30 Ekim 2009

mübarekcuma

Erdem İstanbul'da. onunlayız bu gece. hoş gece. güzel gece.

29 Ekim 2009

şizofreni

dün çok keyifli bir şey yapmışım.
kendi kendimi takibe aldım. şimdi panele bakınca kendi yazdıklarımı görüyorum. çok hoş. böylece yeni yazı yazdığım zaman kaçırmayacağım.

oldudabittimaşallah

gösteri işi bitti bugün. muazzam oldu. yani benim düşündüğüme göre öyle oldu. kimse takılıp düşmedi. kazasız belasız bitti gitti. ardından Ebru Abi'ye gittim ve şimdi açıklamayacağım bir projeye onu da dahil ettim. birlikte şehir dışına gideceğiz bir haftalığına. hem de ta anasının nikâhına.
oradan Metin Hoca'nın derslerine gittim. 3 ders üstüste. belimin neden ağrıdığını buldum. tangodan filan değil. sadece fazla volcado yaptığım zaman tango sebebiyle ağrı oluyor. eve dönerken otobüste öyle bir oturup sızıyorum ki ayağa kalkabildiğime şükretmem lâzım. bunca zamandır ilk defa bugün dikkat ettim. otobüse binerken zerre kadar olmayan bel ağrım otobüste uyandığım vakitten itibaren kendini göstermeye başladı. rahatlasın diye de inince taksiye binmek yerine yürüdüm ama hava soğumuş birazcık. Emel ve Eda hastaydı zaten. uzak durdum onlardan. dışladım. pis insan onlar.
Eylül hayvan gibi kilo vermiş. öyle böyle değil. tombiklerimiz sırayla azalıyor. önce hande, şimdi Eylül. sıranın Serkan'a gelmesini diliyorum. kurtul lan kilolarından.
Pelin ve Kenan Baila'ya gitmiş bugün. sanırım Emel ile konuşmuşlar veya tam anlamadım dediklerini. belki de Şenay ile konuşmuşlardır. tam kestiremedim.
ayrıca bir adet Malta Otobüsüm oldu.
ha bir de "74 model" diye lâkâbım oldu. afro saçları kesmek gerekiyor galiba artık. ya da ispanyol paça pantol ve göbeğe kadar açık göynek giymeliyim. bir de kolye taktım mı tamamdır. kimse tutamaz beni artık.
lets dance under the shiny, happy discoball

27 Ekim 2009

iletişme

yaklaşık iki hafta önce koymuş olduğum iletişim yasağımı yarından itibaren kaldırmayı düşünüyorum. yarından itibaren yeniden telefonla ulaşılabilir olacağım ama ne kadar süre ulaşılabilir olurum bilmiyorum. telefonsuz yaşamak çok güzel. rahat. huzurlu. herkese tavsiye ederim.
yazı sonuna kaynak bilgi yapayım. Suzi işe kabul edilmiş ve pazar gününden itibaren yeniden İstanbul'lu oluyor. hatta bir süreliğine Elif'e ev arkadaşı oluyor.

hayvanlıkyaptık

bugün şahane hayvanlık yaptık.
sabah onu yirmi geçe başlayan tango çalışması akşamüstü altıya kadar sürdü. arada sadece kırk dakika yemek arası verdik. ebems... öhmm... terbiye... gösteri yarın sabah. bakalım ne olacak. bızdıklar gayet iyi ama seyirci olduğunda heyecan yapıyorlar biraz. çok sevimliler filan diyeceğim de ola ki bir şekilde burayı okurlarsa ayıp olur(dememiş gibi yaparak deme sanatını icra ettim).
onları gördükçe keşke altı yedi tane filan kardeşim olsa diye düşündüm. onları görünce düşünmedim. şimdi bunları yazarken düşündüm aslında. canın sıkıldıkça mıncıkla, şınav çektir, tekme at, saçma hareketler yaptır... keyif. sağ olsunlar katlanıyorlar. müzik öğretmenleri Zeynep Ebru Hanım da Aslı Hocanın konservatuvardan arkadaşı çıktı. beden eğitimi hocası Neşe Hoca da orada. hiç yabancılık çekmiyorum okulda. niyedir bilinmez. kendi okuluma gitsem daha fazla yabancılık çekerim herhalde.
kendi okulum deyince aklıma geldi. üniversite ile ilgili bazı gerçekleri yazacağım. şimdi gözüm yemiyor. yatmak istiyorum. sonra hatırlarsam yazarım (sabahın köründe okuldaydım. taş gibi hatunlar var lan. öyle böyle değil. ya zevkim hepten değişti ya da okulun kız profili kendini aştı)

25 Ekim 2009

hanımhanımcık

odam hanım hanımcık ola yolunda hızla ilerliyor.
renk çok güzelmiş. kırmızı, pembe bir odam oluyor.
mavimsi beyazımsı olan bir duvar kaldı. onu da boyadıktan sonra enfes bir oda olacak.
kızlar, hepinizi bekliyorum bülbül yuvama.

oraboya

odamın bir kısmını daha boyayacağım birazdan.
Osmanlı kırmızısı.
cam tarafını boyayacağım. masanın arkasını da eve misafir geldiği zaman boyarım artık. masayı tek başıma çekmek yemiyor. sonra bel ağrısıyla kıvranırım. zaten üç gündür azmış durumda. çaktırmıyorum hiç. kendime bile çaktırmamaya çalışıyorum hatta.
haydin iş başına.

aaaahhh



George George
George of the Jungle
Strong as he can be
AAAAHHH!
Watch out for that tree

George George
George of the Jungle
Lives a life that's free
AAAAHHH!
Watch out for that tree

When he gets in a scrape
He makes his escape
With help from his friend
An ape named Ape
And his elephant Shep can fetch a log
He's mans best friend he's George's dog

He's...

George George
George of the Jungle
Strong as he can be
AAAAHHH!
Watch out for that tree

George George
George of the Jungle
Friend to you and me
AAAAHHH!
Watch out for that tree

Hear him holler swing and sing
All the animals come to the Jungle king
So grab a vine and swing in time
If you smack a tree just pay no mind
Like...


George George, George of the Jungle

George George
George of the Jungle
Swing from tree to tree
Watch out for that tree

George George
George of the Jungle
Lives a life that's free
AAAAHHH!
Watch out for that tree

Lost in the wild
Was a baby with a smile
Named George
Who stayed for quite a while
And George grew up in the trees above
When Ursula found him they found love

She took him to the city
Took him straight downtown
But the concrete bliss brought poor George down
So it's back to the jungle for a wedding in the green
For the king and queen of the animal scene

George George
George of the Jungle
Strong as he can be
AAAAHHH!
Watch out for that tree

WATCH OUT FOR THAT!!!...
BANG! OOH! TREE!

George George
George of the Jungle
Watch out for that tree!

zamanbükülmesi

aptal uygulaması olan zamanda yolculuktan nefret ediyorum. ne hakkınız var ulan benim zamanımla oynamaya. bi' ileri bi' geri. zamanı çocuk oyuncağı mı sandınız siz?
ellemeyin lan bir daha. ya da son defa ileri alın sonra da öyle kalsın. nedir bu yahu!

24 Ekim 2009

delidirneyapsayeridir

üzerimde garip bir huzur, değişik bir mutluluk var. hafiften de şuursuzlaşma. meczuplaşıyorum galiba.
"sübaneke işalla yareppim sübaneke işalla dinimiz amin"

23 Ekim 2009

iletişikbünye

iletişim denen şeyden koptum bir süredir. çok koşturmaya başladım. internete bile giremiyorum adam gibi. yazmamamdan anlamışsındır zaten.
bir iki haftadır telefonsuz yaşıyorum. birisini arama ihtiyacım olmadığı zamanlarda kullanmıyorum.
Vefa Lisesi'ndeki çalışmalar son sürat devam ediyor. Arda'nın bacağı çatladı. Pınar'a eş nasıl bulacağım bilmiyorum. muhtemelen ben çıkacağım. bakalım. bugün haber bekliyorum.
geçen gece Zehra ile birlikteydim. bayılıyorum velede. tam cimcime.
okul işlerim karıştı.
öğrenci karnem ikinci öğretim, öğrenci kimliğim birinci öğretim, ek olarak da açıköğretime kayıtlıyım. üç farklı öğrenciliğim var fakat sorun gün içinde çözülmezse ikinci öğretim olayı yatacak. verdiğim 650 lira ile kalacağım. anladım ki üniversiteden ayrılmak üniversiteyi kazanmaktan çok daha zormuş. okula küfürlerimi iletiyorum.
bu sene aşırı yoğun olacağım gibi bir his var içimde. haydi hayırlısı.

