05 Nisan 2010

hoşgelmişbahar

bahar geldi lan nihayet. artık temelli geldi herhalde. dün şahaneydi hava. sabahtan bir derslik sınav vardı. gitmedim. gitsem mal gibi kalacaktım çünkü. yetişme ihtimalim düşüktü. zaten birinci sınıfın dersiydi. çok da önemli değil.
öğlene doğru çıktım, tükkana geldim önce bilgisayarı ve Gulüm hocanın dergilerini almaya. otobüste Ercan Amca ile karşılaştım. Gürpınar'dan dönüyormuş. neyse, hav açok güzeldi. ter içinde kaldım. nesi güzel diyebilirsiniz ama sıcak iyidir. soğuktan iyi en azından.
tükkandan hemen çıkıp Baila'ya gittim. barrida çalıştık. oradan koşa koşa öğlenki sınava yetiştim. yarı yarıya yaptım işte. ha bu arad açok sevindim. belki daha önce de aynı şeye sevinmişimdir ama bu sefer gerçekten çok sevindim. iktisat değil, işletme öğrencisiymişim. ben epeydir iktisat okuyorum sanıyordum da moralim bozulmuştu ne yapacağım edeceğim diye. sınava girip de kimliğimde işletmeyi görünce moral doldum birden. asıl işletme filan değil de geçen sene mis gibi bölümler açtılar AÖF için. sosyolojiyi filan tercih ederim. geçmiş ola artık. arayıp sordum yatay, dikey, paralel, çapraz, selanik geçiş filan yokmuş.
sınavdan sonra Baila'ya antrenmana döndüm. akşama kadar oradaydım. güzel geçti. çıkışta sütlaç yedim. dört tane yemem gerekiyordu aslında ama vakit yok diye bir taneyle idare ettim. bir sonrakine dörtlerim artık. ardından Beşiktaş'a kadar yürüdük.
gece ablama gidecektim, telefonda konuştuğumuzda üç dört gibi mi gelirsin dediğinde ne işim var la o saatte demiştim. kırk beş dakikaya yakın metrobüs bekledim. üç dört tanesi boş boş geçti. ardından metrobüste kavga çıktı. arkada bir çift birbirine girişti. sonra küfürler filan. yol boyunca herif karıya kalitesiz orospu, karı da herife çulsuz aşağılık dedi. tokat mokat bir şeyler oldu. millet karıştı. metrobüs durdu öff dedim. aynı evde yaşayan genç zibidilermiş. söylediklerinden çıkan sonuç o. hatta evin kirasını kız veriyormuş fakat çocuk da ev benim diyor filan. kulağımda Mehmet Güreli olmasına karşın ister istemez duydum. varın siz düşünün bağırma şiddetlerini. uykumdan uyandırdılar be. her neyse, metrobüsten inince taksiye bindim. adam sarhoş çıktı. siftahı benimle yapıyormuş. elimde tanburu görünce müzikten bir girdi Allah dedim. TSM'yi çok severmiş, radyoyu açtı hep bunları dinlerim diye, fantezi müzik... Sibel Can'dan tiksinirmiş çünkü çocukları varken kocasını aldatmış filan. televizyonda görünce dayanamayıp kapatıyormuş. Adnan Şenses çok iyiymiş. Mustafa Keser'in sesi yokmuş ama yorumu varmış. Hülya Avşar çok iyi değilmiş ama dinlenebilirmiş. Muazzez Ersoy ise iyiymiş şarkıcı olarak.
şeritler karışa karışa, Allah'a emanet gittik. ablamın kapısına geldiğimde saat üçe on vardı. bunca şeyin üzerine gidebildiğime şükrettim. garip lan insanlar. ben de insanım.
yazacak başka şeyler de vardı ama unuttum galiba. aklıma gelmiyor şimdilik. hatırlarsam yazarım. zaten epeydir yazamıyorum doğru düzgün. küstüm sanmayasın blogosfer.
çok güzel gelişmeler var hayatta.
çok isteyelim, olsun.
Dolmabahçe Sarayı olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür