29 Temmuz 2010

buyedidüvelanayasası

BU ‘YEDİ DÜVEL’ ANAYASASIDIR!


Kim istiyor bu anayasayı?


Yarsav Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı . Açıklamada, ‘Anayasa değişiklikleri konusunda Anayasa Mahkemesi'nce son derece tartışmalı bir karar verilmiştir.’ dendi. Anayasa Mahkemesi, yargıya ve hukuk devletine yönelik saldırıda sessiz kalmıştı. Anayasa Mahkemesi, ‘yargı üzerinde kurulacak baskı, abluka ve çirkin oyunlarla sonuç almayı hedefleyenleri’ bu kararla, güçlendirmiş, cesaretlendirmişti.’

Bu millet 2 ay sonra Referanduma gidiyor. Referanduma karşı çıkanlara ‘Ey halk bakın halkın egemenliğini istemeyenler var!’ söylemi kullanılıyor. Her türlü imkan ve türlü çeşit düzenekle uyuşturulmuş ve çaresiz bırakılmış bir halka ‘Bak ben seni adam yerine koyuyorum! Sandığa davet ediyorum!’ deniyor..

Halk detaylarını bilemediği bir kargaşanın ve ekranlardaki kargaların sesleri arasında bir halkoylamasına daha gidiyor….

İşte bu, ‘sistemin’ fotoğrafıdır!

Nedir ‘sistem’in derdi: Asya’nın kilidi, Türkiye’yi, batı çıkarlarına göre şekillendirmek. O zaman, ekonomi de, siyaset de, kültür de, savunma da, HUKUK da bu ‘sistem’ çerçevesinde şekillenecek!
Oyunun kuralı bu. Bence bunu bilmek yeterli!

Batıda eller havada!
Şimdi önümüzde referandum var!
Acaba kim neyi oylayacağından haberdar?
Neyi oyladığımızı en ince detayına kadar bilenler var: Onlar, Batılı uzmanlar!
Bakın şimdiden ellerini oğuşturup bizi alkışlıyorlar!
Merkel’den AB konseyi yetkililerine , ABD’nin derin devlet sözcülerine kadar herkesin elleri havada…
Financial Times’dan Delphin Strauss, ‘Geri kalan anayasa değişiklikleri de yavaş yavaş gündeme gelecek…’ diyor. Muhtemelen bunun için halkın ‘umudunun’ arttığı yeni bir hükümet beklenecek. Geçmişte böyle olmuştu. ‘ Altın vuruş’ için politik psikoloji çalışmaları devreye girecek.

.
Tüm toplantılarda verdiğim bir şablon vardır: Şimdi onu sizinle de paylaşayım.:
Gittiğim 82 ülkenin büyük bir çoğunluğunda hep aynı şablon uygulanmıştı:
Önce başa, Batının besleyip yetiştirdiği ‘seçilmiş’ kişiler getiriliyordu. Sonra onlara ANAYASAL değişikler için emirler veriliyordu. (Önce Yugoslavya ardından Bosna ve diğer balkan ülkeleri harika örneklerdir)
Kıskaca alınmış politikacı, emir çerçevesinde, bir gecede 15er 25er yasa değiştirip/cıkartıp, kendi ülkesini batı çıkarları doğrultusunda, soydurup soğana çeviriyordu. Bu arada cebi inanılmaz oranda doluyordu.. Dünya sıralamalarında ilk ona giriyordu.
ÖZELLEŞTİRME kurallara bağlanıyor, halkın nesi var, nesi yoksa çokuluslu şirketlerin oluyordu. Eşzamanlı olarak medya tümüyle bir uyuşturma makinesine çevriliyor, ÖZEL TV’ler bunu en mükemmel biçimde gerçekleştiriyordu.
Psikolojik savaş makineleri önce yavaş sonra hızlanarak ülkeyi etnik ve dini temelde bölmek için bu medyayı kullanıyordu.. Ardından iç savaş çıkıyor ve Birleşmiş Milletler askerleri –aynı Amerikalı general Odierno’nun dediği gibi-- tarafları yatıştırmaya geliyordu. BM askerleri, geldikleri petrol gaz bölgelerine, el koyup, o coğrafyada ‘kukla devletçikler yaratıyorlardı.
Böl ve Yut kitabımda bunun onlarca örneğini okuyabilirsiniz.
Anayasa değişiklikleri, referandumlar, bu genel şemanın detaylarındadır, …
Bizi bu detaylarda boğarlar! Halk anlayamadığı bir dizi kelime arasında kaybolur. Parti kapatma yasası, HSYK, Anayasa Mahkemesi üyeleri sayısı.. Sokaktaki adamın ilgi alanı dışındadır…İşsizdir, açtır, hastadır, sadece 1 oyu vardır.
Bu arada yargı biter, Anayasa mahkemesi silikleşir, iktidarlar büyür, dokunulmazlık artar, Washington ve Brüksel’den vesayetli seçilmişler, sömürge valilik görevlerinde adım adım ilerlerler.. Taltif edilirler ya da sokağın nabzı aşırı yükselirse, patronları tarafından, yeni bir ‘umut hükümetle’ yer değiştirilerek ‘nadasa çekilirler’.


Bu ‘Yedi Düvel’
Anayasasıdır!

Hetırlayın, kim Anayasa değişikliği paketini gündeme oturttu?. İktidar elbet diyeceksiniz. Sadece o mu?

Avrupa ve Amerika’nın politik çeteleri yıllardır, ‘Türkiye’nin artık Türkiye olmayacağı bir Anayasa’ istiyor…
İlk tartışmalar başladığında Profesör Ergun Özbudun adı ortaya çıkıyor..
Prof Özbudun, hazırladığı Anayasa taslağında , ‘devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü korumanın , Türk ulusunun bağımsızlığını korumanın, devletin amaç ve görevleri arasından çıkarılması’ teklifini getiriyor.
‘…Ulus devletten şehir devletçiklerine, eyalet sistemine geçişin önünde hiçbir anayasal engel kalmamalı’,.‘‘Türk Yurttaşlığı Kavramı kalkmalı!’.diyor.

Kimdir Prof Özbudun?

Prof Özbudun, ve ekibindeki birçok kişi, Amerikan derin devletinin kuruluşlarıyla bağlantılılar. . International Republican Institute (IRI) , National Endowment for Democracy (NED)ve National Democratic Institute (NDI) ve dünyaya yön veren Huntington ve Brzezinski’lerin yakınındaydılar.

Türkiye’ye Anayasa taslağı hazırlayanlar.’Avrupa Konseyi Demokrasi Komisyonu’ ile de içli dışlıydılar. Demekki onlar fasaddılar. Arkalarında dağ gibi bir küresel güç var!


O, dağ gibi güç uzun zamandır Türkiye’ye ‘ANAYASA DEĞİŞMELİ!’ mesajını dayatmıştı. Şimdilik istenen Anayasal değişim tam olarak gerçekleştirilememiştir. Arslan Bulut’un dediği gibi, ‘rejim fiilen değiştirilmiştir’ ama kılıf yavaş yavaş geçirilecektir..
Amerikalı Türkiye ‘uzmanı’, Henri Barkey, Eylül 2009’da BBC’ye verdiği demeçte, ‘Sayın Özbudun’un dediği gibi, 1982 yasasının derhal değişmesi lazım!’ demiştir.. ‘Hükümet, Kürt kelimesini kullanmayarak, süreci "Demokratik Açılım" olarak tanımlıyor. Bu uygundur. Ama ‘Demokratik açılım’, bu Anayasa değişmeden yapılamaz’ diye eklemiştir.
Demekki Anayasal değişikliklerin en önemli yanı şu malum ‘Kürt meselesi’dir.
8 Temmuz 2010’da AB Komisyonu sözcülerinden Espuny de, ‘Türkiye, ‘AB yolunda ilerlemek için, 12 Eylüldeki referandumda anayasa değişiklik paketini kabul etmelidir!’ buyurabilmiştir.
Ana hedef bellidir. Türkiye soğuk suya atılacak kurbağadır. Altına ateş yakılacak su ağır ağır ısınacak, kurbağa rehavet içinde öbür dünyayı boylayacak… Güneydoğu tüm zenginliğiyle küresel çetenin elinde oynattığı bir yönetimin olacak!
Zaman daralmaktadır!
Böylesi devasa bir plan karşısında, Türkiye’nin iktidarı ve muhalefeti, zaman zaman esip gürlemeler dışında ‘AB’nin yolunda’, ‘Batının ekseninde’ olduklarını her platformda beyan ediyorlar.
Göçen bir iktidar, biryerlere süpürülmemek için verilen görevleri can havliyle yapmaya çalışıyor. Peki, Anayasa teklifine ‘hayır’ diyenler, iktidara gelirlerse/ geldiklerinde ‘AB /ABD yolunda’ dayatılan Anayasayı nasıl geri çevirecekler? Referandumdan ‘HAYIR’ çıktığı zaman, ‘Batı yolunda’ kalarak, nasıl batıya karşı gelecekler?

Batının dayatmaları 100 yıldır aynı. ‘Bir Kürdistan kurulmalı. Petrol coğrafyasına oturtulmalı! Türkiye fazla büyük, parçalanmalı! Bu coğrafyada Türk kalmamalı!’
‘Bu topraklarda yaşayanların hepsi Ermeni, Kürt, Çerkez, Pontus, Süryani Alevi .. olduğunu anlamalı!’
Artık zaman sıkıştı! Herkesin safı belli..
Anayasa dayatması, turnosol kağıdıdır! Ve iktidarın söylediği gibi 10 genel seçime bedeldir!

Ey ahali duyduk duymadık , okuduk anlamadık demeyin! Görevimiz duymak, anlamaktır, anlatmaktır.
Ona göre 12 Eylül’de tavrımızı almaktır.

Ve ondan sonrasına da iyi hazırlanmaktır…..

Banu AVAR
banuavar@superonline.com
www.banuavar.com.tr

28 Temmuz 2010

teknotombalak

artık karar verdim. teknolojik telefon alacağım ben de. gerçekten gerekiyor çünkü. araştırma aşamasındayım. internete girebilecek pahalı olmayan telefon önerilerinizi bekliyorum

27 Temmuz 2010

selluka

çok fena yağmur yağdı.
loto aldık ama çıkmamıştır. sabah bakacağım.
eve dönüş garip geldi. alışamadım daha. misafirlikte gibi hissediyorum kendimi. geri taksiye parayı bayılırken hiç misafir muamelesi görmedim...
yakın zamanda Minnoş Hala'ya gitmem gerekiyor. beni bekle Rize.
uyuyacağım şimdi. yallah bana

22 Temmuz 2010

tatilkitabı

tatilim bitiyor diye midir nedir felaket bir uyku problemim başladı. uyanamıyorum. sabah uyanamadığımdan otobüsü kaçırıyorum. otobüste de uyanamadığımdan ineceğim durağı kaçırıyorum.
gerçi hastalıklar, yorgunluklar filan çıkıyor muhtemelen yavaş yavaş. iki haftadır evde kalmıyordum. bu hafta ev sahibi dönüyor memleketinden. ben de doğal olarak eve dönüyorum. o kadar zor gelecek ki. alıştım rahata. yürüyerek gidiyorsun insan içine o kadar rahat. değil taksi maksi, toplu taşıma bile kullanmıyorsun. yürüyerek beş dakika.
yeniden taksiye çalışmaya başlayacağım geceleri. zor iş uzakta oturmak. vallahi zor. hele ki işin akşamlarıysa. gece gece bir kilometreden fazla yürü veya o otobüs de kaçarsa 20TL taksiye bayıl. bundan önce de bir saatten fazla yol git dolmuşla, metrobüsle filan. vuhuu diyorum. hoş geldin uzak yollar.

21 Temmuz 2010

yüreğineal



Hasretini taşır yürek
Yangını taşır gibi
Her gün alev alev yeniden yanar gibi
Gökyüzüne bakar bazen
Yüzünü arar gözler
Sessiz dalar gider hayâller kurar gibi
Bir avuç al benden
Yüreğine ekle
Bu en son yakarış benden sana
Bir tek sana
Yüreğine al beni
En derine sakla
Gecelere sar beni
Yıldızlar ışığım olsun

-Alpay

anlamsız

geçenlerde Orion ofisteyken arabayı yıkamaya bıraktım. nasılsa iki saat filan ofiste kalacaktık. o sırada temizliği aradan çıksın dedim. tüy filan var o yüzden dışı çok önemli değil ama iç yıkama güzel olsun dedim bırakırken. tamam abi merak etme filan deyip aldılar anahtarı. neyse, iki saat sonra çıktık ofisten gittik Orion ile birlikte arabanın dışı kirli. Allah Allah dedim. o sırada adam geldi abi yıkamadık senin arabayı dedi. ben de herhalde dış yıkama yetişmedi filan dedim. içi bitmiştir ama değil mi dedim. yok abi hiç yıkamadık dedi.
ardından şöyle konuşmalar geçti
+hayırdır? sebep?
-içi kirlikydi abi
+o yüzden yıkamaya getirdim zaten. arabayı gezdirmeye gelmedim ki
-ama tüy filan vardı, uğraştıracaktı
+süpürecektin sadece. herkes yapabiliyor
-kirli filan diye uğraşmadık
...

bu da bugün oldu
+iki tane pide döner. ikisi de turşusuz olsun.
-tamamdır abi
*ödeme yapılır falan filan*
-turşusuz olacaklar değil mi abi?
+evet. ikisi de turşusuz olacak
-hemen veriyorum
*alınır çıkılır. döner açıldığında bol turşu ile karşılaşılır*

20 Temmuz 2010

kemgözlereçe

kemençe sesleri artacak yakında.
maalesef benden değil.
önce günün birinde üst sınıf bir tanbur alayım da sonra kemençe alabilirim. önümüzdeki yirmi yıl içinde böyle planlarım var. kısmet. aslında düğün hediyesi olarak tanbur filan alınsa ne güzel olur. tabii bir de düğün yapmak gerekir onun için. dur bakalım. Allah büyük. isteyebildiğin kadar iste. isteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü
madem yarattın bir de adam gibi tanbur ver Allah'ım. sesi çıksın. pesi uzasın, tizi patlamasın. adam gibi olsun. dolandırıcı işi olmasın.
sonra da kemençe ver.

15 Temmuz 2010

homorion

bizim Orion oğlan çıktı.
rahatsız bir süredir. hormon tahlillerine bakıldı nesi var diye. testesteronu düşükmüş. yımışah Orion. oğlan. nonoş. belliydi zaten. küçüklüğünden beri kafasını değil poposunu dönüyor sevdirmek için.

14 Temmuz 2010

keleş

leş gibiyim yahu. dünden beri mangal, ter, köpek... bulaşmadığım pis koku kalmadı
akşam olsun da yıkanayım artık. temizlenmek benim de hakkım!

13 Temmuz 2010

gelinlikkız

epeydir yazmadığım için okuyan kalmamıştır artık
yazasım gelmiyordu.
ara ara bakanların fark edeceği bir değişiklik yaptım bilöğkte. çamaşır suyu döktüm. 2005'ten beri ilk defa tasarım değiştirdim. aslında tasarım değişti diyemem. şablon aynı hala. sadece arkaplan ve yazı rengini değiştirdim. istediğim an tekrar di oricinıl hale geçebileyim diye. daha bir ferah oldu böyle. ortam genişledi sanki.
belki bu vesileyle biraz yazarım ara ara

muhabbetbağınagirelimbuakşam

bu akşam Erdem, Altuğ ve Orçun göreceğim. epey zaman sonra ilk kez tango harici bir toplulukta bulunacağım. heyecanlıyım.
gece boyunca tango çalmayacak. ne kadar değişik bir his anlatamam. vay arkadaş ya boş vaktim kalmamış doğru düzgün. iş harici insan göremiyorum

bokuçıktı

ntvmsnbc
Güncelleme: 16:24 TSİ 13 Temmuz. 2010 Salı
Resmi Gazete’de yeni yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik kanununa göre, ‘hatalı’ veya ‘yanlış’ Kur’an-ı Kerim yayınları yapan internet siteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talebi üzerine mahkemelerce kapatılacak.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkinda Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca, ‘hatalı’ ve ‘noksan’ olarak basıldığı veya yayımlandığı yeni kurulan Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu tarafından tespit edilen mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları, Başkanlığın müracaatı üzerine, yayımın yapıldığı yer sulh hukuk mahkemesi kararı ile toplatılacak ve imha edilecek.

Beşinci fıkra kapsamına giren yayının internet ortamında yapılması halindeyse, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verecek. Kanun 13 Temmuz 2010 Salı günü Resmî Gazete’de 27640 sayıyla yayınlandı.
Yeni yasaya göre 5651 sayılı Yasa’da izlenen usulden farklı bir usul göze göze çarpıyor. Buna göre, söz konusu içeriğe erişimin engellenmesi kararı Diyanet İşleri Başkanlığı talebi üzerine hukuk mahkemeleri tarafından verilecek ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın res’en erişim engelleme yetkisi olmayacak.

Öte yandan, dini eleştiriler veya muhalif fikirler de kolayca “dini metinlerin hatalı aktarımı” olarak yorumlanıp kolaylıkla kapatmaya gerekçe yapılacak.

ESAS VE USUL AÇISINDAN HATALI
Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, yeni düzenlemenin hem esas hem de usul açısından endişe verici olduğunu söyledi. Açıklamaya göre, laik bir hukuk düzeninde bir idari birimin İnternet sitelerinin dini içeriğine müdahale etmesinin kabul edilemez olması bir yana, düzenleme Anayasa’da öngörülen temel haklar rejimine de her yönüyle aykırı bulunuyor.

Altıparmak şöyle devam ediyor: “Anayasa’nın 13. maddesine göre temel haklar ve özgürlükler ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere göre sınırlandırılabilir. Ne var ki ne Anayasanın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. maddesi ne de 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti yasada gösterilen türden bir gerekçeyle hakların sınırlandırılmasını mümkün kılıyor.

Aynı şekilde 13. madde düzenlemelerin demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olamayacağını düzenliyor. Oysa düzenleme, dini farklı yorumlayanlar kadar eleştirel yaklaşanların da inanç özgürlüğünü tehdit ettiği için hem demokratik toplum düzenine hem de laik Cumhuriyet gereklerine aykırı bulunuyor.”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz, yeni düzenlemenin usul açısından da endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye’de sansür mekanizmasının giderek dağınık ve takibi imkansız bir hale büründüğünü belirten Akdeniz, Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen yetkiyle farklı kamu idare ve kurumlarına sansür yapma yolunun açıldığını vurguladı. İlgili yasanın uygulanmaya başlanması ile çok sayıda yeni sansür uygulamasının gündemimize girmesinin söz konusu olduğunun altını çizdiler.

medcezir



Dökülür yediverenler teninden rengârenk
Açarsın mevsimli mevsimsiz bir tanem
Değişir kokun, ısınır kanım
Beni yakarsın
Vazgeçilir gibi değil
Bu med cezirler
Fırtınam, felaketim hasretim
Yetmiyor sevişmeler yetmiyor
Şiddetin ne hoş
Ne güzel şefkatin
Sevdikçe sevesim geliyor
Ölene kadar peşindeyim bırakmam
Tutuşur geceler yanar
Geceler söner
Bedenim altüst
Sarhoş başım döner
Karışır tenime
Karışır teninin tuzu bir tanem
Vazgeçilir gibi değil
Bu med cezirler

-Sezen Aksu

09 Temmuz 2010

ArjantinTangoİleGelişimProgramı

Arjantin Tango sadece bir dans değildir.

Uyum,
Özgüven,
Estetik ve
Zindeliktir Arjantin Tango…

Tango ile iş yaşamına bakışınızda çok daha farklı bir açı yakalayacaksınız.

İşinizde meydana gelen küçük aksaklıklara çözümler ararken, Arjantin Tango’nun ruhu ile zorlukları keyfe dönüştürebildiğinizi göreceksiniz.

Hem bedenen hem de ruhen çok daha kendine güvenen, yere sağlam basan bir kimliğe sahip olacaksınız.

Böylece iş stresiniz yok olacak ve yerini verimle beraber motivasyona bırakacaktır…

Biz,
Şirketinizin uygun bir salonunda ya da beraberce seçilen bir mekânda 8-15 kişilik gruplar halinde Arjantin Tango’nun uyumunu, ritmini, estetiğini, zindeliğini ve yarattığı özgüveni şirket çalışanlarıyla paylaşmak;

Bu çalışmalar sayesinde şirket çalışanları arasında sıra dışı ve keyifli bir iş dışı aktivite ortamı yaratmak istiyoruz.

Dünya üzerindeki en başarılı gelişim yöntemlerinden biri olan Arjantin Tango’nun şirketinize adım atmasını istiyorsanız deneyimli eğitmenlerimiz ile hazırız…

Daha detaylı bilgi edinmek ve program hakkında sormak istediğiniz sorular için +90 (532) 497 3223 numaralı telefondan veya kurumsal@bailatango.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Baila Tango, Kurumsal Ekibi
www.bailatango.com/kurumsal
kurumsal@bailatango.com
+90 (532) 497 3223


halimem

çok halsizlik var üzerimde. gözlerim kapandı kapanıyor. garip oldum

yaevdeyokum

bir haftayı geçti eve gitmiyorum. çok keyifli nan.
Taksime yürüyerek dokuz, koşarak dört dakika uzaklıktayım. çok şahane. cırcır da olsan, temizlik, yemek filan da yapıyor olsan çok güzel. erken evde olduğun için tanbur çalışmaya vakit kalıyor. çok güzel vallahi. sevdim ben bu işi. imkân olsa da hep böyle olsa diyorum hatta. kendime geldim resmen. düzenli hayat ne güzelmiş. ohh be