27 Mayıs 2009

hayat zaten zor

Sen, yüreğini korumaya bak
bir yanın çocuk kalsın, bırak
Ne olur gel bildiklerini unutarak

Sen, saflığını gözden sakın
Dursan da günaha yakın
Ne olur gel bildiklerini unutarak

Haydi gel, gülümse
Hele kalbine yol ver
Değişir, değişmez
Sen onu düşünme
İyiye, hayra yor
Bu hayat zaten zor
Bir de sen ekleme
Oturup bekleme

Bir ucundan sen tut
Bir ucundan ben
Şiirin, şarkının, sazın telinden

(Sezen Aksu)

25 Mayıs 2009

hakkın rahmeti

2 büyük yarım döner + 3 bardak ayran + bi' dünya tulumba tatlısı
şimdi de bu güneşte çıkıp otobüsle Eminönü'ne gideceğim.
beni bekle hakkın rahmeti. sana kavuşmaya geliyorum!

24 Mayıs 2009

cuma

yazmayı unuttum geçen gün
bu cuma çok garip bi' tango dersi yaptık.
yani garip olan ders değil de üst üste gelen şeyler oldu.
önce lise tayfasından birisi bayıldı (isim verip rencide etmiyorum. kıymetimi bil)
sonra da dersin sonunda yangın çıktı. demelerine doğalgaz bilmemnesininbilmemneresindenbilmemnebirşeyi sorun çıkartmış

haydi şimdi sen vur da tanburun tellerine yâr
onun da hikayesi çok acıklı aslında. Necip Gülsel anlatmıştı TRT'deyken. üşendim şimdi yazmaya. bilahare yazarım.
oha be saat 10 buçuk olmuş. masa başında öldü bütün gün.
allahtan ki çalıştım da vicdanım rahat. ama dışarı çıkıp koşup oynamayı istemedim diyemem.
gidip soda içeyim

tanbur

Duygular coşuyor çaldığın zaman
Sevgiler koşuyor geldiğin zaman
Saatler duruyor sevdiğin zaman

Sımsıcak nağmeler çağrıdır aşka
Gönül seviyorsa, sever her yaşta
Bu son olsun artık, istemem başka

Sen vur da tanburun tellerine yâr
Göz yaşım süzülsün ellerine yâr
(Nuriye Eracar)

beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın

(Ümit Yaşar Oğuzcan)

ekin ektim çölere

sen misin iş yapacaksın diye milleti ekip eve giden.
avcılar'da Özer Hoca aradı, haydi gel bize dedi. tam otobüse binecekken döndüm geri, metrobüse bindim. 2'de ancak çıkabildik. şimdi 3buçuk. 2-3 dakika önce eve gelebildim.
iş misin sipariş misin be Özgür (seviyorum bu sözü)
bu arada taiyatro+ tam gaz devam ediyor. 9 kişiye oynadık bugün. 2 tane de gazeteden resim çekmeye geldiler. ünlü oluyorum anam babam. zaten turistler cabası
ayrıca farklı farklı insanlar yanağımı ısırmak istediklerini söylediler. bıyığımı kestim diye niye yanak ısırtma hissi uyandırdığımı kavrayamadım. tombalak yanaklarım olsa yine eyvallah ama... bilemedim
biraz atıştırıp yatayım şimdi
görüşürüz sonra corcilog

22 Mayıs 2009

Bıyık II

Olay yaratan filmin devamı niteliğinde, muhteşem efektlerle bezenmiş harika yapıt.

''Adım adım yükselen gerginlik ve beklenmedik bir final.. Muhteşem!''
-The G. E.

"A must see!"
-Thu Guardian

"Kıllısını istedi"
-Bulvar

"Ich gehe ins Kino"
-Das Bild

"Bir gün herkes badem bıyıklı olacak"
-Zaman

"Sıhhatler ossun goçuma. Şöyle kahveye çıkıcak yüzün olsun olm, negzel olmuş"
-Le Güneşer


21 Mayıs 2009

mach3

gilette mach 3 için devrim yaratan teknoloji diyorlar ama anladım ki kolpa
asıl devrim sen o bıçağı yüzüne sürdüğünde bıyık çıktığı zaman olur.
lan zaten bütün tıraş bıçakları kesiyor. ne teknolojisinden ne devriminden bahsediyorsunuz
marifet çıkartmakta.

bıyık

Son asrın en büyük gişe hasılatını yapan başyapıt.
Dramatik, gerilimli, duygusal, romantik, heyecanlı...
dejin farkıyla karşınızda.



devam edecek...

papuç

dünkü milongada yeni papuçlarımı ilk defa giydim. taban farkındna dolayı alışmam zaman aldı ama alışmaya başladım gecenin sonunda.
papuçların ilk dansı Emel Hanım ile oldu. ilk ayağına basıp tekmelediğim kişi ise Feyza Hanım oldu.
bakalım başka ne ilkleri olacak papucun. aha buldum. ilk defa kiminle kadın olarak dans edeceğim acaba? ilk tuvalete ne zaman gireceğim? ayağıma ilk defa kim basacak? birdearadabıyığımısakalımıkestimişte... odamın şeklini de dğeiştirdim dün. yatağı camın önüne alıp yazlık plana geçtim. haydi şimdi tıkın, sonra da derse

19 Mayıs 2009

val saal mezun ve mensupları

vatan/sâmiha ayverdi anadolu lisesi mezunları olarak toplandık nihayet. tam bir fiyaskoydu bana göre. hepi topu 40kişi olabildik. bahaneler, şartlar, curtlar...
lafta herkes iş yapıyor ama icraata geçince patlıyorlar.
şimdi uzun uzun yazmaya üşeniyorum.
Şansal askerden, Niyan Ankara'dan dönmüş; ayaklarının tozuyla gelmişler.
3 tane resim atayım yeter işte.





dün yalnızca 1 saat, ondan önceki gün 3,5 saat, ondan önceki gün ise 5 saat uyudum. doğal olarak uykusuzum. aşırı sorun yaratacak akdar uykusuz değilim ama kakamı yaparken rüya görecek kadar uykum var işte.

18 Mayıs 2009

can yanması

çok canım yandı blogosfer, çook.
uzun zamandır böyle bir acı tatmamıştım. ama hemen geçti lan. dahaya acımı yaşayım karalar bağlayamadan 2-3sn.de geçti. böyle acı mı olurmuş hiç
uzun süredir canım yanmıyormuş. onu fark ettim.
dizimi çekmecelerin köşesine haşraakka diye geçirdim de bi an için içime oturdu acısı ama 2-3 sn sürdü.
allah beterinden korusun tabii lan

17 Mayıs 2009

papuç

teker teker aklıma geliyor
yeni dans papuçlarımı da aldım
bi' ara üşenmezsem resmini çeker yollarım
harikulade

kel

unutmuşum yazmayı
Özer Hoca çok büyük bir ikilemde bıraktı beni.
saçı, sakalı ve en önemlisi bıyığı kesmeyi düşnüyordum fakat dün derste muazzam bir manzara ile karşılaştım. sınıfa girdim ve masada birisi oturuyor. tanıdık biri ama kim olduğunu anlamadım. Özer Hoca'm beline kadar olan saçlarını kesimiş. yüzünü de parlatmış. bildiğimiz çocuk olmuş
şimdi kesersem yine yelek olayı gibi Özer Özel özentisi olarak anılacağım.
halbuki yelek özentim tümüyle Erkan Oğur yüzünden başlamıştı.
siz şahitsiniz ki saç kesme işini de 2hafta önce düşündüm. anket bile açtın anasını satayım. daha ne yapayım. vallahi özentiden kesmiyorum.
zaten bugün sakalım kaza kurbanı oldu. ortasında kısa bir şerit var. makineyi fazla bastırmışım çene kısmında, tarağın dişleri açıldı ve araya girip kısacık kesti.
tamamen kesebilirim ama sırf bıyık da komik olur
böyle işte

gençlik

önce en güzel haberi vereyim.
birbirlerine aşık olabilirler sebebiyle biten lisedeki tango dersleri devam ediyor (çok kötü cümle oldu ama düzeltemedim).
lise bünyesinde değil tabii ki. neredeyse tamamı cuma günü Farmadans'a geldiler. duygulandım vallahi ama hiç çaktırmadım. helal olsun çocuklara. gelip 1 saat okul kapısının önünde beklemişler bir de. hoş böyle kötü bir şey gibi söyledim ama o kadar da kötü gibi durmuyordu halleri. çimlere serilmiş, geleceğin üniversitelileri kıvamındaydılar. 6 yıldır o okuldayım da daha ben öyle sere serpe oturmadım o çimlere ulan.

dün de keyifli bir oyun oldu ama sokaktan neredeyse hiçkimse geçmedi. para kazanamadım. geçen hafta 6 lira kazanmıştım halbuki (oyun, bir takip oyunu).
hayatımda ilk defa sirkçi birisiyle tanıştım. kickbox karşılığında poi çevirmeyi öğretecek
perşembe gününden beri açmıyordum telefonu. bugün akşamüstü açtım nihayet.
telefonsuz olmak daha güzel.

19mayıs geçnlik ve çorba günü de okulda geçemeyecek. bunu yazmış mıydım hatırlamıyorum. Taksim'de buluşacağız.
detayları anlatırım sonra

15 Mayıs 2009

zülf-ü kaküllerin amber misali

Zülf-ü kâküllerin amber misali
Buy-u erguvandan güzelsin güzel
Kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
Şah-ı gülistandan güzelsin güzel

Yüzünde yeşil ben aşikâr olmuş
Çekilmiş kaşların Zülfikâr olmuş
Gözlerin âleme hükümdar olmuş
Mihr-i Süleyman'dan güzelsin güzel

Kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
Hatm'olmuş kadrinle tûbayı hikmet
Cemalin seyreden istemez cennet
Sen huri gılmandan güzelsin güzel

Gözlerin velfecri benzer İmrân'e
Seni seven âşık olur divane
Yanakların şûle vermiş cihane
Yüz mah-ı taban dan güzelsin güzel

Çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
Âşıkın' öldürür şirin sözlerin
Mısır'ın hazinesi değer gözlerin
Zühre-i Rahşan'dan güzelsin güzel

Sıdkı der suretin hattın secdegâh
Cümle güzellere oldun pişegâh
Güzeller tacısın yüzün padişah
Yusuf-u Kenan'dan güzelsin güzel

14

yine koşturan bir gün oldu
taksim, şişli, taksim, yusufpaşa, sirkeci, eminönü, beyazıt, gösteri
çok osuruktan gösteri oldu bence ama olsun yine de vasati düzeydeydi. kızların elbisesi gecelik gibiydi. ayrıca latinciler de gördüğüm en kapalı latincilerdi. şaşırdım doğrusu. demek giyinebiliyorlarmış da.
yetişebilirsem yarın yeni dans papuçlarımı alıyorum. farmadans-iüsdans kıyaslaması yapacağım hemen. pis sekreter başkan! sana sesleniyorum! o kadar yalvardım da bi papuç almadınız bana. bak farmadans anında alıyor. hıh
kırmızı fularım da var artık. beyaz ceketimin içine takıp pezevenk gibi dolaşırım bundan sonra.
Deniz Bey Çarkıfelek'e yarışmacı olarak katıldı bugün. hatır için izledim lâkin iğrenç bir programmış. seviye meviye hak getire.
benim için 14 mayısa anlam katan eczacılık bayramınız kutlu olsun. gerçi geciktiğim için ayın 15i oldu ama olsun. 40dk önce yazdım farzedin.
son yazdıklarımın hemen hepsinin sonunda aynı şey yazıyor ama yorgunum. yatıyorum hemen.

Yüzünde yeşil ben aşikâr olmuş / Çekilmiş kaşların zülfikar olmuş / Gözlerin âleme hükümdar olmuş / Mihr-i Süleyman'dan güzelsin güzel (Sıdkı)

11 Mayıs 2009

derdim çoktur hangisine yanayım

Derdim çoktur, hangisine yanayım
Yine tazelendi yürek yarası
Ben bu derde hande derman bulayım
Meğer dost elinden ola çaresi
Efendim, efendim, benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Türlü donlar giymiş, gülden naziktir
Bülbül cevreyleme, güle yazıktır
Çok hasretlik çektim, bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar paresi
Efendim, efendim, benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Didar ile muhabbete doyulmaz
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz
Münkir üflemekle çerağ söyünmez
Tutuşunca yanar aşkın çırası
Efendim, efendim, benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Benim uzun boylu servi çınarım
Yüreğime bir od düştü yanarım
Kıblem sensin, yüzüm sana dönerim
Mihrabımdır kaşlarının arası
Efendim, efendim, benim efendim
Benim bu derdime derman efendim

Pir Sultan'ım katı yüksek uçarsın
Selamsız sabahsız gelir geçersin
Dilber, muhabbetten niye kaçarsın
Böyle midir ilinizin töresi?
Efendim, efendim, benim efendim
Benim bu derdime derman efendim
(Pir Sultan Abdal)

al gülüm ber gülüm

tangoyu aerobikle karıştıranların dansını sevemiyorum.
zilyon tane hareket yapıp da hissiz, kurulmuş gibi dans etmekten ne keyif alıyorlar anlamıyorum.
Geçen gece pistin pek çok cimnastikçi ile dolu olduğu bir anda (tüm gece boyunca pek fazla dans eden göremedim zaten) Alber'i gördüm ve gece önemini kazandı, tangoya inancım yeniden arttı.
müzik, his ve adım.
tango bu kadardır işte.
başkalarına bir şeyler ispat etmek için değil. ortada müzik olduğu için dans etmek gerekir.
çene hizasına boleo yapan arkadaşlar da olgunlaşacaklar bir gün ve yazık etmişiz harcadığımız zamanlara diyecekler. inancım bu yönde.
kabul ediyorum ki vaktiyle aynı hatayı ben de yapmıştım ama çabuk farkına vardım.
Alber Bey'e tekrardan teşekkür ediyorum. bir milonga parasına büyük bir ders almış oldum.

10 Mayıs 2009

princess

sıçarım böyle işin içine be
ayakkabımın topuğu koptu
hayatımda iki defa gittim o otele; ikisinde de topuksuz döndüm
bu sefer tamamen kopmadı da, parçalandı garip bir şey oldu. yarın üşenmezsem resmini koyarım.
başlarım böyle işe yaaa
çok keyifliydi allahtanki. daha doğrusu Alber Bey'i izlemek çok keyifliydi. Vanessa da oradaydı.
güneş doğdu. yatıyorum şimdi. hasta la vista baby

09 Mayıs 2009

kısa kısa

çok kötü anım olan princess otele milongaya gidiyoruz yarın.
tırsmıyor değilim.
film çekimi de pazar sabahı. haftasonu biraz kastıracak gibi gözüküyor.
oyun da var.
allahtan ki Özer Hoca yurt dışında da ders yok.

07 Mayıs 2009

rakı şişesinde bıyık olsam

lise çorba gününden sonra yeni bir etkinlik geliyor
+18 sınırı olacak. çok müstehcen bir etkinlik
ayıp, ayıp!

şayze

gece gece yazmayı unuttum. dün garip garip şeyler oldu. bir türlü anlaşamadık aramızda
sakız isteyen var mı diye sordum. Feyza istemem derken Orkun "Nasıl ya?" diye canhıraş şekilde sordu.
elimdekini görmemiş ve "ıslak kız isteyen var mı?" diye anlamış dediğimi. nasıl anladı anlamadım.

yazsam mı yazmasam mı diye düşündüm epey ama tutamıyorum kendimi. zaten görüntüleri izleyenler görecekler. gizlemenin manâsı yok. Feyza ile dans ederken üstündeki şey düştü. sağ meme toptan dışarı çıktı. en azından seyirciler öyle sanıyor. sütyeni ten rengiydi çünkü. selam öncesi çekmeye çalıştı ama ne kadar kapandı bilmiyorum. Suzi'nin eteğinin rektör ve dekanların karşısında yapılan gösteride düşmesinden sonra değişik bir tecrübe oldu. sırada ne var merak ediyorum.