19 Ekim 2009

lazeryazıcı

uzun süredir çok yazasım var. içimde öyle bir his var ki oturup yazsam Nazım Hikmet mezarında takla atıp ben niye yazamadım böylesini diyecek, Ümit Yaşar Oğuzcan dile gelecek, Sait Faik Kalpazankaya'da bana kadeh kaldırıp Mustafa Nafiz Çınaraltı'nda benim için çay içecek gibi geliyor.
sanki ayıp olmasın diye yazmıyorum. kendimi kandırıyorum yani.
keşke sanatsal üretim yetisine sahip olsaydım.
ben de yazmak, çizmek, söylemek, çalmak istiyorum. benim de canım var. ben de insanım.
şaka lan şaka. insan minsan değilim ben. her dediğime inanma öyle.

necdetyaşardügahmuhayyersümbüle

Necdet Yaşar - Dügâh-Muhayyersümbüle Taksim

sermestoldum

vakit sarhoşluğu sermest geçsin.
müzik işlesin önce kulağa.
ılık ılık üşütsün.
ruhu yükseltsin.
diğerlerini küçültsün.
o kalsın sadece.
o ve diğerleri.
o veya hiçbiri.
o ve ben.
o her şey.
ben hiçbir şey.
o amaç.
o arzu.
o nokta.

18 Ekim 2009

oturoğlum

hayat çok garip lan. en olmz denen şeyler bile oluyor. Orion (nam-ı diğer Orhan) bizdeydi bugün. annem de bizdeydi. o kadar garip yani. dışardan bakınca ne var bunda diyorsunuz ama annemin it korkusunu azıcık bilen nasıl bir mucize olduğunu anlar. bütün gün alt alta üst üste oynayıp durdular. garip lan. insan acaba diyor. sonu da soru işareti filan koyuyor. o kadar garip.

geçen gün yazrın anlatırım deyip de anlatmadıklarımı kabaca özetleyeyim. edebi yazı yazacak halim yok zaten ya. özet işte.

Vefa Lisesi'ne gittim. ortam çok garip. zaten uzun süredir değinmek istiyordum bu konuya. uzun süredir dediğim okullar açıldığından beri. okuldan kasıt ortaöğretim kurumları. MEB'in yönergelerinde mi vardır bilmiyorum lâkin her sene etek boyları ve ve ilikli gömlek düğmesi sayıları azalıyor. anlam veremiyorum. tutucu olduğunu iddia eden bir hükümet ve giderek artan cinsel görünüm. hoş elma şekerci Hüseyin amca gibi yavşak(bit yavrusu)ların da bağlı olduğu zümreler belli ya neyse...
ortaokullu, liseli kızları gördükçe hadi lan diyorum. sivilde görsem abla derim pek çoğuna. nasıl oluyor da cinselliği bu kadar ön plana çıkartabiliyorlar anlamıyorum. öğretmenlerini geçtim aileleri de mi bir şey demiyor acaba? kesinlikle tutucu değilim. hatta çıplaklık özgürlüktür diyorum ama her şeyin de bir yaşı var. daha on dört on beş yaşındasın lan. kıçını başını açmak senin neyine? hele bir reşit ol sonra git Reşatlarla ne yaparsan yap. ama büyüyün önce. semer vurup üstünüze binen çok olur. yazık günah. çok üzülüyorum böyle kızcağızları gördükçe. ten rengi çoraplar, mini etekler, daracık ve üstten pek çok düğmesi açık gömlekler... yüzdeki pudrayı, kalemi saymıyorum bile. her şeyin bir yeri var. kınıyorum. onları da onalra izin verenleri de. Melek Hocamın gözünü seveyim. en azından elinden geleni yapardı. "terbiye, ahlak giyim kuşamla olmaz insanın içinde olmalı" filan diyene uçan kafa atar yüzüne osururum. bu kadar açık söylüyorum. ulan konu nerden nereye geldi. iyi ki yazasım yoktu. fakat dolmuşum be. çok içerliyorum bu duruma. bundan on yıl önce bizim lise dönemimizde olaydı ya böyle gacılar (şaka lan şaka).
Vefa diyordum. tango derslerine başlıyorum. şimdilik Cumhuriyet Bayramı'na gösteri yetiştirmeye çalışacağız. belki daha sonra da çalışmaya devam edeceğiz.

gelelim astronomiye. okulu yine bırakıyorum. sonra yine kayıt oluyorum. fanırım fakülte rekorunu kırmış olacağım. en azından Veysel abiye söylediğimde beni alıp tüm öğrenci işlerinde gezdirdi. ikinci öğretime geçiyorum. harçları fenaymış. gözünüzü seveyim para kazandırın bana. yıllık harcı binikiyüzküsür lira.

Vefa Lisesi'ne girmeden önce bir berbere girip sakal tıraşı olayım dedim. adam geri çevirdi beni. saklaımı keserse cumaya gecikebilirmiş. yadırgadım. ayıpladım. dışarı çıkınca da küfür ettim adama.

otobüste yanımdaki adamın mp3 listesindeki sanatçıların isimleri gördüğüm sıra ile şu şekildeydi: Müslüm Gürses, Sagapo Kajmer, Yıldız Tilbe
nasıl bir bakış açısı besleyerek bu üç ismi arka arkaya dinliyordu çözemedim.

büyük bir proje peşindeyiz. kimlele ve hangi proje olduğunu yakında açıklarım. bazı şeyler biraz daha kesinleşsin de hele.

aa şimdi aklıma geldi. Aslı Hocam ameliyat olamadı. ertelendi.

çok güzelsin


Deniz Ceylan - Çok Güzelsin


he yaa bildiğimiz Deniz. Ikea reklamlarıyla şöhret basamaklarını tırmanan Deniz.
bir yıl oldu parça hazırlanalı ama yayınlamak az önce görünce aklıma geldi.

16 Ekim 2009

bittibitiyor

az kaldı. bitecek

bugün olanları yarın anlatırım. vefa, astronomi, berber, mp3 listesi...
aklıma gelen başlıklar bunlar

15 Ekim 2009

vayanasını

yarın görüşmelerim var şekerim. hele bir sonuçlansın da açıklayacağım bu sefer.
geçen gün Ayça ayar vermişti ya hep bi'şeyler var deyip geçiştiriyorsun diye. ona inat söyleyeceğim bu sefer.
şaka lan şaka. inat olsun diye değil.belki okuyan birinin faydası olur deyü.

mahrumiyet

tükkanda çok garip bir hayat yaşadım bugün.
sabah gittiğimizde telefonlar çalışmıyordu. telefon olmayınca intirnit abla da olmuyor genelde. Büyükçekmece Telekom'un bölge genelinde bir çalışması varmış ve beş gibi düzelirmiş. gelen haber böyle. internet ve telefon olmadan pek bir iş yapılamıyor. peder bey de ben eve gidiyorum o zaman dedi. bütün gün tek başıma oturdum. abdala malum olurmuş herhaşde ki Geniş Aile'nin yeni bölümünü götümüştüm yanımda. e tanburum da yanımdaydı. biraz dizi, biraz uyku, biraz müzik. geçti gitti.
erbaine girmeyi çok istiyorum. hatta abartıp bin gece kalarak dede olmayı diliyorum. ilerde bir gün fırsatım olursa da çalışmam filan gerekmezse mutlaka kendimi sazımla birlikte kapatacağım karanlık bir odaya.
ekmeğimle suyum verilsin başka şey istemem. öylece oturuveririm zararsız zararsız.

14 Ekim 2009

genelev

bir ayı aşkın süredir yazacağım ama unutuyorum hep.
işyerindeki tuvalette büyük bir dumur yaşadım.
klozetin üzerinde, kafa hizasında duran çamaşır suyunun üzerinde hijyenik genelev temizliği yazıyor.
ilk okuduğumda nasıl afalladığımı siz düşünün. sonra fark ettim ki hijyenik genel ev temizliği yazıyormuş. hijyenik banyo temizliği, hijyenik çamaşır temizliği filan yazarken bir de hijyenik genel ev temizliği yazmışlar.
olmamış. insanın aklına binbir türlü şey geliyor.
Karaköy'deki gezilecek yerler kapatılacaktı. ne oldu onlara?

