28 Mayıs 2013

sessizliğinonuru

Bugün tüm haksızlıklara susanlar acaba yarın öbür gün çocukları sorduğunda ne diyebilecekler?

hakyiyenbokyesin

Son yıllarda memlekette gerçekleşen en doğru şey RedHack sanırım. Akıllılar, zekiler, çalışkanlar. Konuşuyorlar ama teneke gibi konuşmuyorlar. Önce iş yapıp ondan sonra yaptıklarının yarısı kadar konuşuyorlar. Ülke olarak sadece konuşanlara alışığız. İş yapmadan yalnızca şikayet etmek en büyük hünerimiz. Çok basit bile olsa hiçbir eylemde bulunmayan zavalılardan oluşuyor toplum. Yıllardır Ülker ürünü tüketmemem batıyor bazılarına. Ben çubuk krakerini yemedim diye firma batmaz ama en azından safımı belli ediyorum. Fakat bir gün her "ben" aynı tutumu gösterirse işte o zaman güzel günler göreceğiz. Onlar da görecek günlerini. Şimdi sesini çıkartmıyorsan yarın canın acıdığında hiç yeltenme. Dilin çoktan kesilmiş olacak. İşte RedHack deyince bunlar geliyor aklıma. İleride tarih kitaplarında isimleri büyük harflerle yazılacak bu eylemcilerin. Halkın uyanmasında çok önemli rolleri olacak. Gönül ister ki bilgim ve becerim yeterli olsa ve ben de hak yiyenlere yemeleri gerekenden vermelerine katkıda bulunabilsem. Elimden gelen sadece yayınladıkları belgelerinin yayılmasını sağlayabilmek. Yazıyorum ki yerimiz belli olsun.

sıkıldım

Epey canım sıkılıyor bu aralar. Hükümetten çıkan her seste hayata küsüyorum resmen. Tiksiniyorum hepsinden. Kanımızı emen asalaklardan nasıl kurtulacağız bilmiyorum. İnsanın elinden bir şey gelememesi, basının kör, politikacıların dilsiz olması ne acı. Patlama oluyor ama kimse haber alamıyor. 1 Mayıs'ta üstü kapalı sokağa çıkma yasağı uygulanıyor, köprüler kaldırılıyor, tüm seferler iptal ediliyor; polis göz göre göre vahşet uyguluyor -gaz bombası kullanım talimatı- ve hatta adam öldürmeye teşebbüste bulunuyor ama sesi çıkan herkes bir şekilde konuşmamış durumuna getiriliyor. Küçücük çocuklar tecavüzden ölüyor, ölse daha iyi konumuna getiriliyor ama suçluları ortalıkta geziniyor. Olmayan suçların üzerine yıkıldığı insanlar hapislere tıkılıyor. Suçları ortaya çıkartanlar suçlu olarak yargılanıyor, aranıyor. Suçu işleyenler ise mağdur edebiyatına sarılıyor. AVM yapmak için ağaçların canını alırken buna direnen insanları da gözaltına alıyorlar. Teröristbaşı bir katili barış elçisi göstermeye çalışıp altındaki köpeklere hiçkimseye verilmeyen haklar verilerek sınırdışında(!) mevzilenmelerine göz yumuluyor. Katiller güle oynaya giderken belki üç gün önce silah arkadaşı öldürülmüş çevik kuvvet ağaç suluyor. Ertesi gün hapının satılması reçeteye bağlanıyor. Kürtaj için bin dereden su getirtiliyor. Asgari maaş açlık sınırının altında. Âlkole saçmasapan kısıtlamalar getiriliyor. Öpüşen insanlar bıçaklanıyor. Dilsiz birisi tecavüze uğradığında çığlık atmadığı için rızası var sayılıyor. Küçücük çocuğa onlarca kişi tecavüz ediyor. Ne hikmetse ufacık çocuğun da rızası varmış. Serbest bırakılıyorlar. Çevremdeki herkes borçlu. Borçlu olmayan çok az bir kesim ise çok zengin. Orta hâlli insan galiba hiç kalmadı. Bankalar alenî olarak hırsızlık yapıyor ve bu yaptıklarına çok rahat kılıf uyduruyor. Sadece demeçlerine bakınca dahi yalan söylediği âşikâr olan başbakan var. Yıllarca Türkiye'den başka yerde yaşayamam herhalde diyen ben bile göçecek ülke bakar oldum. İmkânını bulursam muhtemelen ardıma bile bakmadan gideceğim. Çalışma koşulları daha hafif olsun istemiyorum. Biraz daha fazla adalet olsun yeter. Basın, yargı, meclis satın alınabilir olmasın. Sosyal hakkı olsun insanların. İnsanlar insan olsun. Epey canım sıkılıyor bu aralar.

27 Mayıs 2013

öhora

İETT Beyaz Masa şikayetlerinizi dinliyor.


Sayın Özgür Altun,
İlgili taşımacıya durak ihlali yaparak yolcu şikayetine sebebiyet vermesi nedeniyle Ö.H.O'ları çalışma yönergesinin 9.Maddesi gereği işlem yapılmıştır.Bilgilerinize rica ederim

23 Mayıs 2013

kimseyesöyleme

Ortaya bir şey çıkana kadar söylemeyeyim kimseye diyordum ama kapçık ağızlı olduğum için duyuruyorum şimdi. Focusrite Scarlett 2i2 ve AKG Perception 170 ile kayıtlara başlayacağım yakında. Kaç aya iş görür kayıtlar alabilirim bilmiyorum ama çalışmaya başlıyorum artık. Yıllardır istiyordum ama imkanlar denk gelmemişti bir türlü. Hayde vre rast gele!

lahmacunmüzikalitesi

Dün Marmara Üniversitesi'nin son tango derslerini yaptık. Madem son ders bari farklı olsun dedik ve Özgürlük Parkı'na gittik topluca. Bir önceki derste muhabbeti dönen lahmacun siparişini de netleştirdik. Parkta lahmacun yiyip tango müziği, orkestraları, ritim sayışı vs konuştuk. O sıcakta dört lahmacunu mideye indirmesem daha iyiydi herhalde ama bu göbek başka türlü büyümez. Mecburiyetten yiyorum.