıkarmıyorum mani olmasın diye ama bu sefer de açtım müzik kuramı çalışıyorum. yok anacım. her türlü vakit geçirme işini yapıyorum. keşke elif'lerin 2 film birden zirvesine gitseydim. haybeye gitmemiş oldum ona da. ama bi ara ciddi ciddi açtım tüm notlarımı okudum filan. gerisi geldi mi... hayır
birazdan tekrar deneyeceğim ama önce avm'ye gitmem gerekiyor.
arabanın kopan yan çamurluğunu da yapıştırsam iyi olur. atta bi de yıkatsam şahane olur. yok yok en iyisi odamı temizleyeyim. snra da spor yapar yıkanırım. bu sırada acıkmış da olurum. yemeğe otururum. sonra da pırıl pırıl odada pırıl pırıl vücutla ders çalışırım. kafam da pırıl pırıl olmuş olur.
evet evet çok mantıklı. şimdi gideyim bari. nasılsa öğle uykusuna bile yattım bugün. sabahlarım da yine de çalışırım (çocuk mu kandırıyorum be) (en iyisi açık öğretime çalışayım)

aşk tutulması

dün gece başlayıp bugün bitirebildim ama izlerken sızdığım için öyle oldu. Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi sıkıldığım için bırakmadım.
daha önce blogda yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum ama Tolgahan Sayışman yeni Tarık Akan veya ne bileyim Cüneyt Arkın'dır bana göre.
Fahriye Evcen'e de ilk defa dikkat ettim ve çok beğendim. birazdan araştırıp başka nerelerde oynamış bakacağım. oyunculuğu hoşuma gitti. en azından filmde canlandırdığı karaktere çok yakışmış. başka rollerde nasıldır bilemem. dediğim gibi cahilimdir oyuncu tanıma konusunda. hatta daha önce izlediysem bile hatırlamıyorum. inşallah izlememişimdir.
filmin müzikleri de çok yakışıklı olmuş. Erkin Koray, Moğollar, Funda, Atilla Özdemiroğlu, Feridun Düzağaç ayrıca tanımadığım Bertuğ Cemil ile Y.D.Baydur ve H.Aktuna var.
ayrıca Feridun Düzağaç yaşlanmış. filmde küçük bi rolü varmış. en sonda isimleri görünce fark ettim.
izleyin anacım

sevgililer gülü

hayatımda ilk defa sevgililer günü denen şeyi sevdim galiba. her gün sevgililer günü olsa keşke.
gittim yemek yedim, dans ettim, üstüne de 1 çuval dolusu para aldım. şaka lan şaka 1 çuval parayı kim kaybetmiş de ben bulayım. 1 zarf dolusu aldım. gerçi verilen para 1kuruş şeklinde bozukluklarla verilseydi çuvala yakın bi zımbırtı gerekebilirdi ama kağıt para olarak verdiler.
1-2şey daha yazacaktım ama unuttum

12 Şubat 2009

dede ile balta

Gonca güller gibisin
Sen baharın ilk günüsün
Dinle ruhum dinle
Sesini duysun

(Erkan Oğur)

erkan oğur

uzun süredir erkan oğur dinlemiyordum. zor tutuyordum kendimi ama dinlemiyordum. çünkü 1 dönem başka bir şey dinlemez olmuştum.
baktım ki bu sefer de necdet yaşar ve özer özel'e verdim kendimi. dün kırdım zincirleri(?) ve yeniden erkan oğur inlemeye başladı

ek: yine buraya yazıp da kıyamadım ve yeni başlığa kes-yapıştır yaptım.
buraya bunu yazmasam farkına bile varamayacaktınız ama dürüst adamım

vayantene

hayatımın en güzel sevgililer gününü bu sene geçireceğim galiba.
hem de hiç beklemediğim biriyle, hatta benden hiç beklenmeyecek şekilde çok romantik bir ortamda, romantik müzikler eşliğinde. vay anasını be. hayat nelere kadir
ummadık anda el perfekto teklifo
işin güzel yanı bu iş için para bile vermeyeceğim lan. daha ne olsun.

unutmadan söyleyeyim. yarın ayın 13'ü ve cuma. en az 14şubat kadar mantıklı
cumaya gittim gelecem

11 Şubat 2009

ben seni seçtim

Her şey ihtimal dahilindeyken,
ben seni seçtim.
Seni düşünmeyi,
içimde, dışımda seni yaşamayı seçtim.
Kuru kalabalıklar içinde,
yalnızlık içinde,
sevginin binbir türlüsü içinde,
seninle olmayı seçtim…
Koyu grinin ağır bastığı günlerde,
İçimden kasveti kovalamak geldiğinde de
ben seninle yaşamayı seçtim.
Her ayrılıkta,
her vedada,
tekrar sevdim seni.
Yeniden ben olup geldim karşına.
Her özlemde,
her gözyaşında,
yeniden yeşerttim sevdamı,
yine yine sana geldim.
Her şey yitip giderken,
insanlık terk-i diyar edip sevdalar tükenirken
ve
Aşklar susmuşken,
ben seni seçtim.
Seni yaşamayı seçtim…

ya sen…?
(ebru yaşar seçen 2009)

olmaya devlet cihanda

Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker
Doğru tartan esnaf rahat huzurlu gezer
Eğrinin ve doğrunun hesabı mahşerde
Dünyada biraz huzur her şeye bedel
Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Han senin, hamam senin, konaklar senin
Tarla senin, çiftlik senin, bağ bostan senin
Diyelim ki dünya malı tümünden senin
Ağız tadıyla yersen bir şeye benzer
Sağlığın nasıl gülüm sen ondan haber ver
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Barış der biraz tuzum, ekmeğim olsa
Buz gibi pınar suyundan bir testim olsa
Bir de şöyle püfür püfür bir çınar gölgesi
Kaç kula nasip olur ki keyfin böylesi
Bir lokma ye, bir yudum iç, bir oh çekiver
İlaç neye yarar vade gelmişse eğer
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

(Barış Manço; nam-ı diğer Barış Abi)

döke saça

odama taşıdığım bütün yiyecek içecekleri mutlaka döküyorum. ya yolda dökülüyor ya tütekim esnasında. 2sini de beceremezsem masaya koyarken döküyorum. anlamıyorum nasıl oluyor.
su döküldü bereket saçıldı
kahve döküldü kısmetim taştı
e kurufasülye dökülünce de altıma mı (çok afedersiniz) sçmış oluyorum o zaman.
birazdan ıspanak yiyeceğim. bakalım o nasıl dökülecek. çok merak ediyorum.

ıspanak dedik, sağlık dedik o halde sıradaki yazımız barış abi'den gelsin
(aslında buraya yazmıştım ama kıyamadım böyle saçma bi yazının altında olmasına. hemen yeni başlığa kes yapıştır yapıyorum)

bebek

son dönemler küçük küçük kızlar belirmeye başladı.
sırayla aşık oluyorum ben de
hamarat eylül
kıvırcık fıstık esma
sürme gözlü mısra
kedi kız ilayda

hepsinin yaşını toplayınca ucu ucuna 10'u geçiyor ama yerim lan ben onları. ayaklarından tutar baş aşğı çevirir sallarım, sırtımda gezdiririm, omuzlarından tutar sallarım, saçlarını bozarım, öper koklarım...
çocuk kendi çocuğun olmayınca ne rahat oluyor. ağlarsa haydi güle güle.

1 2

yerel işlere kalkışabilirim yakında
1-2 hafta bekleyip görmek lazım

10 Şubat 2009

pardus'ta jre

güzel bir sorunumuz var. iş yerinde windows'un kolpalığından bıktığımız için işletim sistemi değiştirme önerimi değerlendireceğim (kendim karar verip kendim değerlendiriyorum) lakin pardus isimli güzide linux dağıtımında java (jre) çalıştırmayı beceremedim.
http://maksimumhizmet.anadolusigorta.com.tr adresinde en üstte bulunan "Acente ve Maksimum Sigorta Uzmanı" bağlantısı ile açılması gereken java uygulamasını açmanın yolunu anlatın. ben de teşekkür edeyim.
linux'ten minüxten anlamam. emekli adam seviyesinde anlatın hee

1ara

bugün 1ara garip şeyler oldu.
kahvaltıda 1ekmeğin içine saralle (nutella, şokella zart zurt değildir onun adı. sarelle. kırk yıllık sarelle gavur nutellası olacak değil ya. markası ne olursa olsun o kakolu fındık kremasının ismi sarelledir) ve bal sürüp yedim. yanında da bira kupasıyla adaçayı, tarçın, karanfil, biberiye. tüketimin yarısına gelince güreş mi tutacam be ne diye bu kadar tatlı yiyorum diye düşndüysem de düşüncem bitene kadar ekmek bitti. işin kötü yanı 2. ekmek de gözümün içine bakıyordu ama yok koçum deyip göbeğimin gözünün içine baktım. bildiğimiz göbek var artık. spor mpor kalmayınca göbek çıkıyormuş demek. hareetim azaldı ama yaa. tanbur yüzünden bolca oturur oldum. sanatçı hastalığı caanım(a'yı uzat).
kapıdan çıkarken geri dönüp hicaz sirto çaldım.
nail yavuzoğlu ile konuştum. şimdi haber bekliyorum kendisinden (gelirse)
geç kalıyorum diye apar topar çıktım evden. dakikası dakikasına yetiştim. ordaki saat14 :00'dı. o kadar yani. varın siz düşünün.
ben gittim vaktinde de herkes benim gibi vakte sadık değil tabii. yarım saat oyalandım. bu zaman zarfında gizli hattımı yeniden etkinleştirdim. niye bilmem bi sürü kontör hediye ettiler.
ne zamandır aklımda olan süreyya hoca'yı aradım. arar aramaz yüzüme kapattı. şarjı bitmiş (kendi varsayımım. hemen arkasından aradığımda ulaşılamıyordu ve yolladığım mesaj saatelr sonra iletilebildi.)
sulukule misali bi yere oturduk. çingene kızı vardı. büstiyerinin yarısı yoktu. yetmezmiş gibi şopar da eteğinin yarısını aşağı düşürdü. az kalsın telefonumdan değişik görüşmeler yapılacaktı. zor mani(money money... monkey see monkey do i don't know why) oldum.
böyle garip 1gündü.
çişim var diye otobüsten inip alışveriş merkezine girdim.
1ara yaptığım şey için pişman oldum. aslında yapmadığım şey için pişman oldum. yapmak üzereyken yaparsam pişman olurum deyip yapmadığım şeyi yapmadığım için pişman oldum dersem daha doğru olur.

kayahan'dan tüm sevenlerine geliyor
1ara 1sor allah aşkına seni versinler ellere beni vursunlar sana sevdanın yolları bana kurşunlar
ne garip adamdır şu kayahan. bana hep şahin k gibi pornocuları hatırlatır. bilmem niye. ya da bilirim belki... bilmiyorum...

08 Şubat 2009

dügah-muhayyersümbüle

neden bilmiyorum ama son günlerde necdet yaşar'ın dügah-muhayyersümbüle taksimine takılmış durumdayım. dolayısıyla da dügâh makâmına...
kimi bulsam bu taksimi dinletiyorum. kısa filan da değil; 7dk'lık taksim.

türk müziği ile hiç ilgisi olmayan birinden gelen geribildirim ise makâmı ve taksimi anlatmaya yetti bence
"açık konuşmak gerekirse uykum geldi azıcık sonra da efkâr bastı."

siz de dinleyin, dinletin arkadaşlar

(önceden yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum. bakmaya da üşendim. gerçi tekrar olduysa bile ekleme olduğu için çok sorun değil.)

farmadans

Başlangıç seviyesi 1. kur Arjantin Tango derslerimiz;

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi (Vezneciler/Beyazıt) Farmadans bünyesinde 27 Mart 2009 itibariyle başlayacaktır.

8-10 hafta sürecek derslerimiz cuma günleri 17:00'da olacaktır ve katılım ücreti 50TL'dir. (Sınav dönemlerinde ders yapılıp yapılmaması katılımcıların arzusuna bağlıdır)

Başlangıç seviyesi 2. kur derslerimiz ise 06 Mart 2009 Cuma günü 18:00'da başlayacak ve 12-14 hafta sürecektir (Sınav dönemlerinde ders yapılıp yapılmaması katılımcıların arzusuna bağlıdır). Katılmak için daha önceden başlangıç 1. kur derslerine iştirak etmiş olmanız gerekmektedir. Katılım ücreti 75TL'dir.

Derslerimize katılmak için fakültenin veya üniversitenin öğrencisi olmanız gerekmemektedir.

Tango; tutukudan önce iletişim ve eğlencedir.

İletişim: F.Elif KARAGÖZ / +90 (533) 721 9896
Kayıt İşlemleri: Seçil YAZICI / Farmakognozi Anabilim Dalı
Facebook: FARMADANS

nihayet

kaç ay önce yakında güncellerim diyerek üstün körü yazdığım kişisel tatmin sitemi nihayet güncelledim.

nerden esti bu
çünkü yeni dönem tango derslerinin ilanını eklemem gerekiyordu. elim değmişken diğer kısımları da azıcık düzelttim

yarı ölüm

lan tabii ya
az önce ziza'nın yorumu okuyunca aydınlandım. bi' varsayıma göre rüya görmek ruhun bedenden çıkıp gezip tozması, sağda solda sürtmesi filan ya...
o halde bunun tersi de kabul edilebilir. eğer rüyanda birisini görüyorsan onun ruh sana geliyor.
son günlerde de pek çok kişiden rüyalarına girdiğime dair duyumlar alıyorum. en basidinden(t yumuşar mı burada? araştır) tangojean irfan bey'in rüyasına sufi müzik konserinin ortasında sahneye dalıp martin gibi jınjınjınn diye elektro gitar çalmışım.
ruh mu dayanır bu kadar heyecana, koşuşturmaya. uyanamam tabii.
evet evet bir olayı daha çözmüş bulunmaktayım. takım arkadaşım ziza'ya teşekkürlerimi sunarım.

zıbarovska

uyku düzeni diye bi zımbırtım kalmadı
göze geldim ey ahali
9dan önce kalkamaz oldum ne zamandır. yatış saatim önemli değil. 6-7arası uyanıyorum, şimdi kalkarsam gün içinde uykum gelir deyip tekrar yatıyorum ve yatış o yatış.
iradem kayboldu.
kurtarın beni anacım

07 Şubat 2009

Ben bir gün ölürsem sana hasret yaşamakla

Ben bir gün ölürsem sana hasret yaşamakla
Hicrânımı kalbinde inancın gibi sakla
Mahzûn gönül, ümmîd-i visâl gelmiyor akla
Mızrabımı göğsünde mücevher gibi sakla


(Ali Ulvi Kurucu)

erdem

erdem'den kötü haber geldi geçen akşam
son dönemler aldığım en kötü haber olsa gerek. dün de doğrulaması yapıldı.
ama n'olacak lan. dünyanın sonu değil ya. üzülme deyince üzülmeyecek misin. yalan oğlum. tesellisi mesellisi yok ama geçecek işte. istemesen de geçecek. içinde kalır biraz acısı ama ben kefilim. geçecek. bak bana, kaç sefer yaşadım. ilk başta tüm vücudu yavaş yavaş saran üzüntü zamanla "şöyle de olmuştu, böyle de olmuştu"ya dönüyor. atalarımızın da dediği gibi alışmak sevmekten daha zor geliyor. alışmak bir yara bağrımda kanıyor
lan.. yoksa... selami şahin miydi...

04 Şubat 2009

gmail

vay anasını
gözlerimin önünde değişti gmail
düğmelerin şekli şemali değişti
temalar kullanılabilir olduğunda da kendisinin başındaydım
yine özel hissettim kendimi.
teşekkürler google ailesi. ben de sizi seviyorum

03 Şubat 2009

yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik

hevesim geçmeden alsanıza yüzüğü be
şu dönem taktım taktım.
googleda derin bir araştırma yapıp örnekler sunuyorum arkadaşlar (ara: erkek yüzük)


akik taş nedir bilmiyorum ama anladığım kadarıyla kahverengi olan taşa deniyor
oniks de siyah olması lazım
(akik yüzük denenlerin hepsi kahverengiydi, oniksler de siyah. araştırmaya üşendim, makattan at tüme varım yaptım)
evet, şaşırmış olabilirsiniz. bu yüzükler bildiğiniz kıro yüzüğü sınıfında olanlar. hatta hacı ve ülkücü yüzüğü diye de geçiyor ama bana göre barış abi yüzüğü onların hepsi.
çocuklar da bana özgür abi desin artık. benim yüzümden ıspanak yesinler, dişlerini fırçalasınlar, müzik yapsınlar...

02 Şubat 2009

işsiz adam

az önce oturdum ıssız adamı izledim
ama galiba yanlış filmi izledim. emin değilim. gerçi ıssız olan adam afiştekiyle aynı, müzikler de örtüşüyor, duyduğum, okuduğum şeyler de genellikle çıktı ama inanasım gelmedi o kadar olay yaratan filmin bu olduğuna.
kucağımda tanbur olmasa hiç çekilmezdi. boş lan
bildiğimiz boş
pek çok dizinin tek bölümü bile bundan daha iyiydi. kusura bakma çağan ırmak. 10 üzerinden 2veriyorum. 1puan da ada'nın güzel sütyeni içindir, bunu bilesin. siyah üzerine çiçekli olan sütyen çok hoşuma gitti. tebrik ediyorum vallahi.

aşk bu yaa acıtır acıtır, alıştırır. n'olcak yani. dünyanın sonu mu.
te allaaam yeaaa
biz çekmedik mi koçum o acıyı. kasımpaşalı olmasam da delikanlı adamım. yandım kavruldum tabii vaktiyle. sonra n'apıyosun; yavaş yavaş duyguları köreltip hissizleşiyorsun. viyetnamdaki rambo gibi, cihangirdeki şerafettin gibi duygusuz yaşıyorsun.
sinemada izleyip de zaman kaybetmediğim için mesudum.
nerede babam ve oğlum nerede ıssız adam. olmamış çağan ırmak.
o sütyenden bana da versenize...
içi dolu olabilir...