önceden yazmış mıydım hatırlamıyorum. Oyun, Bir Takip Oyunu oynanırken adamın biri gelip "buralarda gezilecek yerler nerede?" diye sordu. deniz kenarı mı yoksa Galata filan mı diye sorunca da ellerini yumruk yapıp avuçları yukarı bakacak şekilde kalça hizasında ileri geri oynatarak "gezilecek yer" diye tekrarladı.
bu da böyle bir anımdı.

yineokulubırakıyorum

Yerleştiği Yükseköğretim Programı
AdıİSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
FEN FAKÜLTESİ
ASTRONOMİ VE UZAY BİLİMLERİ (İÖ)

rıdvansabamilli

az önce bir video izledim hayatım değişti. Rıdvan Dilmen, Saba Tümer'e konuk olmuş. soru cevap filan derken şu konuşma gerçekleşti

Saba: Kaç yaşında -ilk- milli oldun?
Rıdvan: Futbolda?

aslıhaftası

bu haftayı Aslı hoca haftası olarak ilan ediyorum.
dün resmi olarak yardımcı doçentlik ünvanını aldı. bugün hastaneye yatıyor, yarın ameliyat oluyor.
doğal olarak bu haftayı Dünya Aslı Hoca Haftası ilan ediyorum. itirazı olanın suratına öksürürüm.

domuzmuyumkuşmuyumbilemedim

dün Ceren-Bilge-Semra ile buluştuk. yuesbili Şahin K macerasının yıldönümünü kutladık. düşününce hâlâ çok garip geliyor. isminin ne olduğunu tam olarak öğrenemediğim aynı yerde buluştuk ama karanfil bulamadım bu sefer. kaç çiçekçi gezdim ama yoktu. her neyse. zaten bir saat gecikmeli gidebildim. Kozyatağı-Taksim otobüsüne binip gittim. ama otobüs Kozyatağı'na gidiyormuş. ne bileyim. çok Taksim gibi gözüküyordu.
dünkü solfej dersi çok güzel geçti. bana öyle geldi yani. hiç olmadığı kadar hızlı ilerledik. bir şeyleri yapma stresi olmaması etkiledi herhalde. bilmiyorum. normalde iki etüt zor yaparken sekiz etüt yaptık. gerçi epey zaman önce yapmıştık ama olsun lan. sevindim yine de.
daldan dala atladım yine. akşam eve dönerken çok güzel yıkandım. götüme kadar ıslandım. sonra otobüste bir sızmışım o ıslaklıkla oh aman ollallaa. burnum filan tıkalı zaten. horul horul horlamışımdır da muhtemelen. yanıma kimse oturmasın diye hayvanlık yapıp çantamı da yan koltuğa koydum. inmeye yakın uyandığımda başka boş yerler vardı. herhalde fazla küfür yememişimdir.
burnum tıkalı. niye? çünkü feci grip oldum. galiba Altuğ'dan geçti. geçen akşam çalışırken burnunu çekip duruyordu. civarımda başka hasta yok çünkü. hasta olacak kadar üşütmedim de son zamanlarda. geçen sene ne güzeldi ya. hiç hasta olmamıştım. bir iki sefer hastalık başlangıcı gibi olmuştu ama hemen geçmişti. bu sefer ateşim bile çıktı. ha daha iki gün oldu ve muhtemelen en fazla iki gün içinde iyileşirim ama yine de kötüyüm. halsizim. üzüldüm bu yıla hastalıkla başlamama.
önümüzdeki maçlara bakacağız artık.

12 Ekim 2009

kapalıçarşı

Erkan Can ve Olgun Şimşek'in Kapalı Çarşı adlı dizisi başlamış.
hemen izlene. Erkan Can... ömrümü yedin ulan!

yumurtanınbeyazı

yumurtanın sarısı gitti ama beyazı elimde kaldı. tamamlayamadım işi.
tamamladığımda açıklarım belki.