Orkun'la birlikte olan gösterimizin sunuluş şeklini yazmıştım zaten. tangonun tutkusunu ve aşkını farklı bir şekilde anlatıyormuşuz. hadi len

3 kişi olarak çıktık, cerrahpaşa'da bi dönerciye girdik. oturup beklerken dönercinin önlüğündeki yazıyı fark ettim: Fantazi Döner.
meğer oturduğumuz yerin ismi "fantazi" dönermiş. artık nasıl bir fantezileri var bilmiyorum ama dönere sarılıp striptiz yapan bir insan görmek isteyeceğim son şeyler sıralamasında üst sıralarda yer alır.

dönerleri yerken Feyza'nın geç kalmamak için taksiyle gidip yarım saat beklemesi konusu açıldı.
"Yarım saat bekledim" dedi. Orkun da "tabii, en fazla 5dk" dedi. anlamadık ama demedik de bir şey. sonraki cümlemizde Orkun gülmeye başladı. "yarım saate biter mi dönerin" anlamış. cevap olarak da 5dk içinde bitiririm demiş aslında.

gece de Altuğ ile özgeçmiş yazarken altımıza sçana kadar güldük ama niye olduğunu tam hatırlamıyorum. (gülüşmeler) deyip deyip gülüyorduk en son.
şimdi yazınca anlamsız oldu. yani (gülüşmeler) değil, hepsi anlamsız geldi ama olsun. ben okur ben gülerim.
gülerim deyince aklıma geldi. geçen gün Güler hıdırellez için bi'şeyler çizip suya atayım mı diye sordu. duygusal bi'şeyler olsun dedim. çize çize bi tarafında ö diğer tarafı boş olan kalp çizmiş. ulan ben dolu dolu olsun diyorum bu yine boşaltıyor. zaten yıllar önce Ayça ve Güler'le birlikte Yeşilköy sahilinde muhteşem bir kutlama yapmıştık. kuma resim çiz dediler. memeli popolu kadın çizdim dilek olarak. dalga geldi kadın silindi, meme kaldı.
bu da böyle bir anımdı işte. ilk ve son hıdırellez dileğim oldu kendisi.

yorgun

yorucu oldu bugün. aslında çok şey yapmadım ama yoruldum. ayakkabı birden bire ayağımı sıkmaya başladı. o yüzden yoruldum herhalde.
öğlen Feyza'yı yarım saat beklettikten sonra sucuk kıvamında terleyerek dans ettik. terleme kısmında yalnızdım. kızın ter bezleri yok neredeyse. ardından cerrahpaşa'dan liseye yürüdük. 1saatten biraz fazla ders yaptık. çıkıp otobüsle hasekiye, oradan da koca bir ordu olarak cerrahpaşa'ya gösteriye yürüdük.
koca ordu diyorum çünkü lisedeki arkadaşlar da geldi ve 17-18kişi olarak gittik.
Orkun'la nasıl daha güzel sçabiliriz diye tartıştık. koreografiyi ne o hatırlıyordu ne de ben. bu yüzden kötü şey kurguyla dans etmek.allahtan ki Feyza ile öyle bir problemimiz yoktu. normal, doğaçlama dans işte. mis gibi. ne akar ne kokar.
neyse biz hatırlama işini beceremedik. kadınlar tuvaletine kendimizi kapatıp orada biraz çalışmaya çalıştık. o esnada bizim sıramız gelmiş ama doğal olarak bizi bulamamışlar. ucu ucuna yetiştik sahneye. öyle snaıyorduk yani. lakin bizden önce çıkan çift tek parça değil, 3 parça dans ediyormuş. sunucunun da haberi yokmuş. biraz daha hatırlamaya çalıştık. baktık olmuyor koy götüne rahvan gitsin deyip fırladık sahneye.
çok sevgili sunucumuz harika şekilde duyurdu bizi. "tango aşktır, tutkudur diyoruz; şimdi bu aşkın farklı bir yorumunu izleyeceksiniz" gibi bir şey dedi. nonoş muyuz be biz!
her neyse. biz çıkınca millet alkışladı. dans ederken de alkışladılar. bitince de alkışladılar. hep alkışlandık yani. bi ara kayıp uçuyordum. gösterinin son kısımları da uydurmaydı.
sonuç olarak beğendiler gibiydi.
dönüşte de Altuğ ile buluştuk. özgeçmişini yazdık. sonra da hüzzam ve hicaz çalıştırdı beni. ayrıca şahane mantı vardı. ne hikmetse son dönemler sık sık mantı yer oldum.
ancak eve girebildim. hemen yatıyorum blogjack.
şimdi düşündüm de gösterilerde rezil olma ihtimali de yormuş olabilir. Orkun'la olanda rezil olma ihtimali yani.
haydi bana güle güle.

06 Mayıs 2009

ilayda



Bugün tükkanda bir yoruldum bir yoruldum ki sormayın
Düşündük taşındık ve İlayda ile evlenmeye karar verdik ama çeyiz sandığı yerine oyuncak sepeti hazırlamak biraz garip kaçacak gibi geldi.
24-25yıl kadar sabredip sandık yaşına gelmesini bekleyeceğiz sanırım.

05 Mayıs 2009

CTF Dans Şenliği

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dans Şenliği
Tarih: 06.V.2009
Saat: 17:00
Yer: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Demiroğlu Oditoryumu, Cerrahpaşa - İstanbul



Merinos saçlı muhteşem bir dansçı sahne alacakmış. Kaçırmayın derim.

04 Mayıs 2009

deniz


Deniz'i buldum. aslında ben bulmadım. şans eseri o bulmuş. ben bi' dönem arayıp bulamamıştım.
boş sitemi iyi ki açmışım be. ilk defa memnun oldum bir siteye sahip olduğum için. çünkü ilk defa işe yaradı.
ho ho hoooyyt sevindim. niye sevindim bilmiyorum ama vardır bir hikmeti. iyi geldi şu sıkıcı dönemde.

dilenci

dün yazacaktım. yazmayı unuttum. bilgisayarı kapattıktan sonra( evet, geceleri kapatıyorum artık) aklıma geldi. üşendim tekrar açmaya.
az önce neyi unutmuştum diye düşündüm. bulamadım. ama şimdi buldum.
tiyatrodaki yeni rolümü çok sevdim.
cumartesi günü genel prova vardı. bütün gün Galata'nın arka sokaklarından birinde oturup tanbur çaldım. meşhur oldum hatta. bir sürü kişi resmimi çekti. turist, yerli. ünlüyüm artık.
şakır şakır yağmur yağarken bi balkonun gölgesinde oturup çaldım, sonra deli gibi güneş çıktı onun karşısında çaldım... çok keyifliymiş. köpek gelip kokladı kokladı gitti filan. değişikti. eğlendim
böyle role can kurban lo

03 Mayıs 2009

blanket

aslında lisenin çorba günü için hazırlamıştım ama buraya da yazayım:
http://getir.net/e6f adresindenki çok küçük, tek soruluk oylamaya katılmanızı bekliyorum
belinize guvvet aslanlarım

bekir

çok fena bezmiş durumdayım
hiçbir şey yapasım yok. Serkan gelmeyince bütün gün camış gibi yattım resmen.
az önce yerleri filan süpürdüm o kadar. saç, sakal orman gibi oldum iyice. bezdirdin beni hayat. yordun.
şaka lan şaka.
dün bütün gün sokaklardaydım. gece geç geldim, yoruldum. ondan yattım. baktım hava da çok güzel. tembelliğe vurdum işi. hafif esinti, bi yandan müzik. oohh anasını satayım. otururken de imla kılavuzu okudum bol bol. seni seviyorum TDK!
canımın sıkkın olması gerçek he. şaka dedim de o kadar da şaka değil belki. daraldım biraz ama çalışmak zorunda olduğum için bezdim... artık bez değilim...
ama çalışmam lazım o ayrı.
ayrı demişken ayrıcaya bağlayayım bari...
ayrıca bu hafta çok yoğun geçecek gibi bir his var içimde. istemiyorum bu kadar yoğun olmayı
gidip yıkanayım bari. dün çok kokuştum

01 Mayıs 2009

yalan hepsi yalan

burda yazdığım her şeyi gerçek sananlar varmış arkadaşlar.
sürekli doğruları yazma mecburiyetim yok ki.
uydururum da buraya. her okuduğunuza inanmayın. kek olmayın.
mesela bu sabah Ditacığımla birlikteydik. çok ateşli bir kahvaltı yaptık. bal dök yala. o kadar yani.
temiz anlamında. çok temizdi kahvaltı sofrası.
şöhretin kapıları açıldı bugün lan blog. önce kısa film kesinleşti, ardından yeni gösteri teklifi aldım, ondan sonra da tiyatroda 'siyah'tan dilenciliğe terfi ettirildim.
akşama kadar yeşilçam, holivud, olmadı bolivuddan teklif bekliyorum.