30 Nisan 2009

dita von teese


vay ansını be. biz Hadise'nin klibi erotik deyip ulusal kanalda yayınlanmasına karşı çıkalım almanya kalksın Dita Von Teese ile tanıtımlarını yapsın.
aslında yazmaya başlarken böyle siyasi bir durumun içine girmeyi düşünmüyordum. sadece yıllardır kendisini severek izlediğim Dita Von Teese hakkında yazacaktım. niye böyle oldu bilmiyorum.
çok hoş kadın kadın be.
güzel değil, vücudu da mükemmel değil ama kadın gibi kadın vallahi.
50'lerden 60'lardan kalmış gibi. o dönemleri biliyor muyum? yoo...
ama o hissi uyandırıyor. hadi resim de ekleyeyim bari de gözünüz gönlünüz açılsın.

tezkere

326 alan koduyla Barbi aradı az önce.
rahatmış askerliği. dağıtımı gölcük'e çıkmış. hatta muhtemelen paşa postası olacakmış.
şahane de bir haber verdi. 2010itibariyle kısa dönem askerlik kalkıyormuş. ne kadar doğru bilemem
Başbuğ paşam, son durum nedir?

28 Nisan 2009

tuğçe

çok garip bi'şey oldu bugün
aslında cumartesi olacakmış garip şey ama bugün oldu işte.
ablam için çektiğim kredi yüzünden hsbc'den aradılar yine.
açtım, Tuğçe hanım, doğum tarihi vs söyledikten sonra yok şöyle borçlusun yok bizimkiler böyle hata yapmış konuştuk 10dk kadar. en sonunda telefondaki zat-ı muhterem benim adım Tuğçe. vatan anadolu lisesi'nden tuğçe dedi ama benim adım Tuğçe derken hasseki dedim kendi kendime. sonra remsi dili bırakıp normal konuşmaya başladık. meğer hsbc'de işe girmiş filan. benim adımı da görünce ben arayayım demiş. çok da iyi etmiş.
nişanlanmış. koca teyze olmuş işte. daha ne olsun. hayat ne garip lan.
bankaya borcum olmasa fındıkzade'de yürürken acaba görür müyüm diye etrafa bakınacağım sadece. daha da geçen gün oralarda bi müşteriye gidip sokaklarda ararken aklımdan geçirmiştim.
ne diye sokaklarda yürürken aklından geçiriyiorsun diyen siz sevgili okurlarım; yanıtım hazır. daha önce orda yürürken karşılaşmıştık ve tanımamıştım çünkü. evet. yıllarca bi dünya zaman geçirdiğim insanı gördüm ve tanımadım. böyle bi insanım işte
iyidi lan. tiyatro, el kızartmaca, kol morartmaca... keyifliydi.
bu tesadüf hsbc'den hâlâ tiksinmeme engel değil tabii.
dolandırıcı lan bu hsbc
hasibe bacı

26 Nisan 2009

son cellat

hiç sevmiyorum böyle yazmayı ama kötü film be
yakışmamış Kadir İnanır'a.
oyunculuklar desen kötü, konu desen sadece ağdalanmış, görsel olarak desen güzel değil. her desen pentide var.
geçenlerde de tatil kitabı diye bir film izlemiştim. onu da beğenmedim.
sanat filmlerinden anlamıyorum herhalde
erotik film olsa ne biçim anlardım halbuki.

Saz ve Söz

İlk Türk Müziği E-Dergisi olan Saz ve Söz'ün "Müzik Kuramı" çevresindeki 7. sayısı yayınlanmıştır.

Bu sayımızdan başlıklar:

Editörden | Okan Yunusoğlu : Gecikme dahi denemeyecek kadar zamanın gerisinde kalmış olduğumuz için kendi adıma ve ekibimiz adına sizlerden özür diliyorum. Dergimizi düzgün bir periyoda oturtamamış olmanın kusurunu bağışlayacağınızı umuyor, dergimizin yeni sayısını beğenilerinize sunuyoruz.

Zaman, Zaman Blokları ve Sanatçı | Özer Özel : Sanat, sanatçının kendisine müdahalesiyle ortaya çıkan “hiç bir şey”in “bir şey” olmasını sağlayan yöntemdir.

