31 Aralık 2010

vahyazik

Sigara icenlere cok kiziyorum ya aslinda uzuldugum icin boyle oluyor. Cok uzuluyorum gercekten. Uzuluyorum cunku sigara olduruyor, hasta ediyor fakat bunu tuketen kafasi calismayan, minik beyinli, dusunce yoksunu, ezik, zavalli, asagilik, karaktersiz, insan olamamis gariban zerzavat bu durumu kavrayamadigindan icmeye ve etrafindakilere de zarar vermeye devam ediyor.
Benim gibi sigara ve benzerleriyle ilgisi olmayan biri niye ciger sorunu ceksin ve simsiyah balgam cikartsin ki zaten. Kuruntudur hepsi. Afra tafra ve bilimum artistliktir. Evet.

k.i.t.a.

vay anasını. Kuzey İrlanda'dan kart geldi. yaşlı olan kart değil. tebrik kartı. postallısından.
Tuğça ve Onur kart yollamış. vay be. şaşırdım. üzerindeki pulu kendileri mi seçti yoksa postanedekiler mi yapıştırdı bilmiyorum ama güzelmiş.
bilmukabele. kargoyla bir fincan Kurukahveci Mehmet Efendi mahsûlü kahve yollayasım geldi ama soğur o kadar yolu gidene kadar. bir de dikkatsiz oluyor taşımacılar, dökerler.

yıldo

her yer yeni yıl saçmalıklarıyla doldu. paso mesaj gelip duruyor. tiksinçsiniz ulan. gidin başımdan.

selahattintheman

Başınıza burç yıldızınız kadar taş düşmesin emi?

Selahattin Duman - sduman@gazetevatan.com

Her ne kadar astroloji esnafına muhalefet halindeysek de memlekette burçlara tapan ahalinin çoğunlukta olduğunu dikkate alıp bu “sersemlik tarlasından” ekmek çıkarmamız lazım.. O yüzden her yıl olduğu gibi bu yılı da falla uğurlayıp, yeni yılı falla karşılıyoruz.. Hayırlara vesile olsun..




KOÇ BURCU
(21 Mart - 19 Nisan) Ezberinden şaşmayan astrologlar bu burç için lafa “Yeni yıl için plânlarınızı gözden geçirebilirsiniz..” cümlesiyle girerler.. Nerede benim yeni yıl plânlarım, deyip boşa aranmayın.. Gözü maaşa bakan veya boşta gezen adamın plânı neyim olmaz.. İlle de plân yapmam lazım, diyorsanız erkekler için sokağın köşesindeki marketi öneririm.. Güvenlik kamerası da yok.. Kızların işi daha kolay.. Mahallenin en boş bakışlı oğlanını gözlerine kestirip, önünden iki üç kere geçsinler.. Geçerken de sırıtsınlar.. Oğlan iki vakte kadar ailesini istetmeye yollayacaktır.. Ailenize biraz fazla özen gösterin.. Büyükbaba huzur evi projenizi fark etti, evden kaçmaya hazırlanıyor, dikkat! Bu yıl favori diziniz “Karadağlar” olacak..

BOĞA BURCU
(20 Nisan - 20 Mayıs) Sığır türünden bu burcun davar cinsi burç ile görev devir teslimi yapması yıldızların bir garabeti işte.. İthal Angus sayesinde bu burcun itibarı arttı.. Ancak günde tükettikleri beş kilo suni yem miktarı değişmedi.. O yüzden yeni yıl için plâna gerek yok.. Mutluluğun sırrı hayatı bir sığır gibi sürdürmekte.. En zor durumda bile, temsil Kurban Bayramları’nda hiçbir şeyi sallamamakta.. Hatta mümkünse kasabın bıçağını yalayıp, hayatı ne kadar sallamadığınızı gösterin.. Et fiyatları sayesinde itibarınız her daim yüksek olacak.. Aşk hayatınıza gelince.. Erkek cinsinden olanlar gidişatı hormonlarına bıraksın.. Dişiler ise kaderinden kaçmasın.. TV dizilerinden “Fatmagül’ün Suçu Ne?” bu burcun kadınlarına uyar..

İKİZLER BURCU
(21 Mayıs - 21 Haziran) Susan Miller’ın yorumuna göre bu yıl aileniz ve arkadaşlarınız sizden yakın ilgi bekliyor.. Bunun mânâsı iki vakitte bir karşınıza dikilip, sizden borç isteyecekler demektir.. İstediğiniz gibi yalan söyleyebilirsiniz, günahı olmaz.. Çünkü bu burç zaten astrologlar tarafından “iki yüzlülerin, çift kişiliklilerin burcu..” diye kategorize edilmiştir.. Bu burcun sakinlerine ayıp diye bir şey yoktur.. Yeter ki siz zırt pırt “ben ikizler burcundanım..” deyip gerekli hatırlatmaları yapın.. Aşk hayatınızı konuşamıyoruz ama “terk etme teknikleri..” konusunda bazı yenilikler yapmanız şart.. “Ben sana layık değilim..” kalıbı o kadar dile düştü ki.. Bir de karşınızdakini “Sen kaç paralık adamsın da bana âşık oluyorsun..” diye aşağılamayı deneyin.. Para konusunu bana sormayın.. Bende de yok.. “Çocuklar Duymasın..” dizisi sizin burçtakilere göre..

YENGEÇ BURCU
(22 Haziran - 22 Temmuz) Astrologlar iş arkadaşlarınız ile ilişkilerinizi sosyal arkadaşlık boyutuna taşıyacağınızı söylüyor.. Şöyle tefsir etmek lazım.. Eğer kadın cinsindenseniz çalıştığınız iş yerinde birinin elinde kalacaksınız, demektir.. Erkekler ise dikkatli olsun.. İş yerinin kısmetsiz kızlarından biri üzerinize yıkılmak için bahane arıyor.. Falcıların “Romantik plânlar yapabilirsiniz..” dolduruşuna gelmeyin.. Son yaptığınız plân, kredi kartı ile bankaya borçlanmaktı.. Başınıza neler geldiğini gördünüz.. Televizyon hacze gitti.. Yaprak Dökümü dizisinin finalini kahvede seyrettiniz.. Yeni yıldan beklentileriniz fazla naif.. Noel Baba sanal bir karakter.. Geçen yılbaşında sizi kucağına oturtan ise mahallenin çakalı Emlakçı Hüseyin’di.. Olan olmuş, takmayın kafaya.. Bu yıl da “Yaprak Dökümü”nün tekrar bölümlerini izleyin.. İyi gelecektir..

ARSLAN BURCU
(23 Temmuz - 22 Ağustos) Geldik potansiyel sosyopatların, ego takometresini çatlatanların burcuna.. Bu kez Susan Miller’a katılıyorum.. Kafanıza üşüşen fikirlerin çoğu abartılı.. Zaten kafanız da doğuştan abartılı ancak hidrosefal olmanız sizin suçunuz değil, doğanın bir cilvesi.. Aklınıza eseni yapmayın.. Burcunuzun Arslan olması sizin “ormanlar kralı” olduğunuz mânâsına gelmez.. İnsanlık denilen âlemde üç yüz, dört yüz milyon “ormanlar kralı arslan” yok.. Belki de gerçek hayattaki kadronuz maymundur veya Urfa’nın meşhur Çizgili İshak Kuşu.. Sınırları zorlamayın.. Aşk konusunda size bir hayır yok.. Burcunuzu dert etmeyip Esra Erol’un “İzdivaç” programına katılın.. Ama dik dik konuşmayın.. Favori diziniz bu yıl da “Yerden Yüksek” olacak, tadını çıkarın..

BAŞAK BURCU
(23 Ağustos - 22 Eylül) Sözüm ona denge burcu.. Sözüm ona mükemmeliyetçilerin burcu.. Sizi böyle doldura doldura uçan kuşa borçlu hale getirdiler.. Bankacılık Sektörü’nün kayıtlarına göre kredi kartı takipte olan borçluların yüzde 41,7’si sizin burçtan.. Bu nasıl bir denge, nasıl bir mükemmeliyetçilik ise önünüze gelene takmışsınız.. Astrologlar bu burçtakileri boşuna “Bir işe girmeden önce arkadaşlarınıza danışın..” diye uyarmıyor.. Yani sizinkinin tıkma akıl olduğunu onlar da biliyor.. Tıkma akıl yedi adım gider.. Bunu sizden başka herkes biliyor.. Sağlığınıza dikkat edin.. Bu burcun kadınlarını “su içsem yarıyor” zihniyeti tehdit ediyor.. Aşırı kilolar beklemede.. Erkekler için ise maçlarda dayak yeme ihtimali yüksek.. bu yılki TV diziniz Grey Anatomi’nin çakması “Doktorlar” olacak..


***

Geriye Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçları kaldı.. Onların da hakkından kısmetse yarın, yeni yılın ilk gününde geliriz.. Kalınız sağlıcakla..

Herkese gönlüne göre bir yeni yıl diliyorum..

portakalınlıkta

bu arada az önce portakal aldım marketten var ya nasıl güzel anlatamam. uzun süredir yemiyordum. şerbet dökmüşler sanki. çok güzel. keşke fazla alsaydım.

onbiryılınsultanı

2011 yılına gireceğimiz oy çokluğuyla onaylanmış. istemiyordum halbuki. 2010 ne güzel yüsyuvarlaktı. yılların arasındaki süreyi hesaplamak daha kolaydı.
çok anlamsız bir şey yeni yılı kutlamak. sanane ulan ynei yıldan. Ece Ajandaları ortağı mısın?
yıl değişmesi başka kimin işine yarıyor ki sanki?
Ece'den başka bir gazinoların bir de süsleme sanayiinin.
gereksiz bir şey. daha gereksiz olanı ise tangoda geçecek olması. gerçi böyle söylememem gerek fakat dayatılan bir gösteri var ve istemiyorum bu akşam gösteri yapmak filan.
yalan dolan peşinde, küçük hesapların ardında koşan dansözlerin ekmeklerine yağ sürmek keyifli değil. şu Amerika salağı da geri yollasa ya barındırdıklarını. kayınvalide gelsin sembusek yapsın, yeğenler oyun oynasın, Gulüm hoca dans öğretsin.

30 Aralık 2010

kırmızıngan

dün yazdığım köylü muhabbetini Böceku üzerine alınmış. nasıl becerdi de alındı bilmem.
halbuki o yazının içinde kimler kimler vardı. ne diyeyim bilmiyorum. alınganlık fena şey.

29 Aralık 2010

yazayazarim

Birden bu kadar çok yazma sebebim yollarda can sikintimi nasil
gideririm demem. Hemen idiyor otibizler boyle oldugunda

yazayazarim

Birden bu kadar çok yazma sebebim yollarda can sikintimi nasil
gideririm demem. Hemen idiyor otibizler boyle oldugunda

zirve

Bu aksam Erkan Ogur ve Derya Turkan konseri var. Kismetse Erkan Ogur
ile gorusecegim. Bakalim neler olacak. Ozer hocam da konserde olsaydi
iste canli cennet derdim

ditdit

Asya Bank midir nedir oyle adi sani duyulmamis bir bankayla isi varmis
validenin. Nereden bulayim yahu diyerek tramvaydan indim Çapa`da ve
karsima çikan ilk sey oldu kendisi. Beklenmedik anlarda çikan
bankaymis demek ki. Garanti ve Isbankasi severim. Çok zorda kalirsam
Yapi Kredi`ye sempati duyarim

eglenirkenogrenelim

Egitim alanlar kulturlu saniliyor ya ona yaniyorum. Birisinin mevki
sahibi olmasi, universite bitirmesi, dr olmasi filan hic farketmez.
Cahil kisi cahildir. Koylu mantigi var etrafimdaki cogu kiside.
Koyluleri kucumsemek degil bu dedigim. Aksine cogumuzdan cok daha
insandir koyluler. Koylu derken ne demek istedigimi aciklamaya
calisacagim ama sivar miyim bilmiyorum.
Egitimi habelkader olsa bile gorgusu cok kisitli, ananelerine bagli,
arastirmaya ve ogrenmeye kapali olmasina karsin kendini ustun goren,
yeniliklere karsi onyargili, kendi yaptigi zaman hak oldugunu iddia
ettigi halde baskasi yapinca kopuren, atip tutan ama icraati olmayan,
hedefleri olan ama gayreti olmayan, zekasi gundelik hayat kadar, her
lafi isine geldigi gibi carpitan, sark kurnazi, zevksiz, sanat namina
cok kisir bir goruse sahip, gomulmus testi gibi bir sey. Kemal Sunal
filmlerinde pek cok ornegine rastlanabilir. Bu ozelliklerin koylulukle
ne ilgisi var demeyin. Yok zaten. Kezban ismi gibi bir kalip bu. Asil
anlatilmak istenen cehalet, yetersizlik.
Ne yazacagimi unuttum lan. Bu kadar tanim mi olurmus otobuste.
Cenk-Erdem'den gelsin o halde. Baglamaya yardimci olur belki
Cahillik cok kotu bir seydir
Cahilligin cok kotu oldugu zamanlarda
Cahillik cok kotu bir seymis

fatodeparis

Orta uzunlukta bir Fatih turu atmaktayim. Nasil gelinlik yahu bunlar.
Olmaz boyle seyler. Uzerine paspas yapistir daha sik olur. Hele ki onu
olmayan dantel cizmeli modeli mutlaka giymeliyim. Evet, ben
giymeliyim. O kadar degisik bir sey. Bildigin cinayet sebebi. Garip
yahu bu insanlar. Yilbasi ozel iccamasir koleksiyonlarindan bahsetmek
dahi istemiyorum.
Daha detayli bilgi icin bkz. www.enertekstil.com

serzenissendikasi

Baris Manco dinliyorum su anda. Kiziyorum. Arkasindan konusanlara
kiziyorum. Bu ofkemden sosyal tespitlere geciyorum. Daha cok
kiziyorum. Baris Abimizin ardindan yok esini aldatirken gitti, yok
viagradan gitti filan diyorlar ya epey kiziyorum. Dedim ya sosyolojik
dokundurmalara geciyorum konu aklima dusunce. Tabii Baris Abimden
bagimsiz olarak aldatma isine takiliyorum. Takintiliyim ben bu ise.
Cunku aldatmak bir kere olur. Sonrasi aliskanliktir. O ipi kopartmamak
gerek. Bir defa kopartirsan iflah olman zor. Tum kavramlar degisir.
Guzel ulkemizde aldatmak erkek tarafindan yapildiginda kacamaktir ya
iste oraya da takiliyorum. Bazen hak bile veriyorum hatta. Inaniyorum
ki memleketimde boyle gorulmese ayrilmalar cok daha fazla olurdu. Yok,
kadinlar degil erkekler ayrilma talebinde bulunurdu. Evdeki kadin
kadin gibi olmazsa, vazifeymis gibi kocasiyla yatarsa, beyinden bir
girisim olmadigi surece kendisi yaklasmazsa cok afedersiniz o adam da
disariya bakar tabii ki. Soyle benzetim yapayim. Rafta kocaman kavanoz
Nutella duruyor ama yiyemiyorsun. Yemen yasaklanmis. Izin gelse bile
uzeri toz, pislik icinde. Ufak kufler olmus hatta. Markette alisveris
yaparken yeni nutella almak istemez misin?
He ya sacma ornek ama benzetecek bir sey bulamadim baska.
Konu da sapitti zaten. Koptum. Kisacasi canim yurdumda kadinlar kadin
olmayi beceremedigi icin aldatma oranlari yuksek ve adi 'kacamak'.

Soyle be Baris Abi.
Ben yarali kurt, sen kinali kuzu
Biraz cilve askin biberi tuzu

28 Aralık 2010

bülentortaçgiladalar



Gittik gittik denize açıldık
Rüzgârlara bindik taşındık
Şamanla süzülürüz bilinmeze
Kaptanımız yaşlı ve usta
Güneş kızgın tepemizde
Yan yatmışız dostumuz poyraza

Adalar
Artık dar gelir bana bu odalar
Adalar
Her şeyden uzak
Adalar
İnsanlar gibi
Su altından tutuşmuş elleri

Dümene yapışmışım, sevgilim sanki
Dipsizliğin ortasında
Liman da yok artık rotamızda
Dökülmüş üstüme bir kova yakamoz
Yıldızlı hem yaldızlı
Ay ışıklı bir öyküde başroldeyiz

-Bülent Ortaçgil

24 Aralık 2010

saraytacus

Deli Saraylı diye bir dizi var... dı...
Perran Kutman, Çetin Tekindor filan. her neyse diziyi bitirdiler. izlediğim 2-3 taneden biriydi. Show TV yine her zamanki dangalaklığıyla bir düzgün yapımın daha canını çıkarttı.
bunda garip bir şey yok. onun bitmesiyle birlikte benim başladığım dizi Spartacus: Blood and Sand.
nasıl bir diziymiş yahu bu. Erdem önermişti. ruh hastası bir diziymiş gerçekten. değişik bir şey. neredeyse Saw serisinin dizi yorumu.
dördüncü bölümdeyim şimdilik.
ha bir de çok güzel mallık yaptım. Erdem söylediğinde indirmiştim ilk sezonun tamamını. yanımda duruyordu. dün ise diziport.com'dan kesile kesile izledim ilk üç bölümü. bir de laf edip duruyorum siteye. salak kafa işte. mis gibi depodepo'dan indirmişim. ne işim var flash sitelerle.
olur böyle şeyler.
tango öğrencisi lâzım. bol öğrencili günler diliyorum kendime ve Böcelek'e.

22 Aralık 2010

zehratma

Zehracık sevdim dün. doya doya oynayamadım ama olsun. birazcık bile olsa dindirdim hasretimi. çoks eviyorum bu veledi yahu. bilmem niye. Korkut'tan korkuyormuş o yüzden yanımıza gelemedi. sen gelmezsen ben gelirim dedim, geel dedi. ben de koşup mıncıkladım. yerim onu biraz.
minik kurt.

21 Aralık 2010

jehanbarburhasunay



Uzaktan uzağa olmuyor
Yanımda bile dokunmuyor
Delirme dedin bana
Durmadan konuşmasana

Uzaktan uzağa olmuyor
Yanımda bile konuşmuyor
Bağırma çağırma söyledin
Görüşmesek de yürüyor

Olmaz artık
Söyledik içimizdekileri
Dinmez artık kalbim
Büyü bozuldu çünki
Yürümez artık bu gemi

-Jehan Barbur

dergiselzehra

akşam dergi toplantısı var fakat bahane aslında. Zehracık var akşama. onu mıncıklamak, hoplatıp zıplatmak var. yerim nan ben bebekleri

20 Aralık 2010

çoktango

haftasonu tango patlaması yaşadık
cumartesi öğlen üçte başlayan tango gece üçte bitti. arada yalnızca yarım saat civarı yemek molası oldu. pazar da sabah on birde başladı ve aşam dokuzbuçukta bitti. daha ne olsun. haydi koştur. birazdan yine ders var.
seviyorum bu işi. şikayetim yok hiç.

17 Aralık 2010

bahar

Sen bana müjde misin umut musun sevgili
Kim demiş geçti mevsim, ufukta göründü kar
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili
Benim yorgun gönlümde aşkının telaşı var
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili
Benim olgun gönlümde aşkının telaşı var

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabii ki ben böyle olduğum için bahar
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim
Bütün kış dallarında tomurcuklar var

Sen bana vaat misin lütuf musun sevigli
Kim ne derse desin al beni sinene sar
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim gönül ülkemnde bir tek senin aşkın var
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim yorgun gönlümde bir tek senin aşkın var

-Ayşe Kulin

14 Aralık 2010

hayâldükkanı

Böcelek'e palto almak gibi bir proje vardır.
saat olmuş on küsur, dersten çıkıp meydana doğru yürürken

+o paltoyu alalım
-(etrafa bakınarak) hangisini?
+işte o kırmızı olanı
-(geriye doğru bakınır) hangi mağazada?
+orada değil. alalım onu mutlaka
-delireceğim nerede kırmızı palto? (alâkasız renkte bir kabana gösterip) şu camdaki mi?
+hayır kırmızı paltoyu alalım diyorum.
-göster de alalım o zaman
+kafam da o. onu alalım
-?!

05 Aralık 2010

çokhummali

Böcelek'ten yeni inciler dökülüyor. Beşiktaş meydanda muamma tuvalet varmış.
ayrıca bu ne biçim hava böyle yahu. bir gecede buz kesti

03 Aralık 2010

kabarsınkafalar

kocakafa saçımı özlediğimi farke ttim şu resmi görünce. zordu mordu ama eğlenceliydi yahu. tez beyazlasın kafam da sonra hep böyleyim

ayaktakiler soldan sağa: Okan Yunusoğlu, Özgür Altun, Özer Özel, Saygın Serdaroğlu
oturanlar soldan sağa: Korkutalp Bilgin, Necdet Yaşar, Aslıhan Özel

02 Aralık 2010

fakfukfon

annem dün yeni bir vergi icad etti. sefalet vergisi.
-fakirlik vergisi.. alıyorlar veriyorlar şeysi heh sefalet vergisi
kastedilen vergi de yeni bir işyeri açmak için ödenmesi gereken şeylerden biri. kendisinin hangi vergi olduğunu hâlâ bilmiyoruz o ayrı

sopacı

Az once arabayi park ettik fakat park ettigimiz yer "sopaci"larin
yeriymis. Genelde degnekçi denir diye biliyordum ama Bocelek oyle
diyorsa oyledir

--
--
R. Özgür ALTUN
www.ozguraltun.net
.-. .-.-.- --- --.. --. ..- .-. .- .-.. - ..- -.

30 Kasım 2010

dürtük

çok fena tipeksleme arzusu var içimde. tipekslemek ne demekese artık. tükenmez kalem kapatıcı beyaz şey var ya. ondan işte. her şehirde farklı ismi varmış. farklı farklı kullanılıyor. elimde düzgün çalışmayan şerit şeklinde olanlardan var ve zımba kutusundan bardak altlığına kadar her şeye çizgi çekiyorum. inanılmaz bir dürtü bu. karşı koymam çok zor. birazdan monitöre saldırabilirim.
aha aklıma geldi böyle yazınca

-bir ofisteki sekreterin sarışın olduğunu nasıl anlarsın?
+monitördeki tipeks izlerinden

28 Kasım 2010

bokum

Bazen olur ya
Hep iyi olsun istersin.
Kirilmasin, zarar gormesin;
Kendi kendine bile zarar vermesin.
Cebine koyasin gelir
Kazaginin icinde, gogsunde saklayasin
Boyle tasirken ne kadar zarar verdigini anlamazsin
Iyilik istiyorsun ya, niye kotu sey olsun
Olmaz olsun oyle iyilik
Kirarsin en beterinden
Kirilir
Olmez ama kirilir
Icin acisa ne kar eder
Kirmissin bir kere
Dua edersin ki kiriklar kok versin

27 Kasım 2010

tango-dersi.com

Her yere yayın bu adresi. Tüm Türkiye tango öğrensin.
Yol masrafları karşılandığı sürece her şehirde ders yapılabilir.

26 Kasım 2010

domtis

Domates, biber, patlıcan... yemek tarifi vermeyeceğim. Barış Manço'nun
bu şarkısına hayranım. Dinlerken paylaşayım istedim. Hatta hoplaya
zıplaya, bağıra çağıra söylemek istiyorum. Çok güzel be

--
--
R. Özgür ALTUN
www.ozguraltun.net
.-. .-.-.- --- --.. --. ..- .-. .- .-.. - ..- -.

ofdemebana



Yârim İstanbul'dan kaçıverelim
Pılıyı pırtıyı satıverelim

Ufacık olsun evimiz
İçine dolsun sevgimiz
Azıcık olsun gelenimiz gidenimiz

Yârim İstanbul'a hayran mısın?
Taşına toprağına bayılan mısın?

Sana ne lâzım gelir
İstesen ben veririm
Aman iki gözünü seveyim
Of deme bana

Orası İstanbul'dan daha güzeldir
Yeşili mavisi ona bedeldir

Açılıverelim denize
Havayı çekelim içimize
Sarılalım birbirimize
Of deme bana

-Fatih Erkoç

dönmekarımca

dün yazacağımı unututm diye geri kalanı niye yazmayayım.
sanki onu unutunca düne dair bir şey yazmamam gerekiyor gibi geldi.
lunaparka gittik Böcelek'le. dönmedolaba bindik. sonra atlıkarıncaya binmeye utandığı için yalnızca poz vermekle yetindi.
başka iş çıkınca idman filan yalan oldu tabii dün. olsun, sağlık olsun.

dünür

dün bir şey yazacaktım ama unuttum. keşke yazsaydım o sırada. sonra gelir belki aklıma.

19 Kasım 2010

kosma

Sabah kosu yaptik Erdem'le birlikte. Öldüm bittim. Ciger miger
kalmamis. Hepitopu 2km kosabildim. Hic kosmasaymisim. Nedir bu yahu!
Basim döndü, midem bulandi. Bitmisim vallahi. Kickboksta teknik
yerinde hala ama ciger kalmamis. Yanimda sigara icen herkesin Allah
cezasini versin. Kimseyi kayirmadan. Topunun. Butun gerizekalilarin.
spordan bu kadar uzak kaldigim icin ben de aldim cezami tabii ki

18 Kasım 2010

amerikalı

Kayinvalide ve baldiz ile MSN uzerinden konusuyoruz blogiz. Böcelek ve ablasi blog alisverisi yaptilar. Cancan kizip duruyor herkese niye bana izleyici olmuyorsun diye. Neyse ki ilk izleyicisi benim. Hem de ilk gunden beri.

16 Kasım 2010

bayramgelmisneyime

Bayram garip sey. Aslinda garip degildir belki ama garip geliyor bana. Tabii bayram garip degilse ben garip olmus oluyorum. O yuzden bayram garip. Sabah erkenden Sarkoy'e gidecegiz Elif ve Hakan'la. Bugun de dedelerdeydim. Sembusek yedim ama firinci sayesinde lahmacun gibi olmus birazcik.
konudan konuya atladim yine. Bayram garipligine doneyim. Orf, adet, anane filan bir yere kadar eyvallah ama boguyor beni yapmacikliklar. Gercekten hissedene lafim yok fakat umursamamasina karsin bugun bayram holololooy diyenlerin kafasini su dolu kovaya sokmak istiyorum uzun muddetli olarak.

15 Kasım 2010

ölçüpbiçme

bazı şeylerin değerini gereğinden fazla vermek iyi şey değil.

12 Kasım 2010

basit

Basit bir adamım ben
Adamlıktan değildir kasıt
Hayatın kıtırıdır maksadım
Sadece severim meselâ...
Öyle helezonik
Öyle imgesel düşünmem
Severim yeri ve kimsesi geldiğinde
Nasıl ki dünya üreme ve güç üzerineyse
Ben de öyle basitim
Sadece severim...
Bugünümde sonbaharımdayım
ve
Sadece seni seviyorum
İnanmıyorsun böylesine, biliyor gibiyim
Çünkü karmaşıksın
Çünkü sorgulamalardasın
Oysa basit her şey
Dünya iki şey üzerine
Bense sadece sen
Çok mu çözümsüz?..
Çok mu karmaşık?..
Varsın basit desinler bana
Severim ben
Sadece seni severim...

iki kere iki eşittir dört... bu kadar basit işte...

Ebru Yaşar Seçen
2010 kış

10 Kasım 2010

neararsıntanrıilearamda

Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hâli sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!

-Neyzen Tevfik

09 Kasım 2010

kiroyumamanaber

Sirf hiyarliktan yaziyorum. Metrobusteyim. İki sefer internet pakedi aldigim icin boyle kullanip duruyorum. Yoksa parama kiyar da laf olsun diye yazar miyim hic. İdman var bu aksam. Kickboks guzel sey.

kiroid

Bildigin gorgusuzum he. Kir pidesi yedim, gtalk kullandim, hesap odedim, blog okudum, halk ekmekten topcuk aldim, bunlari yaziyorum. Teknoloji tehlikeli ellere dustu galiba. Kork benden 3g

05 Kasım 2010

senbanabiriniandroid

on numara telefonmus he. cok sevdim kendisini

04 Kasım 2010

teknoloji

Oha nan. Telefondan girdim nete.  Sahane telefonum oldu benim de

çemençe

Böcelek'e kemençe aldım bugün. şimdilik haberi yok. akşam öğrenecek inşallah.
ben mi?
ohooo şimdiden çalmayı öğrendim bile. dileyene kemençe dersi verebilirim.

02 Kasım 2010

pembik

dün Böcek'e bilgisayar alındı. epey pembe hem de. aramızdaki ilişki Almanya ile olan gibi. o sevinince ben de sevinmiş oldum.
Vaio esprileri başlasın

01 Kasım 2010

müzikdenenmucize

Müzik denilen mucize

Albert Einstein'la ilgili bir kitap okuyorum son günlerde.
"Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir!" diyen dâhi fizikçi, aynı
zamanda büyük bir filozof.
Daha neler diyor neler:

Okul, aile ve toplum dahil, her türlü otoriteye başkaldıran Einstein
birisi için "Çok zeki adam. Acaba niye gidip de kendini bir siyasi
partiye adadı?" diye soruyor.
Uyumsuzluktaki uyumu araştırıyor.

Tek boyutlu, yaptığı işten başkasına aklı ermeyenlere inat; müzik de
biliyor felsefe de edebiyat da.

Bilimsel bir toplantıdan sonra onuruna verilen davette konuşma yapması
istenince "Ben derdimi böyle daha rahat anlatıyorum!" diyerek kemanla
Mozart'ın bir sonatını çalıyor.

Beethoven'in kendi bestesini yaptığını ama Mozart'ın müziğinin zaten
evrende varolan bir müziği yansıttığını söylüyor.

Ve çağın en büyük beyni, izafiyet teorisini nasıl geliştiriyor biliyor
musunuz: Işık zerrecikleri üzerine binip yolculuk yapmayı düşleyerek.
Elbette müzik eşliğinde.

***

Bir İspanyol filminde duyduğum hikâye doğa ve müzik ilişkisini harika
bir biçimde anlatıyordu:
Akordeon yüklü bir gemi batmış. Denizde yüzmeye başlayan akordeonlar,
dalgaların tuşlara dokunuşuyla ses çıkarmaya başlamışlar. Müzik
aletlerinin, batmadan önce denizle birlikte yazdıkları veda
şarkısıymış bu.

***

Hz. Davut çölde dolaşırken çok güzel bir ses duymuş. Oraya doğru
yürüdüğünde, ölmüş bir hayvanın bağırsağının çalılara takıldığını ve
rüzgârla ses verdiğini görmüş.
Sesini ona uydurup şarkı söylemeye başlamış.
İşte davudi ses deyimi burda gelir. Tiz, kulağa tornavida batıran
seslerle zevki adamakıllı bozulan Türkiye belki hatırlamaz ama bir
zamanlar erkeksi, davudi ses en kıymetli sesti.

***

Bu hikâyeleri duyunca iyi ki müzisyenim diyorum.
İyi ki Davut'un duyduğu gibi, bazı gerilmiş tellerden ses çıkarabiliyorum.

İyi ki şarkılar yazabiliyorum.
İyi ki dünyanın en iyi müzisyenleri bana eşlik ediyor.
İyi ki yazdığım şarkılar, müzik nehrine küçük birer damla olarak düştü.

İyi ki yarın Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda akşam sahneye çıkacağız yine.

İyi ki, insanın üstüne ıslak bir peştamal gibi yapışan havadan ve
yüreğimizi mengenelerle sıkıştıran siyasi atmosferden kurtulup,
binlerce aydınlık kişiyle birlikte şarkılarmızı söyleyeceğiz.

***

Müzik olmasa bu dünyanın zulmüne, hoyratlığına, kabalığına nasıl
dayanırdım bilmiyorum.

-Zülfü Livaneli

imamınşartıolmuş

İmanın şartı kaçtır?

Soru absürd mü?
Hiç değil.
Konumuz, din dersleriyle ilgili...
Devlet Bakanı Faruk Çelik'i tanımıyorum. Yazın Madımak Oteli'nin satın
alınmasıyla ilgili olarak sıcak bir telefon görüşmesi yaptık.
Alevi Çalıştayı da düzenleyen Bakan Çelik'in iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.
Ancak bazı konularda farklılıklarımız var.
Bakan Çelik diyor ki, "Aleviler niye din derslerine karşı olsun".
Klasik söylem var: "Sünni'nin de, Alevi'nin de Allah'ı, peygamberi,
kitabı bir; o halde bu ayrılık niye?"
Doğru bu konuda bir ayrılık yok.
Ama işte salt bu inanç benzerliği sorunu çözmüyor. Üstelik bu sadece
Alevi meselesi de değil.
Bakın bunu bir örnekle açıklamalıyım:
Önce size bir soru:
İmanın şartı kaçtır?
Devlet Bakanı Faruk Çelik'in yanıtıyla okullarda öğretilen din bilgisi
öğretmenlerinin yanıtı aynı olacaktır; imanın şartı altıdır:
Allah'a İman, Meleklere İman, Kitaplara İman, Peygamberlere İman,
Ahret gününe İman ve Kaderin Hayır ve Şerrin Allah'tan Olduğuna İman.
Bakınız:
Gazali'den tutun İmam Birgivi'ye kadar bu sorunun yanıtı hep aynıdır:
İmanın şartı altıdır.
Peki...
Bırakınız sadece Alevileri; Mutezile'den doğan tüm mezheplere,
görüşlere göre de imanın şartı altı mıdır?
İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, Ömer Hayyam, Farabi, İbn-i Arabi, Ömer
Sikkini, Hamza Bali, Hallac-ı Mansur, Baba İlyas, Şeyh Bedreddin'e
göre de imanın şartı altı mıdır? Değildir!
Bu İslamcı düşünürlere, mezheplere imanın altıncı şartını kabul ettiremezsiniz
Onlara göre Allah sadece yönetir; hayır ve şer Allah'tan gelmez. Allah
yarattıklarına niye eziyet etsin?
Kabul edin etmeyin onlar buna inanıyor.
Ayrıca...
Kuran-ı Kerim'de imanın şartı filan buyurulmaz. Yoktur böyle bir şey.
Bu şart 10'uncu yüzyılda ortaya çıktı.
"İmanın şartı altıdır" diyen kimdir:
Bağdat merkezli akılcı Mutezile felsefesine karşı çıkan, Eş'ari'dir.
Sadece Eş'ari felsefesine inananlar için imanın şartı altıdır.
Diğerleri için değildir.
Bu sadece bir örnek.
Yani öğretmen sınavda imanın şartı kaçtır diye sorsa, hangi öğrencinin
yanıtı doğru kabul edilecektir!?
Örnekler çok.
8'inci sınıflara öğretilen "kader" konusuna hiç girmeyelim.
Sayın Bakan kimsenin din dersiyle bir sorunu yok. Buna ateistler de
dahil; kim Dinler Tarihi'ni öğrenmek istemez?
Mesele, çocuklara sadece bir mezhebin öğretilmesidir.
Asıl sorun buradan çıkmaktadır.

-Soner Yalçın

28 Ekim 2010

midetava

hay başlayacağım bu mideye ha
ne biçim yanıyor ne zamandır. yeter daa
bir dur. aldırırım ulan seni. görürsün

27x

dün Cancan'ın doğum günüydü. kutlamak istemediği için bir etkinliğe girişmedim ben de.
minik bir pasta, pizza ve filmle geçiştirdik. yenmeyi unutulmuş elma şekerlerini saymayı da unutuyordum az kalsın.
salı akşamı bizde ufak bir sürpriz yaptık hepsi o kadar. dedim ya kutlamasız geçsin istedi. böyle olunca kemençe de alamadık sürpriz olmasın diye.
şaka tabii.

birlikte nice mutlu, el ele, göz göze yaşlar geçsin inşallah. gözyaşlarından uzakta...

garibalenfeksiyon

herkes bir garip olmuş. kimi kendi beceriksizliğini başkalarına yıkmaya çalışıyor, kimi üç kuruş uğruna sirk cambazlarına dönüyor, kimi zerre anlamadığı konularda ahkâm kesiyor, kimi başkası yaptığı zaman köpürdüğü şeyleri kendisi yaptığında tepki verilmesine kızıyor, kimi yalan dolanla sözde iyilik yaptığını sanıyor, kimi kendince iyi niyetiyle çok daha büyük zararlar veriyor, kimi hastalıklarıyla hava atıyor, kimi kendini adam sanarak yerin dibine giriyor, kimi kimi tutarsa öpmeye çalışıyor...
kimisi de benim gibi herkesi çözdüm hacı diyor daha kendini bile anlayamamışken.

süt iyidir.

22 Ekim 2010

pişko

bu aralar yine çok abur cubur konuşuyorsun, pişmanlayacaksın iyice.
biraz dediklerine dikkat etmelisin...

-Küçük İskender

21 Ekim 2010

kayınçocuğu

kayınço mu oluyordu bacanak mı bilmiyorum ama Elif'in kardeşi Hakan site için yardımcı oldu.
derginin sistemde bir sorun vardı çözemediğim. sağ olsun gece gece uğraşıp baktı. sorun çözülmedi ama en azından ihtiyacımızın muadili bir başka çözüm geldi.
yıllarca bana yüklenmişti herkes bilgisayar işleri için. anlamıyorum ki artık. böylesi hepsinden güzel. yaşasın teknolojik cahillik!

20 Ekim 2010

doğumgünüfonu

bir kampanya başlattık Elif'le. doğüm günü hediyesi aldırmayacağız kimseye. onun yerine nakit olarak ihtiyaç fonuna destek kabul edeceğiz.
doğum gününe az kaldı ya. duyanlar duymayanlara haber etsin.
ilk destek valideden geldi.
5lira veya 100€ fark etmez. hediyenin küçüğü büyüğü olmaz ki. kim ne isterse.
önemli iki büyük ihtiyaç var. doğru düzgün kullanılmayacak hediyeler yerine büyük ihtiyaçların giderilmesine katkıda bulunulsun.
mantıklı olan yapılsın artık. misal benim doğum günlerimde incik cincik bir dünya gereksiz şey oluyordu ya da zevkime uymayan giyecekler falan filan. ben de çok sevinmiş rolü yapmaktan bıktığım için tamamen kestim kutlama işlerini. mis gibi de oldu. he eğer eskiden beri böyle mantıklı doğum günü kutlamalarında bulunulsaydı belki de tiksinmezdim kutlamaktan. bilmiyorum. şimdi aklıma geldi bu ihtimal.

erkanoğurderyatürkan

şşt blogosfer benden duymuş olma ama Erkan Oğur ve Derya Türkan konseri varmış aralıkta.

tekmeyumruk

dün idmana başladık Elif'le birlikte. bulaşmayın. çok sağlam aile dışı geçimsizlik yaparız gerekirse.

anlayabilenesürprizyumurta

çok anlamsız şeyler dönüyor zaman zaman

15 Ekim 2010

gülengözler

tellibaba

telefon hepten sapıttı. açık olan telefona ulaşamıyormuş arayanlar. en ufak çarpmada da kapak fırlayıp telefon kapanıyor. pil ömrünün ortalama güne düşmüş olması biraz kötü oldu tabii. yakın zamanda bir değişim yapayım üşenmeyip. araştırma kısmı zor yahu. birazcık anlasam telefondan aha işte budur deyip alacağım da zerre anlamıyorum ki herifçioğlundan.

14 Ekim 2010

26092010

gülüşümüz daim olsun

şapşuk

daha profesyonel resimleri beklemekten nişan resmi koyamadım hiç.

bayvebayankuş

Baykuş krallığı Efsanesi (Legend of the Guardians: The Owls of Ga'Hoole) filmini izledik Elif'le birlikte. izleyiniz.
Reald 3d denen teknoloji çok güzel şey.

bildirdiler...

