30 Haziran 2010

yazıcı

yazayım yazayım diyorum da hiç yazasım gelmiyor ne zamandır. açıp bakıyorum boş boş sonra kapatıyorum tekrar.
kabuk değiştirirken çekirdek de değiştirdiğimden olsa gerek.
neyse, bu aralar internetten uzak olacağım biraz. daha doğrusu evden uzak olacağım. bir iki haftalık tatil verdim kendime.

26 Haziran 2010

cumartesievi

cumartesi gecesi evde olmak ne gairpmiş. neredeyse bir yıl üzerine ilk defa oluyor.
ilginç bir deneyim.

25 Haziran 2010

fbc

an itibariyle Facebook sohbet zımbırtısını kullanmaya başladım.
daha doğrusu açtım ama ne kadar kullanırım bilmiyorum

23 Haziran 2010

dertliyumkederliyum



Dertliyim kederliyim da
Her ne desen kanarım
Gülmedim bu dünyada
Hem ağlar hem yanarım
Dereni kıyılı da
Ata vurdum yuları
Gene mi aldı seni
Sevdalı duyguları
Gökteki yıldızları da
Sayalım elli elli
Bu dünyadan fayda yok
Öteki de şüpheli
...
-Hasan Tunç

silgitsin

geçmişi siliyorum. keyifler, hüzünler, sevinçler ne var ne yoksa temizliyorum. kimse sebep sormasın. beni de mi filan demesin kimse. kalp kırmayayım durduk yere.
görüşeceklerimle zaten görüşürüm. anlar onlar kendilerini ne gözle gördüğümü.
inzivaya çekiliyorum.
hakkı geçenler helâl etsin yeter. etmezseniz de canınız sağ olsun. günahlara bir günah daha eklenir. çok umrumda ya öte dünya.

21 Haziran 2010

silami

Selami Şahin'i seviyorum. kim ne derse desin seviyorum bu adamı. güfteleri, müzikleri, esprileri her şeyini seviyorum. evet, çok dingil parçaları da var ama şahane güfteleri var adamın. gerçekten de eşine az rastlanır adamlardan. "ne zaman gelirsen başıma taç olursun sen benim eski değil eskimeyen dostumsun" nasıl sözdür bunlar yahu. veya Seninle Başım Dertte'nin girişindeki ıslık melodisi. çok keyifli. Sen Mevsimler Gibisin, Sensiz Olmuyor, Eski Dost... harika parçalar.
böyle işte. seviyorum bu adamı.
Si-la-mi

seninlebaşımdertte



Bilmiyorum seninle sonumuz ne olacak
Belki bu aşk ölümsüz belki yarım kalacak
Her gün değişiyorsun, avutuyorsun beni
Bir bilmece gibisin çözemedim ben seni
Seninle başım dertte ne yapsam bilmiyorum
Canımdan bir parçasın söküp atamıyorum
Bazı gün darılırsın bazı gün barışırsın
Bazı gün de kaybolur hasrete karışırsın

-Selami Şahin

17 Haziran 2010

sinirharbi

çok kızarım

15 Haziran 2010

karatemmuz

karanlık bir temmuz var önümüzde. sonunda ne gelir ne gelmez belli değil.
yaşar görürüz kimler ne kadar dürüst ne kadar şakacı

09 Haziran 2010

sevmekdeğil

...
Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sen sonra anlayacaksın. Dinle. Sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınamaz. Karşılıksız bir çeke atılmış, kuru bir imza değildir sevmek. İskâmbil kâğıdı değildir, zar değildir, bir dilim ekmek değildir, bir kadeh içki değildir, hesap pusulası değildir sevmek. Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükâfatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş başka bir sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz, fakat her şeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız, kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız, kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkça o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez, çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.
Sevgiyi tarif etmeye kalksam, seni anlatırdım.

-Ümit Yaşar Oğuzcan

08 Haziran 2010

yağmurunişinebak

uzan süreden sonra dün çok güzel yağmur yedim. donuma kadar ıslandım. bakalım bugün nasıl olacak. gerçi bugün yağmurluk, bot filan var üstümde. hazırlıklıyım ama yine de merak ediyorum. bot da olsa yerdeki saçma bir suya basınca bir şekilde giriyor ayağa su.
gerçi dün hasta olmadıysam bugün hiç olmam.
yarın da VAL tangosu var. hava berbat, keyifsiz olacak. hele bir de çocuklar ıslanıp gelirse tam şenlik var demektir. sınıfta ıslanıp kuruyan insanların kokusuyla mis gibi çalışırız

saçada

az saçlı Özgür'den bir geri sacada

07 Haziran 2010

saçsakal

yazmayı unuttum.
iki hafta önce randevu alıp geçen hafta salı günü berbere gittik saçımı kestirmek için. gittik ama acil başka bir iş gelmiş. o yüzden kesemedi Volkan bey. bekle dedi ama bizim vaktimiz yoktu beklemek için. cuma günü gidip kestirdik. yine söylediği saatten bir buçuk saat sonra kesti gerçi ama olsun. vakit vardı o gün.
çok garip yer lan kadın berberi. bir kere saç kestikleri yerde lavabo yok. kafanı eğip yıkamıyor. başka koltuğa geçip kafanı arkaya yatırıyorsun öyle yıkıyor filan. ürkütücü bir yer. hele beklerken cehennem rüzgârlarını yaşıyorsun. saç kurutma makinelerini kapatmayıp koltukaltlarına alıyorlar. kapatıp yapsalar ya dedim ama makine soğurmuş. sıcak üflemek zorundaymış cartmış da curtmuş.
üşenmezsem koyarım bir resmimi akşama. çok üşenirim gibi geliyor ama Aylin flash belleğe atarsa resimleri ve ben de eve gittiğimde bilgisayar başına oturabilecek mecali bulabilirsem kendimde eklerim. aa Facebook'ta olması gerek. yakın halim var mı bilmiyorum ama cumartesi pazar Baila'da çekilenlerde kafam kısa doğal olarak.
çok fena daraldım. dışarı çıkıp yağmurda sıçan gibi olana kadar koşmak istiyorum. son enerjim öyle tükensin. bittiği yerde yere yığılıp kalayım. muhtemelen çok uzun sürmez zaten. yürümeye bile halim yok ama işte koşayım, idmana gideyim, kavga çıksın gibi şeyler istiyorum. enerji atmam gerek. hepsi bitsin ki adam gibi doldurayım. gözlerim ağrıyor lan. yeter da. boş boş oturuyorum. biraz camdan bakıp insanlara küfür edeyim diyorum ama adam geçmiyor doğru düzgün
tanburumu getirseydim keşke. etüt çalışırdım
lanet olsun günümdeyim. çok güzel kavga çıkartırım en ufak şeyden. tadı kaçmasın isteyen zıtlaşmasın bugün. fena kaçırırım.

uykuluk

çok uykum var ve halsizim ya la
cuma gecesi neredeyse hiç uyumadığım halde cumartesi çok iyiydim. cumartesi gecesi ise beş, altı saat kadar uyumuşumdur rahat. dün de çok iyiydim. hatta epey enerjiktim. bütün gün dans ettim filan. akşam da dört, beş kilometre kadar yürüdüm ve ona rağmen iyiydim. gerçi eve gidince yıkanma, kuruma, kitap okuma, yazılacak şeyler falan filan derken sabahı buldu yatmam ama en az dört saat uyumuşumdur yine. lâkin bugün fenayım. kafam düştü düşecek. gözler kapanıyor. halsizlik ağrıları da baş gösterdi. şimdi aldığımız haberlere göre okullar yarım gün tatil olmuş. sel bekleniyormuş. ne kadar güzel haberler. Özgür de gece gece yürür yine nasılsa.
işe yakın ev tutmak için sponsor arıyorum. evin her yerine reklam alabilirim. her gün İstanbul'dan Ankara'ya gitmeye eşdeğer süreli olan yoldan kurtulayım yeter. özellikle geceleri olmasın bu yol. ellimi göremeden gebereceğim yoksa. ya sağlık sorunlarından ya da gece gece yürürken serserinin teki yüzünden.
bir yatak, bir duş, ufak tefek bir mutfak, bir de tuvalet olsun yeter. iki tane de sandalye tabii. ömrüm boyunca evden başka bir beklentim olmadı zaten. hiçbir zaman fazlasını kullanmadım da. kendimi bildim bileli odamda yaşarım. oda dışına çıkmam tuvalet, yıkanma ve tepsi hazırlayıp odaya dönmekle sınırlı. ha bir de misafir filan gelirse mecburi çıkışlar oluyor. haydi millet pamuk eller cebe.