Duygu ile buluştuk. Cabaret (Joe Masteroff) izledik.
Ayça şehir dışında diye nasıl yerleştirdiysem kafaya ona haber vermek aklıma bile gelmedi. meğer dönmüş.
az önce de Süreyya Hoca'nın sunuma ufak tefek ekleme yaptım. sabah Eskişehir'e gidiyor.
yarın akşam da Tuncer Cücenoğlu'nun oyununa davetliyim. ismini yine unuttum. o yüzden yazamayacağım. Reşat Nuri Sahnesi'nde.
böyle işte. çok sanatsal insan oldum. sanat açılımı yapıyorum.
biraz tanbur mıncıklayayım şimdi. hasta la vista blogurt.

10 Ekim 2009

duydukduymadıkdemeyin

Yumurtanın sarısı
Gitti çükünün yarısı

(anonim)

09 Ekim 2009

erdemingazabındankoru

Erdem insanı öyle bir iş yaptı ki bugün, adamın kölesi mi olayım ağzına mı tüküreyim bilemedim. iyi niyetli çalışması böyleyken gazabından korkuyorum adamın.
bakalım. inşallah kul köle olurum kendisine. heyecan, adrenalin, yusuf yusuf, üç buçuk... tavan yaptı.
bakalım zaman ne gösterecek. bekliyoruz.
bu arada nihayet güzel bağlamasına kavuşacakmış. çok sevindim. zil bağlamalardan kurtuluyor artık.
darısı başıma.
aranızda para toplayıp şahane bir tanbur ve kemençe alsanıza lan. sevinirim. fukara sevindirmek sevaptır. vallahi.

İzmir'e gitmek istiyorum.

08 Ekim 2009

yandımanam

çok önemli bir haftasonu beni bekliyor.
heyecandan tir tir titriyorum. He-man gelip kılıcını doğrultup Atılgan'a dönüştürse yeridir.
şaka lan şaka. o kadar değil tabii ama çok önemli gerçekten. ömrümdeki en önemli bir kaç olaydan biridir belki de.
ne olduğunu söylemeyeceğim.
ha bu arada astronomiyi bırakabilirim. böyle bir ihtimâl var. evet, var. çok düşük ama olasılık kavramına göre imkanlar dahilinde.

07 Ekim 2009

tarzbenimsemesi

ynei tarzımı herkes benimsedi galiba. garip garip bakan bir iki kişi hariç kimse bir şey demedim. demeye utanmışlardır belki. bilemiyorum.
saat altıdan bu yana dışardaydım.
bir dakika sonra tam altı saat olacak.
çok uykum var. hızlıca yıkanıp yatmak istiyorum. Orçun'un ağlarken çok taze olan simitlerinden bir tane yerim belki. yanında da büyüme sütü. tamamdır.

tarzyaptım

değişik bir tarz denedim bugün.
yüzümün sol tarafı sakalsız, sağ tarafı sakallı.
bu halimle kendimi çok çekici ve dayanılmaz buldum. öyle ki hemen omuzumu öpmeye başladım.
evde tıraş olmaya üşenince işyerinde makineyle kesiyordum ama şarjı bitti. sol taraftan aşağıya doğru inmiştim ki kalakaldım. yanlış anlamayın, çok seksiyim ama yine de giderken berbere uğrayıp tıraş olsam fena olmaz gibi geliyor. diğer erkeklerin kısmetini kapatmamak için. yoksa at hırsızı gibi olduğum filan yok canım.

06 Ekim 2009

kazıkazan

lan blog sanırım ruh sağlığım bozulmuş benim.
az önce Facebook'ta bir kürtaj videosu izledim. kürtaj anı değil de çıkanlarla ilgili.
izlerken ahaha ne kadar sevimli lan. ehehe çok komikmiş. bak daha aklı yok ama iki elle paraya sarılmış filan dediğimi fark ettim. utandım. ama yine izlesem yine komik gelecek diye korkuyorum şimdi.
aha da adresi bu. http://www.facebook.com/video/video.php?v=101431143206341
silerler veya silmezler bilemem.
kürtaj kötü şey. kesinlikle doğru olduğunu iddia etmiyorum ama ya bir hata sonucu doğum yapmak? o daha kötü değil mi?
her neyse, nihayetinde komik bir video olmuş bence.

05 Ekim 2009

aklımıyıkadım

banyoya girmeden önce bir şey yazacaktım ama unuttum.
belki aklma gelir diye öylesine yazmaya başlıyorum şimdi.
bugün nihayet intibak dilekçemi verebildim. niye intibak yerine başka bir şey demiyorlar bilmyiorum. sözlük anlamına göre uyum ve iki şeyin ölçülerinin birbirini tutması demekmiş. ikinci sınıf intibakımı cart curt diye yazdırdılar. onun yerine denklik deseler mesela. daha şık olmaz mı aybalam?
dilekçenin altına "intikam peşinde" fıkrasını yazacaktım az kalsın.
Süreyya Hoca nihayet memlekete döndü. kısa dönem askerlik yaptı resmen. üç aydır yoktu. bu yıl işi çok zor olacak. hep koşturması gerekiyor. yerinde olmayı istemezdim.
galiba aklıma olan şeyi hatırlayamadım. bu yazdıklarımın içinde değildir diye düşünüyorum.
had safhada unutkanlık ve dalgınlık var. neyse ki yalnız değilim. Elif ve Belgin'de de varmış. mevsimsel diyerek avunmaya çalışıyorum. en azından şimdiye kadar arkadaşlarımı eve kilitleyip işe gitmedim.
erkenden yatacağım bu akşam. haydin tschüss

belgincansuelifsuzi

dün gece Piyanist Hakan (Korg)'un kafamız si... öhm... sigara dumanı gibi zonklatmasının ardından bütüb gece Necdet Yaşar dinleyerek kulaklarımı ancak birazcık arındırabildim. çok rahatsız oluyorum gürültülü ortamlardan sonra. o kadar gürültüden tiksiniyorum. müzik müzik gibi olsa belki bi' nebze daha katlanılabilir ama çok zarar veriyor bana. belki abartıyorumdur ama o kadar gürültüye maruz kaldıktan sonra ertesi gün dahi toparlanamıyorum.
her neyse, dün Suzi geldi. vakit olmadığı için doğal olarak görüşemedik kendisiyle. geçe üçte bugün için sözleştik. kahvaltıdan sonra buluşacaktık fakat kendisi akşamüstü üçte uyandığı için öyle bir şey olamadı. aslında benim de işime geldi. kafamı toparladım biraz. oturdum tanbur çalıştım. Vecdi Seyhun'un nihavend saz semaisi. çok leziz ve faydalı bir eser. tavsiye ederim. bol acelite ve arpej. etüt gibi eser ama ezgisel olarak da güzel.
akşamüstü çıktım Elif'e gittim. kahve içtik ve fal için kapattım. sonra unuttuk. eve dönerken aklıma geldi. geçen sefer de yanlışlıkla yıkamıştı. vardır bi' hayır. gün içinde dedikodu yaptık bol bol. Belgin de geldi. otuz iki gün olmuş. ne otuz iki gün olmuş? sanan lan ampul. kendi kendime söyledim işte.
sekiz gibi Suzi ile buluşmaya gittim. Elif gelemeyecek büyük ihtimalle; aşağıda bir arkadaşın kafesi var, oraya gidip oturalım dedim. önce Halep Pasajı'na uğrayıp oradan Elif'in eve doğru gittik. Suzi'nin yanında Cansu da vardı. tanışıyor olduğumuzu unutup kendisiyle tanışmaya çalıştım. utandım sonra biraz ama fazla çaktırmadım. ayıp oldu kıza. neyse yahu zaten hafıza denen şeyden mahrumum. normaldir. okuldan bir arkadaşın açtığı kafeye gidiyoruz deyip La Maison de Dendelis'e götürdüm. nasıl bir kafe olduğuna anlam veremediler. kapıyı Elif açınca biraz anlam verdiler. sonra ev olduğunu kavradılar.
onlarla da dedikodu yaptık. tüm kirli çamaşırları döktük. yarın iş görüşmesi var. inşallah sonuç olumlu olur da İstanbul'a döner. eski kadroyu topluyoruz a canlar. yalnız anlamadığım ben hâlâ aynı yerdeyken onlar yüksek lisansı filan bitirdiler. çok vefasızlar. ben geçmişiyle barışık biriyim. yneilik getirmiyorum hayatıma. yüzümüzde ufak bir tebessüm olarak küçük bir anı bırakacak kısa bir fıkra ile güzel yazımızın sonuna gelelim dilerseniz sayın okuyucularım.
köylülerden biri bir gün Nasrettin Hoca'ya yaşını sormuş. hoca kırk demiş. aradan yıllar geçmiş bizim köylü yine hocaya yaşını sormuş. hoca yine kırk demiş. köylü şaşırmış, şakayla karışık itiraz etmiş. nasıl olur hoca on yıl önce sorduğumda da kırk yaşındaydın demiş. hoca bu ya, durur mu. hemen yapıştırmış cevabı. delikanlı adam sözünün eridir demiş.