11 Ekim 2010

neçıkarbahtımızdaayrılıkvarsayarın



Ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa yarın
Sanma ki hikâyesi şu titreyen dalların
Düşen yaprakla biter
Böyle bir kara sevda kara toprakta biter
Ağlama, olma mahzun; gülerek bak yarına
Sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına
Dökülen akla biter
Böyle bir kara sevda kara toprakta biter

-Gündoğdu Duran

07 Ekim 2010

yumurtayatatverenözgür

ta ne zamandır yazacağım ama tembellikten yazamadım. çünkü resmini de koymak istiyordum ama çok üşendim. şimdi yazayım sonra resmini eklerim.
bir yumurta düşünün. daha doğrusu beş yumurta. içinde ise tarçın, rendelenmiş zencefil, zeytin yaprağı çayı, çörekotu, maydanoz, dereotu, zahter, taze nane, kekik, kuru nane, fesleğen ve karabiber olsun.
afiyetle yiyin.

karmete

az önce kar üzerine dönen bir mesajlaşmaya yazdım bunu:
kara kartalın kargalarla kardığı karpuzları kargılarla karmalayıp kargoyla karartmadaki karstaki karargaha kargoladım.

cokzamanoldudukkanı

çok zamandır izlemiyordum Komedi Dükkanı'nı. az önce izlemeye başladım da fena güler oldum. en son TRT'de izlediğimde Salih Kalyon'lu performanstan eser yoktu ve izlememiştim sonrasında da. az önce zaman geçsin, tükkanda ses olsun diye açtım internetten de göbeğim çatladı neredeyse.
gülmek iyidir.
herkes herkese gülsün hemen ulan

27 Eylül 2010

oneringtorulethemall

nişanlandım.

26 Eylül 2010

saatkaç

son saatler. akşam duyuracağım eylül sürprizini

22 Eylül 2010

yatkalkaynışey

aşüfteler ve kapçık ağızlı insanlardan iyice daral geldi. o kadar daraldım ki etkilemiyorlar. anladım ki gerekli olan etkilenmemekmiş zaten. gereksiz işler çıkıyor sonra. isteyen konuşsun. isteyen atsın tutsun. birisi laf attı diye kendimi savunmayacağım bundan sonra. sakince doğruyu söylerim gerisi bağlamaz beni.

tüm aksiliklerin üzerine güzel bir şey olsun artık eylül içinde. az kaldı. sabır. dört gün sonra açıklıyorum inşallah

17 Eylül 2010

erdeminnefesgünü

dün Erdem'in ilk nefes alışının yıldönümünü kutlamak vesilesiyle buluştuk Elif'in yeni evinde.
çok eğlenceli geçti.
geliş sıralarına göre Orçun, Deniz, Theo, Volkan, Özlem de katıldı. eğlenceli geçti epey. böyle işte. üşendim daha da yazmaya. çok bunaltıcı dışarısı

16 Eylül 2010

şimdiuzaklardasın

eve gidemez oldum yine bu aralar. Metin hoca Amerika'ya gidiyor; Baila'nın tüm programı karıştı; haftasonu tam gün etkinlikler var; doğum günleri falan filan.
kokuştum biraz ama olsun. dinlenirim ben de bir gün.
ey yakınlar! ayın 25-26'sına bir program yapmayın diyeceğim. ne olduğunu ise yakında öğrenirsiniz.
sabır... az kaldı...

14 Eylül 2010

koşturdurma

tüm bayram eşya taşıdık. arife günü başladı taşıma işi. sonraki 3 günde de tadilatlar, kurulumlar, temizlikler falan filan sürdü. tüm bayram boyunca yalnızca son gün milongaya gitmek için giyindim. geri kalan zamanda şort atlet şeklinde takıldım. güzel oldu. böylece sıkıldığım bayram gezmelerinden yırttım. halama da pazar akşamı gidebildik. Baila'ya dair anlatacaklarım vardı ama unuttum şimdi. hatta unutmayayım da yazayım demiştim. gelir belki birazdan aklıma.
dün gece de Özer Hocalar'daydık. sabaha doğru hâlâ dergi işini konuşuyorduk. en son Özer Hoca Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın'ı söylerken Aslı Hoca'dan burada kalın, sabah gidersiniz teklifi geldi.
ekim başında yeni sayımız çıkıyor muhtemelen.
bu arada Metin Hoca gidiyor. 18-19.09.2010'da son çalıştaylarını yapacak. ondan sonra İtalya ve ardından uzun vadeli Amerika. bize çok iş düşüyor. bu hafta da yoğun geçecek epey. evin yolunu unutabilirim yine.
henüz kamuoyuna tam anlamıyla duyurmadığımız güzel iş için ise ufak tefek engeller çıktığında birazcık gecikme olacak. meraklanmayınız. yakında öğreneceksiniz.

06 Eylül 2010

diyagol

bugün antrenman esnasında geçen bir diyalog.

ben: hayırdır? giyinmişsin böyle...
x: e çalışıyoruz tabii. aylak gezmiyoruz. işten geliyorum.
ben: ne mutlu sana ki işten dönmüşsün. ben hâlâ işteyim.
-sessizlik-

03 Eylül 2010

döminö

geçen günkü dominonun daha güzelini buldum. daha doğru kuralları var
yollan bakalım zeka yapara doğru

31 Ağustos 2010

beynelmilel

beynelmilel yaşamak Yörsan sütün içine Nesquik Squeeze sıkmaktır.

ezeldenberihayranım

Haluk Bilginer hayranlığımı bilen bilir. Ezel'de oynuyormuş! bu dizi gerçekten efsane olacak. haydi bakalım hayırlısı. ikinci sezona geçince bozar demiştim ama hiçbir şey olmasa Tuncel Kurtiz ve Haluk Bilginer karşılıklı dursun, havadan sudan sohbet etsin yeter yine de. oharey diyorum ve artık başlasın istiyorum.

solotest

az önceki adreste zekâyı görünce aklıma geldi. geçen gece eve geldiğimde Baila Tango'nun epostasına bakıyordum. reklam gördüm. silerken birden tıklayasım geldi

Turkce IQ testi
http://www.biymed.com/oyun/turkceIQ.htm
baktım kolpa değilmiş. o yorgunlukla çözdüm ve çok zeki çıktım. bir de orgun olmasaydım, uykusuzluktan gözlerim kapanmasa ne çıkacaktım kim bilir.

Tebrikler IQ Testini Tamamladınız !

IQ puanınız 139 (Çok yüksek zeka) olarak hesaplanmıştır.

Dilediğiniz zaman aşağıdaki linkten sonuç sayfanızı görüntüleyebilirsiniz.

http://www.zekatestimerkezi.com/result.php?testid=1460610

havamı da atarım

dominospizza

önce defteri yana itip gerçeğiyle kendimi kendime rakip yaarak oynadım. kesmedi bilgisayara karşı oynadım. dominoya sardım. başlığı atarken de canım çok fena pizza çekti he. ne biçim yerdim şimdi. Domino's vey Sbarro'dan pizza olacak şimdi. Little Caesers da olabilir. Pizza Hut berbat. o olmasın. felâket yağlı yapıyorlar.
acıkmışım yahu. buzdolabına yöneleyim. ne bulursam kârdır. bugünlük iki saat çalışma çok bile. zaten başım ağrıyor. bu gece olmaz.

bilgisayara karşı dediğimin dominonun adresi de aha budur

toplaböl

odayı toplayıp temizlesem demeye başladıysam ders çalışma faslı bitmiştir benim için.

genelmuharebe

bir saatlik ders çalışma üzerine karar verdim ki şu hayatta yapmayı isteyeceğim en son mesleklerden birisi muhasebe ve ilintili şeyler. Allah sabır versin tüm muhasebecilere. nefret bir işiniz varmış. kaçın kurtarın kendinizi. dünyadan temizlensin muhasebe. muhasebeci olsam her hafta kurdeşen dökerdim herhalde. tüylerim diken diken oldu yahu bir saatte bile. ateş bastı her yanımı. duvarlar üzerime üzerime gelmeye başladı ki bu sadece genel muhasebe. ne detay var ne bir şey. nefret ettim. vallahi billahi nefret ettim. ilahiyat okurum. daha iyi. hem ekmek orada artık. muhasebesi de kolay. aç kitabı oku ayeti tamam. hesap kitap yok. Allah tutsun hesabı.

cennetyolu



Cennete giden ilk sen olursan
Bekle beni sen aşkım
Cennete giden ilk sen olursan
Sürmez çok, yanındayım

Cennete giden ilk sen olursan
Geliyorum hatırla
İkimize bir yuva hazırla
Bembeyaz bulutlarla

Aşkimiz o dünyada sürsün gitsin
Hem de bu âlemde
Sen benimsin kimse alamaz
Ne hayatta ne de cennette

Cennete giden ilk sen olursan
Üzülme peşindeyim
Cennete giden ilk sen olursan
Burada sensiz n'eyleyim.

Geldiğim zaman beni
Meleklerin yanında bekle
Seni meleklerden ayırmam için
Ayrıl, bana doğru emekle..

-Fecri Ebcioğlu

30 Ağustos 2010

kolkola

kaybedeceğimhiçbirşeyolmaz

Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam.
Ama, evet! Yeri gelir susarım.
Canımı çok yakan şeyler olur ama yine de susarım, tükenirim.
Buna izin de veririm aslında... Salaklığımdan mı? Hayır!
Ben kimseye "Git" de demem, diyemem.
O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır.
Ona o kadar şeye rağmen, o kadar değer veririm ki, her gün yaptıklarına utansın diye.
Ama bir gün öyle bir giderim ki;
Kaybedeceğim hiçbir şey olmaz!

-Sunay Akın

çokkabaözet

bu hafta Elif bizdeydi. bugün de ablamdaydık hep beraber. balık vardı mangalda. rakısız. üzerine de İnci'den profiterol. geçen gün de ben fırından tatlı aldım. şekerpare hem de. en sevdiğim tatlılarda başı çeker herhalde. bir taneyi bile zor bitirdim. öyle rezil bir tadı vardı. yuh dedim. ben yapsam daha güzel yapardım.
böyle işte. boş bir milonga geçti cumartesi günü. antrenman idare ederdi. planların tarihlerini oturtmak çabasındayız şu sıralar. aksilik maksilik çıkmazsa duyururum yakında. dikkat ettim de buraya ne yazsam patlıyor, olmuyor. o yüzden sükut iyidir. bir süreliğine en azından. havadan sudan şeyler yazmak gerek buralara. fazla özele inmemeli.
Özer hocamı özledim.
Özer hoca deyince aklıma geldi. geçen hafta Sayfınlar'a gittik iftara. maşallah çok güzel evleri var Yağmur'la birlikte. iki erkekten beklenmeyecek kadar bakımlı, temiz, keyifli, düzenli bir ev. helal olsun dedim. çok da fazla kıskandım. doğruya doğru. evin yeri, içi, içindekiler... hepsini kıskandım. onlara da söyledim zaten
yatıyorum şimdi.

27 Ağustos 2010

olmaz

Özgür sçtı yine. kısmet değilmiş. ne yapalım

birkemikaynıyerdenikidefakırılmaz

Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın;
Biri seni bulacak.
Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan.
Biraz ürkeceksin.
Ne kadar dirensen de nafile.
İnsansın sonuçta, seveceksin.
Eski acılara bakıp da küsme sevdalara.
Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.
Sök at kafandan acabaları!
Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz.

-Can Yücel

25 Ağustos 2010

dangalaklık

nasıl oluyor da kafası saksı çiçeği kadar bile çalışamayabiliyor insanların anlamıyorum.
gerçekten anlamıyorum. böyle böyle ruh hastası olunuyor demek

bebelerebalon

değişik bir konuya değiniyorum şimdi. etrafımda var böyle insanlar. kimse şahsi olarak üzerine alınmasın çünkü epey kişi var böyle.
yirmi beş yaşında bir insan kalkıp da doğma büyümü tanıdığı birisi için yirmi beş yıllık arkadaşım o benim, şöyle yapmaz böyle yapmaz diyemez. dememeli. sen seçmiyorsun ki onu. o sana yamanmış bir şekilde. sen de ona. kalkıp da yirmi beş yaşımdan beri arkadaşım dersen eyvallah ama doğduğumdan beri arkadaşım demek mantıksız geliyor bana. seçme şansın yok küçükken. karakteri tahlil edemezsin. yanılırsın. dışarıdan bakamazsın. kardeşin gibidir ama asla değildir. olmaz. ne arkadaş olur ne kardeş olur. piç bir ilişki olur. atsan atılmaz satsan satılmaz. böyle değişik bir şey. mantıklı değil. on yedide on sekizde bile tanışmış olsan normaldir ama bebekliğimden beri birlikteyiz ve çok iyi anlaşırız, çok samimiyiz lafı havada kalır. yüzer yüzer duvara çarpar günün birinde. duvarın yanında da yüzü olur insanın. olmaz cancağızlarım. dinleyin şu Özgür kulu

24 Ağustos 2010

karındeşenjack

Kim Kardashian diye bir kadın var. Vatan ve NTVMSNBC'de sürekli ana sayfaya taşınıyor. Anadolu Ajansı ile mi anlaşmalıdır nedir anlamadım. yok kalçası şöyle yok kalçası böyle. merak ettim baktım. balondan hallice kum torbası ile işkembe çorbası arası bir şey. bir dönem de J.Lopez böyle ünlü olmuştu. şimdi baktığınız bu poponun on yıl sonrasını düşünün arkadaşlar. Hafize ninenin hamamdaki görüntüsünden daha matah bir şey değil. yapmayın etmeyin. böyle saçma şeyler sunmayın önemliymiş gibi. yazıktır günahtır.
Kim kim ki?

beklerimyolunuaylargeçsede

bekliyoruz. bu hafta önemli bir hafta

23 Ağustos 2010

efsaneninçöküşü

bir efsane daha bitmiştir arkadaşlar. haftasonu Eyşan Özhim'i gördüm. maymuna dönmüş nan. Türkiye'nin e güzel kadını derdim. demem bir daha.

20 Ağustos 2010

tamuşkan

çok tamuşuk şeyler oluyor. bakalım ne çıkacak altından, gümüşten, yedinden

17 Ağustos 2010

vizesizrize

yazamadım epey. geçen hafta Rize'ye gittik halayı ziyarete. pazartesi yola çıkıp cuma öğlen döndük.
dönüş tam bir faciaydı. paraya kıymayıp da otobüse bindiğimize bin pişman olduk sanki. üzerine bir de Rize'de bir dünya para harcadık. zalım dünya. böyleyken böyle işte.
hiç yazasım gelmedi şimdi. sonra yazarım belki.
Rize tarihleri bu şekilde olunca Onur-Tuğça çiftinin nikâhına gidemedim maatteessüf. Allah bir yastıkta kocatsın ikisini de. Onur zaten kocaman ama biraz daha kocasın. artık tam bir kocasın. vur sabanı tarlaya kocaoğlan.

03 Ağustos 2010

herkesöldürürsevdiğini

Her insan öldürür gene de sevdiğini
Bu böyle bilinsin herkes tarafından,
Kiminin ters bakışından gelir ölüm,
Kiminin iltifatından,
Korkağın öpücüğünden,
Cesurun kılıcından!

Kimisi aşkını gençlikte öldürür,
Yaşını başını almışken kimi;
Biri şehvetin elleriyle boğazlar,
Birinin altındır elleri,
Yumusak kalpli bıçak kullanır
Çünkü ceset soğur hemen.

Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müşteridir, diğeri satıcı;
Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir işi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür sevdiğini,
Gene de ölmez insan.

-(çeviren) Özdemir Asaf



Yet each man kills the thing he loves
By each let this be heard,
Some do it with a bitter look,
Some with a flattering word,
The coward does it with a kiss,
The brave man with a sword!

Some kill their love when they are young,
And some when they are old;
Some strangle with the hands of lust,
Some with the hands of gold:
The kindest use a knife, because
The dead so soon grow cold.

Some love too little, some too long,
Some sell, and others buy;
Some do the deed with many tears,
And some without a sigh:
For each man kills the thing he loves,
Yet each man does not die.

-Oscar Wilde

inanırım



***
Sakın tek bir kelime daha edeyim deme
Sakın tek bir yalan daha söyleme
Niye biliyor musun?
Çünkü inanırım
Onca şeyden sonra şimdi tek bir cümle et;
Gözlerime bakıp beni sevdiğini söyle;
Gerçek olmadığını bal gibi bilirim ama yine de sana inanırım
Bu yüzden tek bir an bile beni gerçekten sevdiysen sakın...
***

Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimi dalkavukça sözlerle
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlıyken
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever
Kimi satar kimi de satın alır
Kimi gözyaşı döker öldürürken kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini ama herkes öldürdü diye ölmez

-Oscar Wilde

tekhece



Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Bülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için can evinden tutuştu
Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim

Niceler sultandı, kraldı, şahtı
Benimle değişti talihi, bahtı
Yerle bir eyledim tac ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim

Kâmil iken cahil ettim âlimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim selimi
Her oyunu bozan gizli zor benim

Yer yüzünde ben ürettim veremi
Lokman hekim bulamadı çaremi
Aslı için kül eyledim Kerem'i
İbrahim'in atıldığı kor benim

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di
Hatrım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm
Yunus'umla öfkeleri dindirdim
Günahımla çok ocaklar söndürdüm
Mevladanım, hayır benim, şer benim

Benim için yaratıldı Muhammet
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Enbiyanın yüzündeki nur benim

Kimsesizim, hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim, cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim
Benim adım aşk

-Cemal Safi

netyanıt

o kadar sağlam bir bağ ile bağlanmış durumdayım ki internete anlatamam. 99mb dosya için tahmin edilen indirme süresi: 5 gün 6 saat
hadi hayırlısı. kitap insanın en iyi dostudur. özellikle sıkıntılı dönemlerde. kağıt ve mürekkep. yeter da. ne olsun başka.

beslenmeçantası

çok şahane besleniyorum pazar gününden beri
pazar öğlen kahvaltıyla öğle yemeği karışımı pide ve börek yedim.
pazartesi öğlene doğru bir paket Burçak veya Başak yedim. hatırlamıyorum hangisi olduğunu.
pazartesi akşamüzeri bir simit yedim.
bugün de az önce üç tane Eti Cin yedim. şimdi de küçük paket çörekotlu Tadında yiyorum.
bunların yanında da dokuz, on, on beş tane filan soda içtim. soda ile besleniyorum sadece. vay anasını. yiyesim gelmiyor. bu akşam yerim belki artık

29 Temmuz 2010

buyedidüvelanayasası

BU ‘YEDİ DÜVEL’ ANAYASASIDIR!


Kim istiyor bu anayasayı?


Yarsav Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı . Açıklamada, ‘Anayasa değişiklikleri konusunda Anayasa Mahkemesi'nce son derece tartışmalı bir karar verilmiştir.’ dendi. Anayasa Mahkemesi, yargıya ve hukuk devletine yönelik saldırıda sessiz kalmıştı. Anayasa Mahkemesi, ‘yargı üzerinde kurulacak baskı, abluka ve çirkin oyunlarla sonuç almayı hedefleyenleri’ bu kararla, güçlendirmiş, cesaretlendirmişti.’

Bu millet 2 ay sonra Referanduma gidiyor. Referanduma karşı çıkanlara ‘Ey halk bakın halkın egemenliğini istemeyenler var!’ söylemi kullanılıyor. Her türlü imkan ve türlü çeşit düzenekle uyuşturulmuş ve çaresiz bırakılmış bir halka ‘Bak ben seni adam yerine koyuyorum! Sandığa davet ediyorum!’ deniyor..

Halk detaylarını bilemediği bir kargaşanın ve ekranlardaki kargaların sesleri arasında bir halkoylamasına daha gidiyor….

İşte bu, ‘sistemin’ fotoğrafıdır!

Nedir ‘sistem’in derdi: Asya’nın kilidi, Türkiye’yi, batı çıkarlarına göre şekillendirmek. O zaman, ekonomi de, siyaset de, kültür de, savunma da, HUKUK da bu ‘sistem’ çerçevesinde şekillenecek!
Oyunun kuralı bu. Bence bunu bilmek yeterli!

Batıda eller havada!
Şimdi önümüzde referandum var!
Acaba kim neyi oylayacağından haberdar?
Neyi oyladığımızı en ince detayına kadar bilenler var: Onlar, Batılı uzmanlar!
Bakın şimdiden ellerini oğuşturup bizi alkışlıyorlar!
Merkel’den AB konseyi yetkililerine , ABD’nin derin devlet sözcülerine kadar herkesin elleri havada…
Financial Times’dan Delphin Strauss, ‘Geri kalan anayasa değişiklikleri de yavaş yavaş gündeme gelecek…’ diyor. Muhtemelen bunun için halkın ‘umudunun’ arttığı yeni bir hükümet beklenecek. Geçmişte böyle olmuştu. ‘ Altın vuruş’ için politik psikoloji çalışmaları devreye girecek.

.
Tüm toplantılarda verdiğim bir şablon vardır: Şimdi onu sizinle de paylaşayım.:
Gittiğim 82 ülkenin büyük bir çoğunluğunda hep aynı şablon uygulanmıştı:
Önce başa, Batının besleyip yetiştirdiği ‘seçilmiş’ kişiler getiriliyordu. Sonra onlara ANAYASAL değişikler için emirler veriliyordu. (Önce Yugoslavya ardından Bosna ve diğer balkan ülkeleri harika örneklerdir)
Kıskaca alınmış politikacı, emir çerçevesinde, bir gecede 15er 25er yasa değiştirip/cıkartıp, kendi ülkesini batı çıkarları doğrultusunda, soydurup soğana çeviriyordu. Bu arada cebi inanılmaz oranda doluyordu.. Dünya sıralamalarında ilk ona giriyordu.
ÖZELLEŞTİRME kurallara bağlanıyor, halkın nesi var, nesi yoksa çokuluslu şirketlerin oluyordu. Eşzamanlı olarak medya tümüyle bir uyuşturma makinesine çevriliyor, ÖZEL TV’ler bunu en mükemmel biçimde gerçekleştiriyordu.
Psikolojik savaş makineleri önce yavaş sonra hızlanarak ülkeyi etnik ve dini temelde bölmek için bu medyayı kullanıyordu.. Ardından iç savaş çıkıyor ve Birleşmiş Milletler askerleri –aynı Amerikalı general Odierno’nun dediği gibi-- tarafları yatıştırmaya geliyordu. BM askerleri, geldikleri petrol gaz bölgelerine, el koyup, o coğrafyada ‘kukla devletçikler yaratıyorlardı.
Böl ve Yut kitabımda bunun onlarca örneğini okuyabilirsiniz.
Anayasa değişiklikleri, referandumlar, bu genel şemanın detaylarındadır, …
Bizi bu detaylarda boğarlar! Halk anlayamadığı bir dizi kelime arasında kaybolur. Parti kapatma yasası, HSYK, Anayasa Mahkemesi üyeleri sayısı.. Sokaktaki adamın ilgi alanı dışındadır…İşsizdir, açtır, hastadır, sadece 1 oyu vardır.
Bu arada yargı biter, Anayasa mahkemesi silikleşir, iktidarlar büyür, dokunulmazlık artar, Washington ve Brüksel’den vesayetli seçilmişler, sömürge valilik görevlerinde adım adım ilerlerler.. Taltif edilirler ya da sokağın nabzı aşırı yükselirse, patronları tarafından, yeni bir ‘umut hükümetle’ yer değiştirilerek ‘nadasa çekilirler’.


Bu ‘Yedi Düvel’
Anayasasıdır!

Hetırlayın, kim Anayasa değişikliği paketini gündeme oturttu?. İktidar elbet diyeceksiniz. Sadece o mu?

Avrupa ve Amerika’nın politik çeteleri yıllardır, ‘Türkiye’nin artık Türkiye olmayacağı bir Anayasa’ istiyor…
İlk tartışmalar başladığında Profesör Ergun Özbudun adı ortaya çıkıyor..
Prof Özbudun, hazırladığı Anayasa taslağında , ‘devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü korumanın , Türk ulusunun bağımsızlığını korumanın, devletin amaç ve görevleri arasından çıkarılması’ teklifini getiriyor.
‘…Ulus devletten şehir devletçiklerine, eyalet sistemine geçişin önünde hiçbir anayasal engel kalmamalı’,.‘‘Türk Yurttaşlığı Kavramı kalkmalı!’.diyor.

Kimdir Prof Özbudun?

Prof Özbudun, ve ekibindeki birçok kişi, Amerikan derin devletinin kuruluşlarıyla bağlantılılar. . International Republican Institute (IRI) , National Endowment for Democracy (NED)ve National Democratic Institute (NDI) ve dünyaya yön veren Huntington ve Brzezinski’lerin yakınındaydılar.

Türkiye’ye Anayasa taslağı hazırlayanlar.’Avrupa Konseyi Demokrasi Komisyonu’ ile de içli dışlıydılar. Demekki onlar fasaddılar. Arkalarında dağ gibi bir küresel güç var!


O, dağ gibi güç uzun zamandır Türkiye’ye ‘ANAYASA DEĞİŞMELİ!’ mesajını dayatmıştı. Şimdilik istenen Anayasal değişim tam olarak gerçekleştirilememiştir. Arslan Bulut’un dediği gibi, ‘rejim fiilen değiştirilmiştir’ ama kılıf yavaş yavaş geçirilecektir..
Amerikalı Türkiye ‘uzmanı’, Henri Barkey, Eylül 2009’da BBC’ye verdiği demeçte, ‘Sayın Özbudun’un dediği gibi, 1982 yasasının derhal değişmesi lazım!’ demiştir.. ‘Hükümet, Kürt kelimesini kullanmayarak, süreci "Demokratik Açılım" olarak tanımlıyor. Bu uygundur. Ama ‘Demokratik açılım’, bu Anayasa değişmeden yapılamaz’ diye eklemiştir.
Demekki Anayasal değişikliklerin en önemli yanı şu malum ‘Kürt meselesi’dir.
8 Temmuz 2010’da AB Komisyonu sözcülerinden Espuny de, ‘Türkiye, ‘AB yolunda ilerlemek için, 12 Eylüldeki referandumda anayasa değişiklik paketini kabul etmelidir!’ buyurabilmiştir.
Ana hedef bellidir. Türkiye soğuk suya atılacak kurbağadır. Altına ateş yakılacak su ağır ağır ısınacak, kurbağa rehavet içinde öbür dünyayı boylayacak… Güneydoğu tüm zenginliğiyle küresel çetenin elinde oynattığı bir yönetimin olacak!
Zaman daralmaktadır!
Böylesi devasa bir plan karşısında, Türkiye’nin iktidarı ve muhalefeti, zaman zaman esip gürlemeler dışında ‘AB’nin yolunda’, ‘Batının ekseninde’ olduklarını her platformda beyan ediyorlar.
Göçen bir iktidar, biryerlere süpürülmemek için verilen görevleri can havliyle yapmaya çalışıyor. Peki, Anayasa teklifine ‘hayır’ diyenler, iktidara gelirlerse/ geldiklerinde ‘AB /ABD yolunda’ dayatılan Anayasayı nasıl geri çevirecekler? Referandumdan ‘HAYIR’ çıktığı zaman, ‘Batı yolunda’ kalarak, nasıl batıya karşı gelecekler?

Batının dayatmaları 100 yıldır aynı. ‘Bir Kürdistan kurulmalı. Petrol coğrafyasına oturtulmalı! Türkiye fazla büyük, parçalanmalı! Bu coğrafyada Türk kalmamalı!’
‘Bu topraklarda yaşayanların hepsi Ermeni, Kürt, Çerkez, Pontus, Süryani Alevi .. olduğunu anlamalı!’
Artık zaman sıkıştı! Herkesin safı belli..
Anayasa dayatması, turnosol kağıdıdır! Ve iktidarın söylediği gibi 10 genel seçime bedeldir!

Ey ahali duyduk duymadık , okuduk anlamadık demeyin! Görevimiz duymak, anlamaktır, anlatmaktır.
Ona göre 12 Eylül’de tavrımızı almaktır.

Ve ondan sonrasına da iyi hazırlanmaktır…..

Banu AVAR
banuavar@superonline.com
www.banuavar.com.tr

28 Temmuz 2010

teknotombalak

artık karar verdim. teknolojik telefon alacağım ben de. gerçekten gerekiyor çünkü. araştırma aşamasındayım. internete girebilecek pahalı olmayan telefon önerilerinizi bekliyorum

27 Temmuz 2010

selluka

çok fena yağmur yağdı.
loto aldık ama çıkmamıştır. sabah bakacağım.
eve dönüş garip geldi. alışamadım daha. misafirlikte gibi hissediyorum kendimi. geri taksiye parayı bayılırken hiç misafir muamelesi görmedim...
yakın zamanda Minnoş Hala'ya gitmem gerekiyor. beni bekle Rize.
uyuyacağım şimdi. yallah bana

22 Temmuz 2010

tatilkitabı

tatilim bitiyor diye midir nedir felaket bir uyku problemim başladı. uyanamıyorum. sabah uyanamadığımdan otobüsü kaçırıyorum. otobüste de uyanamadığımdan ineceğim durağı kaçırıyorum.
gerçi hastalıklar, yorgunluklar filan çıkıyor muhtemelen yavaş yavaş. iki haftadır evde kalmıyordum. bu hafta ev sahibi dönüyor memleketinden. ben de doğal olarak eve dönüyorum. o kadar zor gelecek ki. alıştım rahata. yürüyerek gidiyorsun insan içine o kadar rahat. değil taksi maksi, toplu taşıma bile kullanmıyorsun. yürüyerek beş dakika.
yeniden taksiye çalışmaya başlayacağım geceleri. zor iş uzakta oturmak. vallahi zor. hele ki işin akşamlarıysa. gece gece bir kilometreden fazla yürü veya o otobüs de kaçarsa 20TL taksiye bayıl. bundan önce de bir saatten fazla yol git dolmuşla, metrobüsle filan. vuhuu diyorum. hoş geldin uzak yollar.

21 Temmuz 2010

yüreğineal



Hasretini taşır yürek
Yangını taşır gibi
Her gün alev alev yeniden yanar gibi
Gökyüzüne bakar bazen
Yüzünü arar gözler
Sessiz dalar gider hayâller kurar gibi
Bir avuç al benden
Yüreğine ekle
Bu en son yakarış benden sana
Bir tek sana
Yüreğine al beni
En derine sakla
Gecelere sar beni
Yıldızlar ışığım olsun

-Alpay

anlamsız

geçenlerde Orion ofisteyken arabayı yıkamaya bıraktım. nasılsa iki saat filan ofiste kalacaktık. o sırada temizliği aradan çıksın dedim. tüy filan var o yüzden dışı çok önemli değil ama iç yıkama güzel olsun dedim bırakırken. tamam abi merak etme filan deyip aldılar anahtarı. neyse, iki saat sonra çıktık ofisten gittik Orion ile birlikte arabanın dışı kirli. Allah Allah dedim. o sırada adam geldi abi yıkamadık senin arabayı dedi. ben de herhalde dış yıkama yetişmedi filan dedim. içi bitmiştir ama değil mi dedim. yok abi hiç yıkamadık dedi.
ardından şöyle konuşmalar geçti
+hayırdır? sebep?
-içi kirlikydi abi
+o yüzden yıkamaya getirdim zaten. arabayı gezdirmeye gelmedim ki
-ama tüy filan vardı, uğraştıracaktı
+süpürecektin sadece. herkes yapabiliyor
-kirli filan diye uğraşmadık
...

bu da bugün oldu
+iki tane pide döner. ikisi de turşusuz olsun.
-tamamdır abi
*ödeme yapılır falan filan*
-turşusuz olacaklar değil mi abi?
+evet. ikisi de turşusuz olacak
-hemen veriyorum
*alınır çıkılır. döner açıldığında bol turşu ile karşılaşılır*

20 Temmuz 2010

kemgözlereçe

kemençe sesleri artacak yakında.
maalesef benden değil.
önce günün birinde üst sınıf bir tanbur alayım da sonra kemençe alabilirim. önümüzdeki yirmi yıl içinde böyle planlarım var. kısmet. aslında düğün hediyesi olarak tanbur filan alınsa ne güzel olur. tabii bir de düğün yapmak gerekir onun için. dur bakalım. Allah büyük. isteyebildiğin kadar iste. isteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü
madem yarattın bir de adam gibi tanbur ver Allah'ım. sesi çıksın. pesi uzasın, tizi patlamasın. adam gibi olsun. dolandırıcı işi olmasın.
sonra da kemençe ver.

15 Temmuz 2010

homorion

bizim Orion oğlan çıktı.
rahatsız bir süredir. hormon tahlillerine bakıldı nesi var diye. testesteronu düşükmüş. yımışah Orion. oğlan. nonoş. belliydi zaten. küçüklüğünden beri kafasını değil poposunu dönüyor sevdirmek için.

14 Temmuz 2010

keleş

leş gibiyim yahu. dünden beri mangal, ter, köpek... bulaşmadığım pis koku kalmadı
akşam olsun da yıkanayım artık. temizlenmek benim de hakkım!

13 Temmuz 2010

gelinlikkız

epeydir yazmadığım için okuyan kalmamıştır artık
yazasım gelmiyordu.
ara ara bakanların fark edeceği bir değişiklik yaptım bilöğkte. çamaşır suyu döktüm. 2005'ten beri ilk defa tasarım değiştirdim. aslında tasarım değişti diyemem. şablon aynı hala. sadece arkaplan ve yazı rengini değiştirdim. istediğim an tekrar di oricinıl hale geçebileyim diye. daha bir ferah oldu böyle. ortam genişledi sanki.
belki bu vesileyle biraz yazarım ara ara

muhabbetbağınagirelimbuakşam

bu akşam Erdem, Altuğ ve Orçun göreceğim. epey zaman sonra ilk kez tango harici bir toplulukta bulunacağım. heyecanlıyım.
gece boyunca tango çalmayacak. ne kadar değişik bir his anlatamam. vay arkadaş ya boş vaktim kalmamış doğru düzgün. iş harici insan göremiyorum

bokuçıktı

ntvmsnbc
Güncelleme: 16:24 TSİ 13 Temmuz. 2010 Salı
Resmi Gazete’de yeni yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik kanununa göre, ‘hatalı’ veya ‘yanlış’ Kur’an-ı Kerim yayınları yapan internet siteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebi üzerine mahkemelerce kapatılacak.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkinda Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca, ‘hatalı’ ve ‘noksan’ olarak basıldığı veya yayımlandığı yeni kurulan Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu tarafından tespit edilen mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları, Başkanlığın müracaatı üzerine, yayımın yapıldığı yer sulh hukuk mahkemesi kararı ile toplatılacak ve imha edilecek.

Beşinci fıkra kapsamına giren yayının internet ortamında yapılması halindeyse, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verecek. Kanun 13 Temmuz 2010 Salı günü Resmî Gazete’de 27640 sayıyla yayınlandı.
Yeni yasaya göre 5651 sayılı Yasa’da izlenen usulden farklı bir usul göze göze çarpıyor. Buna göre, söz konusu içeriğe erişimin engellenmesi kararı Diyanet İşleri Başkanlığı talebi üzerine hukuk mahkemeleri tarafından verilecek ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın res’en erişim engelleme yetkisi olmayacak.

Öte yandan, dini eleştiriler veya muhalif fikirler de kolayca “dini metinlerin hatalı aktarımı” olarak yorumlanıp kolaylıkla kapatmaya gerekçe yapılacak.

ESAS VE USUL AÇISINDAN HATALI
Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, yeni düzenlemenin hem esas hem de usul açısından endişe verici olduğunu söyledi. Açıklamaya göre, laik bir hukuk düzeninde bir idari birimin İnternet sitelerinin dini içeriğine müdahale etmesinin kabul edilemez olması bir yana, düzenleme Anayasa’da öngörülen temel haklar rejimine de her yönüyle aykırı bulunuyor.

Altıparmak şöyle devam ediyor: “Anayasa’nın 13. maddesine göre temel haklar ve özgürlükler ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere göre sınırlandırılabilir. Ne var ki ne Anayasanın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. maddesi ne de 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti yasada gösterilen türden bir gerekçeyle hakların sınırlandırılmasını mümkün kılıyor.

Aynı şekilde 13. madde düzenlemelerin demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olamayacağını düzenliyor. Oysa düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ettiği için hem demokratik toplum düzenine hem de laik Cumhuriyet gereklerine aykırı bulunuyor.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz, yeni düzenlemenin usul açısından da endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye’de sansür mekanizmasının giderek dağınık ve takibi imkansız bir hale büründüğünü belirten Akdeniz, Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen yetkiyle farklı kamu idare ve kurumlarına sansür yapma yolunun açıldığını vurguladı. İlgili yasanın uygulanmaya başlanması ile çok sayıda yeni sansür uygulamasının gündemimize girmesinin söz konusu olduğunun altını çizdiler.

medcezir



Dökülür yediverenler teninden rengârenk
Açarsın mevsimli mevsimsiz bir tanem
Değişir kokun, ısınır kanım
Beni yakarsın
Vazgeçilir gibi değil
Bu med cezirler
Fırtınam, felaketim hasretim
Yetmiyor sevişmeler yetmiyor
Şiddetin ne hoş
Ne güzel şefkatin
Sevdikçe sevesim geliyor
Ölene kadar peşindeyim bırakmam
Tutuşur geceler yanar
Geceler söner
Bedenim altüst
Sarhoş başım döner
Karışır tenime
Karışır teninin tuzu bir tanem
Vazgeçilir gibi değil
Bu med cezirler

-Sezen Aksu

09 Temmuz 2010

ArjantinTangoİleGelişimProgramı

Arjantin Tango sadece bir dans değildir.

Uyum,
Özgüven,
Estetik ve
Zindeliktir Arjantin Tango…

Tango ile iş yaşamına bakışınızda çok daha farklı bir açı yakalayacaksınız.

İşinizde meydana gelen küçük aksaklıklara çözümler ararken, Arjantin Tango’nun ruhu ile zorlukları keyfe dönüştürebildiğinizi göreceksiniz.

Hem bedenen hem de ruhen çok daha kendine güvenen, yere sağlam basan bir kimliğe sahip olacaksınız.

Böylece iş stresiniz yok olacak ve yerini verimle beraber motivasyona bırakacaktır…

Biz,
Şirketinizin uygun bir salonunda ya da beraberce seçilen bir mekânda 8-15 kişilik gruplar halinde Arjantin Tango’nun uyumunu, ritmini, estetiğini, zindeliğini ve yarattığı özgüveni şirket çalışanlarıyla paylaşmak;

Bu çalışmalar sayesinde şirket çalışanları arasında sıra dışı ve keyifli bir iş dışı aktivite ortamı yaratmak istiyoruz.

Dünya üzerindeki en başarılı gelişim yöntemlerinden biri olan Arjantin Tango’nun şirketinize adım atmasını istiyorsanız deneyimli eğitmenlerimiz ile hazırız…

Daha detaylı bilgi edinmek ve program hakkında sormak istediğiniz sorular için +90 (532) 497 3223 numaralı telefondan veya kurumsal@bailatango.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Baila Tango, Kurumsal Ekibi
www.bailatango.com/kurumsal
kurumsal@bailatango.com
+90 (532) 497 3223


halimem

çok halsizlik var üzerimde. gözlerim kapandı kapanıyor. garip oldum

yaevdeyokum

bir haftayı geçti eve gitmiyorum. çok keyifli nan.
Taksime yürüyerek dokuz, koşarak dört dakika uzaklıktayım. çok şahane. cırcır da olsan, temizlik, yemek filan da yapıyor olsan çok güzel. erken evde olduğun için tanbur çalışmaya vakit kalıyor. çok güzel vallahi. sevdim ben bu işi. imkân olsa da hep böyle olsa diyorum hatta. kendime geldim resmen. düzenli hayat ne güzelmiş. ohh be

30 Haziran 2010

yazıcı

yazayım yazayım diyorum da hiç yazasım gelmiyor ne zamandır. açıp bakıyorum boş boş sonra kapatıyorum tekrar.
kabuk değiştirirken çekirdek de değiştirdiğimden olsa gerek.
neyse, bu aralar internetten uzak olacağım biraz. daha doğrusu evden uzak olacağım. bir iki haftalık tatil verdim kendime.

26 Haziran 2010

cumartesievi

cumartesi gecesi evde olmak ne gairpmiş. neredeyse bir yıl üzerine ilk defa oluyor.
ilginç bir deneyim.

25 Haziran 2010

fbc

an itibariyle Facebook sohbet zımbırtısını kullanmaya başladım.
daha doğrusu açtım ama ne kadar kullanırım bilmiyorum

23 Haziran 2010

dertliyumkederliyum



Dertliyim kederliyim da
Her ne desen kanarım
Gülmedim bu dünyada
Hem ağlar hem yanarım
Dereni kıyılı da
Ata vurdum yuları
Gene mi aldı seni
Sevdalı duyguları
Gökteki yıldızları da
Sayalım elli elli
Bu dünyadan fayda yok
Öteki de şüpheli
...
-Hasan Tunç

silgitsin

geçmişi siliyorum. keyifler, hüzünler, sevinçler ne var ne yoksa temizliyorum. kimse sebep sormasın. beni de mi filan demesin kimse. kalp kırmayayım durduk yere.
görüşeceklerimle zaten görüşürüm. anlar onlar kendilerini ne gözle gördüğümü.
inzivaya çekiliyorum.
hakkı geçenler helâl etsin yeter. etmezseniz de canınız sağ olsun. günahlara bir günah daha eklenir. çok umrumda ya öte dünya.

21 Haziran 2010

silami

Selami Şahin'i seviyorum. kim ne derse desin seviyorum bu adamı. güfteleri, müzikleri, esprileri her şeyini seviyorum. evet, çok dingil parçaları da var ama şahane güfteleri var adamın. gerçekten de eşine az rastlanır adamlardan. "ne zaman gelirsen başıma taç olursun sen benim eski değil eskimeyen dostumsun" nasıl sözdür bunlar yahu. veya Seninle Başım Dertte'nin girişindeki ıslık melodisi. çok keyifli. Sen Mevsimler Gibisin, Sensiz Olmuyor, Eski Dost... harika parçalar.
böyle işte. seviyorum bu adamı.
Si-la-mi

seninlebaşımdertte



Bilmiyorum seninle sonumuz ne olacak
Belki bu aşk ölümsüz belki yarım kalacak
Her gün değişiyorsun, avutuyorsun beni
Bir bilmece gibisin çözemedim ben seni
Seninle başım dertte ne yapsam bilmiyorum
Canımdan bir parçasın söküp atamıyorum
Bazı gün darılırsın bazı gün barışırsın
Bazı gün de kaybolur hasrete karışırsın

-Selami Şahin

17 Haziran 2010

sinirharbi

çok kızarım

15 Haziran 2010

karatemmuz

karanlık bir temmuz var önümüzde. sonunda ne gelir ne gelmez belli değil.
yaşar görürüz kimler ne kadar dürüst ne kadar şakacı

09 Haziran 2010

sevmekdeğil

...
Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sen sonra anlayacaksın. Dinle. Sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınamaz. Karşılıksız bir çeke atılmış, kuru bir imza değildir sevmek. İskâmbil kâğıdı değildir, zar değildir, bir dilim ekmek değildir, bir kadeh içki değildir, hesap pusulası değildir sevmek. Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükâfatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş başka bir sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz, fakat her şeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız, kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız, kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkça o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez, çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.
Sevgiyi tarif etmeye kalksam, seni anlatırdım.

-Ümit Yaşar Oğuzcan

08 Haziran 2010

yağmurunişinebak

uzan süreden sonra dün çok güzel yağmur yedim. donuma kadar ıslandım. bakalım bugün nasıl olacak. gerçi bugün yağmurluk, bot filan var üstümde. hazırlıklıyım ama yine de merak ediyorum. bot da olsa yerdeki saçma bir suya basınca bir şekilde giriyor ayağa su.
gerçi dün hasta olmadıysam bugün hiç olmam.
yarın da VAL tangosu var. hava berbat, keyifsiz olacak. hele bir de çocuklar ıslanıp gelirse tam şenlik var demektir. sınıfta ıslanıp kuruyan insanların kokusuyla mis gibi çalışırız

saçada

az saçlı Özgür'den bir geri sacada

07 Haziran 2010

saçsakal

yazmayı unuttum.
iki hafta önce randevu alıp geçen hafta salı günü berbere gittik saçımı kestirmek için. gittik ama acil başka bir iş gelmiş. o yüzden kesemedi Volkan bey. bekle dedi ama bizim vaktimiz yoktu beklemek için. cuma günü gidip kestirdik. yine söylediği saatten bir buçuk saat sonra kesti gerçi ama olsun. vakit vardı o gün.
çok garip yer lan kadın berberi. bir kere saç kestikleri yerde lavabo yok. kafanı eğip yıkamıyor. başka koltuğa geçip kafanı arkaya yatırıyorsun öyle yıkıyor filan. ürkütücü bir yer. hele beklerken cehennem rüzgârlarını yaşıyorsun. saç kurutma makinelerini kapatmayıp koltukaltlarına alıyorlar. kapatıp yapsalar ya dedim ama makine soğurmuş. sıcak üflemek zorundaymış cartmış da curtmuş.
üşenmezsem koyarım bir resmimi akşama. çok üşenirim gibi geliyor ama Aylin flash belleğe atarsa resimleri ve ben de eve gittiğimde bilgisayar başına oturabilecek mecali bulabilirsem kendimde eklerim. aa Facebook'ta olması gerek. yakın halim var mı bilmiyorum ama cumartesi pazar Baila'da çekilenlerde kafam kısa doğal olarak.
çok fena daraldım. dışarı çıkıp yağmurda sıçan gibi olana kadar koşmak istiyorum. son enerjim öyle tükensin. bittiği yerde yere yığılıp kalayım. muhtemelen çok uzun sürmez zaten. yürümeye bile halim yok ama işte koşayım, idmana gideyim, kavga çıksın gibi şeyler istiyorum. enerji atmam gerek. hepsi bitsin ki adam gibi doldurayım. gözlerim ağrıyor lan. yeter da. boş boş oturuyorum. biraz camdan bakıp insanlara küfür edeyim diyorum ama adam geçmiyor doğru düzgün
tanburumu getirseydim keşke. etüt çalışırdım
lanet olsun günümdeyim. çok güzel kavga çıkartırım en ufak şeyden. tadı kaçmasın isteyen zıtlaşmasın bugün. fena kaçırırım.

uykuluk

çok uykum var ve halsizim ya la
cuma gecesi neredeyse hiç uyumadığım halde cumartesi çok iyiydim. cumartesi gecesi ise beş, altı saat kadar uyumuşumdur rahat. dün de çok iyiydim. hatta epey enerjiktim. bütün gün dans ettim filan. akşam da dört, beş kilometre kadar yürüdüm ve ona rağmen iyiydim. gerçi eve gidince yıkanma, kuruma, kitap okuma, yazılacak şeyler falan filan derken sabahı buldu yatmam ama en az dört saat uyumuşumdur yine. lâkin bugün fenayım. kafam düştü düşecek. gözler kapanıyor. halsizlik ağrıları da baş gösterdi. şimdi aldığımız haberlere göre okullar yarım gün tatil olmuş. sel bekleniyormuş. ne kadar güzel haberler. Özgür de gece gece yürür yine nasılsa.
işe yakın ev tutmak için sponsor arıyorum. evin her yerine reklam alabilirim. her gün İstanbul'dan Ankara'ya gitmeye eşdeğer süreli olan yoldan kurtulayım yeter. özellikle geceleri olmasın bu yol. ellimi göremeden gebereceğim yoksa. ya sağlık sorunlarından ya da gece gece yürürken serserinin teki yüzünden.
bir yatak, bir duş, ufak tefek bir mutfak, bir de tuvalet olsun yeter. iki tane de sandalye tabii. ömrüm boyunca evden başka bir beklentim olmadı zaten. hiçbir zaman fazlasını kullanmadım da. kendimi bildim bileli odamda yaşarım. oda dışına çıkmam tuvalet, yıkanma ve tepsi hazırlayıp odaya dönmekle sınırlı. ha bir de misafir filan gelirse mecburi çıkışlar oluyor. haydi millet pamuk eller cebe.

nesonunebaşı

çok güzel bir haftasonu geçti.
Ebru abi ile buluşmaktı niyetim ama olamadı.
adaya gittik. gerçi Burgaz değildi ama Büyükada ile idare ettik. şansımıza güneş müneş şahaneydi. geri dönerken bozdu hava. zaten bozuş da o bozuş. hâlâ düzelmedi.
Baila'da bomboş bir milonga beklerken otuz dört kişi vardı. artı biz deyince kırka yakın olduk. işin garibi de bu insanlardan pek çoğunun ilk defa geliyor olmasıydı. niye garip? çünkü bu hafta duyuru yapmayı unuttum. her neyse, artık çarşamba perşembe de 18:00 - 21:00 arası Baila'dayım. güzel gelişmeler olmakta gibi. nah anlatırım. salı akşamı da Omar ve Monica çiftinin dersi olacak bu hafta. önemli dansçılar.
dans haricinde ne yazayım bilmiyorum. nasıl bilmiyorum yaa hay salak kafam. asıl yazayım deyip de blogosferi açtığım konuyu unutuyordum
sigara teranesi yine. öyle hayvanoğlueşekler var ki annelerini tenzih ederim tam orospuçocuğuitsoyuşerefsizler... şöyle ki; hava yağmurlu, gecenin bir vakti otobüs bekleniyor fakat bu oçisş'ler otobüs durağında sanki hakları varmış gibi sigara içiyorlar. şükretsin gavatlar ki halka açık bir yerde yazıyorum da içimden geçen güzel sözlerin hepsini söylemiyorum. çok uzar bu konu. yanımda sigara içen bütün düşüncesiz mahlukatlara selam olsun. boğazınız düğümlensin, ciğerleriniz patlasın. çektirdiklerinizin bin beterini çekin inşallah. kim olduğu hiç önemli olmayan bir niyaz bu. hariçlik kümesi yok. herkes dahil. çektirdikelrinizin beterini çekin inşallah.

03 Haziran 2010

elftango


Elif ve Özgür, Arjantin Tango Doğaçlama

yalnızca bir buçuk aylık ve aktif olarak dans etmeyen, üstüne üstlük ailesinden birini kaybettikten yalnızca iki gün sonra çıkılan bir gösteri.

01 Haziran 2010

akreplicepler

sıkı yönetim başlamıştır gün itibariyle.
para harcamak yok artık. para harcatacak insanlarla görüşmek de yok. akrep kaçtı cebime. taksi maksi yok. gerekirse günde beş kilometre yürü. böyle bundan sonra. pinti olacağım. kesin kararlıyım. sürekli değil ama epey süre böyle olacak.
fakir yaşayacağım biraz. canın çekti, yemek ye yok artık. hiçbir lüks yok. peynir ekmek, makarna varken ne pizzasıymış. unut gitsin. kumpir mabedinde kupir bile yemedim bugün. ayakta uyuyor olmama karşın taksiye binmedim yürüdüm. sonra da otobüse bindim. haydi bakalım kısasa kısas. savaş başladı!

31 Mayıs 2010

israfinsanlar


İsrail'in yaptığı iğrenç olaya herkes bir şekilde tepki gösteriyor fakat bakış açım biraz daha farklı sanki. Adamların haklı hiçbir yanı yok fakat tepki göstermek için İsrail bayraklarını yakmak, karalanmış bayrak resimleri asmak, İsraillilere ve daha fenası Mûsevîlere saldırmak, kötü gözle bakmak ne demek oluyor?
Bayrak nedir? Türk Dil Kurumu tanımına bakalım:
a. 1. Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” -M. C. Kuntay.
Yani bayrak yakıldığı zaman siz o millete hakaret etmiş oluyorsunuz. Halbuki milletin ne suçu var? Hükümetin ayıbı, hatası, suçudur bu tip durumlar. AKP'yi kınamak için Türk Bayrağı mı karalıyorsunuz? Hayır. Böyle bir şeyin imkânı yoktur fakat iş başka bir millete, devlete, hükümete dokunduğu zaman derhal bayraklara saldırı düzenleniyor, milletine saldırı düzenleniyor, hatta dinine saldırı düzenleniyor.
Doğru tepki hükümete karşı gösterilen olmalıdır. Koca bir ırkı, milleti simgeleyen bayrağa değil.
Her millet onurlu, şerefli, kutsaldır. Millet insanlardan oluşur; hükümetler ise politikanın beden bulmuş halinden. Kınanacak olan asla millet olmamalıdır. söylenmesi gereken kahrolsun İsrail değildir. Olmamalıdır.
Atatürk'ün davranış ve öğütleri bu yönde midir?
Tepki verirken hedefi doğru seçmeliyiz.
Kahrolsun İsrail hükümeti!
Kahrolsun katiller!

başlarımbuişe

çok şahane başım döndü he. tansiyon filan kımıldadı herhalde. sızmışım da zaten. peder bey kaldırdı. oturuyordum Allah'tan ki. millet pazartesileri sevmez tatil sonrası olduğu için ama benim hoşlanmama durumum ayrı. en yorgun olduğum gün pazartesi oluyor. cumartesi ve pazardan sonra pestil gibi olup işe geliyorum dinlenemeden. hiç güzel olmuyor. keyifsiz oluyor. halsiz oluyor. sersem oluyor.
hele sabah uyandığımda sabah olduğunu kavrayamıyorum o çok komik oluyor. gece gece niye kaldırdılar diye düşünüyorum.
yorulmaktan hiç şikayetim yok. keyif aldığım şeyle yorulup para kazanıyorum ama dinlenememek rahatsız ediyor.
soda filan içer kendime gelirim hemen. sodayla yaşıyorum zaten epeydir.