Türk Müziğinde Tampereman | Nail Yavuzoğlu : Türk müziğinde varmış gibi gösterilen sistemin uygulama ile örtüşmemesi nedeniyle bir standardın olmaması, beraberinde çok önemli sorunları da getirmektedir.

Koma Kavramı ve Türk Musikisi Ses Sistemine Farklı Bir Bakış | Barbaros Ali Kaynak :Bir sistem stabil olduğu zaman tutarlı bir sistem haline dönüşür. Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için ortak bir dilden konuşur hale gelmek ve bu hale gelmek için de kesin ve birden fazla cevabı olmayan bir sistemin varlığından söz etmek gerekir.

Makam Kuyumcuları | Dr. Ozan Yarman : Perdehaya ve makamata, bunları gelenekten intikal eden pek çok form içine usulüyle oturtacak derecede, vakıf olmak, hakikaten zorlu bir süreci işaret ediyor; ameliye (yorumculuk) alanında olduğu kadar, nazariye ve bestecilik alanında da ustalaşmayı gerektiriyor. Makam kuyumculuğu ancak böyle oluyor.

Müzik Tarihine Kısa Bir Bakış Ve Notasyonun Tarihsel Gelişimi | Ümit Sakman : Müziğin insanlarla var olduğu kabul edilir. İlkel insanlar, kemikten kamışa kadar uygun her aleti ses çıkartan birer araç yaptılar. Bu ses araçları daha çok büyü için kullanılıyordu.

Kuram, Çalgı ve Müzik | Ersu Pekin : Özellikle makam temeline dayalı bir müzikte, giderek incelik kazanmış olan perdeleri gereği gibi seslendirecek yapıda çalgıların geliştirilmiş olması gerekir. 17. yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde kullanılan çalgılarla 18. ve 19. yüzyıllarda kullanılan çalgılar arasında farklar vardır. Nedir bu farklar, çalgılarda neden ve ne gibi değişiklikler olmuştur?

Mustafa Nafiz Irmak | Necdet Yaşar : Şöyle benim boyumda, sallanarak yürür, hafif eğik yürür, boğuk bir sesle konuşur… Bu dünyada yaşıyor ama hakikaten bu dünyada mı bir başka dünyada mı onu anlamak hiç mümkün olamaz.

Üniversite Korosu | Ercümend Berker :
Tanrım beni en iyi hocalara sevketti. 1939'larda liseyi bitirmek üzere iken bir toplantıda, zamanın en iyi hocalarından ve piano sanatçılarından biri olan Fulya Akaydın ile karşılaştım. Tatlı hayata dalmak üzere olduğum o dönemde bana adeta baskıyla solfej ve piano öğretti.

Genç Müzisyenler | Georgios Marinakis : Birisi sana yol gösterir ve kendin çalışırsın. Yurdal Tokcan’dan sonra Osman Nuri Özpekel ve Mehmet Emin Bitmez ile de biraz çalıştım. Onlardan da uda yaklaşmayla ilgili az çok şeyler öğrendim.

BYZANTINH MOY∑IKH | Korkutalp Bilgin : İstanbul Rum Patrikhanesi Başmugannîsi İakovos Nafpliotis'in Patrikhane üslubu ile Ortodoks ilahileri okuduğu, Orfeon ve Odeon firmalarınca yayınlanmış taş plak kayıtları, Bizans müziği uzmanı müzikolog Prof. Dr. Antonios Aligizakis'in araştırmaları sonucunda 5 CD haline getirilmiş ve bu koca kutuya konmuş

Ney'in Sırrı | Korkutalp Bilgin : Koca efsanevî Aziz Dede ne kadar uzak görünürken birdenbire ne kadar yakınlaşıverir, bizden biri oluverir, aslında hayret etmemek icap eder. Eksiklik bizdedir; bilmeyişimizdedir; anlamayışımızdadır. O eksiğin olduğu yerde aslında nefesimiz kesiktir, kalbimiz teklemektedir.

Keyifle okumanız dileğiyle.
Saz ve Söz ekibi adına
--
R. Özgür ALTUN
http://www.sazvesoz.net
.-. .-.-.- --- --.. --. ..- .-. .- .-.. - ..- -.

