28 Mayıs 2014

Tango Lesson filminden muhteşem bir tango dersi.

"Nothing. You should do nothing when you dance. Just follow, follow! Otherwise you block my freedom to move; you destroy my liberty... and then I cannot dance. I cannot dance! I can do nothing."
-Pablo Veron

16 Mayıs 2014

vasıfsız

insanlar çok garip gerçekten.
geçen gün televizyonda kahkaha terapisti diye bir şey gördüm mesela.
çıkıp 15 dakika boyunca kah kah kah kok koh koh yaptıtdı seyircilere. kadının asıl mesleği nedir hiçbir fikrim yok. titri kahkaha terapistiydi. araştırmadım gerisini. kilolu, yüzünün sağ tarafıyla ilgili bir sorun atlatmış hanımefendiydi. televizyondan görüp hemen bok atmak istemem fakat her kahkahası çok yapmacık geldi.
bunun yanında yaşam koçluğu diye muazzam bir meslek de var. etrafımda örnekleri de var. bakıyorum bakıyorum çözemiyorum. anlam veremiyorum pek fazla. mesleki anlamda öğütlerde bulunacak bir danışman olur, eyvallah ama yaşam koçu ne arkadaşım? çok mu geri kafalıyım bilmyiorum.
mesela psikolog ve psikolojik danışman ayrımını da anlayamıyorum. gördüğüm kadarıyla psikolojik danışmanlar da hemen hemen aynı işi yapıyor ama psikolog çok daha zor aşamalardan geçiyor sanki. rehber öğretmen filan tamam ama psikolojik danışmanlık kısmı kolpa geliyor. psikolojik durumlarla ilgili psikolog ve psikiyatrist vardır. diğer türlüsü sahte diplomalı psikolog gibi geliyor.
bunun yanında kendi mesleğimle ilgili de konuşayım. o kadar yetersiz eğitmenlerle karşılaşıyorum ki anlatamam. adam daha yaptığı şeyi anlatamazken bin tane anlamını kendisinin de detaylıca bilmediği terim sokarak laf salatası yapıyor.
işin komik tarafı bu adamlar ciddi paralar kazanıyor çoğu zaman.

bunları yazıyorum. bunları yazıp kendimi oyalamazsam öldürülen maden işçileri hakkında çok yazacağım. ne kadar çok yazarsam o kadar çok öfkeleneceğim. iyisi mi bugünü de geçiştireyim. aklım daha fazla yerine geldiğinde yazayım.
oyalanmam lazım.

gidikbilek

bileğimin ameliyatını erteleyen hekimleri saygıyla anıyorum sabahtan beri.

13 Mayıs 2014

Mahzun

Sevdiğim insanlara,
Kızabilirdim,
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı
Öğretmeseydi
-Orhan Veli

05 Mayıs 2014

modernkenefhatırası

çok saçma rüya gördüm dün gece.
öyle böyle saçma değil. tamamını anlatmayacağım ama bilgisayardan mı televizyondan mı ne TRT Okul açıköğretim dersi izlerken izlediğim yerdeki kişilere ben tuvalete gidip geliyorum diyorum. tuvalete giderken oranın aslında dans yarışması olduğunu görüyorum. tuvalet mahzen gibi yerlerden geçilerek ulaşılabiliyor. içeri girdiğimde Çırağan Sarayı kadar filan bir yerin çeşit çeşit tuvaletlere ayrıldığını görüyorum. öyle değişik tuvaletler var ki anlatılacak gibi değil. kimisinde yatarak yapıyorsun, kimisinin üzerinde taht gibi bir şey ar, kimisi bildiğimiz alaturka, pisuvarlar filan bir değişik, hatta bazıları su parkı gibi... her neyse bu kocaman alanda şuraya mı yapsam buraya mı yapsam diye düşünürken en sonunda lavabo gibi birini kestiriyorum gözüme. önü cam tamamen. alt katta girdiğim yer nasıl olduysa üst katlarda bir yere dönüşmüş. dışarıda da plaj soyunma kabinleri var. şehri tepeden görüyorum ama plaj da aynı hizada işte. işiyorum güzel güzel ama bir bakıyorum külot düşüyor. giymeye çalışıyorum olmuyor. sonra bir bakıyorum meğer don yerine Elif'in yelek gibi bir şeyini almışım. yelek ama dört kollu birisi için yelek. bacağımı geçirmeye çalışıyorum olmuyor, belime doluyorum boşluklardan her şey ortada kalıyor. tam o srada ders zili çalıyor ve tüm yarışmacılar kızlı erkekli karışık olarak kantine geliyor. evet, benim tuvaletin içinde kantin de varmış. buna şaşıracak halimiz yok herhalde. yeleğin kollarının birinden kafamı geçirip geri kalanı olduğu kadar üstüme doluyorum. niyeyse üstüm başım da çıkpal kalmış ben debelenirken. çok güzel hatunlar, gayet yakışıklı erkekler gelmeye başlıyor üzerime doğru. henüz beni fark etmiyorlar ama ben ne yapacağım diye diye ter içinde kalıyorum. hepsinin hocası mı, yarışmalarında hakem mi neyim galiba. üst mevkideyim onlara göre. o yüzden sıkıntı yapıyorum zaten. iyice yaklaştıklarında saklanacak yer bulamıyorum. dahiyane bir fikirle kafamdan geçirdiğim yeleği sezar gibi doluyorum üstüme ve haydi çıplak koşuyoruuuuuuuzz diye bağırarak koşmaya başlıyorum. yavuz hırsız misali utanmak yerine milleti galeyana getirmeye çalışıyorum. başarılı da oluyor. sonra ulan tayyip haklıymış. ne kadar rezilsen o kadar üste çıkmaya çalışınca yiyormuş millet diyorum. böyle bir garip olay.
rüya içinde de birbiriyle çok alakasız insanlar gördüm. herhalde 10 yıldır filan görmediğim Emre ile sohbet ediyorduk tuvalet girişinde. Serkan yatarak kullanılan tuvaleti övüyordu sanırım. Onur vardı. o da  İrlanda da tuvaletler hep böyle diyerek bir tuvaleti gösteriyordu. Orçun ve ney vardı ders kısmında. şimdi yazarken hatırlayamadım ama başka bir dünya insan vardı. değişikti.

içinde bunda daha fazla tuvalet geçen bir yazı daha yazamam herhalde.