30 Mayıs 2010

ctf

Aylin ile Özgür

29 Mayıs 2010

ahöhföh

birazdan çıkıp sınava gideceğim. bakalım ne olacak.
ayrıca yarın VAL'da gireceğim sınav için hayal kırıklığı yaşadım. niye? çünkü öğretmenler kendi okullarında sınava giremiyormuş. yalnızca idari personel kendi okulunda kalıyormuş. yani hocaların çoğunu göremeyeceğim.
neyse, zaten tek ders vardı orada. yarım saatte girer çıkarım, hiç oyalanmam.

28 Mayıs 2010

dündekalsın

dün kötüydü. sabah erken saatte Elif'in babasının vefat haberini alıp gittim.
Ortaköy'deki ncenaze namazından sonra Şarköy'e gidip defnettik. böyle kötü bir sebep sonucu bütün sülale ile tanışmış oldum sanırım. normal şartlarda göremeyeceğim kadar fazla akraba ile tanıştım hem de.
Allah güç ve sabır versin diyebiliyorum sadece. zor iş. çok zor.
ölümler olduğunda dedem aklıma geliyor. üç gün yatak dördüncü gün kara toprak derdi. Allah güzel ölüm nasip etsin hepimize. çekmeden, çektirmeden göçelim bu dünyadan.

26 Mayıs 2010

gösteramcalara

cuma akşamı ünlü bir kadınla birlikte Nişantaşı'nda bir klüp açılışında, cumartesi ise Baila Tango on üçücüncü yıl etkinliğinde gösterimiz var. bekleriz diyeceğim de davetli filan değilsiniz he. parasını veren gelir banane.
her neyse. canım sıkkın biraz. tersleyesim geldi. haydi eyvallah. Orion efendi yemek için bekliyor.

aöfverdi

anaa az önce açıköğretim fakültesi sınav giriş zımbırtısına baktım ve ne göreyim?
gördüğümü kopyalayıp yapıştırayım

TARİH: 30/05/2010 09:00 PAZAR
ADRES: SAMİHA AYVERDİ ANADOLU LİSESİ ARPAEMİNİ MH.TATLIPINAR CD.15 FATİH
SALON NO: 04002
SALON: 1.KAT-DERSLİK-02
SIRA NO: 008
DERSLER: 1005 - İKTİSADA GİRİŞ

he yaa bizim lise. ismi değişik olunca bir garip geldi gerçi ama o vallahi o billahi o. acaba hangi hocalar durur başımda. ehehee tümden rezil olacağım. şahane. çok keyifli lan. yıllar sonra aynı okulda sınava gireceğim. 1.kat olduğuna göre daha önce okumuş olduğum sınıflardan birinde sınava giriyor olabilirim.

diğer bir oturumum da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde ama biyoloji bölümü. okulu tuttu fakat bölüm tutmamış. astronomi veya matematik bölümünde gir deseler tam olurdu. hep bildik yerlerde olacaktım.
böyle işte. burayı bitireyim tez zamanda da sonra askerlik maskerlik bir dünya iş var anasını satayım.

ebruh

fark ettim ki Facebook listemdeki bilmem kaç yüz kişiden sadece bir tane Ebru var. o da Ebru Abim.
garip geldi birden. o kadar insandan hiç mi isim benzerliği olmaz. haydig eçtim hepsini, bir tane Ebru'nun erkek olması ilginç.
her neyse, yeni oyunu başlıyor kendisinin. asıl onu yazacaktım. bu isim olayı resimlerine bakayım derken ortaya çıktı.

Makyaj Silen

25 Mayıs 2010

postagüvercini

postacı olmuşum da haberim yokmuş.
kendime mektuplar taşımışım günlerdir.
yerim o mektupları.

24 Mayıs 2010

yekürkümye

dünyanın en güzel kurabiyelerini yiyorum.
görünüşe göre otuz beş yaşıma geldiğimde otuz beş kilo almış olacağım.
haydi hayırlısı. zaten göbekli erkekler daha iyi dans eder.

içlendim

kim demiş bu saatte yemek yemek sakıncalıdır diye. yedinci içli köftemi yiyorum ve sapasağlamım

21 Mayıs 2010

hastronomi

okuldan atılmışım ya la
öğrenci işlerinin açık olduğu saatlerde okula gidemediğim için bu seneki öğrenci kimliğimi bile alamamıştım bu sene. bugün Mardin harcırahları için medikoya gidince öğrenci işlerine de uğrayıp ikinci dönem harcına ne kadar faiz geldiğini öğreneyim dedim. meğer ikinci öğrenimde faiz işlemiyormuş. doğrudan kayıt siliyorlarmış.
iyi ki sınav dönemi gelmedi de ders mers çalışmadım daha.
hayırlısı olsun. üzülmedim vallahi. dönem sonunda bırakayım diye düşünüyordum çünkü. böyle olunca harç parası vermekten yırttım. sıfır borç ile İstanbul Üniversitesi dönemi kapanmıştır. önümüzde Anadolu Üniversitesi var. iki yıl sonra onu bitirmiş olurum artık inşallah.
böyle işte.
yazacak çok şey var ama araya soğukluk girdi be blogosfer. yazasım gelmiyor pek. vakit olmuyor, olduğunda da şevkim olmuyor.
pazar günü Elif'te mangal yapıyoruz topluca. hatta Elif ve Erdem de gelecek
önüm arkam sağım solum Elif oldu bu arada. yedi, sekiz tane var herhalde. tabii ki yâren ve yâr olan iki tanesinin yeri apayrı.

17 Mayıs 2010

nehacıyıznehocayız

Ne hacıyız ne hocayız
Ne falcı ne muskacıyız
Bizler gürûh-u naciyiz
Mahşer günü pervamız yok

Kâmil sözü Kur'an'ımız
Hikmet söyler irfanımız
Hakikattir erkanımız
Yalan yanlış foyamız yok

Övünmeyiz aslımızla
Sevişiriz Dostumuzla
Uğraşırız nefsimizle
Kimse ile davamız yok

Meluliyim sözümüz bir
Dostumuzla özümüz bir
Yer içeriz nazımız bir
Sen ben diye kavgamız yok.

(Melûli)

milongafilan

cumarteis akşamı muhteşem bir milonga oldu. kalite bakımından çok iyiydi. Timotteo son kez çaldı ve sabah yedide uçağa gitti. adamların başarımları çok iyi. neredeyse albüm kaydı gibi çalıyorlar. şöyle ki bir ara kapının önüne gitmem gerekmişti. geri dönünce de hemen bara girip bir şeyle uğraşıyordum. o sırada gözüm kemancıya takıldı baktım arşe sallayıp duruyor. ehehee parçaya eşlik ediyor kendince dedim. sonra baktım bandoneon ve bas gitar da çalıyor gibi yapıyor hemen kafayı uzatıp piyanoya baktım aha o da çalıyor. öyle farkettim gerçekten çaldıklarını. bu denli temizler yani. hatta o sırada üçüncü parçalarını mı ne çalıyorlarmış.
yüz kadar kişi olmasına karşın hem dans kalitesi hem dansçı kalitesi olarak oldukça iyiydi gece. bunca yıldır bu kalitede kaç milonga gördüm bilmiyorum. en kaliteli milongadır dediğim Point Otel'den bile iyiydi. daha ne diyeyim

15 Mayıs 2010

fiberigel

oha ya la!
geçenlerde demiştim ya fiberli miberli interneti bağlattık ama nasiplenemiyorum diye, az önce film indirmeye başladım ve bitmek üzere. çüş dedim. 1Mb/s'den daha hızlı indiriyor. on beş dakika olmadı herhalde koca film bitti.
ben de dedim evden çıkana kadar kolaylanır sonra bir ara kopyalar izlerim filan. ulan şimdi yemek yerken izlemeye başlayabileceğim bile.
tabii vakit yok onun için ama olsun. çok değişik bir his.
hızlı internetim var lan. hem de teledomdoma muhtaç değilim. iğrenç ötesi hizmetlerinden faydalanmak zorunda kalmıyorum. aferin len Superonline. ilk defa gözüme girdin.

elsallarız

hayat güzel, deniz güzel, el sallamak güzel, uyumak güzel, bal güzel

14 Mayıs 2010

cimcime

yeni lakâbım cımırcık adam
türkçe meali: kıvırcık adam

özetmedengel

dün önce çok kötü bir şey oldu. sonra da akşamına çok güzel bir şey oldu. çok şahane dalgalar var hayatta.
her neyse atlıyorum o konuyu. nasılsa yakında herkes öğrenecek.
iki orkestralı milonga vardı dün akşam Tangojean'de. aslında gitmeyecektim fakat emir demiri kesti. Gulüm hoca haydi koş deyince topuklarım götüme vura vura gittim milongaya. önce Timotteo ardından da OKO Tango çaldı. gecenin sonunda birlikte de çalacaklardı ama o kadar bekleyemedim. çıktım erken erken. 23:50 dolaylarında çıktım sanırım. belki biraz dans ederdim ama şartlarım uygun değildi.
berbat kokuyordum. benim kullandığım koltukaltı zımbırtısı bitmek üzereydi. üzereydi derken bitti yani. çantamdakinde var sadece birazcık. valide de farklı bir tane almış geçen gün. sabah onu sürdüm. tabii koku farklı geldi. üzerine parfüm sıktım. bak şimdi aklıma geldi. o da bitmek üzere. almam lazım bugün yarın. her neyse. işe geldim sonra. akşamüstü bankaya filan gidince fena terledim. öyle böyle değil. berbat hava varmış. bugün de öyle gözüküyor. bu saatte kavurmaya başladı. hava ısınsın filan diyorudm ama suyunu çıkarttı. daldan dala atladım ama sahiden suyunu çıkarttı. hem insanların hem bulutların. akşam milonga esnasında yağmur yağmış deli gibi. ben çıktığımda çok az yağıyordu.
neyse, konuya geçeyim... o kadar terleyince muhteşem ter kokusu eklendi farklı koltukaltı ve parfümün üzerine ama lakin ki hiçkimse herkesin hayatına karışamaz, çantam yanımda olmadığı için gerekli temizlik işlemlerini yapamadım ve Baila'ya derse gittim. Allah'tan yolda da terlemedim.
ders çıkışı milonga emri gelince ceketimi almak için mutfağa girdim ve gözlerim ışıldadı. tezgâhta Nivea for men yazan şahane bir şey var. kokusuna baktım neredeyse yok. hemen fıs fısladım. meğer ben koku alamamışım ilk başta. onun kokusu da diğer kokulara eklenince hepten çekilmez biri oldum.
böyle olunca da utandım dans etmeye filan. çok az dans ettim. ha koku durumum normal olsa yine çok dans etmeyip erken çıkmayı tercih ederdim zaten. çok yoruldum artık. gündüz sigorta akşam tango. her gün her gün yoruyor. eve giremiyorum. gece birde ikide ancak gelip yıkanıp yatıyorum. sabahın köründe de çıkıyorum zaten. o da her gece olamıyor. Baila'da kalıyorum sıklıkla.
çok zor şey uzakta oturmak. yorgunken hiç çekilmiyor. bıktım arık her Allah'ın günü taksiye bayılmaktan. günlük otuz lira yol masrafı mı olurmuş be. ev tutarım lan o paraya. sonra mis gibi otobüs kullanırım medeni insanlar gibi. şaka maka kira parası veriyorum yola. kazandığım her şey yola gidiyor. başka hiçbir harcamam yok zaten. masrafsız insanım. gerçi masraf yapacak param kalmıyor ki. hoş masraf yapacak enerjim de kalmıyor. hangi gün nereye ne yapayım anasını satayım. millet haftasonu dinlenir; ben ise haftasonu geberiyorum. gerçi dansın yorgunluğunu seviyorum. tatmin ediyor ama cumartesi akşam dokuzda başlayıp pazar akşamı sekizde bitmesi biraz yoruyor.
her enyse, nihayetinde birilerine bir şey anlatmak ve bunun üzerine bir de para alıyor olmak çok büyük bir haz veriyor. az olsun ama sevdiğin işle olsun. çok paran olup da sevdiğin şeyleri yapmaya vaktin, enerjin kalmadıktan sonra ne yapacaksın parayı. afedersin ama makattan mı atacaksın bahşiş kutusuna atar gibi.
sevdiğin işle karnını doyuracak kadar kazanıyorsan yeter. o yüzden gençken borç harç bir şekilde konut sahibi olmak gerek. kira ödemeyen insan her türlü geçinir.

nereden nereye atladım be. peheyyt
tarçınları kırıp kurabiyeleri hüpleteyim şimdi.
ha bu arada dün ceketimin asılı olduğu sandalyeye kim oturduysa deli gibi parfüm kokutmuş. sabah apar topar evden çıkarken ceplerini boşaltmak zor geldiği için yine aynı ceketi aladım ama bayağı bildiğin kadın kokuyor. bak bu da tangonun kötü yanı. geceye nasıl başlarsan başla genelde üzerinde bir sürü farklı kokuyla bitiyor. bu yazı için son sosyal tespitim olmuş olsun bu da.
budistlerin en sevdiği şarkı nedir?
bu-da gelir bu-da geçer ağlamaaa