nesonunebaşı

çok güzel bir haftasonu geçti.
Ebru abi ile buluşmaktı niyetim ama olamadı.
adaya gittik. gerçi Burgaz değildi ama Büyükada ile idare ettik. şansımıza güneş müneş şahaneydi. geri dönerken bozdu hava. zaten bozuş da o bozuş. hâlâ düzelmedi.
Baila'da bomboş bir milonga beklerken otuz dört kişi vardı. artı biz deyince kırka yakın olduk. işin garibi de bu insanlardan pek çoğunun ilk defa geliyor olmasıydı. niye garip? çünkü bu hafta duyuru yapmayı unuttum. her neyse, artık çarşamba perşembe de 18:00 - 21:00 arası Baila'dayım. güzel gelişmeler olmakta gibi. nah anlatırım. salı akşamı da Omar ve Monica çiftinin dersi olacak bu hafta. önemli dansçılar.
dans haricinde ne yazayım bilmiyorum. nasıl bilmiyorum yaa hay salak kafam. asıl yazayım deyip de blogosferi açtığım konuyu unutuyordum
sigara teranesi yine. öyle hayvanoğlueşekler var ki annelerini tenzih ederim tam orospuçocuğuitsoyuşerefsizler... şöyle ki; hava yağmurlu, gecenin bir vakti otobüs bekleniyor fakat bu oçisş'ler otobüs durağında sanki hakları varmış gibi sigara içiyorlar. şükretsin gavatlar ki halka açık bir yerde yazıyorum da içimden geçen güzel sözlerin hepsini söylemiyorum. çok uzar bu konu. yanımda sigara içen bütün düşüncesiz mahlukatlara selam olsun. boğazınız düğümlensin, ciğerleriniz patlasın. çektirdiklerinizin bin beterini çekin inşallah. kim olduğu hiç önemli olmayan bir niyaz bu. hariçlik kümesi yok. herkes dahil. çektirdikelrinizin beterini çekin inşallah.

03 Haziran 2010

elftango


Elif ve Özgür, Arjantin Tango Doğaçlama

yalnızca bir buçuk aylık ve aktif olarak dans etmeyen, üstüne üstlük ailesinden birini kaybettikten yalnızca iki gün sonra çıkılan bir gösteri.

01 Haziran 2010

akreplicepler

sıkı yönetim başlamıştır gün itibariyle.
para harcamak yok artık. para harcatacak insanlarla görüşmek de yok. akrep kaçtı cebime. taksi maksi yok. gerekirse günde beş kilometre yürü. böyle bundan sonra. pinti olacağım. kesin kararlıyım. sürekli değil ama epey süre böyle olacak.
fakir yaşayacağım biraz. canın çekti, yemek ye yok artık. hiçbir lüks yok. peynir ekmek, makarna varken ne pizzasıymış. unut gitsin. kumpir mabedinde kupir bile yemedim bugün. ayakta uyuyor olmama karşın taksiye binmedim yürüdüm. sonra da otobüse bindim. haydi bakalım kısasa kısas. savaş başladı!