24 Nisan 2009

özet

yazamadım günlerdir
artık yüzüğüm var benim de. üşenmezdem birazdan çekerim resimlerini. ufak mufak da değil. bildiğimiz eşek kadar yüzük. pazar gecesinden beri takıyorum.
onun dışında çok tango yapar oldum. Melin Yuna'nın bayan tekniği derslerine de gidiyorum. Metin hoca ile de bi anlaşmazlık olmuş. daha doğrusu beni başka bi Özgür'le karıştırıp gıyabımda konuşmuşlar. gittim o meseleyi de hallettim. aramız iyi şimdi.
çok yoğun olmasa da tekrardan tanbur çalışmaya başladım. yeniden teknik çalışıyorum şimdi.
bir adet kısa film teklifi aldım. bu pazar veya haftaya çekilecek. çok değişik bir film. dans edilecek, gölge falan filan. it's interesting baby.
Erdem'le birlikteydik geçen akşam. i am the bombacı, bombacı...
salı günü rektörlükte sanat rüzgârı sergisinde dans ettim. niye bilmiyorum ama çok keyifli geldi.
yarın oyunun genel provası var. haftaya oynanmaya başlayacakmış. siteye bilgi koydular mı bilmiyorum ama tiyatroarti.net
Aslı hocamın doğumgünüydü geçen gün. kendisini buradan da anmış olayım
ayrca yarın kemençe çevresi var. 11de başlayacakmış. tümüne katılamayacağım ama oradayım.
dün idmanda tekme yemenin suyunu çıkardık Oğuz'la. garibim bugün biraz kötü olmuştur. benim bile bacağımın üst kısmındaki damarlar yer yer çatlak çutlak, kan toplamış durumda. özlemişim tekme yemeyi.
şimdi gidip biraz tıkınayım. bu kadar özet yeter sanırım

aha son anda aklıma geldi. dergi nihayet yayınlandı ve lisede tango derslerine başladık. katılım epey iyi. hatta bu hafta Ayça da geldi. demesine göre ehr hafta gelecekmiş.

21 Nisan 2009

erdem

yine yazmaya vaktim kalmadı anasını satayım
ancak girebildim eve. erdem ile birlikteydik. şahane dondurma yedik.
şimdi hızlıca yıkanıp yatmam gerek. yarın yorucu ve sıkıcı geçecek.
iş, gösteri, koşturarak dernek
arada parça seçimi, koreografi hazırlığı.
işin en kötü yanı da sabahın köründe kalkıp takım elbise veya benzeri bir şey giyip gece yarısına kadar o şekilde durmak zorunda olmak.
elbet bir gün yazacağım ben coni. üzülme. seni unuttum sanma. aklımdasın blogostrik

19 Nisan 2009

ezan okununca eve gel

garip bi' gün oldu. yarın anlatacağım.
daha yeni eve girebildim. hızlıca yatayım.

18 Nisan 2009

birikanlatacak çok şey bir

yazacaklar epey birikti ama derhal yıkanıp yatmam gerekiyor
kısaca:
lisede tango dersleri başladı. üniversitede 26kişiyle devam ediyoruz
dergi bitti. sazvesoz.net
yavaş yavaş tanbur çalışmaya başlıyorum yeniden
tango ile ilgili kısa film teklifi aldım. neredeyse erotik film denebilir.
yarın bayan tekniği dersinin devamına gidiyorum.
Elif hanım'ın başı nihayet bağlandı. aylardır dilimde tüy bitmişti
kemençe projesinin yazım aşaması bitti gibi
Özgür gitti gibi

14 Nisan 2009

harakirli

tırstım lan bloğğgg
az önce kapıyı açtım ve iki tane "şey"le karşılaştım. bilmiyorum ne olduklarını.
beyim yolladı. poliçe vardı. para alacaktık dedi öndeki siyah şey. burnumsu bir çıkıntının altındaki hafif oynayan siyah kumaşın altından geliyordu ses.
karaydılar. kapkara.
terörist kılıklısı da gelir, meczupvari olanı da ama bu ninja görünümlüler kadar tırstığımı bilmiyorum.

13 Nisan 2009

quote of the day

We don't see things as they are, we see them as we are.
- Anais Nin

gmail'in tepesinde çıktı az önce. çok hoşuma gitti.
tercüme etmem gerekirse:
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol...
sanki bu başkaydı be

kah ve kah ile

unutuyordum az kalsın
gidip bi kahve daha yapayım bari
gündüz iş yerinde yaptığımın tadı yine olmadı. galiba caffematete sorunv ardı. şimdi gerçek sütle yapınca adam gibi olur. hem paket kahve değil, kavanozdan koyacağım.
görelim bakalım nereye gidecek kahvenin sonu
(mideme)

müjde ar

ilgi arsızı olmuşum bloörg
o kadar yoğun iletişimin ardından dünden beri kendimi boşlukta hissetmeye başladım.
sırf iletişim devam etsin diye millete sataşasım var. o kadar beter yani.
dur bakalım 1-2 gün sonra yine iletişmeye başlayacağım zaten. gün ola hayır ola.

12 Nisan 2009

kuş kahvesi

Onur ŞATIR is now following you on Twitter!
twitter hesabım varmış benim. az önce gelen bu ileti ile öğrendim. hemen girip baktım ki
  1. playing tanbur
yazıyor.
oha dedim. unutmuşum bile öyle bir hesap açtığımı.
zaten blogosferim twitter görevi görürken niye açmışım acaba diye garip düşüncelere gark oldum. gençlik hevesidir herhalde. ta 6ay önce filan açmışım hem de. vay anasını

neyse yav. artık kahve yapmasını öğrendim.
bizim kahvemizi değil. genel isim olarak nescafe denen hazır kahveyi. ölçüsünü hiç bilmezdim. geçen gün küçüklüğümden beri özendiğim kırmızı nescafe kupası almak için aldığım paketten tek içimlik sadece kahve olan paketlerden çıktı. aldım ölçtüm. 1 tatlı kaşığıymış. yani 2 çay kaşığı veya yarım yemek kaşığı
bir de dün büyük bir keşifte bulundum. benim kahve ve çay içmeme sebebim diş sarartması. hadi çayın tadını pek sevmem ama kahveyi sevip de içmiyorum. öyle bi refleks gelişmiş.
şimdi nescafe fincanıma koydum. içiyorum.
iç.

yuri be koçum

bil bakalım neyim blogosfer?
doğru tahmin. yorgunum. öğlenden beri ceket ve kravatla birlikte ayaktayım. daha dünün yorgunluğunu atamamıştım.
n.ş.a. şu anda etkinlik alanında olmam gerekiyordu ama görüldüğü üzre kaçıp eve geldim. zaten montum filan da yoktu. gömlek eketle gözlem alanına indim. hasta olacağım bu sefer. bütün kış hasta olur gibi olup düzeldim ama bu sefer kesin hastalanacağım.
ortamın sabaha doğru biraz daha keyifli olacağına inansam kalırdım belki ama eve dönmekle iyi ettim sanırım
www.astronomi-istanbul.org

bizim liseden 2 insan gördüm. facebookta doğru resim kullanmanın faydası olarak gelip sen Özgür'sün di mi dediler. önce İlknur sonra Hülya. daha 2 gün önce mesajlaşmış olmama rağmen ilk başta hatırlayamadım. ayıp lan bana. bu kadar mı balık olunur. sonradan hatırladım ama tiplerini filan bilmiyordum. bakmamışım ki resimlerine. baksam da bu hafızayla hatırlamazdım zaten. her neyse. yazasım geldi yazdım.
gün içinde 300kere yaptığım espriyle son veriyorum.
uyku kardeşim ver elini...

-içinden bi black tooth.
-tuttum.
-şimdi de benim bileğimi tut.

11 Nisan 2009

kemençe divan

azıcık yazıp yatacağım lan blogosman. tangoyu birazcık abarttık sanki bugün.
1. kurlar öngürülerim doğrultusunda hareket etti. 15 kişi filan vardı. 2. kura erkek yetiştirmeye çalışıyoruz. ben bakmadım saate ama dediklerine göre okuldan çıktığımızda saat 10buçukmuş.
yorgunum.
gdip yemek yiyeyim sonra da ancak yatarım.
yarın bütün gün ayakta kalacağım muhtemelen. yuri gecesi zımbırtısında sunucuyum.
itü ayazağa yerleşkesindeydi galiba. buyrun gelin. yuri gagarin'in uzaya osurmasını kutlayacağız.


okura özel not: kemençe alsanıza bana. 3 telli klasik kemençe... ama şimdi değil. temmuz, ağustos gibi alın. ortalama 1000tl. burayı okuyan herkes birleşse kişi başı 333tl verip alırsınız lan. para mı sanki. pehheeyt. o kadarlık değerim yok mu yani. 3 kuruşluk adam değilim di mi?
yok, yok... değilimdir... en az 5kuruş veririm.

10 Nisan 2009

iletiş

son 48saatte iletiştiğim insan sayısı son 48aydaki insan sayısından fazla.
bu kadar seri iletişim kurabildiğimi bilmiyordum.
yazacak çok şey var galiba ama zaman az var.
az önce odaya yemek taşırken yine döktüm
dün de konserveyi (yurt) açtığımda en sevdiğim gömleklerimden biri puantiyeli oldu. inşallah çıakr lekesi.
benim gibi sakin birine bile küfür ettirdi şu yemekler
kemençe hakkında bilgi sahibi olmaya başlıyorum artık. hayatım projeler üzerinde zıplamakla geçiyor.
salak bezelyeler soğumadan yiyeyim bari
mendel miyim anasını satayımı

03 Nisan 2009

koşturmaca

koştur dur anasını satayım. şu 1-2 haftayı atlatırsam sırtım yere gelmez.

yarın açık öğretim sınavım var. ergenekon ilköğretim okulunda girecekmişim. adresine bakayım diye siteye girdim ki isminden beter. yarın kesin göz altına alınıyorum. haberiniz ola. ne ismi ne cismi hayırlı değil.
tango epey kalabalıktı bugün. hiç reklam yapılmamasına karşın 26kişi vardı diye hatırlıyorum. hem de hatun herif miktarı denkti. haftaya kaç tanesi gelir bilmiyorum. pek çoğu izlemek için geldiğini söyledi. 10 kişi olsun adam gibi olsun. geçen dönemkilerden memnunum.
bi de çok sağla övgü aldım. dansım, duruşum Metin Hoca'ya benziyormuş. hatta o kadar abarttılar ki kafaları yer değiştirsek hiç bir şey fark etmezmiş. yüzden başka her şeyimiz aynıymış. daha büyük övgü nasıl olur bilemiyorum. Metin Yazır lan bu. boru mu. dünyayı dize getirme potansiyelinde ütopik dansçı (cümle içinde ütopik kullandım. ütopik bir cümle oldu. ütopik ne lan!? hayal meyal ne alaka. özendim işte birden).
14mayısta gösterimiz var.
Ahmet Mayalı gayet başarılı oldu tangoda. kendisine yeni kariyerinde başarılar diliyorum.
Kıymet hanım da oldukça iyi.
böyle işte. şimdi ağrıyan ayaklara çare bulmak ve yetmezmiş gibi karnımı doyurmam gerek. yine kaçak yazı yazdım. işim çok, işiiiimm.

01 Nisan 2009

yazgit

unutmamak için hızlıca yazıp gidiyorum. sonra uzun bi senaryoya çevirip süsler püslerim.
çok sevdiğin, saydığın birisiyle telefonda konuşuyorsun. konuştuğun kişi yoldayım filan derken ani bir fren sesi ve cılız fakat acı bir "otobüs" bağırtısı duyuyorsun. sonra telefon kapanıyor. arıyorsun ama tümden kapanmış. belki otobüs altında kalıp kırılmış.
konuştuğun kişinin an itibariyle nerede olduğunu da bilmiyorsun. ne halt yersin?

projelerin 1i gitti kaldı 3. bakalım onlar ne zaman biter.
şu giden inşallah olumlu olarak döner.
sazvesoz.net 1-2 gün içinde geliyor. tabii önce dönüp yazımı tamamlamam lazım.
kabak dolmaları karnıyarık askerlerini göndermiş bu sefer. şarapnel lekeleri üstümdeki penyeyi süslüyor