09 Mart 2010

zararzararkaderbizeneyazar

az önce kahvemi karıştırırken döktüm biraz. sinirlendim. bu sefer daha çok döktüm.
demek ki öfkeyle kalkan az kahve içermiş. kılıç-kalkan ekibi.
ayrıca bugün Ezel'i izlerken ah ulan diye iç geçirdim. Erdem gibi arabalara değil veya kızlar gibi Kenan İmirzalıoğlu'na değil. dizide pek iç geçirilecek kız olmadığı için o kısmı es geçiyorum zaten. ben de birilerinden intikam almak istiyorum.
ne güzel olurdu lan. sürekli oyunlar içerisinde olacaksın. şahane olay. kafan sürekli çalışmak zorunda. sürekli oyunlar kurup intikamını geciktireceksin. birden bire değil. ağır ağır, yavaş yavaş. ne keyifli olurdu hee. bunları yaparken de milletin sana kurduğu tuzakları görmek zorundasın.
atari oyunu gibi hayat olurdu. mükemmel olay.
ama işte uygun değil lan bana. beceremem intikam işini. hemen affediyorum. hatta çoğu zaman daha sinirlenemeden affediyorum. sünger gibiyim anasını satayım. emdiklerimi bir gün bir yere kusacağım ama bakalım nereye denk gelecek.
kindar olabilmeyi isterdim gerçekten. birisine bir kızayım, bir daha yüzüne dahi bakmayayım mesela. olmuyor ama lan. kızdığım kişi geldiğinde git diyemiyorum.
geniş gönüllü olmak güzel şey ama ne bileyim, ortamın kerizi gibi gözüküyorum kısa vadede. uzun vadeye bakınca kazanan benim illa ki ama hayat kısa be. çok uzun bakmak da mantıksız bir yerde.
böyleyken geniş gönüllü değil de tokat yiyince yüzünün diğer tarafını çevirenler gibi hissediyorum bazen. değmeyecek kişilere de böyle davranmak kötü oluyor. yoksa n'olacak lan. beni zenginleştirir böyle davranmak.
neyse işte. kahveden nereye geldi. içtiğimden de bir halt anlamadım. tekrar yapayım.
fındıklı-tarçınlı kahve. tavsiye ederim. kahve gibi kötü değil.
aslında kahve de kötü değil. severim kendisini. hele hele kokusunu. mmhhhh mis missss ama işte tadı ve diş sarartması çok iç açıcı değil. takıntılıyım bu konuda. önce dişlerimi fırçalayayım da sonra yaparım kahveyi. takıldı yine aklıma. dişlerim de adam gibi olsa eyvallah, o yüzden koruyorum diyeceğim ama yamuk yumuk, sarı şeyler anasını satayım. benim suçum değil vallahi. vaktiyle Süha amcaya neredeyse yalvarmıştım tel takalım da düzelsin diye. o takmamıştı. sağlık açısından sorunun yok, sadece estetik kaygı için yapmam öyle şey deyip şutlamıştı beni. teşekkür mü etmeliyim ne yapmalıyım bilmiyorum. bir bildiği vardır adamın. on numara insan sonuçta.
Süha Gürkan, Bakırköy'de. kendisinin üzerine dişçi tanımam. İncirli Caddesi üzerinde, Seyran Pastanesi'nin karşısında. çok yaşa Süha amca!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür