14 Nisan 2010

hayatadair38

Niye gözlerin kapakları var da kulakların yok? Niye istediğim zaman kulaklarımı kapatıp, duymak istemediğim sesleri engelleyemiyorum?”

Bu isyan dolu sözleri, Elias Canetti’nin bir roman kahramanı söyler. Yaşamını kitap okuyarak geçiren birisidir ve çevreden gelen sesler onu aşırı derecede rahatsız etmektedir. O zavallı adamın bir de Türkiye’de olduğunu düşünün.

Yani gürültü kavramının bilinmediği, herkesin mümkün olduğu kadar çok ses çıkarmaya çalıştığı bir ülkede.

Trafik, korna çalan arabalar, bağıra çağıra konuşanlar, teyplerden yayılan canhıraş müzik, köpek havlamaları, inşaat gürültüleri, caddelerdeki delme aletleri... Bütangaz tüplerinin bile şarkıyla satıldığı bir ülke burası. Sürekli bir uğultu. Bilinçaltımızı kirleten frekans dalgaları.

***


Ne var ki insanlarımız gürültüyü seviyor. Dünyanın birçok kentinde insanların üst üste yaşadığı, nüfus yoğunluğunun fazla olduğu mahalleler gürültülüdür ama zenginler sessizlik içinde yaşarlar.

Bizde zenginlerin bir kısmı da gürültüyü seviyor. Özellikle tatil beldelerinde, gençler çok pahalı lokantalara gidip, kulakları sağır edecek güm güm disko vuruşları altında masadakilerin sesini duyamadan ve ikide bir kalkıp birbirlerinin kulağına bağırarak yemek yiyorlar. Bir çuval para ödeyip lokantadan çıktıkları zaman sesleri kısılmış oluyor bağırmaktan. Ve bu, eğlence yerine geçiyor. Kimin sesi çok kısılmışsa, o iyice eğlenmiş sayılıyor.

Yemek müziği denilen ve konuşmaları örtmeyecek kadar hafif olan müzik kavramı unutuldu Türkiye’de. Bar ve lokanta ne kadar pahalı olursa, müzik potansiyometresi o kadar açılıyor. Hele bir de gözünü sevdiğimin havai fişekleri başladı mı, değmeyin milletin keyfine. Patır kütür eğlenip gidiyorlar.

***


Ege kıyılarında sessiz, kendi halinde bir lokanta buldum mu “Aman” diyorum.

“Ne olur şu müziği kapatın. Denizi, dalgaları, yapraklarda hışırdayan rüzgârı dinleyelim” Biraz da şaşırarak kabul ediyorlar isteğimi.

Müzik ezelden ebede giden suskunluğu yırtma çabasıdır ama sessizliğin sesinden daha güzel bir müziği kimse yazamadı şimdiye kadar.

Bayreuth Festivali’nde Wagner’i anarken, gün batımında bütün borular Si notası üfleyerek selamlar dünyayı. Çünkü yer kürenin dönerken çıkardığı sesin notası Si’dir ama biz bu sesi duyamayacak kadar kirlettik kulaklarımızı.

(Zülfü Livaneli)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür