30 Kasım 2010

dürtük

çok fena tipeksleme arzusu var içimde. tipekslemek ne demekese artık. tükenmez kalem kapatıcı beyaz şey var ya. ondan işte. her şehirde farklı ismi varmış. farklı farklı kullanılıyor. elimde düzgün çalışmayan şerit şeklinde olanlardan var ve zımba kutusundan bardak altlığına kadar her şeye çizgi çekiyorum. inanılmaz bir dürtü bu. karşı koymam çok zor. birazdan monitöre saldırabilirim.
aha aklıma geldi böyle yazınca

-bir ofisteki sekreterin sarışın olduğunu nasıl anlarsın?
+monitördeki tipeks izlerinden

28 Kasım 2010

bokum

Bazen olur ya
Hep iyi olsun istersin.
Kirilmasin, zarar gormesin;
Kendi kendine bile zarar vermesin.
Cebine koyasin gelir
Kazaginin icinde, gogsunde saklayasin
Boyle tasirken ne kadar zarar verdigini anlamazsin
Iyilik istiyorsun ya, niye kotu sey olsun
Olmaz olsun oyle iyilik
Kirarsin en beterinden
Kirilir
Olmez ama kirilir
Icin acisa ne kar eder
Kirmissin bir kere
Dua edersin ki kiriklar kok versin

27 Kasım 2010

tango-dersi.com

Her yere yayın bu adresi. Tüm Türkiye tango öğrensin.
Yol masrafları karşılandığı sürece her şehirde ders yapılabilir.

26 Kasım 2010

domtis

Domates, biber, patlıcan... yemek tarifi vermeyeceğim. Barış Manço'nun
bu şarkısına hayranım. Dinlerken paylaşayım istedim. Hatta hoplaya
zıplaya, bağıra çağıra söylemek istiyorum. Çok güzel be

--
--
R. Özgür ALTUN
www.ozguraltun.net
.-. .-.-.- --- --.. --. ..- .-. .- .-.. - ..- -.

ofdemebana



Yârim İstanbul'dan kaçıverelim
Pılıyı pırtıyı satıverelim

Ufacık olsun evimiz
İçine dolsun sevgimiz
Azıcık olsun gelenimiz gidenimiz

Yârim İstanbul'a hayran mısın?
Taşına toprağına bayılan mısın?

Sana ne lâzım gelir
İstesen ben veririm
Aman iki gözünü seveyim
Of deme bana

Orası İstanbul'dan daha güzeldir
Yeşili mavisi ona bedeldir

Açılıverelim denize
Havayı çekelim içimize
Sarılalım birbirimize
Of deme bana

-Fatih Erkoç

dönmekarımca

dün yazacağımı unututm diye geri kalanı niye yazmayayım.
sanki onu unutunca düne dair bir şey yazmamam gerekiyor gibi geldi.
lunaparka gittik Böcelek'le. dönmedolaba bindik. sonra atlıkarıncaya binmeye utandığı için yalnızca poz vermekle yetindi.
başka iş çıkınca idman filan yalan oldu tabii dün. olsun, sağlık olsun.

dünür

dün bir şey yazacaktım ama unuttum. keşke yazsaydım o sırada. sonra gelir belki aklıma.

19 Kasım 2010

kosma

Sabah kosu yaptik Erdem'le birlikte. Öldüm bittim. Ciger miger
kalmamis. Hepitopu 2km kosabildim. Hic kosmasaymisim. Nedir bu yahu!
Basim döndü, midem bulandi. Bitmisim vallahi. Kickboksta teknik
yerinde hala ama ciger kalmamis. Yanimda sigara icen herkesin Allah
cezasini versin. Kimseyi kayirmadan. Topunun. Butun gerizekalilarin.
spordan bu kadar uzak kaldigim icin ben de aldim cezami tabii ki

18 Kasım 2010

amerikalı

Kayinvalide ve baldiz ile MSN uzerinden konusuyoruz blogiz. Böcelek ve ablasi blog alisverisi yaptilar. Cancan kizip duruyor herkese niye bana izleyici olmuyorsun diye. Neyse ki ilk izleyicisi benim. Hem de ilk gunden beri.

16 Kasım 2010

bayramgelmisneyime

Bayram garip sey. Aslinda garip degildir belki ama garip geliyor bana. Tabii bayram garip degilse ben garip olmus oluyorum. O yuzden bayram garip. Sabah erkenden Sarkoy'e gidecegiz Elif ve Hakan'la. Bugun de dedelerdeydim. Sembusek yedim ama firinci sayesinde lahmacun gibi olmus birazcik.
konudan konuya atladim yine. Bayram garipligine doneyim. Orf, adet, anane filan bir yere kadar eyvallah ama boguyor beni yapmacikliklar. Gercekten hissedene lafim yok fakat umursamamasina karsin bugun bayram holololooy diyenlerin kafasini su dolu kovaya sokmak istiyorum uzun muddetli olarak.

15 Kasım 2010

ölçüpbiçme

bazı şeylerin değerini gereğinden fazla vermek iyi şey değil.

12 Kasım 2010

basit

Basit bir adamım ben
Adamlıktan değildir kasıt
Hayatın kıtırıdır maksadım
Sadece severim meselâ...
Öyle helezonik
Öyle imgesel düşünmem
Severim yeri ve kimsesi geldiğinde
Nasıl ki dünya üreme ve güç üzerineyse
Ben de öyle basitim
Sadece severim...
Bugünümde sonbaharımdayım
ve
Sadece seni seviyorum
İnanmıyorsun böylesine, biliyor gibiyim
Çünkü karmaşıksın
Çünkü sorgulamalardasın
Oysa basit her şey
Dünya iki şey üzerine
Bense sadece sen
Çok mu çözümsüz?..
Çok mu karmaşık?..
Varsın basit desinler bana
Severim ben
Sadece seni severim...

iki kere iki eşittir dört... bu kadar basit işte...

Ebru Yaşar Seçen
2010 kış

10 Kasım 2010

neararsıntanrıilearamda

Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hâli sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!

-Neyzen Tevfik

09 Kasım 2010

kiroyumamanaber

Sirf hiyarliktan yaziyorum. Metrobusteyim. İki sefer internet pakedi aldigim icin boyle kullanip duruyorum. Yoksa parama kiyar da laf olsun diye yazar miyim hic. İdman var bu aksam. Kickboks guzel sey.

kiroid

Bildigin gorgusuzum he. Kir pidesi yedim, gtalk kullandim, hesap odedim, blog okudum, halk ekmekten topcuk aldim, bunlari yaziyorum. Teknoloji tehlikeli ellere dustu galiba. Kork benden 3g

05 Kasım 2010

senbanabiriniandroid

on numara telefonmus he. cok sevdim kendisini

04 Kasım 2010

teknoloji

Oha nan. Telefondan girdim nete.  Sahane telefonum oldu benim de

çemençe

Böcelek'e kemençe aldım bugün. şimdilik haberi yok. akşam öğrenecek inşallah.
ben mi?
ohooo şimdiden çalmayı öğrendim bile. dileyene kemençe dersi verebilirim.

02 Kasım 2010

pembik

dün Böcek'e bilgisayar alındı. epey pembe hem de. aramızdaki ilişki Almanya ile olan gibi. o sevinince ben de sevinmiş oldum.
Vaio esprileri başlasın

01 Kasım 2010

müzikdenenmucize

Müzik denilen mucize

Albert Einstein'la ilgili bir kitap okuyorum son günlerde.
"Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir!" diyen dâhi fizikçi, aynı
zamanda büyük bir filozof.
Daha neler diyor neler:

Okul, aile ve toplum dahil, her türlü otoriteye başkaldıran Einstein
birisi için "Çok zeki adam. Acaba niye gidip de kendini bir siyasi
partiye adadı?" diye soruyor.
Uyumsuzluktaki uyumu araştırıyor.

Tek boyutlu, yaptığı işten başkasına aklı ermeyenlere inat; müzik de
biliyor felsefe de edebiyat da.

Bilimsel bir toplantıdan sonra onuruna verilen davette konuşma yapması
istenince "Ben derdimi böyle daha rahat anlatıyorum!" diyerek kemanla
Mozart'ın bir sonatını çalıyor.

Beethoven'in kendi bestesini yaptığını ama Mozart'ın müziğinin zaten
evrende varolan bir müziği yansıttığını söylüyor.

Ve çağın en büyük beyni, izafiyet teorisini nasıl geliştiriyor biliyor
musunuz: Işık zerrecikleri üzerine binip yolculuk yapmayı düşleyerek.
Elbette müzik eşliğinde.

***

Bir İspanyol filminde duyduğum hikâye doğa ve müzik ilişkisini harika
bir biçimde anlatıyordu:
Akordeon yüklü bir gemi batmış. Denizde yüzmeye başlayan akordeonlar,
dalgaların tuşlara dokunuşuyla ses çıkarmaya başlamışlar. Müzik
aletlerinin, batmadan önce denizle birlikte yazdıkları veda
şarkısıymış bu.

***

Hz. Davut çölde dolaşırken çok güzel bir ses duymuş. Oraya doğru
yürüdüğünde, ölmüş bir hayvanın bağırsağının çalılara takıldığını ve
rüzgârla ses verdiğini görmüş.
Sesini ona uydurup şarkı söylemeye başlamış.
İşte davudi ses deyimi burda gelir. Tiz, kulağa tornavida batıran
seslerle zevki adamakıllı bozulan Türkiye belki hatırlamaz ama bir
zamanlar erkeksi, davudi ses en kıymetli sesti.

***

Bu hikâyeleri duyunca iyi ki müzisyenim diyorum.
İyi ki Davut'un duyduğu gibi, bazı gerilmiş tellerden ses çıkarabiliyorum.

İyi ki şarkılar yazabiliyorum.
İyi ki dünyanın en iyi müzisyenleri bana eşlik ediyor.
İyi ki yazdığım şarkılar, müzik nehrine küçük birer damla olarak düştü.

İyi ki yarın Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda akşam sahneye çıkacağız yine.

İyi ki, insanın üstüne ıslak bir peştamal gibi yapışan havadan ve
yüreğimizi mengenelerle sıkıştıran siyasi atmosferden kurtulup,
binlerce aydınlık kişiyle birlikte şarkılarmızı söyleyeceğiz.

***

Müzik olmasa bu dünyanın zulmüne, hoyratlığına, kabalığına nasıl
dayanırdım bilmiyorum.

-Zülfü Livaneli

imamınşartıolmuş

İmanın şartı kaçtır?

Soru absürd mü?
Hiç değil.
Konumuz, din dersleriyle ilgili...
Devlet Bakanı Faruk Çelik'i tanımıyorum. Yazın Madımak Oteli'nin satın
alınmasıyla ilgili olarak sıcak bir telefon görüşmesi yaptık.
Alevi Çalıştayı da düzenleyen Bakan Çelik'in iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.
Ancak bazı konularda farklılıklarımız var.
Bakan Çelik diyor ki, "Aleviler niye din derslerine karşı olsun".
Klasik söylem var: "Sünni'nin de, Alevi'nin de Allah'ı, peygamberi,
kitabı bir; o halde bu ayrılık niye?"
Doğru bu konuda bir ayrılık yok.
Ama işte salt bu inanç benzerliği sorunu çözmüyor. Üstelik bu sadece
Alevi meselesi de değil.
Bakın bunu bir örnekle açıklamalıyım:
Önce size bir soru:
İmanın şartı kaçtır?
Devlet Bakanı Faruk Çelik'in yanıtıyla okullarda öğretilen din bilgisi
öğretmenlerinin yanıtı aynı olacaktır; imanın şartı altıdır:
Allah'a İman, Meleklere İman, Kitaplara İman, Peygamberlere İman,
Ahret gününe İman ve Kaderin Hayır ve Şerrin Allah'tan Olduğuna İman.
Bakınız:
Gazali'den tutun İmam Birgivi'ye kadar bu sorunun yanıtı hep aynıdır:
İmanın şartı altıdır.
Peki...
Bırakınız sadece Alevileri; Mutezile'den doğan tüm mezheplere,
görüşlere göre de imanın şartı altı mıdır?
İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, Ömer Hayyam, Farabi, İbn-i Arabi, Ömer
Sikkini, Hamza Bali, Hallac-ı Mansur, Baba İlyas, Şeyh Bedreddin'e
göre de imanın şartı altı mıdır? Değildir!
Bu İslamcı düşünürlere, mezheplere imanın altıncı şartını kabul ettiremezsiniz
Onlara göre Allah sadece yönetir; hayır ve şer Allah'tan gelmez. Allah
yarattıklarına niye eziyet etsin?
Kabul edin etmeyin onlar buna inanıyor.
Ayrıca...
Kuran-ı Kerim'de imanın şartı filan buyurulmaz. Yoktur böyle bir şey.
Bu şart 10'uncu yüzyılda ortaya çıktı.
"İmanın şartı altıdır" diyen kimdir:
Bağdat merkezli akılcı Mutezile felsefesine karşı çıkan, Eş'ari'dir.
Sadece Eş'ari felsefesine inananlar için imanın şartı altıdır.
Diğerleri için değildir.
Bu sadece bir örnek.
Yani öğretmen sınavda imanın şartı kaçtır diye sorsa, hangi öğrencinin
yanıtı doğru kabul edilecektir!?
Örnekler çok.
8'inci sınıflara öğretilen "kader" konusuna hiç girmeyelim.
Sayın Bakan kimsenin din dersiyle bir sorunu yok. Buna ateistler de
dahil; kim Dinler Tarihi'ni öğrenmek istemez?
Mesele, çocuklara sadece bir mezhebin öğretilmesidir.
Asıl sorun buradan çıkmaktadır.

-Soner Yalçın