27 Mayıs 2015

tarzanlamsız

Artık daha az önyargılı olmaya karar verdim.
Hep kınadığımız bu tarz sensin stil de sana girsin isimli yarışmanın sahne arkasında bir günüm geçti. Çok düzgün insanlar var la yarışmacılar içinde. En çok muhabbetim Mihriban ile oldu. Son sezona pek bakmadığım için (evet önceki sezonları denk geldikçe izliyordum) kim olduğunu hiç bilmiyordum ama tanıştığıma memnun olacağı birisiymiş. Erkek arkadaşı, kardeşi, ablası filan pek iyi insanlar.
Şimdi geleyim programın arkaplanına. Köle gibi çalıştırıyorlar tüm yarışmacıları. Set ekibi desen zaten hepten bitmiş durumda. Sabahın erken saatinden gece yarılarına kadar çalışıyorlar. Provalarda çalışmasıyla, hocasını dinlemesiyle filan vay be aslında mütevazı biriymiş dediğim İvana Sert programda yine hakim olmadığı konu hakkında bilirkişi gibi konuşup keşke fazla konuşmasa dedirtti. Niye bilmyiorum ama Uğurkan beyi televizyonda gördüğümden beri seviyordum. Gerçeğinde de sevdim. Adam olduğu gibi. Diğerlerini pek göremediğim için bir şey diyemiyorum.
Yarışmacıların ekran başında bunu babaannem bile giymez filan demesi genellikle yönetmen yönlendirmesiyle yapılan şeylermiş. Kuliste herkes birlikte. Ekran karşısındaki gibi filan çirkeflikler yok. Millet birbirine yardım edip aa pek güzel oldun şu bu diyorlar. Makyözler epey yoğun çalışıyor. Kamera, ses ve ışık zaten pert durumda. Seyirciler için amigo var ya. Alkışlasın diye getirilen teyzeleri adamın birisi yönlendiriyor sürekli. Pek değişik bir ortam. Arada seyircileri azarlıyorlar mesela. Arada çekim yapan kameraman sahnede takılıp yere düştü. Herkes yardıma koştu ama ilk olarak kameraman yerine kamerayı aldılar. Şükür ki çatlak kırık gibi ciddi bir sorun yaşamadı adam.
Daha bir sürü şey yazacaktım da sıkıldım yazarken. Pek zaman kaybı gibi geldi. Ani olarak kesiyorum.