24 Eylül 2014

yarışantangocular

Tango yarışmasına ne kadar karşı olduğumu duymayan kalmamıştır herhalde. Buna rağmen son iki Türkiye şampiyonasında da hakemdim. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demeyin diyemem. Ben de diyorum. Tek gerekçem "sistemin değişmesini istiyorsan önce dahil olup söz hakkı edinmelisin" düsturu. Her neyse.
Tango ya da sanat yarışmalarına daha sonra değinirim belki. Şimdi hafta sonu (21-IX-'14) yapılmış olan şampiyona ile ilgili biraz ahkâm keseyim.
Talep yine her zamanki gibi azdı. Yetişkinlerde 31 çift yarıştı. Büyükler ve minikler 7-8 çift, gençler 4, yıldızlar ise tek çift olarak yarışmaya dahil oldu.
Minikler yarışmaya katılmayacak denmişti geçtiğimiz aylarda ama maalesef yine katıldılar. Maalesef diyorum çünkü miniklerde yine tango yapan çift yoktu. Tango, o kadar küçük çocukların kolay kolay yapabileceği bir dans değil. Koreografik olarak tango yapabilirler, onu kabul ederim ama doğaçlama olarak bir şey yapmaları gerçekten zor. El kadar sabilerin hareketleri öğrenmesi, yönlendirmeyi öğrenmesi ve doğaçlama mantığını kavraması günümüz Türkiye koşullarında imkansıza yakın. Çocuğum dansçı olsun, küçücükken saatlerini dans için harcasın diyebilecek aile yok çevremde. Latinci çocuklara ikişer tango hareketi ezberlenip piste sürülmüş durumdaydı yine. Çocukların herhangi bir dalda yarıştırılıyor olması zaten ayıpken bir de kendi dalları dışında, bilgileri olmayan, becerileri gelişmemiş bir yarışmaya sokulması hoş gelmiyor.
Büyükler ile ilgili beklentilerim epey düşüktü. Beklediğimden çok daha iyi çıktılar. Derecelendirme ile ilgili şüphesi, itirazı olan duymadım. 1-2-3 bacağının hakkıyla dereceye girdi.
Yetişkinlerde sayı nispeten fazla olduğu, ve geçn arkadaşlar daha hırslı olduğu için çekişme de daha fazlaydı.
Isınma sırasında kesin birinci olurlar dediğim çift şaşırtmayıp birinci oldular ama ikinci ve üçüncü diye tahmin ettiğim çiftlerde ufak bir kayma oldu. Büyük ihtimalle ikinci olurlar dediğim çift altıncı oldu mesela (ufak kayma?). Son ana kadar ikinci olurlar derken gösterileri esnasında 3 ya da  4 olarak fikrimi değiştirdiğim doğrudur. Doğaçlama başarımları gayet güzelken kötü bir koreografi sundular. Doğaçlama başarımları nispeten daha sade olan çift ise çok güzel bir koreografi ile fikir değiştirtti ve dereceye girdiler. Yine de aklım diğer çiftte kaldı. Nasıl oldu da altıncı oldular anlamadım. Ufak tefek kaymalar çok normaldir ama bu kadar sapma varsa ya bende sorun var ya da diğer arkadaşlarda ya da masada. Bilemedim. Önce kendi zevkimi eleştirmem daha doğru olacak belki de.

Zevk demişken yarışmalar konusunda asıl takıntılı olduğum noktaya kısaca değineyim. Yarışma öncesi filan neye göre değerlendiriyorsunuz, ne yapsak artı puan alırız, hangi hareketler daha fazla puan getirir gibi sorular geliyor öğrencilerden. Yok öyle bir şey arkadaşlar. Orada disiplinden uzak, tamamen hakemin estetik keyfine göre puan veriliyor. İstersen 50 hareketi kusursuz oarak peşpeşe diz, hakemin hoşuna gitmediyse puan vermez. Bu nedenle hakem sayısı ne kadar çok artarsa o kadar genele hitap edilebilir. Keşke en az yarışmacı sayısı kadar hakem olabilse. Böyle olsa adil mi olacak, hayır. Yine birilerinin sanatsal zevkine göre başka birileri derecelendirilecek. Sanat, spor müsabakası gibi katı kurallara sahip değil. Olma şansı da pek yok. Sanattan uzaklaşır. Kaliteli spor sanat mıdır diye sorarsan evet derim ama ikisi arasındaki -kendimce-farkı şimdi açıklamaya üşendim.

Bu arada şununcu bununcu olan diyorum ama kişileri tanımadığımdan öyle diyorum. Asosyal bir tangocu olup kimseyle görüşmüyor olmamın artısını hakemlikte görüyorum iki seferdir. MHK başkanı Hakan Ağabey her toplantıda mutlaka "kendi öğrencinize ya da arkadaşınıza puan verirken eliniz titresin. Tekrar tekrar düşünün" diyor. Ben kimseyi tanımadığım için elim titremiyor. Hele bu yarışmada okul olarak hiçbir yarışmacımız olmadığından en fazla tanıdığım kişi Facebook'ta filan kazara bir duyurusunu filan gördüğüm, sokakta görsem muhtemelen tanımakta zorlanacağım kişilerdi. Kabul, abarttım ama düşünüyorum da sokakta görüp tanıyacağım kişi sayısı tüm kategoriler için toplam 4'ü geçmezdi. Önümüzdeki dönem için asosyalliği rafa kaldırmak gibi bir niyetim var ama yazarken öğrencilerin her sena başında bu dönem günlük çalışacağım, sınav zamanı sabahlama yapmayacağım demesi gibi bir his uyandırdı.

Gelelim biraz daha elle tutulur gözle görülür kulakla işitilir kısımlara. Soyunma odalarına girmedim bu sefer fakat çoğunluğun dediğine göre yetersiz, küçücük odalarmış. Organizasyon önceden bunları değerlendirip önlem almalıydı. Geçen seneki yarışmada olduğu gibi bir hırsızlık rezaleti filan duymadım. En azından güvenlik tedbiri daha iyiymiş diyebilirim. Pist zemini dans için uygundu bence. Sıkıntı yaşayan olmamıştır, olduysa da uygun ayakkabı giymemiştir diye düşünüyorum. Bir yarışmaya giderken en azından iki farklı ayakkabı götürmeyen yarışmacının ciddiyetinden şüphe ederim. Pabuçlar tek çeşit dğeil ki. Süet, kösele, lastik ve karışımları olarak türlü türlü taban var. Önlemini alman gerekiyor.
Müzik işi tam fiyaskoydu. Doğru tesisat kurulmadı ya da kurulamadı. O kısma hakim değilim. Tesisatın ekipmanları duruyordu ortalıkta ama bağlanmamışlardı. Tuvalette yüksek sesli müzik çalsa ancak böyle ses çıkardı. En fazla anons yapılabilecek tesisatla dans yarışması komik oldu. Yarışma esnasında müziğin birden fazla defa yarıda kesilmesi de yarışmacı açısında hiç hoş olmadı.
Soyunma ve bekleme yerlerinin yetersizliğinden dolayı bir sonraki turda yarışacak yarışmacıların pistin yanında bekleyip izliyor olması yanlıştı. Hele sürekli bağırıp çağıran minikler orada bulunmamalıydı. Dikkati dağılan yarışmacılara ve hakemlere şahit oldum.
Bir diğer noktada ise hakemler olarak çok fazla ayakta kaldığımızı düşünüyorum. Isınma turlarında dikilmeye başlayıp yalnız gösterilere kadar sadece ufak bir arada oturma şansımız vardı. Yorgunluk ve dikkat dağınıklığı arasında doğru orantı olduğu unutulmamalı. Öneri olarak bir sonraki yarışma için her turda hakemlerin yarısının pist etrafında eşit aralıklarla dizilmiş sandalyelerde oturması ve her turda yer değiştirilmesini sunayım.


El Mundial de Tango'ya bir şekilde katılma fırsatı olsa ayakları kıçına vura vura koşacak kişiler TDSF yarışma düzenlediği zaman seyirci olarak bile katılmıyor. Var böyle insanlar. İsim verip kimseye doğrudan giydirmiş olmayayım ama gerçekten var ve ikiyüzlüce geliyor bu tutum. Mundial'i geçtim, herhangi bir yurt dışı yarışmasına bile koşarak gidecek insanlar var. Bizde herkesin olayı ezkaza dereceye girersem reklamımı yapar, ekmeğini yerim oluyor. Dışarıya koşarak gidecek olan kişilerde -özellikle eğitmen olanlar- ise ya dereceye giremezsem korkusu var. Esnaf olarak düşünürsen çok doğal bir güdü aslında. Yurt dışı olduğunda ise kendi rakipleriyle yarışmayacak ve ola ki derece filan alırsa bilmem nerenin bilmem kaçıncısı diye unvan artışı yaşayacağı için koşar. Nasılsa oradakiler ticari ve ego bakımından rakibi değil. Dolayısıyla kazanamasa da sorun yok.
Bana Mundial teklifi gelse ne yaparım diye düşündüm bir yandan bunları yazarken. Önce "la yörü git başkasıyla eğlen" derim. Sahte organizasyon olabilir diye de düşünürüm; dansçı değilim ki yarışmaya gireyim. Sonra muhtemelen biraz düşünürüm. Beleşçi yanım devreye girer ve yolum, konaklamam filan karşılanacaksa girerim derim herhalde. Aksi halde ne işim olur. Anladığım kadarıyla çıkarcı herifin tekiymişim.
Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Sonradan aklıma gelen olursa ve üşenmezsem eklerim.
Kal sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sana hayranım özgür