04 Ekim 2009

düğündernek

Piyanis Burak Korg eşliğinde "oh ya vundeba" bi' gece geçirdik.
Barış Abim evlendi.
yorgunum şimdi. yarın anatırım detaylı olarak.

02 Ekim 2009

insanişi

Sonsuz bir yolculuğun mahkûmudur kaçanla kovalayan
Kim haklı
Kim haksız
Bilinmez
Kaçana sorarsan
Ya aşkın tanımsızlığından dem vurur
Ya da sevginin anlamsızlığından
Ya bir yürekte çok sevgiyi barındırır
Ya da hayat bez bebek gibidir, oynar ve sıkılınca fırlatıp atar bir köşeye…
Kovalayana sorarsan
Aşk sevginin kökleridir
Sevgi kutsiyetinin temelini atar aşk
Bir yürek ömrün sonuna kadar tek bir yürekle atar
Tek nefes, tek hayat, tek rüyadır sevgi
Oyun değildir, asla
Yürek işidir aşk
İnsan işidir...
Kısacası
Kaçan kovalanacaktır sonsuza kadar
Bitmeyecektir bu cebelleşme
Ta ki aşk, tek yürekte atmasını öğrenene kadar...

kaçan karakış bulutu… kovalayan baharın gurup vakti…

ebru yaşar seçen 2009
sonbahar

alevalev

ne garip gün oldu be. gece vakti bile uzun süredir görüşmediğim kişilerle konuşuyorum. garip. garip ayağı hicaza mı tekabül ediyordu?
bu gece Sertap Erener ile yatayım bari.

01 Ekim 2009

mutluaküleri

mutluyum lan
normalde keyifsiz olmam gerekirdi. önce dersin olmadığını öğrendim ve hemen ardından son anda milonga iptal oldu. ben de oturdum tanbur çalışarak Geniş Aile izledim. iyice yayılıp geniş geniş olunca uzun uzun telefon görüşmeleri yaptım. keyfim yerine geldi. uzun süredir görüşmediğim iki kişiyle görüştüm. biri hastalanmış. üzüldüm ama sesini duyduğuma da sevindim (sesilya diye birisi var mıydı).
bu akşam erkenden yatacağım. keşke yine eski evde oturuyor olsaydık dedim birden. öyle esti geçti. on üç yıl az değil be. epey oturduk. tabii şöyle bir şey var ki şimdi odamı çok daha fazla seviyorum. daha bi' ev gibi benim için. oda yani. oda ev gibi. veya ben çok fazla odaya kapandım. bilemiyorum. haftasonu vaktim olursa kalan duvarlarımı boyayayım. ablamdan boyayı aldık ama henüz başlayamadım. zaten belim melim filan girdi araya hiç boyayamazdım. ara beni, boya beni.
haa bu arada yakında Farmadans'ın dersleri başlayacak.

yara

Kör noktalar vardır her aşkta
İnsan doğar ölmez o suçla
Orada o küçük çocukla kalan
Ağlar hayatın sonsuzluğu uğruna

Kim tutar ki elini bir daha?
İçini kanatan bir rüya olur bu yara
Bir masalın sonunda, ölüme aşkını anlatan bir kadın olur bu defa

Hiç konuşmaz bazen gül susar
Yaprak titrer acıyla düş yanar
Orada, o güzel uykuda hüzün
Büyür büyünün sonsuzluğu uğruna

(Küçük İskender)